DANIŞTAY
ALTINCI DAİRE
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Belediye Başkanlığı- ...
Dava konusu istem: İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsata ve projesine aykırı imalat yapıldığından bahisle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (ç) bentleri uyarınca mal sahibi sıfatıyla müteveffa ... ve varislerine toplam 4.996.260,07 TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Beyoğlu Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; imar para cezası verilebilmesi için idarelerce gerekli araştırmanın yapılarak mevzuata aykırı inşai faaliyeti yapan kişinin tespit edilmesi gerektiği, yapı sahibi ibaresinden, mevzuata aykırı yapıyı inşa eden kişinin anlaşılacağı, ruhsatsız yapılan yapının bulunduğu parselin maliki olunmasının, doğrudan yapı sahibi olduğu sonucu doğurmayacağı, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince, para cezasına konu yapıların kim ya da kimler tarafından yapıldığı tespit edilerek, gerçek yapı sahibi ya da sahipleri adına para cezası verilmesi gerektiği, mevzuata aykırı yapıyı inşa eden kişi veya kişiler tespit edilmeksizin parsel maliki olduğundan bahisle ... ve varislerine adına para cezası verilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu edilen encümen kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davanın ... Sulh hukuk mahkemesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla idare mahkemesi nezdinde dava açma yetkisi verilen ... terekesi resmi yönetim kurulunun tereke idare memurları tarafından açıldığı, tereke yönetim kurulunun tayin ettiği bir vekil olmadığı gibi dosyada vekaletname de bulunmadığı, dosyada davacı vekili olmadığı halde davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasın Kanuna aykırı olduğu, imara aykırı yapının ... ve varisleri tarafından yapıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu kararın dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararına ilişkin kısmının aşağıda belirtilen gerekçe ile onanmasına, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
...'in mirasçıları olan ..., ... ve ... vekilleri Av. ... tarafından; anılan mirasçıların davayı takip etmek istediklerine dair 28/07/2023 tarihli dilekçe verilmiş ise de; dava konusu işlem ile ... ve varislerine para cezası verildiği, ... adına verilen para cezasına karşı ... Terekesi Yönetim Kurulu tarafından dava açıldığı, ancak ...'in mirasçıları tarafından dava açılmadığı, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, dava konusu işlem ile ...'e verilen para cezasının yalnızca vefat eden ...'i ilgilendirdiği ve ...'e verilen para cezasının mirasçılardan tahsil edilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında, iş bu davanın ... adına düzenlenen para cezasının iptali istemiyle açıldığı ve ...'e verilen para cezasının ...'i ilgilendirdiği dikkate alındığında, iş bu davanın yalnızca vefat eden ...'i ilgilendiren dava olması sebebiyle adıgeçenlerin davayı takip etme istemi kabul edilmemiştir.
MADDİ OLAY:
... 05/08/2020 tarihinde vefat etmiştir.
14/08/2020 tarihli yapı tatil tutanağı ile ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsata ve projesine aykırı imalat yapıldığı tespit edilmiş, dava konusu ... tarih ve ... sayılı Beyoğlu Belediye Encümeni kararı ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (ç) bentleri uyarınca mal sahibi sıfatıyla müteveffa ... ve varislerine toplam 4.996.260,07 TL idari para cezası verilmiştir.
... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla ...'e ait terekeyi temsil etmek üzere idare memurlarına yetki verilmiş, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla, dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle dava açılması için yetki verilen idare memurları tarafından bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Beyoğlu Belediye Encümeni kararı ile ilgili olarak;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 589. maddesinde "Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re'sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. " hükmüne, ''Terekenin resmen yönetilmesi'' başlıklı 592. maddesinde, "Aşağıdaki hâllerde sulh hâkimi re'sen mirasın resmen yönetilmesine karar verir:
1. Mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci de bırakmaması
hâlinde menfaati gerektiriyorsa,
2. Mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri mirasçılık sıfatını yeterince
ispatlayamazsa veya bir mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olursa,
3. Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa,
4. Kanunda özel olarak öngörülmüşse.
Mirasbırakan terekenin tamamı üzerinde yetkili olmak üzere vasiyeti yerine getirme görevlisi atamış ise, önemli bir engel bulunmadıkça terekenin yönetimi ona verilir. Mirasbırakan velâyet veya vesayet altında idiyse; veli veya vasi bir sakınca olmadıkça terekenin yönetimiyle görevlendirilir. "hükmüne, "Görev, temsil ve sorumluluk'' başlıklı 593. maddesinde, terekeyi resmen yöneten sulh hakimi veya onun yönetimle görevlendirdiği kimsenin, resmen yönetme sebeplerinin ortadan kalkmasına ya da paylaştırmaya kadar, terekeyi hak sahiplerinin haklarının kaybına meydan vermeyecek biçimde iyi bir yönetici gibi özenle yönetmekle yükümlü olduğu, gereken koruma önlemlerinin alınması, mirasçıların menfaatlerine veya iyi bir yönetimin gereklerine uygun düştüğü takdirde terekedeki malların satılması, mirasbırakanın alacaklarının tahsili ve borçlarının ödenmesi için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olacağı, tereke yöneticisinin, görevine giren hususlarda miras ortaklığının temsilcisi olup, ortaklık aleyhine açılan davalarda ve yapılan icra takiplerinde ortaklığı temsil edeceği ve gereken hâllerde ortaklık adına dava açmaya, icra takibinde bulunmaya, davadan feragate, kabule, sulh olmaya ve tahkime yetkili olduğu, davaları ve takipleri mirasçılara ihbar edeceği kurala bağlanmıştır.
Türk Medeni Kanununun anılan hükümleri uyarınca, tereke mahkemesinin gözetimi ve denetimi ile tereke yöneticilerinin, terekeyi oluşturan tüm malvarlıklarının değerlerini koruma, paylaşıma dek hak sahiplerinin haklarını kaybetmelerine meydan vermeyecek şekilde özenle yönetmekle yükümlü oldukları ve bu doğrultuda gereken hallerde terekeyi ilgilendiren konularda tereke adına adına dava açmaya yetkili oldukları anlaşılmaktadır.
... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla ...'e ait terekenin resmen yönetilmesine karar verilmiş ve terekeyi yönetmek üzere üzere idare memurlarına yetki verilmiştir. ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla, dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle dava açılması için tereke yöneticilerine yetki verilmiş ve Türk Medeni Kanununun ilgili hükmü ile verilen tereke yöneticilerine dava açma yetkisi kapsamında mahkeme kararı ile görevlendirilen tereke yöneticileri tarafından dava açılmıştır. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile ...'e verilen para cezasının, terekeyi oluşturan malvarlıklarının değerini etkileyebileceği açık olduğundan, terekenin malvarlığının korunması adına dava açılabileceği açıktır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların Kişilik veya Niteliğinde Değişiklik" başlıklı 26. maddesinde; "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsidir” hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılamaması, başka bir anlatımla bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulamamasıdır. Anayasanın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.
Uyuşmazlıkta; ...'in 05/08/2020 tarihinde vefat ettiği, dava konusu ... tarih ve ... sayılı Beyoğlu Belediye Encümeni kararı ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ... ve varislerine para cezası verildiği dolayısıyla, dava konusu işlem ile vefat eden ... adına para cezası verildiği anlaşılmaktadır.
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, İmar Kanunu uyarınca verilen para cezası yalnızca para cezası verilen kişiyi ilgilendirdiğinden, cezaların şahsiliği prensibi uyarınca ölüm halinde, ölen kişi adına para cezası verilemeyeceği, ayrıca kaldı ki imara aykırılığı yapan kişinin para cezası verildikten sonra vefat etmesi halinde verilen para cezalarının mirasçılardan tahsil edilmesinin mümkün olmadığı da açıktır.
Bu durumda; ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği vefat eden kişi adına para cezası verilmesi mümkün olmadığından, 05/08/2020 tarihinde vefat eden ... adına vefat tarihinden sonra dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca para cezası verilmesinde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu bölge idare mahkemesi idari dava dairesi kararının anılan kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
Davanın vekalet ücretine ilişkin kısmına gelince;
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği hüküm altına alınmış olup, 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı düzenlenmesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla, dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle dava açılması için yetki verilen idare memurları tarafından bakılmakta olan dava açıldığı, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi üzerine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.040,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, yani davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiği görülmektedir.
Avukatlık Kanunun hükümlerine göre vekalet ücretine hükmedilebilmesi için davanın vekil sıfatıyla takip edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; avukat olan ... ve ...'ın ... Sulh Hukuk Mahkemesince idare memurları olarak görevlendirildiği, tereke yöneticisi sıfatıyla dava açan adıgeçenlerin vekil olarak tayin edilmediği, somut olayda vekalet ilişkisinin mevcut olmadığı, adıgeçenlerin terekenin vekili olduğuna dair vekaletnamenin de sunulmadığı dikkate alındığında dosyada vekalet ilişkisinin mevcut olmaması sebebiyle davacı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden, İdare Mahkemesi kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmında isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, temyize konu bölge idare mahkemesi idari dava dairesi kararının anılan kısmında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen ise reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
3. dava konusu ... tarih ve ... sayılı Beyoğlu Belediye Encümeni kararının iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
4. davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,
5. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/12/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8. maddesinde, her insanın hak ehliyetinin olduğu, 10. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetinin bulunduğu, 28. maddesinde de, kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayacağı ve ölümle sona ereceği kurallarına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ile yollamada bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 50. maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine (hak ehliyeti) sahip olan herkesin davada taraf olma ehliyetine de sahip olduğu, 51. maddesinde ise, dava ehliyetinin, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyeti) göre belirleneceği kurala bağlanmıştır. Anılan hükümler gereği ölmüş bir kişinin taraf ehliyeti bulunduğundan söz edilemeyeceğine göre, davanın açıldığı tarihten önce ölmüş olan kişi adına dava açılması mümkün değildir.
Uyuşmazlıkta; ...'in 05/08/2020 tarihinde vefat ettiği, vefat eden ... adına ... Terekesi Yönetim Kurulu tarafından 19/03/2021 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; ...'in dava açılmadan önce vefat etmiş olması nedeniyle hak ehliyetini ve hak ehliyetinin yargılama hukukuna yansıması olan davada taraf olma ehliyetini kaybettiği ve adına dava açılamayacağı gözetilerek, 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken İdare Mahkemesince hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığından, temyize konu bölge idare mahkemesi idari dava dairesi kararının anılan gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile, Daire kararına katılmıyorum