Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... sayılı, ... ada ... ve ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... ve ..., ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... ve ..., ... ada ..., ... ve ..., ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı parsellere yönelik ... sayılı parselasyon işleminin onaylanmasına dair Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.

... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, parselasyon planının düzenleme sınırının ve sahasının dayanağı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygun olarak belirlendiği, düzenleme sahasındaki parseller düzenleme ortaklık payı alınarak oluşturulduğundan ikinci kez kesinti yapılmadığı, imar planı değişikliğinde “Park” alanına ayrılan kısmın ise ... ada ... sayılı parselden terk yapılmak suretiyle karşılandığı, 2014 onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine dayalı olarak imar adalarının parsellere bölündüğü ve inşaata elverişli imar parsellerinin oluşturulduğu anlaşıldığından, dava konusu parselasyon işleminde dağıtım ilkelerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının sonucu itibariyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY: Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... sayılı, ... ada ... ve ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... ve ..., ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... ve ..., ... ada ..., ... ve ..., ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı parsellere yönelik ... sayılı parselasyon işleminin Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanması üzerine davacı Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemleri hakkında yetki, sebep, şekil konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırılı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14.maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15.maddenin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yer verilen yasa hükmünde ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" dokrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları, iptal davasına konu idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken haklarına göre idari yargı yerince belirlenmektedir.
İmar mevzuatına göre parselasyon işlemi, mevcut tapu kayıtları esas alınarak kadastro parsellerinin düzenlenmesi amacıyla yapılan subjektif nitelikte bir imar planı uygulama aracıdır.
Parselasyon işleminin mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren bireysel işlem olması nedeniyle, bu işleme karşı tapuda kayıtlı taşınmaz malikleri veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabilecektir. İşlemin niteliği gereği malik olmayanların, davacı belediye başkanlığı olsa bile parselasyon işlemine karşı dava açma hakkı bulunmadığından dava konusu parselasyon işlemiyle davacının yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle davanın reddine dair temyize konu kararda sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının temyiz isteminin reddine,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X): 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararın gerekçesini değiştirerek onayabileceği; 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 50. maddesinin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, Danıştayca verilen bozma kararına uymayarak kararında ısrar edebileceği belirtilmiş; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde de, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun idare mahkemelerinden verilen ısrar kararları ile idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği kurala bağlanmıştır.

Uyuşmazlık konusu olayda, davanın ehliyet bakımından reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince reddine karar verilmiştir. Temyize konu söz konusu kararda işin esasının incelendiği, ehliyet hususunda bir hüküm tesis edilmediği görülmektedir.
Davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kararın, içeriği ve sonuçları itibarıyla davanın reddine ilişkin karardan farklı olması nedeniyle bu gerekçe ile kararın onanması halinde karar veren İdari Dava Dairesinin davacının ehliyetli olduğu gerekçesiyle ilk kararında ısrar etme imkanı ortadan kalkacağından, yargılama yetkisinin usulüne uygun kullanımının sağlanması amacıyla, temyize konu kararın bozulmasına, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, değişik gerekçe ile onanmasına yönelik olarak verilen karara katılmıyorum.