DANIŞTAY
ALTINCI DAİRE
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN ÖZETİ: Mülkiyeti hazineye ait, Aydın ili, Kuşadası ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (Yeni ... ve ..., ... parseller) sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 29.05.2025 tarih ve 9920 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan ve 30.05.2025 tarih ve 32915 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı askı sürecinde yapılan itirazların reddine ilişkin 31.08.2025 tarihli, 33003 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30.08.2025 tarihli, 10331 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Uyuşmazlık konusu taşınmazın; bölgede denizle bağlantısı olan tek gölün hemen kenarında ve çevresi konut yapılaşmaları ile kuşatılmış yeşil alan (park) imar özelliğine sahip, ‘'dilek yarımadası–milli park’’ çevresinde, doğa, tarih ve kültür turizminin merkezinde yer aldığı, taşınmazın yapılaşmaya açılmasının burada bulunan göle, gölde barınan kanatlı hayvanlara ve bölgede bulunan özel bitki örtüsüne zarar vereceği, önceki plan değişikliklerinin iptaline ilişkin yargı kararları yok sayılarak, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile bölgeyi yine yapılaşmaya açan ‘’tercihli kullanım alanı’’ kararı getirildiği, alt ölçekli dava konusu planlarda ise ‘’konut alanı’’ kullanımının kaldırılması dışında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, dava konusu plan değişikliklerinin parçacı şekilde hazırlandığı, bütünüyle hatalı bir işlem olduğu, planlama alanında park alanlarının azaltıldığı gibi ticaret+turizm kullanım kararı doğrultusunda getirilen nüfusa karşılık Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 11. maddesi uyarınca ayrılması gereken sosyal donatı alanlarının ayrılmadığı, dava konusu plan değişikliklerine esas olacak herhangi bir kurum görüşünün alınmadığı, önceki imar planları hakkında yargı yerince verilen iptal kararı doğrultusunda taşınmazın yeniden yeşil alan olarak kamuya kazandırılması gerektiği, dava konusu planların, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve imar mevzuatına aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI: Davanın süresinde açılmadığı, davacının dava açmada hukuki menfaatinin bulunmadığı, dava dilekçesinin açık olmadığı, uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin önceki imar planlarının yargı kararları ile iptaline karar verilmesi üzerine alanın plansız kaldığı, dava konusu planlar ile yakın çevresindeki imar bütünlüğü, üst ölçekli plan kararları, ulaşım bağlantıları, yapı yoğunluğu, çevredeki yapılaşma koşulları gibi unsurlar ve yargı kararları göz önünde bulundurularak alt ölçekli planlarda önerilen, planlama alanına nüfus ve yoğunluk artışı getiren ‘’konut’’ kullanımının kaldırılarak kalıcı nüfusa neden olmayan ‘’ticaret+turizm alanı’’ kullanımı getirildiği, pasif yeşil alan niteliğindeki dava konusu alanın üzerinde ağaç vs. olmadığı, yıllarca çöp atık yeri olarak kullanıldığı, yerel gazetelere dahi haber olan bu durumdan bölge halkının muzdarip olduğu, tatil bölgesinde bulunan bu nitelikteki bir alanın deniz turizmine de açıkça zarar verdiği, kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi kapsamında, kamu yararının arttırılması amacıyla alana kentsel kullanım verilerek bölgeye kazandırılmasının hedeflendiği, taşınmaza ayrıcalıklı bir kullanım kararı getirilmediği, çevresinde de ‘’tercihli kullanım alanları’’ yer aldığı, plan kararı ile önerilen ‘’ticaret+turizm alanı’’ kullanımının; aynı zamanda bu alanlara hizmet edecek tamamlayıcı ve destekleyici sosyal altyapı alanlarını da içerecek, temel gereksinimlere yanıt verecek, mevcut ve yapılaşacak yazlık konutların ve bölge halkının günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek, nitelikli turizmi destekleyecek şekilde kamu yararı gözetilerek planlandığı, dava konusu imar planları hazırlanırken kurum görüşlerinin alındığı, araştırma raporlarının ve sosyal ve teknik altyapı değerlendirme raporlarının hazırlandığı, ilgili mevzuat uyarınca yapılan imar planı değişiklikleri kapsamında Cumhurbaşkanlığınca onay yetkisi sadece bu alanları kapsadığından bölgede eşdeğer yeni bir alan ayrılmasının hukuken mümkün olmadığı, planlama alanında nüfus artışı getirilmemiş olmasına rağmen alanın yaklaşık %40‘ının sosyal ve teknik altyapı alanı olarak ayrıldığı, dava konusu planların şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına, çevre imar bütünlüğüne ve imar mevzuatına uygun olduğu ileri sürülerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakimi ...'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Dava, mülkiyeti hazineye ait, Aydın ili, Kuşadası ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel (Yeni ... ve ..., ... parseller) sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 29.05.2025 tarih ve 9920 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan ve 30.05.2025 tarih ve 32915 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı askı sürecinde yapılan itirazların reddine ilişkin 31.08.2025 tarihli, 33003 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30.08.2025 tarihli, 10331 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında; Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış, 125. maddesinin üçüncü fıkrasında da; 40. maddedeki düzenlemenin devamı niteliğinde, "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrada: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinde ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hususu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurular için, 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 30 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması gerekir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinde ise Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu ve bu usule tabi işlemler bakımından Kanunun 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.
09.07.2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun'un 3. maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun hukuki varlığına son verilmişse de, aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile aynı Kanuna eklenen Geçici 29. madde ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.
Mevcut yasal durum itibariyle Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına göre, Cumhurbaşkanı tarafından bu kapsamda tesis edilen dava konusu imar planlarının onaylanması yolundaki karara karşı açılacak davanın da ivedi usulde görülmesi gerekmektedir.
Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.
İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesinde genel dava açma süresi düzenlenmiş, 11. maddesinde ise dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan istenilmesine izin veren idari başvuru yolu öngörülmüş, söz konusu idari başvurunun ise dava açma süresini durduracağı ve kalan sürede dava açabileceği belirtilmiştir.
Ancak nitelikleri gereği bazı idari işlemlere karşı yasalarla özel dava açma süreleri getirilmiş ve söz konusu 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun dava açma süresini etkilemeyeceği düzenlenmiştir.
2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü de bu kapsamda yer almaktadır. Anılan maddede ivedi yargılama usulüne tabi işlemlere karşı dava açma süresinin genel dava açma süresinden farklı olarak 30 (otuz) gün olduğu ve Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün değildir.
Bu doğrultuda, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun ilgililere, bildirilmemesi halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 29.05.2025 tarih ve 9920 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi olup bu işlemlere karşı 30 gün içerisinde dava açılabileceğinin düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planlarının ilan-askı tutanağında ve her türlü ilan araçlarında Anayasanın 40. maddesi gereğince ilgililere açıkça bildirilmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında bulunan, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait askı ilan tutanaklarının incelenmesinde, söz konusu imar planlarına yönelik açılabilecek davaların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinde yer alan "İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür." hükmüne tabi olduğunun ve aynı Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağının belirtildiği görüldüğünden, davacı idarenin dava konusu planların özel dava açma süresine tabi olduğu ve 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı yönünde bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken, genel dava açma süresinin değil, otuz günlük özel dava açma süresinin gözetilmesinin yanı sıra, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. madde hükmünün uygulanamayacağının dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 12.06.2025 tarihinden itibaren 30 gün süreyle, 1/5000 ölçekli nazım imar planının Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 12.06.2025 – 11.07.2025 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ise Kuşadası Belediye Başkanlığı tarafından 18.06.2025 – 18.07.2025 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süreleri içerisinde 27.06.2025 tarihinde planlara itiraz edildiği görüldüğünden, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planına yönelik askı tarihinin son günü olan 11.07.2025 tarihini, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına yönelik olarak ise askı süresinin son günü olan 18.07.2025 tarihini izleyen günden itibaren 30 günlük yasal dava açma süresinin son günleri olan 10.08.2025 ve 17.08.2025 tarihleri adli tatile, adli tatil bitimi olan 07.09.2025 tarihi ise pazar gününe rastladığından, en son 08.09.2025 tarihinde açılması gerekirken, 24.09.2025 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, 29.05.2025 tarih ve 9920 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı dava açma süresi geçirildikten sonra, 2577 sayılı Kanunun 11. Maddesi uyarınca bu planlara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 30.08.2025 tarihli, 10331 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının dava açma süresini yeniden canlandırmayacağı açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1.Davanın SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4.Kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde ve posta gideri avansından artan tutarın ise re'sen kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
, 27/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.