DANIŞTAY
ALTINCI DAİRE
DAVACININ İDDİALARI: Uyuşmazlık konusu uzun devreli revizyon plan değişikliğinde “sürdürülebilir kullanım bölgesi” kısmında Milli Park içerisinde köprü inşaatı ve bağlı olarak yol ve diğer inşaat işlemlerinin yer aldığı, bu inşaat iş ve işlemlerinin; doğal yapılar, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar ile ekosistemlerde bozulmalar, endemik türler ile diğer koruma statüsündeki türlerin yok olmasına neden olacağı, uygulamanın yasa ve yönetmelikler ile uluslararası sözleşmelere aykırılık oluşturduğu, yapılması öngörülen yaya asma köprü inşaat iş ve buna bağlı olarak yapılacak olan yol ve diğer işlemlerinin, Bern Sözleşmesi olarak bilinen “Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi'nin 4. maddesi ile 6/b ve 6/c madde hükümlerinin ihlali anlamını taşıdığı, Sözleşmenin "İstisna Durumlar” başlıklı 9. maddesinde köprü inşaat iş ve işlemlerinin yer almadığı, sürdürülebilir kullanım bölgesi'nde planlanan açık alan spor faaliyetleri kapsamındaki asma köprü yapımının oluşturacağı ağır tahribat nedeniyle Milli Parklar Yönetmeliğinin “Temel İlkeler” başlıklı 5. maddesi 3,4,5 ve 8. fıkralarına aykırılık oluşturduğu, ayrıca “Kara Avcılığı Kanununun 4. maddesine, Hayvanları Koruma Kanununun 10. maddesine, Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi'ne, Yabani Kuşların Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Direktifi'ne, Yabani Fauna, Flora ile Bunların Doğal Habitatlarının Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Habitat Direktifi'ne dayanılarak hazırlanmış olan Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe de aykırılık içerdiği, korunan alanlara yönelik olarak yapılacak yönetim planlarında dil ve uygulama birliğinin sağlanması için Bakanlık olur yazısı ile bildirilen 2012-9 sayılı Genelge ile oluşturulan bölgeler kapsamında uyuşmazlığa konu alanın milyonlarca yılda oluşan jeomorfolojik yapısı itibarıyla “hassas koruma bölgesi” özelliği taşıdığı, yapılması öngörülen köprü inşaat iş ve işlemlerinin alanın özgünlüğünü bozacak nitelikte olduğu, revizyon plan değişikliğinde “kontrollü kullanım bölgesi” olarak statü değişikliğine gidilmesinin Bakanlık olur yazısına aykırılık oluşturduğu, aslında 1/25.000 ölçekli Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı Planlama Raporunda da alanın hassas koruma bölgesinde kaldığının anlaşıldığı, hem biyolojik hem de sosyolojik açıdan ender özelliklere sahip olan alanın birçok bilim insanı için açık bir laboratuvar niteliği taşıdığı, üzerinde yapılacak köprü inşaat ve işlemlerinden alanın ciddi olarak etkileneceği ve telafisi imkansız zararlara neden olunacağı, dolayısıyla alan üzerinde köprü inşaatı iş ve işlemlerinin yapılmasının öncelikle koruma hedef alanları ayrılma esas ve usullerine açıkça aykırı olduğu, diğer yandan, revizyon planı değişikliğinin kendi içerisinde yer alan öncelikli koruma hedefleriyle çeliştiği ve plan hükümlerine aykırılık oluşturduğu, bu çerçevede plan için gerçekleştirilen analitik etüt ve sentez raporunda yörenin tüm boyutları ile incelenmesine rağmen bölgeleme yaklaşım anlayışını gizli bir şekilde değiştirildiği, yörede yapılacak köprü inşaatı ve işlemlerinin yaban hayatı açısından kızıl akbaba ekosistemlerini etkileyeceği, ayrıca uyuşmazlığa konu alan üzerinde 33 adet endemik bitki türünün olduğunun tespit edildiği, yapılacak köprü inşaatı iş ve işlemlerinin ekosisteme zarar vereceği ve bilimsel çalışmalara doğrudan aykırılık içereceği, plan hükümlerinde bir yandan milli parkın kaynak değerlerinin ve ekosistemlerinin korunması amaçlanırken diğer yandan yaratılacak insan potansiyeli ile doğal yaşamda olumsuz etkilerin ortaya çıkacağının göz ardı edildiği, dolayısıyla revizyon planın kendi içinde tutarsız ve planlama tekniği açısından kendi hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI: Davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve reddi gerektiği, mevzuat gereği uyuşmazlığa konu Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planının askıya çıkarılmadığı, uzun devreli revizyon gelişme planı hakkında ilgili kurumlara görüşleri sorulduğu ve alınan görüşler dikkate alınarak Bakanlık onayına sunulduğu, ayrıca davacı tarafından revizyon plana yönelik herhangi bir başvuru yapılmadığı, yaya asma köprülerin yapılması için tespit edilmiş alanların kontrollü kullanım bölgesinde Tazı Kanyonu Mevkisinde öngörülen günübirlik kullanım alanı içerisinde gösterildiği, ancak yaya asma köprülerin simgesel olarak bir gösterimi bulunmadığı ve sadece bu köprülere ilişkin açıklamalar yapıldığı, Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planında koruma bölgelerinin; “Koruma Alanlarında Koruma Bölgelerinin Belirlenmesi” konulu 28.02.2012 tarihli ve 400-201 sayılı Bakanlık olurunda “Mutlak Koruma Bölgesi”, “Hassas Koruma Bölgesi”, “Sürdürülebilir Kullanım Bölgesi” ve “Kontrollü Kullanım Bölgesi” başlıkları altında belirlenen kriterler esas alınarak hazırlandığı, Tazı Kanyonu'nun 02.06.2014 tarihinde onaylanan uzun devreli gelişme planında “Hassas Koruma Bölgesi” içerisinde gösterildiği ancak son yıllarda bu mevkiinin yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanıldığı, dolayısıyla kontrolsüz kullanımların önüne geçebilmek için bahse konu alanın “Kontrollü Kullanım Bölgesi” içerisinde “Günübirlik Kullanım Alanı (GB-5)” olarak önerildiği, bu alanda yapılacak olan tesislerin; uzun devreli gelişme revizyon planı planlama raporunun 2.3.4 sayılı “Kontrollü Kullanım Bölgesi” başlığı altında detaylı olarak belirtildiği, yaya asma köprülerinin “Günübirlik Kullanım Alanı (GB-5)” içerisinde kaldığı, bu köprülerden birinin Tazı Kanyonu üzerinde, diğerinin Kanyonun doğusundaki girinti üzerinde “Kontrollü Kullanım Bölgesi” olarak ayrılan alanda kaldığı, Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planında açık alan spor faaliyetlerinin “Sürdürülebilir Kullanım Bölgesi” içerisinde önerildiği ve bu spor faaliyetleri içerisinde asma köprü yapımına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, ancak dava dilekçesinde de yer verilen yaya asma köprülerinin “Kontrollü Kullanım Bölgesi” içerisinde Tazı Kanyonu mevkisindeki “Günübirlik Kullanım Alanında (GB-5)” kaldığı, planlama çalışmalarında uluslararası sözleşmelerdeki hususların dikkate alındığı, alandaki ekosistemlerin durumu dikkate alınarak bölgelerin belirlendiği, ilgili mevzuatlara aykırı bir durumun bulunmadığı, itiraza konu yaya asma köprülerinin başta kızıl akbaba olmak üzere diğer yaban hayvanlarının yaşam alanlarına bir müdahalenin olmadığı noktalarda önerildiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ... DÜŞÜNCESİ: Dava, Antalya ve Isparta illeri sınırları içinde kalan Köprülü Kanyon Milli Parkına ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığınca 05.10.2022 tarihinde onaylanan Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Antalya ili, Manavgat ve Serik ilçeleri ile Isparta ili, Sütçüler ilçesi sınırlarında bulunan ve Köprüçay Vadisi boyunca uzanan güzergâh üzerinde yer alan Çaltepe (Bolasan) Köyü ile Beykonak yerleşim alanları arasında kanyonlarla şekillenen ve yaklaşık 36.614 hektarlık büyüklüğe sahip alanın 12.12.1973 tarihinde “milli park” olarak ilan edildiği, bu alana ilişkin ilk uzun devreli gelişme planının 1977 tarihinde onaylandığı, anılan planın uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ve alanların dinamik yönetimine uyum sağlayamadığından bahisle hazırlanan “Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi” projesinin 01.08.2000 tarihinde yürürlüğe girdiği, bölgede yeniden Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planına ihtiyaç duyulması üzerine hazırlanan Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı Revizyonunun 02.06.2014 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girdiği, bu plan kararlarında, milli parkın; “Mutlak Koruma Bölgesi”, “Hassas Koruma Bölgesi”, “Sürdürülebilir Kullanım Bölgesi” ve “Kontrollü Kullanım Bölgesi” olarak dört bölgeye ayrıldığı ve Tazı Kanyonu içerisindeki alanın “Hassas Koruma Bölgesi” ve “Sürdürülebilir Kullanım Bölgesi” içerisinde yer aldığı, Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırının 24.02.2020 günlü, 2152 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilmesinden sonra dava konusu Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı değişikliğinin hazırlanarak onaylandığı anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda sonuç olarak özetle; Köprülü Kanyon Milli Parkının en önemli özelliğinin morfolojik olarak oluşum gösteren kanyon yapıları olduğu, bu yapıların bir yandan Toros Dağlarının bir parçası konumunda olması ve bir yandan da tektonizmanın etkisinde kalması ve hidrolojik süreçler sonucunda jeomorfolojik olarak oluşum göstermesi, milli park bütününde planlama alanının doğal yapısına özgün ana kaynak değerleri yanı sıra, alanla doğrudan ilişkili olan ve kanyon yapıları içinde akış gösteren yüzey suları ve bu yüzey sularını besleyen yeraltı-yüzey suları ile jeolojik ve hidrojeolojik oluşumlar ile hem jeolojik hem de görsel anlamda bölgede görülen kaya oluşumları ve ayrıca ender peyzaj değerlerine sahip olduğu; alanın orman ekosistemi, maki ekosistemi, kayalık ekosistemi, alpin ekosistemi ve kanyon ekosistemlerinden oluşan ve milli parkın alansal olarak neredeyse tamamını kaplayan karasal ekosistemler ile su içi ekosistemi ve su kenarı ekosisteminden oluşan sucul ekosistemlerin eşsiz zenginlikler sunduğu, alanın ekolojik, biyolojik, tarihi, kültürel, jeolojik, jeomorfolojik, karasal ve sucul peyzaj kaynak değerlerinin devamlılığının sağlanması için doğal yapısının öncelikli olarak korunması gerektiği, uyuşmazlığa konu olan alanın “Kontrollü Kullanım Bölgesi” içerisinde yer aldığı, bu bölgenin Mutlak Koruma Bölgeleri arasında doğal koridorlar, yoğun insan faaliyetlerinin görüldüğü alanlar ile önemli hedef türler ve habitatlar arasında “tampon” oluşturan koruma bölgesi olduğu, bu bölge içerisinde yerleşim alanları, giriş kontrol noktaları, idare ve ziyaretçi merkezi, günübirlik kullanım alanları, çadırlı kamp alanları ve otoparkların yer alabileceği, yoğun insan faaliyetlerinin etkilerinin hissedildiği alanın hassas ve mutlak koruma ile sürdürülebilir kullanım bölgelerinin sahip olduğu ekolojik ve biyolojik çeşitlilik, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar, karasal ve sucul peyzaj değerleri ve özelliklerini de kapsadığı, alana yapılması öngörülen işlevlerin bölgenin doğal yapısı ve özellikleri ile ana kaynak değerlerine uygun olmadığı, yoğun insan müdahalesi ile ekosistemler bazında bozulmaya doğru eğilim göstereceği, alanın ekolojik ve biyolojik çeşitlilik, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar, karasal ve sucul peyzaj değerlerini orta ve uzun vadede tahrip edeceği, Tazı Kanyonunun bir yakasından diğer yakasına geçmek üzere planlanan yaya asma köprüsünün Kontrollü Kullanım Bölgesi içinde öngörüldüğü, Günübirlik Kullanım Alanı (GB-5) olarak belirlenen alanda insan faaliyetleri sonucunda oluşan etkilerinin diğer bölgelere göre daha fazla gözlendiği, yaya asma köprüsü ya da köprülerinin uygulanması ve aynı zamanda yeni yol hattı açılması halinde uyuşmazlığa konu alanda izlenen kullanım yoğunluğunu çok daha fazla artıracağı ve bunun neticesinde Köprüçay Irmağı ve Tazı Kanyonu gibi doğal peyzaj değerlerinin tahribine, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumları ile ekosistemlerinde onarılması imkânsız bozulmalara ve ayrıca endemik türler ile diğer koruma statüsündeki türlerin zarar görmesine neden olabileceği, Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planında alanın en önemli kaynak değerlerinden biri olan dik duvarlı kanyonların Hassas Koruma Bölgesi kapsamında belirlendiği, Köprüçay Irmağının kanyonlar içinden çıkan karstik yer altı suları ile beslendiği, Milli Parkın sucul ekosistemini oluşturan bu kanyon-ırmak habitatının tatlı su balıkları yanında kuş türleri açısından da korunması gereken yaşama alanları olduğu, bu ekosistemin Hassas Koruma Bölgesi içinde planlanması ve kaynak değerlerine insan müdahale düzeyinin kontrol altına alınıp korunarak gelecek nesillere aktarımının doğru bir planlama yaklaşımı olduğu, planda statü değişikliği yapılarak Kontrollü Kullanım Bölgesi olarak belirlenen kısmının bölgeleme kriterlerine ve koruma ilkelerine uygun olmadığı, bu statü değişikliğinin, alanın sahip olduğu tür ve ekosistemlerin sürdürülebilirliği ile ekolojik ve biyolojik çeşitliliğinin korunmasını zedeleyeceği, doğal peyzaj değerlerinin devamlılığını sağlamayacağı, insan faaliyetlerinin bulunduğu sürdürülebilir ve kontrollü kullanım ile mutlak koruma bölgeleri arasında tampon bölge özelliğini kaybedeceği; planlama raporunda ve plan hükümlerinde bir yandan Köprülü Kanyon Milli Parkının sahip olduğu zengin kaynak değerlerinin ve ekosistemlerinin korunması hedeflenirken, diğer yandan daha fazla insan faaliyetlerine yer verilmesi ile doğal yaşamda olumsuz etkilerin oluşturulacağının göz ardı edildiği, uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliğinin kendi içinde tutarsız ve planlama tekniği ve esasları bakımından kendi plan kararları ile plan hükümlerine aykırı olduğu, Milli Parklar Kanunu'nda hükme bağlandığı gibi kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça ve aynı zamanda bu kesin hükme açıklık getirecek nitelikte bir plan(lama) gerekçesi olmadığı sürece, alanın tabii denge ve manzara bütünlüğünü bozacak ve çevrenin karakteri ve jeomorfolojik nitelikleri ile bağdaşmayacak yaya asma köprü inşaat iş ve işlemleri ile diğer işlemlerin yapılmasına izin verilemeyeceği, her ne suretle olursa olsun uyuşmazlığa konu nitelikte hiçbir yapı ve tesis kurulamayacağı ve işletilemeyeceği, dolayısıyla ekolojik, biyolojik ve sosyolojik açıdan ender özelliklere sahip olan ve konu ile ilgili bilimsel ve akademik çalışmalara “açık bir laboratuvar ortamı” sunan Tazı Kanyonu mevkisinde yapılması öngörülen yaya asma köprü inşaat iş ve işlemlerinin yürütüleceği alanın Kontrollü Kullanım Bölgesi olarak belirlenmesinin Milli Parklar Kanunu ve Yönetmeliği ile ilgili diğer yönetmeliklere, uluslararası sözleşmelere, belirlenen kriterlere, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı, görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; Köprülü Kanyon Milli Parkının en önemli özelliğinin morfolojik olarak oluşum gösteren kanyon yapıları olduğu, ekolojik, biyolojik, tarihi, kültürel, jeolojik, jeomorfolojik, karasal ve sucul peyzaj kaynak değerlerinin korunması amacıyla 02.06.2014 tarihili Uzun Devreli Gelişme Revizyon planında “Hassas Koruma Bölgesi” olarak belirlenmiş olan Tazı Kanyonunun bu niteliğini koruduğu, bu alanın kontrollü kullanım bölgesine alınarak bu alan için öngörülen "günübirlik kullanım alanı" içerisinde ye alacak işlevlerin (yerleşim alanları, giriş kontrol noktaları, idare ve ziyaretçi merkezi, günübirlik kullanım alanları, çadırlı kamp alanları, otoparklar gibi) ve kanyonda planlanan yaya asma köprüsü ya da köprüleri inşaatı ve köprü yapım aşamasında teknik zorunluluk olması halinde yeni yol hattı açılmasının bölgenin doğal yapısı ve özellikleri ile ana kaynak değerlerine uygun olmadığı, alanda izlenen kullanım yoğunluğunu çok daha fazla arttırarak alanın önemli doğal peyzaj değerlerinin tahribine, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumları ile ekosistemlerinde onarılması imkansız bozulmalara, endemik türler ile diğer koruma statüsündeki türlerin zarar görmesine neden olabileceği, diğer taraftan Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan önemli doğal özelliğe sahip mutlak koruma bölgeleri ile insan faaliyetlerinin bulunduğu sürdürülebilir ve kontrollü kullanım bölgeleri arasında tampon bölge özelliği gösterilen uyuşmazlık konusu alanın, hassas koruma bölgesinden, kontrollü kullanım bölgesine alınmasıyla, yoğun insan faaliyetlerinin bulunduğu sürdürülebilir ve kontrollü kullanım bölgeleri ile mutlak koruma bölgesi arasındaki tampon bölge özelliğinin kaybedileceği, hassas ve mutlak koruma bölgelerinin özelliklerinin olumsuz etkileneceği sonucuna varıldığından, dava konusu Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı Değişikliği ile Tazı kanyonu mevkisinin kontrollü kullanım bölgesi olarak belirlenmesi ve bu kapsamda alan içerisinde yaya asma köprüleri yapılmasının öngörülmesinde hukuka ve kamu yararına uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 05/10/2022 tarihinde onaylanan Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı Değişikliğinin Tazı Kanyonunun hassas koruma bölgesinden kontrollü kullanım bölgesine alınmasına ve bu alanda yaya asma köprüleri yapılmasının öngörülmesine ilişkin bölümlerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'in ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY: Antalya ili, Manavgat ve Serik ilçeleri ile Isparta ili, Sütçüler ilçesi sınırları dahilinde bulunan ve Köprüçay Vadisi boyunca uzanan güzergâh üzerinde yer alan Çaltepe (Bolasan) Köyü ile Beykonak yerleşim alanları arasında yaklaşık 14 km uzunluğunda olan ve bölgenin bazı kesimlerinde 100 m'yi aşan duvar yüksekliğinde kanyonlarla şekillenen ve yaklaşık 36.614 hektarlık büyüklüğe sahip alan, sahip olduğu doğal, kültürel ve rekreasyonel değerlerinden dolayı 6831 sayılı Orman Kanununun 25. maddesine göre 12.12.1973 tarihinde “milli park” olarak ilan edilmiş ve bu alanın korunması-yönetimi için ilk uzun devreli gelişme planı 1977 tarihinde onaylanmıştır.
Köprülü Kanyon Milli Parkının ilk uzun devreli gelişme planının uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ve alanların dinamik yönetimine uyum sağlayamadığından bahisle hazırlanan “Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi” projesi 01.08.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu proje kapsamında ülkemizde seçilen dört alandan biri olan Köprülü Kanyon Milli Parkında proje çalışmaları başlatılarak milli parkın doğal, tarihi, kültürel ve rekreasyonel kaynak değerlerinin geleceğe taşınması amacıyla “Sürdürülebilir Korunan Alan Yönetim Planı” tasarlanmış ancak bu plan da ilgili idarece uygulama sürecine aktarılamamıştır. Daha sonra, milli park alanı bütününde yaşayan nüfus ile sosyo-kültürel ve ekonomik durumları da göz önüne alınarak bu ihtiyaçlara cevap verecek şekilde yeniden Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planına (UDGP'na) ihtiyaç duyulduğundan “plan revizyonu” çalışmalarına başlanmıştır. Bu süreçten sonra, 28.02.2012 yılında Bakanlık oluru ile “koruma bölgeleri” kapsamında belirlenen “Bölgeleme Kriterleri ve Yönetim Maksatları” esas alınarak hazırlanan Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı Revizyonu (UDGRP) 02.06.2014 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Plan kararlarında, milli parkın; “Mutlak Koruma Bölgesi”, “Hassas Koruma Bölgesi”, “Sürdürülebilir Kullanım Bölgesi” ve “Kontrollü Kullanım Bölgesi” olarak dört bölgeye ayrıldığı ve Tazı Kanyonu içerisindeki alanın “Hassas Koruma Bölgesi” ve “Sürdürülebilir Kullanım Bölgesi” içerisinde yer aldığı görülmüştür.
Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırı, 2873 sayılı Milli Parklar Kanununun 3. maddesi doğrultusunda 24.02.2020 tarihli ve 2152 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile değiştirilmiş, yeni milli park sınırı 25.02.2020 tarihli ve 31050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış, bunu takiben Köprülü Kanyon Milli Parkının sahip olduğu kaynak değerlerinin korunması, geliştirilmesi ve devamlılığının sağlanması amacıyla koruma-kullanma dengesi gözetilerek arazi kullanım kararlarının alınmasına yönelik olarak uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliğinin hazırlanması sürecine başlanılmış, bu doğrultuda ... tarihli ve ... sayılı yazı ile ilgili kurumlara yazılı görüşler sorulmuş ve alınan yazılı görüşler dikkate alınarak 2873 sayılı Kanunun 4. maddesine dayanılarak hazırlanan Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı değişikliği 05.10.2022 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanmış, onay tarihi itibarıyla milli park sınırları içinde yapılacak olan faaliyetlerin Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı karar ve hükümleri ile plan paftası doğrultusunda yürütülmesi ve mezkur planların kurum görüşlerinin alındığı kurumlara dağıtımının yapılması hususları ... tarihli ve ... sayılı yazı ile Tarım ve Orman Bakanlığı 6. Bölge Müdürlüğüne bildirilmiştir.
Söz konusu Tarım ve Orman Bakanlığınca onaylanan 05.10.2022 tarihli Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı değişikliğinin iptali talebi ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Anayasanın 63. maddesi Devlet; tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlamak ve bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almakla görevlendirmiştir.
Anayasanın bu kuralını yaşama geçirmek üzere; yurdumuzdaki milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının seçilip belirlenmesi, özellik ve karakterleri bozulmadan korunması, geliştirilmesi ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemek amacıyla 11.08.1983 günlü, 18132 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
2873 sayılı Kanunun 1. maddesinde Kanunun amacının yurdumuzdaki milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının seçilip belirlenmesine, özellik ve karakterleri bozulmadan korunmasına, geliştirilmesine ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiştir.
Anılan Kanununun 2. maddesinde; Kanun kapsamına giren tabiat parçaları tanımlanmış olup, aynı maddenin (a) bendinde "Milli park", bilimsel ve estetik bakımdan, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak ve değerleriyle koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçası olarak tanımlanmış; Kanunun 3. maddesinde, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca millî park karakterine sahip olduğu tespit edilen alanların Cumhurbaşkanı kararı ile millî park olarak belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun "İşletme" başlıklı 4.maddesinde; "Bu Kanun hükümlerine göre milli park olarak belirlenen yerlerin özellik ve nitelikleri gözönünde tutularak, koruma ve kullanma amaçlarını gerçekleştirmek üzere, kuruluş, geliştirme ve işletilmelerini kapsayan gelişme planı, ilgili bakanlıkların olumlu görüşleri ve gerektiğinde fiili katkılarıyla, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca hazırlanır ve yürürlüğe konur. Gelişme planı uyarınca iskan ve yapılaşmaya konu olacak yerler için, imar mevzuatına göre imar uygulama planları, milli park gelişme planı hüküm ve kararlarına uygun olarak hazırlanır veya hazırlattırılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile yürürlüğe konulur. Üçüncü madde hükümleri uyarınca tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanı olarak belirlenen yerler için gerekli projeler, Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınarak Orman ve Su İşleri Bakanlığınca hazırlanır ve yürürlüğe konur. Bu Kanun kapsamına giren yerlerdeki turizm bölge, alan ve merkezlerinde, turizm yatırımlarına ilişkin plan kararları Çevre ve Şehircilik ile Orman ve Su İşleri Bakanlıklarının görüşü alınarak sonuçlandırılır. " hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 22. maddesine dayanılarak çıkarılan Milli Parklar Yönetmeliğinin 12. maddesinde, "Milli Park uzun devreli gelişme planı uyarınca iskan ve yapılaşmaya konu olan yerler için, mahalli gelişme planı karakterindeki, imar mevzuatına uygun imar uygulama planları, milli park uzun devreli gelişme planı hüküm ve kararlarına uygun olarak, hazırlanır veya hazırlattırılır, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayı ile yürürlüğe girer." düzenlemesi yer almaktadır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde ; Uzun devreli gelişme planı:"Milli parklar, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar gibi korunan alanın sahip olduğu özellik ve nitelikleri göz önünde tutarak kaynak değerlerinin korunması, geliştirilmesi ve uzun dönemde sürdürülebilirliğinin sağlanması için teknik, sosyal, ekonomik, eylem ve yönetim modellerinin belirlendiği, ilişkilerin kurulduğu, bölgelemeye dayalı ekosistem yaklaşımlı planı" olarak tanımlanmış
ve aynı Yönetmeliğin 6. maddesininin 7. fıkrasında, "Uzun devreli gelişme planı, ulaşım ana planı ve diğer özel amaçlı plan ve projeler; mekânsal planlama kademelenmesinde yer almayan, planlara girdi sağlayan ve imar planı kararlarına veri oluşturan veya gerektiğinde mekânsal planların uygulanmasına yönelik araç ve ayrıntıları da içerebilen, stratejik plan yaklaşımı ile gerektiğinde şematik ve grafik planlama dili kullanılarak yapılan, plan paftası, eylem planı ve planlama raporu ile bütün olan çalışmalardır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (s) bendinde; Uzun Devreli Gelişme Planı: Milli park olarak belirlenen yerlerin özellik ve nitelikleri göz önünde tutularak, koruma ve kullanma amaçlarını gerçekleştirmek üzere, kuruluş, geliştirme ve işletilmelerini kapsayan ve 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamı dışındaki gelişme planları olarak tanımlanmıştır.
Tarım ve Orman Bakanlığı (işlem tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı) Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün 28.02.2012 tarihli, 201 sayılı "Korunan Alanlarda Koruma Bölgelerinin Belirlenmesi" konulu Genelgesinde, Bakanlığın sorumlu olduğu korunan alanlarda koruma maksatlarına ulaşmak için koruma kriterlerinde dil ve uygulama birliğini sağlamak için bölgeleme kriterleri ve maksatları belirlenmiş; mutlak koruma bölgesi, hassas koruma bölgesi, sürdürülebilir kullanım bölgesi, kontrollü kullanım bölgesi ve tampon bölge olmak üzere beş adet bölgeleme kriteri belirlenerek planlama süreci devam eden korunan alanların uzun devreli gelişme planları ve yönetim planlarının belirlenen koruma bölgeleri sistemine göre belirlenmesi ve planı onaylanmış koruma alanları için planların belirlenen koruma bölgelerine göre revize edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Anılan Genelgede Kontrollü Kullanım Bölgesi;" Korunan alanlar içinde yer alan turizm ve rekreasyon alanları, yerleşim yerlerinin yer aldığı alanlar" Yönetim Maksadı: Korunan Alanların turizm ve rekreasyon hizmetinden ziyaretçilerin faydalanmasını ve korunan alan içerisindeki mevcut yerleşim alanlarında planlı gelişimi sağlamak, Belirleme Kriterleri; iskan ve yapılaşmaya konu olmak, turizm ve rekreasyon potansiyeline sahip olmak" şeklinde tanımlanmıştır.
Usül yönünden;Davalı tarafından, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Süre aşımı itirazına ilişkin olarak;Mekansal planlar kademelenmesinde yer almayan, niteliği itibarıyla özel bir kanunda düzenlenen, mekansal planlara girdi sağlayan ve imar planı kararlarına veri oluşturan uzun devreli gelişme planının 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında yer alan mekansal planlar olarak tanımlanmamış olması ve özel olarak askıya çıkarılacağına dair bir düzenlenme bulunmaması nedeniyle söz konusu planın askıda ilan edilmesinin işlemin şekil unsuru yönünden zorunluluk arz etmediği, davacı Dernek tarafından dava konusu uzun devreli gelişme planının Tarım ve Orman Bakanlığının Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve ilgili birimlerine yazılan ... tarihli ... sayılı yazısı ile öğrenmeleri üzerine açıldığı belirtildiğinden öğrenme tarihinden itibaren dava açma süresi içinde 5.12.2022 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Davacı Türkiye Ormancılar Derneği Tüzüğünün 3. maddesinde “Derneğin amacı; ülkede orman, doğa ve çevre sevgisinin yayılmasını, kökleşmesini, kamu oyunun bilinçlendirilmesini, ormancılık bilim ve tekniğinin ilerlemesini sağlamak, ormancılık sorunlarının yurt, ulus gereksinmeleri ve kamu yararı gözetilerek bilimsel ilkelere göre çözümüne çalışmak, orman alanlarının daralmasına ve ormanların ormancılık bilim ve tekniğine aykırı yönetilmesine neden olacak her türlü girişimi önlemeye yönelik savaşım vermek, doğal kaynakları korumak, ormancılar ve orman severler arasında bağlılığı, dayanışmayı ve yardımlaşmayı güçlendirmek” olarak sayılmış, Tüzüğün 4.maddesinde “Dernek bu amaçları gerçekleştirmek için; -Türkiyede orman kurulması, korunması, bakım ve değerlendirilmesi işlerini özendirir. Bu işlerle uğraşanlara teknik ve ekonomik yolları gösterir...-Üyelerin mesleki hak, yetki ve çıkarlarını korumaya ve geliştirmeye çalışır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda, dava konusu uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliği ile sürdürülebilir kullanım bölgesi içinde planlanan açık alan spor faaliyetleri kapsamında kanyonun bir yakasından diğer yakasına geçmek üzere kanyona dik olarak yaya asma köprüleri yapılmasına imkan verildiği, milli park alanında köprü ve buna bağlı yol ve diğer inşaatların yapılmasının alanın doğal yapısını bozacağı, iddialarıyla dava açan davacı Derneğin Tüzüğünde belirtilen amaçlar dikkate alındığında davayı açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Esas yönünden;
Dava konusu Antalya ve Isparta illerinin sınırları içinde kalan Köprülü Kanyon Milli Parkına ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığınca 05/10/2022 tarihinde onaylanan Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planını değişikliklerinin; alanın "milli park" olduğu hususu da göz önünde bulundurularak planlarla getirilen işlevlerin alanın doğal yapısı ve özelliklerine uygun olup olmadığının, davacı tarafından ileri sürülen uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliği ile sürdürülebilir kullanım bölgesi içinde planlanan açık alan spor faaliyetleri kapsamında kanyonun bir yakasından diğer yakasına geçmek üzere planlanan yaya asma köprüsünün sürdürülebilir kullanım bölgesinde bulunup bulunmadığının ve yapılacak köprü inşaatının ekosisteme zarar verip vermeyeceğinin, Tazı Kanyonunun, jeomorfolojik yapısı itibarıyla "hassas koruma bölgesi" özelliğinde olan ve dava konusu plan revizyonu değişikliği ile statü değişikliği yapılarak "kontrollü kullanım bölgesi" olarak belirlenen kısmının bölgeleme kriterlerine ve koruma ilkelerine uygun olup olmadığının, dava dilekçesinde yer alan iddiaların tek tek değerlendirilmesi suretiyle iddia edilen konular hakkında uyuşmazlık konusu uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliği kapsamında düzenleme yapılıp yapılmadığının uyuşmazlık konusu uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliğinin uluslararası sözleşmelere, Milli Parklar Kanunu, Milli Parklar Yönetmeliği, Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğe, Bakanlık olurunda belirlenen kriterlere şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığının tespiti amacıyla Naip üye ... tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ...'un katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 18.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda özet olarak;
"*Köprülü Kanyon Milli Parkının en önemli özelliğinin morfolojik olarak oluşum gösteren kanyon yapıları olduğu, bu yapıların bir yandan Toros Dağlarının bir parçası konumunda olması ve bir yandan da tektonizmanın etkisinde kalması ve hidrolojik süreçler sonucunda jeomorfolojik olarak oluşum göstermesi, milli park bütününde planlama alanının doğal yapısına özgün ana kaynak değerleri yanı sıra, alanla doğrudan ilişkili olan ve kanyon yapıları içinde akış gösteren yüzey suları ve bu yüzey sularını besleyen yeraltı-yüzey suları ile jeolojik ve hidrojeolojik oluşumlar ile hem jeolojik hem de görsel anlamda bölgede görülen kaya oluşumları ve ayrıca ender peyzaj değerlerine sahip olduğu,
*Ayrıca alanın orman ekosistemi, maki ekosistemi, kayalık ekosistemi, alpin ekosistemi ve kanyon ekosistemlerinden oluşan ve milli parkın alansal olarak neredeyse tamamını kaplayan karasal ekosistemler ile su içi ekosistemi ve su kenarı ekosisteminden oluşan sucul ekosistemlerin eşsiz zenginlikler sunduğu, bu ekosistemlerin çeşitliğinin; alanın biyolojik çeşitliliği, flora ve faunasını oluşturan türlerin çeşitliliğini de yansıttığı, alanın ekolojik, biyolojik, tarihi, kültürel, jeolojik, jeomorfolojik, karasal ve sucul peyzaj kaynak değerlerinin devamlılığının sağlanması için doğal yapısının öncelikli olarak korunması gerektiği,
*Uyuşmazlığa konu olan alanın “Kontrollü Kullanım Bölgesi” içerisinde yer aldığı, bu bölge içerisinde yerleşim alanları, giriş kontrol noktaları, idare ve ziyaretçi merkezi, günübirlik kullanım alanları, çadırlı kamp alanları ve otoparkların yer alabileceği, yoğun insan faaliyetlerinin etkilerinin hissedildiği alanın hassas ve mutlak koruma ile sürdürülebilir kullanım bölgelerinin sahip olduğu ekolojik ve biyolojik çeşitlilik, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar, karasal ve sucul peyzaj değerleri ve özelliklerini de kapsadığı,
*Alana yapılması öngörülen işlevlerin bölgenin doğal yapısı ve özellikleri ile ana kaynak değerlerine uygun olmadığı, yoğun insan müdahalesi ile ekosistemler bazında bozulmaya doğru eğilim göstereceği, alanın ekolojik ve biyolojik çeşitlilik, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar, karasal ve sucul peyzaj değerlerini orta ve uzun vadede tahrip edeceği,
*Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı değişikliğinde Sürdürülebilir Kullanım Bölgesinde planlanan kullanım alanları kapsamında yaya asma köprü inşaatı işi ve buna bağlı olarak geliştirilecek yol ve diğer inşaat işlemlerinin bulunmadığı, Tazı Kanyonunun bir yakasından diğer yakasına geçmek üzere planlanan yaya asma köprüsünün Kontrollü Kullanım Bölgesi içinde öngörüldüğü, Günübirlik Kullanım Alanı (GB-5) olarak belirlenen alanda insan faaliyetleri sonucunda oluşan etkilerinin diğer bölgelere göre daha fazla gözlendiği, yaya asma köprüsü ya da köprülerinin uygulanması ve aynı zamanda yeni yol hattı açılması halinde uyuşmazlığa konu alanda izlenen kullanım yoğunluğunu çok daha fazla artıracağı ve bunun neticesinde Köprüçay Irmağı ve Tazı Kanyonu gibi doğal peyzaj değerlerinin tahribine, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumları ile ekosistemlerinde onarılması imkânsız bozulmalara ve ayrıca endemik türler ile diğer koruma statüsündeki türlerin zarar görmesine neden olabileceği,
*02.06.2014 tarihinde onaylanan Uzun devreli Gelişme Revizyon planında Tazı Kanyonunun jeolojik ve jeomorfolojik yapısı itibariyle “Hassas Koruma Bölgesi” özelliğinde olduğu, bu bölgede doğal Karaçam-Sedir-Göknar ormanlarının insan müdahalesi görmüş bölümleri, Alpin Ekosistemi, Yaban Keçisi ve akbabaların ana habitatları, Oluk Köprü kanyonu üst kanyonlardan Kırmızı Benekli Alabalığın yumurta bıraktığı, larvalarının çıktığı ve beslendiği alanlar, Kanyonlar ve diğer hassas jeomorfolojik oluşumların yer aldığı, bu bölgenin Mutlak Koruma Bölgeleri arasında doğal koridorlar, yoğun insan faaliyetlerinin görüldüğü alanlar ile önemli hedef türler ve habitatlar arasında “tampon” oluşturan koruma bölgesi olduğu,
* Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planında alanın en önemli kaynak değerlerinden biri olan dik duvarlı kanyonların Hassas Koruma Bölgesi kapsamında belirlendiği, Köprüçay Irmağının kanyonlar içinden çıkan karstik yer altı suları ile beslendiği, Milli Parkın sucul ekosistemini oluşturan bu kanyon-ırmak habitatının tatlı su balıkları yanında kuş türleri açısından da korunması gereken yaşama alanları olduğu, bu ekosistemin Hassas Koruma Bölgesi içinde planlanması ve kaynak değerlerine insan müdahale düzeyinin kontrol altına alınıp korunarak gelecek nesillere aktarımının doğru bir planlama yaklaşımı olduğu,
* 05.10.2022 tarihinde onaylanan Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Revizyon Plan değişikliği ile Hassas Koruma Bölgesi özelliğinde olan ve planda statü değişikliği yapılarak Kontrollü Kullanım Bölgesi olarak belirlenen kısmının bölgeleme kriterlerine ve koruma ilkelerine uygun olmadığı, bu statü değişikliğinin, alanın sahip olduğu tür ve ekosistemlerin sürdürülebilirliği ile ekolojik ve biyolojik çeşitliliğinin korunmasını zedeleyeceği, doğal peyzaj değerlerinin devamlılığını sağlamayacağı, insan faaliyetlerinin bulunduğu sürdürülebilir ve kontrollü kullanım ile mutlak koruma bölgeleri arasında tampon bölge özelliğini kaybedeceği,
* Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Revzyon Plan değişikliğinin askıya çıkarılmamasında herhangi bir olumsuzluk ya da ilgili mevzuat hükümlerine uyumsuzluk olmadığı, ilgili mevzuatta uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliğinin askıya çıkarılması gerektiğine ilişkin bir hüküm yer almadığı,
* Uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliğine yönelik yapılan tüm iddialar birlikte değerlendirildiğinde; planlama raporunda ve plan hükümlerinde bir yandan Köprülü Kanyon Milli Parkının sahip olduğu zengin kaynak değerlerinin ve ekosistemlerinin korunması hedeflenirken, diğer yandan daha fazla insan faaliyetlerine yer verilmesi ile doğal yaşamda olumsuz etkilerin oluşturulacağının göz ardı edildiği, Uzun devreli gelişme revizyon planı değişikliğinin kendi içinde tutarsız ve planlama tekniği ve esasları bakımından kendi plan kararları ile plan hükümlerine aykırı olduğu, dolayısıyla Uzun devreli gelişme revizyon planı kapsamında düzenleme ya da değişikliğe gidilmediği,
*Milli Parklar Kanununda hükme bağlandığı gibi kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça ve aynı zamanda bu kesin hükme açıklık getirecek nitelikte bir plan(lama) gerekçesi olmadığı sürece, alanın tabii denge ve manzara bütünlüğünü bozacak ve çevrenin karakteri ve jeomorfolojik nitelikleri ile bağdaşmayacak yaya asma köprü inşaat iş ve işlemleri ile diğer işlemlerin yapılmasına izin verilemeyeceği, her ne suretle olursa olsun uyuşmazlığa konu nitelikte hiçbir yapı ve tesis kurulamayacağı ve işletilemeyeceği,
* Dolayısıyla ekolojik, biyolojik ve sosyolojik açıdan ender özelliklere sahip olan ve konu ile ilgili bilimsel ve akademik çalışmalara “açık bir laboratuvar ortamı” sunan Tazı Kanyonu mevkisinde yapılması öngörülen yaya asma köprü inşaat iş ve işlemlerinin yürütüleceği alanın Kontrollü Kullanım Bölgesi olarak belirlenmesinin Milli Parklar Kanunu ve Yönetmeliği ile ilgili diğer yönetmeliklere, uluslararası sözleşmelere, belirlenen kriterlere, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı," tespitlerine yer verilmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda belirtilen görüş ve değerlendirmeler, davalı idare tarafından yapılan itirazlar ve davacı beyanları ile birlikte değerlendirilmiştir.
Uyuşmazlık konusu Köprülü Kanyon Uzun Devreli Gelişme Planı değişikliği ile Tazı Kanyonu ve anılan kanyonun doğusunda yaya asma köprüleri yapılmasına ilişkin düzenlemeler yapılmış ve Tazı Kanyonunun bölgeleme kriteri hassas koruma bölgesinden kontrollü kullanım bölgesine dönüştürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Tazı Kanyonunda Hassas Koruma Bölgesinin Kontrollü Kullanım Bölgesine Dönüştürülmesi yönünden,
Dava konusu uzun devreli gelişme planı hükümlerinin giriş kısmında; milli park kavramının, tehdit altındaki doğal alanların daha etkin korunması-yönetimi için yasal bir araç olarak ortaya çıktığı, kısa sürede benimsenen bu kavram çerçevesinde, korunacak doğal alanların belirlenmesine başlandığı, bu tür alanlar için fiziksel bir takım ölçüt ve göstergelerin de geliştirildiği, milli parkların doğal faktörlere ve insan etkilerine açık dinamik alanlar olduğu, milli park alanlarında; biyolojik çeşitliliğin ve verimliliğin sürdürülmesi, doğal, tarihi, kültürel ve rekreasyonel kaynak değerlerinin koruma-kullanma dengesi sağlanarak gelecek nesillere aktarılması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması, alanda yaşayan insanlar ve ilgili taraflar arasında kapsamlı bir anlaşma sağlanması, alanın yönetim modelinin oluşturularak var olan ya da olabilecek sorunların engellenmesi, milli ve milletler arası ender bulunan doğal ve kültürel kaynak değerlerinin koruma- kullanma dengesi gözetilerek belirli bir plan dâhilinde sürdürülebilir korunması, yönetimi ve kullanımını sağlamak amacıyla uzun devreli gelişme planı çalışmaları yapıldığı, bu kapsamda hazırlanan Köprülü Kanyon Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planında; bilimsel dayanakları olan ve farklı uzman gruplarının yaptığı literatür taramaları ve yerinde arazi çalışmaları neticesinde elde edilen verilere dayanılarak oluşturulan teknik raporlardan oluşan bir bütün olduğu, uzun devreli gelişme planının uygulanmasındaki sorunlar ve alanların dinamik yönetimine uyum sağlayamaması nedeni ile revize edilmesi gerektiği dünyada yeni bir anlayış olan korunan alanların uzun dönem yönetim planları yapılırken içinde yaşadığı nüfusla birlikte sosyo-kültürel ve ekonomik durumları göz önüne alınarak bu ihtiyaçlara cevap verecek şekilde planlama yapıldığı bu anlayışla Köprülü Kanyon Milli Parkının Yeniden Uzun Dönem Yönetim Planının yapılmasına ihtiyaç duyulduğu bu doğrultuda uzun devreli gelişme planının katılımcı yaklaşımla revize edilerek 2014 yılında yürürlüğe konulduğu, ilerleyen süreçte yapılan çalışmalar sonucunda, Milli Parkın güney bölümünü teşkil eden ve nispeten nüfus ve arazi kullanımının yoğun olduğu sahaların sınır dışına çıkarılması ile milli parkın kuzeyinde yer alıp milli parkı jeomorfolojik ve ekolojik anlamda bütünleyen Sarpdağ ve Kasımlar Kanyonu bölümünün sınıra dahil edilmesi ve gerçekleştirilecek sınır revizyonu ile milli parkın ekosistem ve peyzaj bütünlüğünün sağlanması amacıyla alan sınırlarının 24.02.2020 tarih ve 2152 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile değiştirildiği, 25.02.2020 tarih ve 31050 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, sahanın yeni sınırının 47.473 Ha olduğu Köprülü Kanyon Milli Parkının yeni sınırla birlikte ele alınarak uzun devreli gelişme planının yenilenmesi zorunluluğu üzerine davaya konu planın yapıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
Dava konusu uzun devreli gelişme planında milli park alanında; koruma öncelikleri açısından, ekolojik bütünlük, doğal yapıdaki bozulmamışlık ve müdahale düzeyine göre derecelendirilme ve belirgin sınırlara sahip koruma/kullanma kademeleri oluşturularak bölgeleme çalışması yapıldığı belirtilmiştir. Bu çalışmanın planlama çalışmaları aşaması sürecinde Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün ... sayı, ... tarih ve “Korunan Alanlarda Koruma Bölgelerinin Belirlenmesi” konulu yazısında belirlenmiş olan bölgeleme kriterleri baz alınarak şekillendirildiği vurgulanmıştır.
Yine plan hükümlerinde; bölgeleme çalışmasının milli parkta yönetim amaçlarına ulaşmak için bir araç olduğu unutulmadan, alanın kaynak değerlerinin korunması, mevcut kullanımlar ve alanın mevcut fonksiyonları ve diğer yasal-yönetsel-idari vb. durumlar dikkate alınarak bölgeleme sınırları belirlendiği,
Belirlenen koruma ve kullanım bölgelerinde;
- hassas ve korunması gereken alanların tanımlanması,
-ortak özelliklere ve sorunlara sahip alanların tanımlanması,
- tanımlanan alanlara özel plan kararlarının geliştirilmesi,
- insan faaliyetlerinin bölgelere göre sınırlandırılması ve kontrol altına alınması,
- plan kararlarının uygulanabilirliğinin sağlanması,
- yönetsel ve idari organizasyonun arttırılması,
- alanda farklı kullanımlardan kaynaklanan çatışmaları ortadan kaldıracak
yönlendirmeler yapılmasının hedeflendiği, bu hedeflere göre bölgeleme karar ve hükümlerine yer verildiği, bölgelemelerde dikkate alınan öncelikli kriterlerin ise:
- alanın ana kaynak değerleri,
- alanda tespit edilen öncelikli koruma hedefleri ve üzerindeki baskılar,
- kaynak değerlerinin hassasiyeti, nadirliği ve endemizm durumu,
- ekosistem bütünlüğü, peyzaj çeşitliliği,
- türler için uygun yaşam alanı genişliği,
- geleneksel kullanımlar ve sosyo-kültürel değerler,
-mülkiyet durumu,
-yasal, çevresel ve diğer sınırlayıcılar ve alanlara özel var olabilecek diğer unsurlar,
-her bir bölge için yapılmasına izin verilebilecek faaliyetler ile kesinlikle izin
verilemeyecek durumlar olduğu açıklanmıştır.
Yukarıda yer alan kriterler ve hedefler doğrultusunda milli park alanının; mutlak koruma bölgesi, hassas koruma bölgesi, sürdürülebilir kullanım bölgesi ve kontrollü kullanım bölgesi olmak üzere dört bölgeye ayrıldığı, alanda öngörülen kullanımların plan paftasına simgesel olarak yerleştirildiği, kullanım kararlarının içerisinde yer aldığı bölgede uygulanması gereken kararların plan hükümlerinde detaylandırıldığı anlaşılmıştır.
Hassas ve kontrollü kullanım bölgelerinin tanımlarının yapıldığı plan hükümlerinde bölgeleme kriterlerine bakıldığında kontrollü kullanım bölgesinin, insan faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan etkilerin mutlak koruma, hassas koruma ve sürdürülebilir kullanım bölgelerine göre daha çok hissedildiği alanları kapsadığı, bu alanlarda araç ve ziyaretçi trafiğinin kontrol altına alınması, gelen ziyaretçilerin bilgilendirilmeleri ve yönlendirilmeleri, alan içindeki faaliyetlerin kontrol edilmesi konularında gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemeler getirildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu Tazı Kanyonunun sosyal medyada çok tanıtımı olması nedeniyle halen her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği, son yıllarda yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanıldığı, keşif tarihinde yapılan gözlemlerde kaçak sökülüp takılabilir yapılaşmaların (ziyaretçilere yönelik satış yapılan standlar) olduğu görülmüştür. Bu kontrolsüz ve doğaya çok büyük zarar verme potansiyeli taşıyan kullanımın önüne geçilerek, sürdürülebilir ve koruma-kullanma dengesinin gözetildiği, ziyaretçilerin alana zarar vermeden küçük ve kontrolü bir alanda sahayı ziyaret edeceği, alanla ve alanın doğal kaynakları, bitki hayvan zenginliği hakkında bilgi alıp bilinçli bir şekilde ziyaretini yapabileceği bir kullanım amacı ile plan değişikliği yapıldığı, zira hassas koruma bölgesi olarak kalması halinde alana ziyaretçilerin hiç bir şekilde giremeyeceği bu durum da da yine kontrolsüz ve kaçak girişlerin söz konusu olacağı, Tazı Kanyonunun bu nedenlerle orta ve uzun vadede tahrip olmaması, kontrolsüz kullanımların önüne geçebilmek adına yaklaşık 5 hektarlık bir alanın hassas koruma bölgesi kriterinin kontrollü kullanım bölgesi içinde günübirlik kullanım alanı olarak önerildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu uzun devreli gelişme revizyon planının amaçlarından birisi de bu kontrolsüz kullanımın önüne geçmek ve bunu bir disiplin altına alarak, sürdürülebilir bir şekilde ve doğaya zarar vermeden ziyaretçilerin belli bir alanda kontrollü bir şekilde sahayı ziyaret etmelerini sağlayarak, alanda rastgele ve kontrolsüzce gezip, endemik türlere zarar vermelerini de önlemek olması da dikkate alındığında Tazı Kanyonunun bir bölümünün hassas koruma bölgesi kullanımının kontrollü kullanım bölgesine dönüştürülmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Tazı Kanyonu ve anılan kanyonun doğusunda yaya asma köprüleri yapılmasına ilişkin düzenlemeler yönünden inceleme yapıldığında;
Uyuşmazlık konusu uzun devreli gelişme revizyon planında kontrollü kullanım bölgesinde günübirlik kullanım alanı içerisinde yaya asma köprüleri planlanmıştır. Buna ilişkin plan hükümlerinde "Tazı Kanyonunda bulunan Günübirlik Kullanım alanında (GB-5) kanyonun bir yakasından diğer yakasına geçmek için kanyona dik olarak projelendirilecek 1 adet yaya asma köprüsü yapılabilir. Teknik olarak bu köprünün plan haritasında işaretlendiği bölgenin uygun olmaması durumunda mevcut alandan daha kuzeyde bir asma köprü yapılabilir. Asma köprü yapım aşamasında teknik zorunluluk olması halinde yeni yol hattı açılmasına izin verilebilir. Asma köprü aynı zamanda macera aktiviteleri için kullanılabilir. GB-5’in sınırı içinde kanyonun doğu kısmında 1 adet daha yaya asma köprüsü yapılabilir. Bu alanda onaylı alt ölçekli projesinde detayları verilen şekliyle seyir terası yapılabilir" düzenlemesine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunda yaya asma köprüsü ya da köprülerinin uygulanması ve aynı zamanda yeni yol hattı açılması halinde uyuşmazlığa konu alanda izlenen kullanım yoğunluğunu çok daha fazla artıracağı ve bunun neticesinde Köprüçay Irmağı ve Tazı Kanyonu gibi doğal peyzaj değerlerinin tahribine, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumları ile ekosistemlerinde onarılması imkânsız bozulmalara ve ayrıca endemik türler ile diğer koruma statüsündeki türlerin zarar görmesine neden olabileceği, diğer yandan, Tazı Kanyonu Mevkiisinde günübirlik kullanım alanında yapılması öngörülen yaya asma köprü inşaat iş ve işlemleri ile diğer işlemlerinin, “Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşama Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” açısından da aykırılık içerdiği, anılan Yönetmeliğin “Av ve Yaban Hayvanlarının Korunması” başlıklı 4üncü maddesinde; “Av ve yaban hayvanlarının yaşama ortamları ile birlikte korunması esastır. Av ve yaban hayvanlarının beslenmesine, barınmasına, üremesine ve korunmasına imkân veren doğal yaşama ortamları zehirlenemez, sulak alanlar kirletilemez, kurutulamaz ve bunların doğal yapıları değiştirilemez. Bu alanlarda zehirlenme ve kirlenmeye neden olan maddeler ve miktarları değerlendirilirken ulusal ve uluslararası standartlar esas alınır” şeklindeki hüküm çerçevesinde, yapılması öngörülen yaya asma köprü inşaat iş ve işlemlerinin uyuşmazlığa konu alanda yaşayan başta kızıl akbaba olmak üzere diğer yaban hayatı unsurları açısından tehlike arz edeceği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan tespitler uyarınca Tazı Kanyonu ve anılan kanyonun doğusunda yaya asma köprüleri yapılmasına ilişkin düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu uzun devreli gelişme revizyon planınının Tazı Kanyonu ve anılan kanyonun doğusunda yaya asma köprüleri yapılmasına ilişkin düzenlemelere ilişkin kısımı yönünden İPTALİNE,
2.Tazı Kanyonunda "Hassas Koruma Bölgesinin" "Kontrollü Kullanım Bölgesine" Dönüştürülmesi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısı olan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için kabul edilen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, ...-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.