DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...
2- ...
3- ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI):...Üniversitesi Rektörlüğü
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından; 16/10/2014 tarihinde başvurduğu özel hastanede "rektum malign neoplazmı" (kanser) tanısı konulan müvekkili ...'in öncesinde 07/10/2014 tarihinde ishal şikayeti ile başvurup gastroenterite bağlı ARY (Akut Renal Yetmezlik) tanısı ile tedavi gördüğü Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kanser tanısının atlanılmış olmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık kendisi için 25.000,00 TL maddi (miktar artırım sonrası 683.106,56 TL), 100.000,00 TL manevi, eşi için 50.000,00 TL manevi, kızı için 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "davanın, maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden; 21/03/2018 tarihli ek bilirkişi raporunun bakılan davada iş gücü kaybı ve zararı olarak hesaplanan 404.553,42 TL maddi zarar yönünden hükme esas alınabilecek mahiyette bulunduğu, olay nedeniyle 11.100,00 TL tedavi giderinin tazmini istemine gelince; dava dilekçesinde davacıların dava konusu olay sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, iş gücü kaybı sebebiyle talep edilen 25.000,00 TL maddi tazminat miktarının bilirkişi raporu sonrasında arttırıldığı, anılan talebin 11.100,00 TL tedavi giderini kapsamadığı gibi eylem ile zarar arasında illiyet bağını kuracak unsur olan, zarar miktarı açısından eksiklik bulunduğunun, diğer yandan 5510 sayılı Kanun bakımından üniversitenin “kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle” yapılmış olan tedavi giderlerinin ispat edilmesi gerekmekte olmasına karşın bu olgunun da yerine getirilmediği anlaşıldığından söz konusu tedavi giderlerine yönelik sonraki aşamalarda yapılan istemin yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davanın, manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince; davacının kendi özgür iradesiyle özel hastaneye gittiği, söz konusu hastalığının ortaya çıkması ile olduğu ameliyatları zaten olması gerektiği, “Abdominal BT” çekilmemiş olmasının “eksiklik” olduğu belirtilmişse de bunun hastalığın oluşmasında asli bir unsur olmadığı ve buna rağmen maddi zarar olarak hesaplama yapılarak davacının talebinin, maddi tazminat verilerek karşılandığı, olayın gelişimi ve sonucu, ilgilinin durumu itibariyle manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, buna karşılık idarenin olaydaki sorumluluğunu ifade edecek ölçüde saptanması zorunlu olup, dava konusu olayda manevi tazminatın koşullarının bulunmadığından davacının manevi tazminat isteğinin yerinde olmadığı sonucuna varıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; "idarenin hizmet kusuru ve maddi tazminat yönünden, Adli Tıp Kurumu raporunda (abdominal BT) çekilmemiş olmasının eksiklik olduğu belirtilmiş ise de; davacıya "rectum malign neoplazmı tanısı (bağırsak kanseri)" konulduğu ve sonrasında total kolektomi (tüm kolonun çıkarılması) yapıldığı dikkate alındığında, bu eksikliğin kanser teşhisi konulmasında ne kadarlık bir gecikmeye, tedavi sürecinde bir değişikliğe sebep olup olmadığı, bu tetkik yapılmış olsaydı kanserin önlenebileceği veya total kolektomiye gerek kalmayabileceği gibi hususlar incelenmeden maddi tazminata hükmedilmesini gerektirecek şekilde idarenin ağır hizmet kusurunun varlığından söz edilemeyeceği, kaldı ki; Mahkemece bu konuda hiç bir değerlendirme yapılmaksızın, idarenin olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı tartışılmadan, doğrudan maddi tazminatın miktarına ilişkin (aktüerya) bilirkişi raporu özetlenerek maddi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiğinin görüldüğü, davacının Uludağ Üniversitesine başvurusu üzerine yapılan tetkiklerde eksiklik bulunmakta ise de; davacı ...'in 07/10/2014 tarihinde ishal şikayeti ile başvurduğu Uludağ Üniversitesite Tıp Fakültesinde tedavi gördükten sonra aradan sadece dokuz (9) gün geçtikten sonra özel hastanede kanser teşhisi konulduğu dikkate alındığında, bu kadarlık az bir gecikmenin rektum kanseri gibi progresif bir hastalığın tedavi ve prognozunda olumsuz bir etkisi bulunmadığı, olayda idarenin ağır hizmet kusuru olmadığı, bu nedenle maddi tazminata hükmedilmesi şartlarının mevcut olmadığı sonucuna varılarak, ilk derece mahkemesi kararının maddi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin (404.503,22 TL'lik) kısmında hukuki isabet görülmediği, manevi tazminat yönünden; olayda, mevcut tabloyu açıklamak için görüntüleme (abdominal BT) çekilmemiş olması, mevcut şikayetlerine yönelik tetkik tedavi ve takipleri esnasında yapılan genel cerrahi konsültasyonunda tabloyu açıklamak amacıyla fiziki muayene ve ileri tetkik yapılmamış olmasının sağlık hizmetinin işleyişinde özen eksikliği şeklinde gerçekleşen hizmet kusuru olarak değerlendirildiği, bu durumda; idarenin sağlık hizmetinin sunumunda özen eksikliği şeklinde gerçekleşen hizmet kusuru davacının tedavisinin gecikmesinde ağır sonucu bulunmasa da bu gecikmenin kendisinde yarattığı kaygıya bağlı olarak duyulan üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından davacı ...'e idareye başvuru tarihi olan 02/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, davalı idarenin geç tanısından kaynaklanan hizmet kusuru diğer davacılar bakımından, herhangi bir manevi zarara yol açmadığından tazmini gereken maddi zararlarının söz konusu olmadığı soncuna varıldığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının; maddi tazminat talebinin reddedilen (278.603,34 TL) kısmı ile manevi tazminat talebinin reddedilen ( ... için 80.000,00 TL + eş ... için 50.000,00 TL + kızı ... için 50.000,00 TL olmak üzere) 180.000,00 TL'lik kısmı bakımından reddine, davalı idarenin kabul edilen (404.503,22 TL'lik) maddi tazminat tutarına yönelik istinaf başvurusu ile davacılardan ...'in reddedilen manevi tazminatın 20.000,00 TL'lik kısmına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının; maddi tazminatın kabul edilen 404.503,22 TL'lik kısmının, manevi tazminatın reddedilen 20.000,00 TL'lik kısmının ve yeniden dağıtımı gereken yargılama giderlerine ilişkin kısmının (hükmedilen ve reddedilen maddi ve manevi tazminat nedeniyle taraflar lehine hükmedilen vekalet ücretleri, nispi harca ilişkin olanlar dahil) tüm hükümlerinin kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin 404.503,22 TL'lik kısmı bakımından da davanın reddine, manevi tazminat talebinin 20.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile davalı idarece 20.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'e idareye başvuru tarihi olan 02/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine" karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, gerekçeli kararın kendi içerisinde çelişkiler barındırdığı, idarenin sorumluluğundan söz edilebilmek için ağır hizmet kusurunun aranmasına gerek bulunmadığı, hizmet kusurunun varlığının yeterli olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunda (abdominal BT) çekilmemiş olmasının eksiklik olduğu belirtilmiş ise de; ...'e "rectum malign neoplazmı tanısı (bağırsak kanseri)" konulduğu ve sonrasında total kolektomi (tüm kolonun çıkarılması) yapıldığı dikkate alındığında, bu eksikliğin kanser teşhisi konulmasında ne kadarlık bir gecikmeye, tedavi sürecinde bir değişikliğe sebep olup olmadığı, bu tetkik yapılmış olsaydı kanserin önlenebileceği veya total kolektomiye gerek kalmayabileceği gibi hususların incelenmediği, yapılan tetkiklerde eksiklikler bulunduğu, hizmet kusurunun bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, ...'in hastanede tıbbi imkanların kullanılmaması nedeniyle teşhisteki gecikme sonucu kalın bağırsağında oluşan dolaşım bozukluğu ve organ kaybı ile bu organ kaybının yolaçtığı çalışma gücü kaybı (% 84 Özür Oranı) sonrasında malulen emeklilik sebebiyle çalışamama ve gelir kaybı meydana geldiği, devamında ise kalın bağırsağının tamamının alınması sonucunda 48 yaşından itibaren ömür boyu kolostomi torbası ile yaşamak zorunda kalınması ile bu şekilde yaşamanın yaratacağı zorlukların hayatın her anını etkilemesi sebebiyle oluşan psikolojik sorunlarla baş etme zorunluluğu ve zorluğunun bulunduğu, hükmolunan manevi tazminat miktarının düşük olduğu, davalı idare tarafından, davacının akut barsak enfeksiyonu ile acil olarak hastaneye başvurduğu ve öncelikle bu hastalığa yönelik ilk müdahalelerin yapıldığı, başka bir rahatsızlığının olup olmadığının ancak bu tedavisinden sonra anlaşılabilir nitelikte olduğu, nitekim ilk müdahalenin ardından 4 gün sonra bu sebeple çağrıldığı, tüm bu hususların davacıya ait dijital hasta dosyasında görüldüğü, Mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere hizmet kusurunun bulunmadığı, harçtan muaf oldukları ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Dosyasının incelenmesinden; ...'in 06/10/2014 tarihinde rahatsızlanarak Balıkesir Gönen Devlet Hastanesine müracaatta bulunduğu, taburcu edildikten sonra tekrar rahatsızlanması üzerine 07/10/2014 tarihinde Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi acil servisine başvurduğu, yapılan tetkikler sonrası enfeksiyon servisine yatırıldığı, 14/10/2014 tarihinde taburcu edildiği, sonra ateş yükselmesi şikayeti ile yeniden Uludağ̆ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi acil servisine gittiği, 17/10/2014 tarihinde Medicalpark Hastanesine gittiği, yatışının yapılarak, 18/10/2014 tarihinde ameliyata alındığı, 21/10/2014 tarihinde ikinci bir ameliyat geçirdiği, bunun üzerine davacılar vekili tarafından; 16/10/2014 tarihinde başvurduğu özel hastanede malign neoplazmı (kanser) tanısı konulan müvekkili ...'in 07/10/2014 tarihinde ishal şikayeti ile başvurup gastroenterite bağlı ARY (Akut Renal Yetmezlik) tanısı ile tedavi gördüğü Uludağ Üniversitesite Tıp Fakültesi Hastanesinde kanser tanısının atlanılmış olmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı öne sürülen maddi ve manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen ...tarih ve ... karar numaralı raporda; "kişinin 07/10/2014 tarihinde Uludağ Üniversitesi'ne ishal yakınması ile başvurduğu, yapılan muayene ve tetkikleri sonucunda gastroenterite bağlı ARY tanısı ile yatışı yapıldığı, takip ve tedavisi düzenlendiği, subileus tablosu düşünülmesi üzerine genel cerrahi konsültasyonu yapıldığı, oralı kapatılarak nazogastrik ile takip edildiği, genel durumu toparladığı, poliklinik kontrolü önerilerek 13/10/2014'de taburcu edildiği, 16/06/2014 tarihinde dirençli ateş ve ishal şikayetiyle Uludağ Üniversitesine tekrar başvurduğu, muayene ve tetkiklerin yapıldığı ileus subileus toksik megakolon gaitada bol lokosit her alanda 1-2 eritrosit ve WBC değeri 7730 %79 pnl ile sonucu ile gastroenteroloji tarafından değerlendirilmesi uygun olduğu, kişinin kendi isteği ile aynı gün Medikalpark Hastanesi'ne aynı şikayetlerle başvurduğu, genel durum orta, batın düstandü, sağ alt kadranda hassasiyet tespit edildiği, ileus etyoloji ise BT yapıldığı, rektosigmoid bileşkede duvar kalınlaşması, ayakta direkt batın grafsinde hava sıvı seviyelenmeleri gizlendiği, nazogastrik takılmasına rağmen ileusun gerilememesi üzerine cerrahiye karar verildiği, 18/10/2014 tarihinde operasyona alındığı, rectumda tümör rezeke edilerek termial ileostomi yapıldığı, patoloji sonucunda rectum malign neoplazmı tanısı konduğu, 21/10/2014 tarihinde tekrar operasyona alınarak total kolektomi yapıldığı dikkate alındığında; Uludağ Üniversitesine başvurusunda şikayetine yönelik olarak yapılan tetkik tedavi ve takipleri esnasında yapılan genel cerrahi konsültasyonunda, mevcut tabloyu açıklamak için görüntüleme (abdominal BT) çekilmemiş olmasının eksiklik olduğu" yönünde görüş bildirilmiş ve İdare Mahkemesince; hazırlanan hesap bilirkişisi raporu doğrultusunda maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf kanun yolu aşamasında, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "Kişinin 07.10.2014 tarihinde karın ağrısı ishal şikayetiyle başvurduğu Uludağ Üniversitesinde tetkiklerinde enfeksiyon markerlarında pozitiflik ve gaita baksında lökosit ve eritrosit saptanarak gastroenterit ön tanısı hidrasyon planı ile yatış yapılmasının ve takiplerinde devam eden batında hassasiyet ve defans şikayetleri ile genel cerrahiye konsülte edilerek NG direneja alınması sonrası takiplerinde bulgularının gerilemesi üzerine taburcu edilmesinin tıbben uygun bir yaklaşım olduğu, ancak 16/10/2014 tarihindeki başvurusunda mevcut şikayetlerine yönelik tetkik tedavi ve takipleri esnasında yapılan genel cerrahi konsültasyonunda mevcut tabloyu açıklamak amacıyla fiziki muayene ve ileri tetkik yapılmamış olmasının eksiklik olduğu, bununla birlikte kişinin 18/10/2014 tarihinde kendi isteği ile başvurduğu özel hastanede yapılan değerlendirmesi sonucu rektum kanseri tanısı alarak uygun tedavinin yapıldığı dikkate alındığında, bu eksikliğin rektum kanseri gibi progresif bir hastalığın tedavi ve prognozunda olumsuz bir etki yaratmadığı" yönünde görüş bildirilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince, davacıların istinaf başvurularının; maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı ile manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı bakımından reddine, davalı idarenin kabul edilen maddi tazminat tutarına yönelik istinaf başvurusu ile davacılardan ...'in reddedilen manevi tazminatın 20.000,00 TL'lik kısmına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının; maddi tazminatın kabul edilen 404.503,22 TL'lik kısmının, manevi tazminatın reddedilen 20.000,00 TL'lik kısmının ve yeniden dağıtımı gereken yargılama giderlerine ilişkin kısmının (hükmedilen ve reddedilen maddi ve manevi tazminat nedeniyle taraflar lehine hükmedilen vekalet ücretleri, nispi harca ilişkin olanlar dahil) tüm hükümlerinin kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin 404.503,22 TL'lik kısmı bakımından da davanın reddine, manevi tazminat talebinin 20.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile davalı idarece 20.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'e idareye başvuru tarihi olan 02/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için zararın idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta, Adli Tıp Kurumu raporları ve dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde, davacı ...'in Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvurusunda şikayetine yönelik olarak yapılan tetkik, tedavi ve takipleri esnasında yapılan genel cerrahi konsültasyonunda, mevcut tabloyu açıklamak için görüntüleme (abdominal BT) çekilmemiş olmasının eksiklik olduğu ve bu sebeple davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olup idarenin zarardan sorumlu tutulabilmesi için ağır hizmet kusurunun varlığı aranmamaktadır
Hal böyle olunca davalı idarenin ağır hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davacıların maddi tazminat istemlerinin reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre düşük kaldığı, öte yandan, davacılardan yalnızca ... adına manevi tazminata hükmedilirken davacılardan ...'in yakınları olan eşi ... ve kızı ... adına da manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken hükmedilmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmında da hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/11/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.