DANIŞTAY
ÜÇÜNCÜ DAİRE
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
Dava konusu istem: Davacı hakkında, kanuni temsilcisi olduğu ... Kağıtçılık ve Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2015 yılına ait muhtelif kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. Maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3. bentleri uyarınca alınan... tarih ve ... sayılı ihtiyati haciz kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacının kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalinin bulunduğuna ilişkin davalı idarece yapılmış hukuken itibar edilebilecek herhangi bir tespit bulunmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin malvarlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, davacı hakkında kanuni temsilcisi olduğu şirket tüzel kişiliğinin vergi borçları nedeniyle alınan ihtiyati haciz kararında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca alınan dava konusu ihtiyati hacizde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 9. maddesinin ilk fıkrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirlenen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği; 13. maddede ihtiyati haczin, maddede sayılan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddette mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla derhal tatbik edileceği belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde; tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de amme borçlusu teriminin; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısların yanında bunların kanuni temsilcilerini de ifade edeceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, tahsil aşamasında şirket borçlarından sorumlu tutulabilecek olan kanuni temsilciler, şirket borçlarından ihtiyati haciz aşamasında da sorumlu tutulabileceklerinden dava konusu ihtiyati haciz işleminin hukuka uygunluğunun diğer yönlerden incelenerek karar verilmesi gerektiğinden temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire Kararına katılmıyoruz.