DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRE
LERİ KURULU
Esas No: 2024/1355
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı
Dava konusu istem: 23/10/2019 tarih ve 30927 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesinin iptali istenilmiştir.
Danıştay Dördüncü Dairesinin 22/02/2024 tarih ve E: 2024/292, K: 2024/1183 sayılı kararıyla; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/07/2023 tarih ve E: 2022/2675, K: 2023/1620 sayılı bozma kararına uyularak;
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında ifade edildiği üzere, hukuk devletinin bir gereği olan "hukuki belirlilik ilkesinin"; kanuni ve idari düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, keyfiliğe yani idare tarafından takdir yetkisine dayanılarak keyfi uygulamalar yapılmasına imkan vermeyecek şekilde yapılmasını gerektirdiği,
Dava konusu Yönetmelik ile yapılan değişiklikten önceki haliyle Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nin 24. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sulak alana ait tampon bölgede katı atık düzenli depolama alanı ve bertaraf tesisleri kurulmasına, ayrıca izin verilenler dışında maden ocağı açılması ve işletilmesine, endüstri bölgesi ilan edilmesine, organize sanayi bölgesi ve serbest bölge sanayi alanı kurulmasına ve Ek-1 Listede belirtilen faaliyetlerin yapılmasına izin verilmeyeceğinin öngörüldüğü, Yönetmeliğin Ek-1 Listesinde sulak alan koruma bölgelerinde yapılması yasak olan faaliyetlerin arasında ihtisas organize sanayi bölgelerine de yer verildiği, bir ihtisas organize sanayi bölgesi türü olması nedeniyle tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinin de bu yasak kapsamında yer aldığında kuşku bulunmadığı,
Dava konusu Yönetmelik ile asıl Yönetmeliğin 24. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine eklenen cümle ile sulak alana ait tampon bölgede sulak alanı destekleyen tarımsal üretime dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri kurulmasına imkan tanındığı, bu suretle tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri tamamen yasak kapsamından çıkartılmamışsa da sulak alanı destekleyen nitelikte olanların bu yasak kapsamından çıkartıldığı,
Bununla beraber, dava konusu düzenleme kapsamında sulak alanı destekleyen tarımsal üretime dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi ibaresinin içeriğinin yeterince somutlaştırılmadığı, uygulamada bu ibarenin kapsamının belirlenmesi noktasında yaşanabilecek duraksamaların önüne geçilebilmesi bakımından açık ve net kriterlerin belirlenmediği, bu nedenle, anılan ibareden ne anlaşılması gerektiği hususunun belirsiz kaldığı ve bu belirsizliğin de sulak alanların yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve Sözleşme maddelerinde öngörüldüğü şekilde korunmasını tehlikeye düşürebileceği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı,
Davalı idarece, dava konusu Yönetmelik ile yapılan değişiklikten önceki haliyle Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği uyarınca sulak alana ait tampon bölgede seracılık ve besicilik faaliyetine izin verildiği, ancak aynı faaliyetlerin tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi çatısı altında yapılmak istenmesi halinde Yönetmelik'teki yasak nedeniyle buna izin verilmediği, dava konusu düzenlemenin uygulamada birlik sağlanması ve yaşanan mağduriyetlerin ortadan kaldırılması amacıyla getirildiği, bu düzenlemenin tampon bölgede makine ya da traktör fabrikalarının kurulmasına izin vermek amacıyla değil, kapasitesi yüksek besicilik ve sera faaliyetlerine izin vermek amacıyla getirildiğinin savunulduğu, ancak, Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri Yönetmeliği'ndeki tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri tanımına göre bu bölgelerde tarımsal üretimin (besicilik ve seracılık da dahil) yanında bu üretim sonucunda ortaya çıkan ürünlerin işlenmesine yönelik sanayi kuruluşlarının da yer alabileceği göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarenin bu savunmasına da itibar edilmediği,
Bu itibarla, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/07/2023 tarih ve E: 2022/2675, K: 2023/1620 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 22/02/2024 tarih ve E: 2024/292, K: 2024/1183 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 12/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.