DANIŞTAY
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Dava konusu istem: 27/02/2010 tarih ve 27506 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 21/01/2010 tarih ve 2010/99 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Bahçelik 2. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, ... mahallesinde yer alan ve davacıya ait (yeni) ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
...İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uygulama ile arazinin yerinde korunduğu, davacıya eşdeğer yerden ve eşdeğer özellikli alandan tahsis yapıldığı, tahsis işleminin toplulaştırma ilke ve kurallarına uygun olduğu, dava konusu kadastro parselleri için toprak derecelendirmesinin parsel endeksi değerinin toprağın etüt değeri, verimlilik ve konum değerleri gibi parametrelerin göz önünde bulundurularak hesaplandığı, dönüşüm tablolarında toprak derecelendirmelerinin dikkate alındığı ve bununla ilgili dönüşüm hesaplarının doğru yapıldığı, toplulaştırma ile oluşturulan arazinin tarım yapmaya elverişli olduğu, toplulaştırma ilanı sonrasında taşınmazda inşa edilen yapıların yasal olarak korunması zorunluluğunun bulunmadığı, bu itibarla toplulaştırma ilanı sonrası inşa edildiği tespit edilen yapının ve su kuyusunun toplulaştırma kapsamında göz önünde bulundurulmamasının yerinde olduğu, dolayısıyla dava konusu arazi toplulaştırma işleminde uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, davalı idarenin keyfi işlem yaptığı, toplulaştırma işleminin dört yıl gibi uzun bir süredir yapılmadığı, davacının tesis ve müştemilatının korunacağı hususunda bilgi verilmesine rağmen korunmadığı, tesislerin inşaatının toplulaştırma işleminden önce 1997 yılında başladığı ileri sürülmektedir.
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.