Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ...sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: 375 sayılı KHK'nın geçici 35/B maddesinin yürürlük tarihi olan 31/07/2018 tarihinden sonra işlenmiş eylemler nedeniyle kamu görevine son verilebileceği, kamu görevine son verilmesinin gerektirir hiçbir somut neden bulunmadığı, usulüne uygun şekilde idari soruşturma yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza kovuşturmasının devam ettiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir irtibat ve iltisakının bulunmadığı, FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak kabul edilmesinden önce tek temasının olduğu, 2004 yılında henüz çocukken öğrenci evinde ücretsiz ders çalıştığı, bu durumun herhangi bir suç oluşturmadığı, örgüt mensubu askerler tarafından mobbing, işkenceye maruz kaldığı, işlemde idarenin takdir yetkisi sınırını aştığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli ve E: 2018/137, K: 2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin B fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır.

Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan ceza yargılamasının devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...Sanığın kullanmakta olduğu... numaralı hattının 2012-2013-2014 yıllarında Ankara ilinden sabit hatlardan 27 adet aranma kaydının bulunduğu, bu aramaların 7 grup ardışık olarak sınıflandırıldığı, 3 grup aramanın örgütsel niteliklere haiz olduğu anlaşılmakla; sanığın ardışık arandığı şahıslardan ... ve ...'nin asker şahıs; ....'nün ise sivil şahıs olduğu, tüm şahısların örgütle iltisaklarının bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Sanık mahkememizce alınan savunmasında devreleri olması nedeniyle bu şahısları tanıdığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında teşhis ve beyanı bulunan ... isimli şahıs mahkememizce tanık olarak dinlenmiş olup alınan beyanında hakkında beyanda bulunduğu ... isimli şahsın sanık değil başka bir ... olduğunu beyan etmiştir. Sanık ... mahkememizce alınan savunmasında özetle; 2004 yılında FETÖ ile ilgisi bulunmayan ...dersanesine gittiği dönemde bu yapı ile ilk bağlantısının başladığını, o zaman 12-13 yaşlarında olduğunu, babasının kırtasiyesine müşteri olarak gelen ...'nın kendisine yaklaşarak öğrencilere maddi karşılıksız ders verdiklerini, namaz kıldıklarını, yemek yediklerini vs. söylediğini, kendisini de davet ettiğini, bu şekilde eve gitmeye başladığını, kendisinin bütün sınavlara başvurduğunu, askeri lise sınavlarına da başvurduğunu, onların yönlendirmediğini, askeri lise ve anadolu lisesi arasında kaldığını, ancak hem babasının hem de onların askeri liseyi daha uygun bulmaları nedeniyle kendisinin de askeri liseyi seçtiğini, ...Lisesini kazandığını, kayıttan sonra iki haftada bir haftasonu bir eve gelmesini istediklerini, gitmediğini, kendisini de aramadıklarını, bunun üzerine babasına gidip kendisinin gelmediğini söylediklerini, bu süreçte okulda sıkıntılı dönemler geçirdiğini, kendisiyle uğraşıldığını, ancak o dönem neden uğraşıldığını bilmediğini, sayısız ceza aldığını, 2012 yılında 3.sınıfta olduğunu, o dönem kendisini aradıklarını, görüşmelere davet ettiklerini, görüşmek istemediğini açıkça ifade ettiğini, bildiklerini samimi olarak anlattığını, suç işlemediği için etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini, beraatini talep ettiğini, yapmış olduğu teşhis ve tespitlerin doğru olduğunu, ardışık arandığı belirtilen kişileri harp okulundan devresi olması nedeniyle tanıdığını beyan etmiştir ..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan salt ceza yargılamasının devam ettiği gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.