Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...ayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı, İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında yürütülen ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, ceza mahkemesince suçsuz bulunmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, işlem tarihi itibarıyla örgütle ilişkisini gösterir hiçbir bilgi veya belgenin bulunmadığı, hukuki niteliği bulunmayan iltisak ve irtibat kavramları ile kamu görevinden çıkarıldığı, Bank Asya hesabına talimatla para yatırmadığı, yasal bir sendikaya üye olunmasının dava konusu işleme gerekçe yapılamayacağı, kamu görevinden çıkarma ve ilave yaptırımları içeren KHK hükümlerinin, olağanüstü hal rejimine tabi olan yönleriyle Anayasa'nın 15. maddesine, olağanüstü hal ilanına neden olan tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesi ile ilgisi bulunmayan ve olağanüstü hal süresini aşan yönleriyle ise Anayasa'nın 13. maddesine açıkça aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Cevaplarının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:

Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Ayrıca aynı maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzelterek onanacağı hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından adli yardım talep edilmediği ve istinaf başvuru harcı ile gider avansı yatırıldığı halde Bölge İdare Mahkemesi kararında "adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına," şeklinde hüküm kurulduğu görülmekte olup, mükerrer tahsilata yol açılmaması için temyize konu kararın bu kısmının düzeltilmesi gerekmektedir.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın hüküm fıkrasının; 'adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan davacıdan önceden alınmamış olan istinaf yargılama giderlerine ait olan istinaf başvuru harcı ve resmi posta giderinin tahsili için karar kesinleştikten sonra ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,' ibaresi çıkarılmak suretiyle düzeltilerek ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 09/12/2024 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.