Rekabet Kurumu Başkanlığından,

Dosya SAYI:
2020-3-046 (Önaraştırma)

Karar SAYI:
21-10/129-54

A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER

B. RAPORTÖRLER: Ebru ÖZAKTAŞ, Abdulsamed TÜRLÜ, Bilge EMİNOĞLU

C. BAŞVURUDA

BULUNAN: - Denge Ecza Deposu Tic. A.Ş.
Temsilcisi: Av. Pınar MUTLU
Oruç Reis Mah. Giyimkent Sitesi 3. Sok. No: 2/A
Esenler/İstanbul

D. HAKKINDA İNCELEME

YAPILAN: - Allergan İlaçları Tic. A.Ş.
Temsilcileri: Av. İlmutluhan SELÇUK, Av. Artun ATAK
Ebulula Mardin Cad. No: 57 Akatlar 34335 Beşiktaş/İstanbul

E. DOSYA KONUSU: Allergan İlaçları Tic. A.Ş.’nin yalnızca belirli ecza depolarına
satış yaparak Denge Ecza Deposu Tic. A.Ş.’ye mal vermediği, ayrımcılık yaptığı
ve hakim durumunu kötüye kullandığı iddiası.
(1) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
- Allergan İlaçları Tic. A.Ş.’nin (ALLERGAN) sahibi olduğu ilaçları daha önce Abdi
İbrahim İlaç A.Ş. (ABDİ İBRAHİM) aracılığı ile dağıtmakta olduğu, Denge Ecza
Deposu Tic. A.Ş.’nin (DENGE) de bu süreçte sorunsuz bir şekilde ilaçları temin
edebildiği,
- Mevcut durumda ALLERGAN’ın ABDİ İBRAHİM ile olan ilişkisini sonlandırarak
başka ecza depoları ile bir satış ve pazarlama yapısı oluşturduğu,
- DENGE’nin ürün talep etmesi üzerine, bahsi geçen dağıtım sistemi nedeniyle
DENGE’ye mal verilemeyeceğinin e-posta ile bildirildiği,
- Bunun üzerine DENGE’nin ilaç alım talebinin ihtarname gönderilerek
tekrarlandığı ve bu ihtarnamelerin de olumlu yanıtlanmadığı,
- ALLERGAN’ın sahibi olduğu ürünlerden bazılarının jeneriğinin bulunmadığı,
- Eczanelerin siparişlerinin tamamını bir ecza deposundan karşılamayı tercih ettiği,
dolayısıyla deponun elinde herhangi bir ilacın bulunmaması durumunda siparişin

iptal edilerek başka ecza depoları ile çalışıldığı

iddia edilerek gereğinin yapılması talep edilmektedir.
(2) G. DOSYA EVRE LERİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 25.09.2020 tarih ve
10285 sayı ile giren başvuru üzerine hazırlanan 1 3.10.2020 tarih ve 2020 -3-046/İİ
sayılı İlk İnceleme Raporu, 22.10.2020 tarihli Rekabet Kurulu (Kurul) toplantısında
görüşülmüş ve 20 -47/641-M sayı ile önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Bu

karar uyarınca düzenlenen 1 7.02.2021 tarih ve 2020 -3-046/ÖA sayılı Önaraştırma
Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.

21-10/129-54
2/18
(3) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, ALLERGAN hakkında, 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 41. maddesi gereğince
soruşturma açılmasına gerek olmadığı ifade edilmiştir.

I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Taraflar Hakkında Bilgi
I.1.1. Başvuru Sahibi: Denge Ecza Deposu Tic. A.Ş. (DENGE)
(4) DENGE; ecza depoculuğu alanında faaliyet gösteren, 2006 yılında kurulmuş olan ve
merkezi İstanbul ’da bulunan bir teşebbüstür. DENGE’nin İlaç üreticisi firmalardan
aldığı ilaçları, İstanbul’da faaliyet gösteren yaklaşık 140 serbest eczaneye satarak ilaç
dağıtım hizmeti sunduğu belirtilmiştir.
I.1.2. İncelenen Taraf: Allergan İlaçları Tic. A.Ş. (ALLERGAN)
(5) ALLERGAN, İrlanda merkezli Allergan PLC şirketinin Türkiye’de faaliyet gösteren bir
iştirakidir. ALLERGAN; ilaçlar, tıbbi cihazlar ve biyolojik ürünler üreten, 2009 yılında
kurulmuş olan ve merkezi İstanbul’da bulunan bir teşebbüstür.
(6) ALLERGAN, nihai olarak merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde yerleşik bir ilaç şirketi
olan AbbVie Inc. (ABBVIE) tarafından kontrol edilmektedir. ABBVIE tarafından
08.05.2020 tarihinde Allergan PLC şirketi nin devralınması ile ALLERGAN dolaylı
olarak ABBVIE tarafından kontrol edilmeye başlamıştır.
I.2. Dosya Kapsamında İncelenen Yazışmalar ve Belgeler1
(7) Yukarıda bahsi geçen şikayet hakkında elde edilen ve önaraştırma konusu ile ilgili
görülen belgelere aşağıda yer verilmiştir.
(8) 01.04.2010 tarihinde ALLERGAN Grubu ile ABDİ İBRAHİM arasında akdedilen Lojistik
Dağıtım Anlaşması uyarınca ALLERGAN’ın göz bakım ürünlerinin, Türkiye’de faaliyet
gösteren ecza depolarına, 10 yıl süreyle ABDİ İBRAHİM tarafından dağıtılması
öngörülmüştür. İlgili sözleşmeye 17.06.2010 tarih, 10-44/784-261 sayılı Kurul kararı ile
sözleşmede yer alan rekabet yasağının kaldırılması şartıyla bireysel muafiyet
verilebileceği değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, Lojistik Dağıtım Anlaşması’na ilişkin
olarak, taraflar arasında imzalanan 28.06.2010 tarihli tadil metni ile sözleşmenin

rekabet yasağı içeren hükümleri 2.9. maddeden çıkarılmış ve sözleşme hayata
geçirilmiştir. Sözleşmenin tadil edilen hükümleri incelendiğinde Kurul kararının
gerekliliklerine uygun hareket edildiği anlaşılmaktadır.
(9) Lojistik Dağıtım Anlaşması ile sözleşme kapsamındaki ALLERGAN ürünlerinin ecza
depolarına dağıtımını ve satışını ABDİ İBRAHİM gerçekleştirmiştir.2 Bahsi geçen
sözleşmenin süresi 01.07.2020 tarihi itibarıyla sona ermiştir.
(10) DENGE, 01.07.2020 tarihinden önce ALLERGAN’ın ithalatını yapıp ABDİ İBRAHİM’e
satışını gerçekleştirdiği ürünlerden “göz bakım ürünleri” ile sınırlı bir alım-satım ilişkisi
gerçekleştirmiştir. Bu tarihten sonra bahsi geçen ürünlerin satış ve dağıtımı

1 Tespitlerde yer alan belgelere orijinal halleri ile yer verilmiş, yazım hataları ve anlatım bozuklukları
muhafaza edilmiştir.
2 Sözleşme kapsamında Botox adlı ürün de dahil olmak üzere ALLERGAN’ın göz bakım ürünlerinin
dağıtımı ABDİ İBRAHİM tarafından gerçekleştirilmiştir. Sözleşme dışında kalan ve medikal cihaz sınıfına
giren (i) dolguların ecza depolarına s atış ve dağıtımı faaliyetlerini ALLERGAN’ın yürüttüğü, (ii)
implantları ALLERGAN’ın distribütörü Akt if Estetik Tıbbi Ürünler San. ve Tic. A.Ş’nin dağıttığı ve (iii)
Vücut şekillendirme cihazı (soğuk lipoliz) ve sarf malzemelerinin doğrudan ALLERGAN tarafın dan
kliniklere satıldığı ifade edilmiştir.

21-10/129-54
3/18
ALLERGAN tarafından gerçekleştirilmeye başlanmıştır. ALLERGAN’ın bu kapsamda
ticari açıdan ihtiyaç duyulan sayıda ecza deposu ile çalışmaya başladığı ve 15 ecza
deposu ile tesis edilecek dağıtım ağının ticari ihtiyaçlarını karşılayacağı ifade edilmiştir.
(11) DENGE tarafından şikayet edilen bu uygulama ile ilgili olarak ABDİ İBRAHİM
tarafından hazırlanan 08.06.2020 tarihli belgede DENGE’ye; ABDİ İBRAHİM ile
ALLERGAN arasındaki Lojistik Dağıtım Sözleşmesi kapsamında yürütülen işbirliğinin
01.07.2020 tarihinde sona ereceği ve bu tarihten sonra ilaç dağıtımının ALLERGAN
tarafından gerçekleştirileceği bildirilmiştir. Aynı belgede dağıtım sistemindeki
değişiklikten etkilenecek ürünlere yer verildiği görülmektedir.
(12) Bunun üzerine 07.07.2020 tarihinde DENGE’nin (…..) tarafından, ALLERGAN yetkilisi
(…..)’ye “Allergan Çalışma Talebimiz” konulu e-posta iletilmiş, ilgili e -postada şu
ifadelere yer verilmiştir.
“(…..) Bey merheba
Denge Ecza deposu olarak yaklaşık (…..) eczaneye hizmet vermekteyiz.
Allergan Ürünlerini Abdi İbrahim sürecinde tedarik ediyor ve müşterilerimize
Ulaştırabiliyorduk.
1 Temmuz itibariyle ürünlerin Allergan Bünyesinde satış ve pazarlama faaliyetlerinin
Yürütüleceği tarafımıza bildirildi.
Çalışma şartlarınızı tarafımıza bildirirseniz, gereklerini yerine getirerek firmanızla
çalışmak
Ve eczanelerimizin eksiklerini gidererek, müşterilerimizin çeşit memnuniyetini yerine
getirmek İstiyoruz.
Bu arada IMS verileri günlük olarak verilmektedir.
En kısa sürede cevabınız bekler, iyi çalışmalar dilerim.
(…..)
Denge Ecza Deposu Tic. A.Ş.
(…..)”
(13) Bahsi geçen e -postaya cevaben 17.07.2020 tarihinde ALLERGAN tarafından (…..)’a
gönderilen e-postada şu ifadelere yer verilmiştir.
“…Allergan Türkiye’nin Abdi İbrahim ile olan sözleşmesinin sona ermesini müteakip,
yeni dönemdeki satış organizasyonun oluşturulması ile ilgili çalışmalarının
neticelendiği ve ticari açıdan ihtiyaç duyulan sayıda depo ile temas kurulduğu, bu
doğrultuda, 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren listesine yer verilen ürünlerin
depolara dağıtımının All ergan Türkiye tarafından gerçekleştirilmeye başlandığı,
ancak izah edilen çerçevede ticari açıdan yeterli sayıda depo ile yeni dağıtım
organizasyonu yapılmış olduğu için Denge ED talebinin müspet yanıtlanamadığı,
gelecek dönemlerde ihtiyaç olması halinde talebin tekrar değerlendirmeye alınacağı
belirtmek isteriz.
Saygılarımızla
Allergan İlaçları Ticaret AŞ”
(14) ALLERGAN tarafından DENGE’nin çalışma talebinin yukarıda yer verilen e -posta ile
reddedilmesi üzerine 17.07.2020 ve 05.08.2020 tarihlerinde DENGE tarafından
ALLERGAN’a ihtarname çekildiği ve çalışma talebinin yinelendiği, bu talebin
reddedilmesi durumunda Kurum da dâhil olmak üzere her tür kanundan doğan dava
ve takip hakkının kullanılacağını n ifade edildiği görülmektedir. ALLERGAN ise

21-10/129-54
4/18
24.07.2020 ve 31.08.2020 tarihli ihtarnameler ile sözleşme ve çalışma hürriyeti
çerçevesinde ticari ihtiyaçlarını karşılayacak sayıda depo ile çalışma hakkına sahip
olduğunu ifade etmiştir.
(15) Bununla birlikte 30.07.2020 tarihinde DENGE (…..) tarafından (…..)’na şu e-posta
gönderilmiştir.
“Alerrgan firması 30 Haziran 2020 tarihine kadar, Türkiye’deki faaliyetlerini Abdi
İbrahim İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile yapmış olduğu distribütörlük anlaşması
kapsamında bu firma ile yapmaktaydı.
Bizler bu tarihe kasar Abdi İbrahim ilaç firmasının çalışma prensipleri doğrultusunda
sorunsuz olarak çalışmalarımızı sürdürdük.
Allergan firmasının bu belirtilen tarihten sonra Abdi İbrahim İlaç ile 10 yıldır
süregelen anlaşmasının 30 Haziran 2020 tarihinde sona erdiğini 1 Temm uz 2020
tarihi itibariyle ülkemizde bütün satış ve pazarlama faaliyetlerini gerçekleştireceğini
belirtmişlerdir.
Bizlerde bunun üzerine Allergan firması ile iletişime geçerek çalışmamızda nasıl
ilerleyebileceğimizi, Allergan firması yöneticilerinden (…..) ile yaptığımız telefon
görüşmesinde sorduğumuzda, “firma yönetiminin aldığı kadar doğrultusunda yeterli
firmalarla anlaşma yapıldığını ve Denge Ecza Deposu ile çalışmayacaklarını”
gerekirse bu kararlarını yazılı olarak da gönderebileceklerini ifade ettile r. Nitekim
yazılı müracaatımız neticesinde tarafımıza yazılı olarak bildirdiler. Bunun üzerine
söyledikleri karşısında şoke oldum ve böyle bir haksızlığı nasıl yapabildiklerini
sordum. Kendisi yapılacak bir şey olmadığını ve yönetim kararının bu şekilde
olduğunu belirtti.
Bu gelişmeler üzerine bizler de talebimizi noter kanalıyla kendilerine yeniden ilettik.
Bundan sonra karşılıklı olarak çekilen ihtarnameler ekli olarak tarafınıza
gönderilmiştir.
Bu arada aynı zamanda Allergan firmasının da yöneticisi old uğunu öğrendiğim
ABBVIE TIBBI İLAÇLAR SAN. TİC. A.Ş. (…..) Bey’e de durumuzu ve
mağduriyetimizi anlatan bir mail gönderdim. (e -posta detayları ektedir.) Gelen
otomatik mail cevabında ofis dışında olduğunu belirtmiş ve daha sonra herhangi bir
dönüş olmamıştır.
Saygılarımızla,
(…..)
Denge Ecza Deposu A.Ş.
(…..)”
I.3. DEĞERLENDİRME
I.3.1. İlgili Pazar
I.3.1.1. Sektör Hakkında Bilgi
(16) İlaç sektöründe dağıtım faaliyetleri, toptan ve perakende olmak üzere iki seviyede
gerçekleştirilmektedir. Toptan dağıtım seviyesinde ecza depoları, perakende satış
seviyesinde ise eczaneler bulunmaktadır. Ecza depoları, ilaçların sağlayıcı
teşebbüsler ile eczaneler ve hastaneler arasında ürün akışını ve ilaçların stoklanması
işlevini de sağlayan dağıtım kanallarıdır.

(17) Faaliyetlerinin çerçevesi kanunlarla belirlenen ecza depoları, yaptıkları dağıtımın

21-10/129-54
5/18
niteliğine göre "serbest eczane kanalına dağıtım yapan ecza depoları" ile "ihaleci ecza
depoları" olarak iki alanda uzmanlaşmaktadır. Ön araştırmanın konusunu oluşturan ilk
kategori, sağlayıcılardan alınan ilaçların serbest eczanelere iletilmesi üzerine
uzmanlaşmış depolardan oluşmaktadır. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu verilerine
göre Türkiye’de ruhsatlı 291 (şubeler hariç) ecza deposu bulunmaktadır.3 IQVIA Tıbbi
İstatistik Ticaret ve Müşavirlik Ltd. Şti. (IQVIA) verilerine göre ise; 2018 yılında serbest
eczanelere yönelik olarak Türkiye’de dağıtım yapan 6 9 ecza deposu bulunmaktadır. 4
İlgili IQVIA verisinde, sözü edilen 69 depo haricindeki diğer küçük depoların verilerine
de topluca “Others” kalemi altında yer verilmiştir. Nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu
noktalarda sayıca fazla olmakla birlikte ecza depol arı, sağlayıcı firmalardan aldıkları
ilaçları ülke çapında dağıtmaktadır. Bu dağıtım ağında ülke çapında çok sayıda şubesi
bulunan ecza depoları ile birlikte yerel ecza depoları da bulunmaktadır.
(18) İlaç sektöründeki tüm teşebbüsler gibi ecza depolarının faaliyetleri de açılış izninden
depolama ve dağıtım faaliyetlerine kadar sıkı bir biçimde düzenlenmektedir. Diğer
taraftan tıpkı eczaneler gibi ecza depolarının da kâr marjları kamu otoritesi tarafından
belirlenmektedir.
I.3.1.2. İlgili Ürün Pazarı
(19) Avrupa Komisyonu (Komisyon) beşeri ilaçlarla ilgili kararlarında European
Pharmaceutical Marketing Association (EphMRA) tarafından oluşturulan Anatomik
Tedavi Sınıflandırmasını (ATC) baz almaktadır. Kurul da Komisyonun bu yaklaşımına
paralel olarak kararlarında aynı sınıflandırmayı temel almaktadır.
(20) ATC sınıflandırmasında, etkin maddeler etkili oldukları ve tedavi ettikleri organlara
veya sistemlere göre, ayrıca terapötik, farmakolojik ve kimyasal özelliklerine göre
gruplandırılır. Hiyerarşik bir yapı içeren bu s ınıflandırmada, gruplar genelden özele
doğru sıralanır ve 16 temel kategoriden oluşur (A, B, C, D, …olarak). Her bir kategoride
dörder seviye bulunmaktadır. Bunlardan birinci seviye en genel (ATC -1), dördüncü
seviye ise en detaylı olanıdır (ATC -4). Pazar t anımına ilk etapta, ilacın tedavi edici
özelliklerine dayanan ATC -3 sınıflandırması esas alınarak başlanabilmektedir.
İncelemenin gerektirdiği durumlarda, pazarın ATC-4 sınıflandırmasına göre veya etkin
madde seviyesinde daha dar tanımlanabilmektedir.
(21) Şikayet konusu iddia, serbest eczane kanalına satışları kapsadığından, daha dar bir
ürün pazarı bazında analiz yapılmasına gerek görülmeyip, dosya kapsamında ATC -3
sınıfına göre değerlendirme yapıl mıştır.5 Yapılan değerlendirmede aşağıdaki tabloda
yer alan ATC-3 sınıflarının her biri ayrı birer ilgili ürün pazarı olarak tanımlanabilecektir.
Bu kapsamda toplam sekiz adet farklı ilgili ürün pazarı bulunmakta olup bu pazarlar şu
şekildedir; “S01K Dry Eye Products”, “S01E Miotics+Antiglaucoma Prep.”, “S01E
Miotics+Antiglaucoma Prep.”, “S01A Anti-Infectives-Eye”, “S01B Corticosteroids-Eye”,

3 TİTCK, Ruhsatlı Depolar, https://ebs.titck.gov.tr/ecza/DepoBilgi/RuhsatliDepolar, Erişim Tarihi:
11.02.2020
4 26.09.2018 tarih, 18-34/577-283 sayılı Kurul kararı.
5 DENGE’nin şikayet dilekçesinde yer alan ve ALLERGAN tarafından dağıtılacağı belirtilen ürün
listesinde Optive Fusion UD adlı bir ürün de bulunmasına rağmen bu ürünün pahalı bir ürün olduğu ve
piyasada satılamadığı, talep görmediği, iade edildiği ve halihazırda ALLERGAN stoklarında satılabilir
olmadığı belirtilmiştir. Bahsi geçen ürünle ilgili olarak satış ve pay verisinin de bulunmadığı ifade
edilmiştir. DENGE tarafından ise ilgili ürünün reçetesiz satıldığı, fiyatının serbest piyasa koşullarına göre
belirlendiği, DENGE’nin kayıtlarında bulunmayan ve satılmayan bir ürün olduğu belirtilmiştir. Şikayet
konusu ALLERGAN’dan temin edilemeyen ürünler olduğundan ve bu ürüne ilişkin herhangi bir veri
bulunmadığından ilgili ürüne değerlendirmelerde yer verilememiştir. Diğer taraftan konuyla ilgili olası bir
ilgili pazar tanımı dosya kapsamında yapılan değerlendirmeleri etkilemeyecektir.

21-10/129-54
6/18
“S01C Ophth A -Inflam+A-Infect”, “S01G Ocul.A -Aller.Decon.A-Sep” ve “S01R Ophth
N/Steroid A-Inflam”.
(22) Aşağıdaki tabloda, ALLERGAN’ın şikayete konu ürünlerinin ait olduğu ATC -3 sınıfına
göre, 2019-2020 yılı için değer bazında hesaplanmış pazar paylarına yer verilmektedir.
Tablo 1- ALLERGAN’ın 2019 ve 2020 Yıllarında İlgili Ürün Pazarlarında Sahip Olduğu Paylar (%)
Ürün Adı ATC-3 Sınıfı 2019 2020
1 Restasis S01K Dry Eye Products (…..) (…..)
2 Refresh S01K Dry Eye Products (…..) (…..)
3 Refresh Tears S01K Dry Eye Products (…..) (…..)
4 Refresh Liquigel S01K Dry Eye Products (…..) (…..)
5 Alphagan S01E Miotics+Antiglaucoma Prep. (…..) (…..)
6 Lumigan Rc S01E Miotics+Antiglaucoma Prep. (…..) (…..)
7 Combigan S01E Miotics+Antiglaucoma Prep. (…..) (…..)
8 Ganfort S01E Miotics+Antiglaucoma Prep. (…..) (…..)
9 Exocin S01A Anti-Infectives-Eye (…..) (…..)
10 Ozurdex S01B Corticosteroids-Eye (…..) (…..)
11 Pred Forte S01B Corticosteroids-Eye (…..) (…..)
12 Fml Liquifilm S01B Corticosteroids-Eye (…..) (…..)
13 Blephamide S01C Ophth A-Inflam+A-Infect (…..) (…..)
14 Relestat S01G Ocul.A-Aller.Decon.A-Sep (…..) (…..)
15 Acular S01R Ophth N/Steroid A-Inflam (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüsten edinilen bilgiler
(23) Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere, 2020 yılı için ALLERGAN’ın satışa sunduğu
göz bakım ürünlerinden 11’inin ATC-3 pazar payı %(…..)’nin, kalan dört üründen ikisi
ise %40’ın altındadır. Alphagan (%(…..)) ve Ozurdex (%(…..)) adlı ürünlerin ise %40
pazar payı eşiğine oldukça yakın paylar elde ettiği görülmektedir. Bununla birlikte
Ozurdex, ATC -3 sınıflandırmasında S01B Corticosteroids -Eye sınıfı altında yer
almakla birlikte bu ürünün teröpatik etkisi, kullanım alanı ve endikasyonları bakımından
farklı bir ATC -3 sınıfı (S01P Ocular Antineovasc.Prods) ile rekabet halinde olduğu
belirtilmiştir (Belge-7). Nitekim Ozurdex intravitreal (göz içine enjeksiyon yo luyla
uygulanan) bir ilaç olup, ilaçların geri ödeme kapsamını düzenleyen Sağlık Uygulama
Tebliği’nin 4.2.33. maddesinde S01P Ocular Antineovasc.Prods sınıfında yer alan
ürünlerle birlikte ele alınmıştır. 6 Bu çerçevede ALLERGAN tarafından, Ozurdex’in
intravitreal enjeksiyonu içerir ürünlerin yer aldığı ATC-3 sınıfında takip edildiği ve buna
göre 2020 yılı için pazar payının %(…..) olarak gerçekleştiği belirtilmiştir.
I.3.1.3. İlgili Coğrafi Pazar
(24) Serbest eczanelere ilaç satışı yapan ecza depolarının tüm Türkiye’de faaliyet
gösterebilmesi ve ilgili ürün pazarı bakımından bölgesel pazar tanımlanmasını
gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığından ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak
tespit edilmiştir.
I.3.2.4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Yapılan Değerlendirme
(25) Başvuruda özetle ALLERGAN tarafından, ticari açıdan ihtiyaç duyulan sayıda depo ile
çalışıldığı gerekçesiyle DENGE’nin ürün tedarikinin kesildiği, ALLERGAN’ın ayrımcılık
yaptığı ve hakim durumunu kötüye kullandığı iddia edilmiştir.
(26) Hakkında önaraştırma yapılan teşebbüs de mal tedarikinin kesilme gerekçesini temel
olarak ticari açıdan ihtiyaç duyulan sayıda depo ile çalışılmasına dayandırmaktadır. Bu

6 Sağlık Uygulama Tebliği (Değişik: RG- 04/09/2019- 30878/31 md. Yürürlük: 12/09/2019).

21-10/129-54
7/18
kapsamda halihazırda 12 adet ecza deposu7 ile “Dağıtım Sözleşmesi” imzalandığı, üç
depo8 ile sözleşme müzakerelerinin devam ettiği belirtilmiştir. Dolayısıyla öncelikle bu
sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında incelenmesi
gerekmektedir.
(27) Anılan sözleşmelerin temel ko nusu 1. maddede “ İşbu Sözleşme kapsamında
ALLERGAN, ürünleri DEPO’ya satacak, DEPO ile mutabık kalınan teslimat noktasına
teslim edecek veya teslim edilmesini sağlayacaktır. DEPO ise ürünlerin dağıtımını

gerçekleştirmek üzere işbu Sözleşme hükümleri uyarın ca ürünleri ALLERGAN’dan
satın alacak ve işbu Bölge dahilinde satışını gerçekleştirecektir. ” şeklinde
belirlenmiştir. Tanımlar başlıklı 2. maddeye göre “Bölge” kavramı Türkiye Cumhuriyeti
sınırları olarak belirlenmiştir. Sözleşme taslağının 4054 sayılı Kan un’u

- “Sözleşmenin Konusu” başlıklı 1. maddesinde; ALLERGAN’ın hiçbir şekilde
depolara münhasır satış yetkisi vermediği, depoların ALLERGAN ürünlerine
ilişkin, sözleşme dışında herhangi bir üçüncü tarafla benzer sözleşmeler
akdedebileceği,
- “Depo’nun Beyan ve Yükümlülükleri” başlıklı 3. maddesinde; ALLERGAN
ürünlerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde satılacağı, ecza depolarının,
ürünleri Türkiye dışına satacağını bildiği depolara öncelikle bu kısıtlamaya
uymaları sağlanmadıkça ürün satmayacağı,
- “Fiyat” başlıklı 6. maddesinde; ürünlerin satışlarında Sağlık Bakanlığı tarafından
belirlenen ve ilan edilen depocuya satış fiyatlarının geçerli olacağı, aynı şekilde
deponun da ürünleri yine Sağlık Bakanlığı tarafından belirl enen depocu satış
fiyatının üzerinde satış yapamayacağı,
- “Süre ve Fesih” başlıklı 15. maddesinde; sözleşmenin (…..) yıl süre ile geçerli
olacağı, taraflarca mutabık kalınması durumunda sözleşmenin en fazla (…..) yıl
yürürlükte kalacağı
şeklindedir.
(28) Bahsi geçen 12 ecza deposu ile imzalanan sözleşmeler incelenmiş olup bu

sözleşmelerin esasında yeknesak olduğu yalnızca depoların bireysel değişiklik
talepleri üzerine bazı farklılıklar bulunduğu gözlemlenmiştir. Bahsi geçen farklılıklar
rekabet hukuku ile ilgili olmaktan ziyade teminat mektubu, kefaletname ve kişisel
verilerin korunması gibi hususlarla ilgilidir. Bu husus ALLERGAN tarafında n da teyit
edilmiştir.
(29) Bu çerçevede, sözleşme taslağının yukarıda yer verilen hükümlerinin, markalar arası
ve marka içi rekabeti etkileyecek nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi, ilgili
sözleşmelerin Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil edip etmediğinin tespiti içi n
yeterlidir. Buna göre sunulan sözleşmelerin, ALLERGAN ürünlerine rakip ürünler ile
aynı etkin madd eye sahip eşdeğer ürünlerin pazara erişimini

7 S.S. Bursa Eczacılar Üretim Temin ve Dağıtım Kooperatifi, Benzol ecza İlaç San. Tic. A.Ş., Boğaziçi
Ecza Deposu Sağlık Hiz. İth. İhr. Ltd. Şti., Çam Ecza Deposu Sağlık ve Eğitim Hiz. Nakliye İnş. San.
Tic. A.Ş., Dilek Ecza Deposu İth. ve İhr. Tic. A.Ş., S .S. Güney Eczacıları Üretim Temin ve Dağıtım
Kooperatifi, S.S. İstanbul Eczacılar Üretim Temin ve Dağıtım Kooperatifi, Kızılay Ecza Deposu Kimyevi
Ürünler San. ve Tic. Ltd. Şti., Lokman Ecza Deposu A.Ş., Nevzat Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş., Sancak
Ecza Deposu A.Ş., Yusufpaşa Ecza Deposu A.Ş.
8 Selçuk Ecza Deposu Tic. ve San. A.Ş., AS Ecza Deposu Tic. A.Ş., Alliance Healthcare Ecza Deposu

A.Ş.,

21-10/129-54
8/18
sınırlayacak/engelleyecek nitelikte herhangi bir münhasırlık veya rekabet yasağı
hükmü içermediği, dolayısıyla sözleşmelerin markalar arası rekabeti etkileyebilecek bir
yönünün bulunmadığı değerlendirilmektedir. Nitekim Depolara münhasır satış yetkisi
verilmediği açıkça belirtilmiştir.
(30) Sözleşmelerin “ Fiyat” başlıklı maddesinde ise, Sa ğlık Bakanlığınca çıkarılan Beşeri

Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ hükümleri çerçevesinde bir
düzenleme yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla ilaç fiyatlandırma mekanizmasının ilgili
kamu düzenlemeleri çerçevesinde net bir şekilde belirlenmiş olması da dikkate
alındığında sözleşme taslağının marka içi rekabet açısından da herhangi bir etkiye yol
açmayacağı anlaşılmıştır.
(31) Sözleşmelerin “Depo’nun Beyan ve Yükümlülükleri” başlıklı 3. maddesinde;
ALLERGAN ürünlerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde satılacağı,
düzenlenerek yurt dışına satış yasağı getirilmektedir. İlgili maddenin ALLERGAN
ürünlerinin yurtdışına çı kmasını önlemek amacıyla düzenlendiği açıktır. İhracat
yasakları Türkiye pazarını doğrudan etkilememekte ve ilgili sektörde arzın
devamlılığını sağlamaktadır. Bu nedenle paralel ihracata ilişkin olarak getirilen
kısıtlamaların 4054 sayılı Kanun kapsamında olmadığı değerlendirilmektedir. Nitekim
geçmiş tarihli Kurul kararlarında da bu sınırlamaların kapsam dışı olarak ele alındığı 9
ve ilgili sınırlamalara menfi tespit belgesi verildiği, ancak kapsam içine alındığı hallerde
de bireysel muafiyet tanındığı görülmektedir.10 Anılan madde ile aynı içerikteki bir
sözleşme hükmü 26.09.2018 tarih ve 18 -34/577-283 sayılı Kurul kararında ayrıntılı
olarak incelenmiş ve söz konusu düzenlemenin 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlal
teşkil etmediği ortaya koyulmuştur.
(32) Bu çerçevede sözleşmelerin yukarıda yer verilen hükümlerinin marka içi rekabete etki
etme ihtimalinin de bulunmadığı değerlendirilmektedir. Zira bildirim konusu sözleşme
taslağı ile depolar için münhasır bölgeler tayin edilmediği, depolar açısından aktif veya
pasif satış yasağı anlamına gelebilecek herhangi bir hükme yer verilmediği
görülmektedir. “Depo’nun Beyan ve Yükümlülükleri” başlıklı 3. maddeden, çalışılan
depoların diğer depolara ürün tedarik edebileceği anlamı çıkmakla birlikte, bunun
aksine işaret edecek, bir başka deyişle depoların diğer depolara mal vermesini
engelleyecek herhangi bir hüküm de sözleşmelerde yer almamaktadır.
(33) Çalışılması planlanan depoların seçimi ile ilgili herhangi bir kriter getirilip getirilmediği,
ilerleyen dönemde başka ecza depoları ile çalışılmasının mümkün olup olmadığı da
araştırılmıştır. Bu kapsamda deponun finansal yapısı, yürürlükte bulunan mevzuata
uygun faaliyet gösterip göstermediği, büyüklüğü ve kapasitesi gibi ticari açıdan makul
kabul edilebilecek bazı hususların dikkate alındığı, bunun dışında herhangi bir kriter
belirlenmediği ve satışların seyri ve pazar ihtiyaçları gözetilerek, ihtiyaç duyulması
halinde başka depolarla da çalışılabileceği belirtilmiştir.
(34) Bu bağlamda, sözleşme hükümleri incelendiğinde, sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun’un

4. maddesi kapsamında olmadığı değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, çalışılan
depo sayısını sınırlandıran benzer sözleşmeler daha önce Kuru l gündeminde ele
alınmış ve muafiyet değerlendirmelerine konu olmuştur.11 Bu kararların dosya konusu

9 05.02.2015 tarih, 15 -06/71-29 sayılı Novo Nordisk, 23.06.2016 tarih, 16 -21/363-169 sayılı Servier -
Zirve, 22.05.2018 tarih, 18-15/280-139 sayılı Daiichi-Simge Kararı.
10 02.08.2007 tarih, 07 -63/774-281 sayılı Pfizer, 03.04.2014 tarih, 14 -13/242-107 sayılı Takeda,
03.07.2017 tarih, 17-20/319-141 sayılı Johnson&Johnson kararı.
11 02.08.2007 tarihli ve 07 -63/774-281 sayılı Pfizer kararı, 03.09.2020 tarih, 20 -40/553-249 sayılı
Johnson kararı.

21-10/129-54
9/18
uygulamadan ayrılan özelliği, ilgili sağlayıcıların sınırlı sayıda depo ile çalışma planları
çerçevesinde pazar payı eşiği veya seçici dağıtım sistemi gibi belirli kriterleri
sağlamayan depolara mal vermeyi reddedecek olmalarıdır. Benzer şekilde çalışılan
depoların diğer depolara ürün temin etmesi de yasaklanmaktadır. Dosya kapsamındaki
sözleşmelerde ise böyle bir kriter belirlenmemiş olup sözleşme imzalanan depoların
diğer depolara ürün tedarik etmeleri mümkündür.
(35) Bu çerçevede bahse konu sözleşmelerin markalar arası ve marka içi rekabet açısından
olumsuz etkiler ortaya çıkarmadığı, yalnızca sağlayıcı teşebbüs ile depolar arasındaki
dikey ticari ilişkiyi düze nleyen nitelik ve içeriğe sahip olduğu, dolayısıyla rekabeti
kısıtlayıcı herhangi bir hüküm içermediği ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında olmadığı değerlendirilmektedir.
I.3.3 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Yapılan Değerlendirme
(36) Dosya konusu iddiaların temelini DENGE ’nin ALLERGAN ürünlerini dağıtmak
istemesine karşın, ALLERGAN ’ın bu talebe olumsuz yanıt vermesi oluşturmaktadır.
01.07.2020 tarihi öncesinde ABDİ İBRAHİM aracılığıyla ALLERGAN ’ın göz bakım
ürünlerini tedarik edebilen DENGE, bu ürünleri ALLERGAN’ın kendi kaynakları ile ecza
depolarına dağıtmaya başlaması üzerine söz konusu alım -satım ilişkisinin devam
etmesi amacıyla ALLERGAN ile çalışma talebinde bulunmuştur. Ancak ALLERGAN,
ticari açıdan ihtiyaç duyulan sayıda depo il e çalışıldığı gerekçesiyle DENGE ile
çalışmayı reddetmiş ve ilerleyen dönemlerde ihtiyaç duyulması halinde talebin tekrar
değerlendirmeye alınacağını ifade etmiştir. Bu noktada ALLERGAN ’ın DENGE ile
sözleşme yapmak istememesinin, ALLERGAN ’ın tek yanlı kara r ve davranışı olduğu
değerlendirilmektedir. ALLERGAN tarafından teyit edilen bu kararın hakim durumun
kötüye kullanılması olarak kabul edilip edilemeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir.
Başvuruda DENGE tarafından şikayet edilen davranışlar sözleşme yapman ın reddi
eylemi yanında ayrımcılık olarak da nitelendirilmiştir. Ancak DENGE ’nin ayrımcılık
iddiası sözleşme yapmanın reddi iddiasından farklı bir davranışı içermemektedir.
Nitekim iddia konusu eylem ve davranışların temelini sözleşme yapmanın reddedilmesi
oluşturmakta, dolayısıyla bu dosyada ayrı bir ayrımcılık değerlendirmesini gerektiren
herhangi bir davranış bulunmamaktadır.
(37) 4054 sayılı Kanunun 6. maddesinde “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin
bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piya sasındaki hakim durumunu
tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye
kullanması hukuka aykırı ve yasaktır ” hükmüyle hakim durumun kötüye kullanılması
ihlal olarak nitelendirilmiştir. Bu tanıma göre iki şartın bi rlikte varlığı halinde ihlalden
bahsedilebilecektir: 1) hakim durum ve 2) kötüye kullanma. Dolayısıyla çeşitli yargı
kararlarına12 da yansıdığı üzere, bu koşullardan birinin eksikliği halinde 4054 sayılı
Kanunun 6. maddesi kapsamında bir ihlalin varlığını ileri sürmek mümkün değildir. Bu
çerçevede, aşağıda ALLERGAN ’nın sözleşme yapmanın reddi kararının kötüye
kullanma olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği irdelen miştir. Bununla birlikte yeri
geldikçe, söz konusu incelemeye esas oluşturması bakımından mevzuat ve literatürde
mal vermenin reddinin ne şekilde yer aldığına yönelik incelemelere de değinilmiştir.

12 Danıştay Onüçüncü Dairesinin 03.04.2014 tarih, 2013/3606 E., 2014/1284 K. sayılı ve 27.05.2014
tarih, 2009/5608 E., 2014/2054 K. sayılı kararları; Ankara 14. İdare Mahkemesinin 02.10.2014 tarih,
2012/1803 E., 2014/1065 K. sayılı kararı.

21-10/129-54
10/18
I.3.3.1. Hakim Durum Değerlendirmesi
(38) ALLERGAN’ın piyasaya tedarik ettiği ürünler; beşeri tıbbı müstahzarlar sınıfında yer
alan botox ve göz bakım ürünleri ile medikal cihaz sınıfında yer alan dolgu, implant,
vücut şekillendirme cihazı (soğuk lipoliz) ve sarf malzemeleridir. Başvuru konusu
iddiaların ise ALLERGAN’ın göz bakım ürünlerine ilişkin olduğu görülmektedir. Keza,
başvuru sahibi DENGE’nin tedarik edemediği ilaçların ALLERGAN tarafından sunulan
beşeri ilaçlar sınıfında yer alan göz bakım ürünlerini kapsadığı anlaşılmaktadır.
(39) ALLERGAN’ın göz bakım ürünleri; Restatis, Refresh, Refresh Tears, Refresh Liquigel,
Alphagan, Lumigan Rc, Combigan, Ganfort, Exocin, Ozurdex, Pred Forte, Fml
Liquifilm, Blephamide, Relestat, Acular’dır. ALLERGAN’ın şikayete konu ürünlerinin ait
olduğu ATC -3 sınıfına göre, 2019 -2020 yılı için değer bazında hesaplanmış pazar
paylarına önceki bölümlerde yer alan Tablo-1’de yer verilmiştir.
(40) Tabloda yer verilen ürünler bakımından hakim durum değerlendirmesi yapılmasına
gerek görülmemiş olup, ALLERGAN’ın ilgili ATC -3 pazarlarında hakim durumda
olduğu değerlendirilse dahi, bu durum uygulamanın kötüye kullanma teşkil edip
etmediği bakımından ulaşılacak sonucu etkilemeyece ktir. Bu çerçevede, aşağıda
ALLERGAN’ın mal vermediği iddiasının kötüye kullanma olarak nitelendirilip
nitelendirilemeyeceği irdelenmiştir.
I.3.3.2. Mal Vermenin Reddi Yoluyla Hakim Durumun Kötüye Kullanıldığı
İddiasının Değerlendirilmesi
I.3.3.2.1. Rekabet Karşıtı Dışlayıcı Uygulama Teşkil Eden Mal Vermenin Reddi
(41) Mal vermenin reddi, Hakim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötü ye Kullanma
Niteliğindeki Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz ’da (Kılavuz) dışlayıcı
davranışlardan biri olarak kabul edilmektedir. Kılavuz ’a göre (para. 38), “Bir
teşebbüsün ürettiği mal ya da hizmetler ile sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi
işletme unsurlarını diğer teşebbüslere sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler
tarafından kullanılmasına doğrudan veya dolaylı olarak izin vermemesi sözleşme
yapmayı reddetme olarak ele alınmaktadır. Bu çerçevede hammadde niteliğindeki
fiziksel ürünler, belirli hizmetlerin sağlanabilmesi için gerekli altyapılar, ürün dağıtım
sistemleri ve fikri mülkiyet hakları ile korunan yahut korunmayan gayri maddi işletme
unsurları ya da bilgileri ile teşebbüslerin sözleşme yapma talebine konu olabilecek
diğer varlıklar anılan mal, hizmet ya da unsurlar arasında değerlendirilebilmektedir.”
(42) Ancak her mal vermenin reddi eyleminin doğrudan ihlal sayılmadığı belirtilmelidir. Bir
mal vermenin reddi eyleminin ihlal teşkil edebilmesi için Kılavuzun 43. paragrafında
belirtilen üç koşulun birlikte varlığını aranmaktadır. Bu çerçevede:
(1) Reddetme, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete
ilişkin olmalı,
(2) Reddetmenin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırması muhtemel olmalı ve
(3) Reddetmenin tüketici zararına yol açması muhtemel olmalıdır.
(43) Hakim durumda da olsa bir teşebbüs birlikte çalışmak istediği teşebbüsleri seçmede
kural olarak özgürdür.13 Ancak bu özgürlük bazı şartların varlığı halinde rekabet hukuku
açısından kısıtlanabilmektedir. Kılavuz14 ve Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı

13 Bkz. Kılavuz, para. 35.
14 Para. 25.

21-10/129-54
11/18
Kötüye Kullanmalarında 82. Madde Uygulama Önceliklerine İlişkin Rehber 15 (AB
Kılavuzu), hakim durumdaki teşebbüsün dışlayıcı davranışlarını, rekabet karşıtı pazar
kapama olarak nitelendirilebildiği ölçüde kötüye k ullanma olarak tanımlamakta ve
ancak rekabet karşıtı pazar kapamanın önlenmesi amacıyla hakim durumdaki
teşebbüsün davranışı kısıtlanabilmektedir. Rekabet karşıtı pazar kapama fiili ise
özellikle dışlayıcı davranışın hakim durumdaki teşebbüsün rakibi aleyh ine yapılması
halinde ortaya çıkmaktadır.
(44) Komisyon’un Tartışma Metni ’nde de dışlayıcı davranışlar değerlendirilirken ortaya
çıkan asıl endişenin rekabete ve dolayısıyla tüketiciye zarar veren pazar kapama
olduğu belirtilmiştir .16 Ayrıca, hakim durumdaki fi rmanın dışlayıcı davranışının her
şeyden önce pazarı rakiplere kapama kabiliyetinde olması gerekmektedir.17,18
(45) Tartışma Metninde, hakim durumdaki firma ile aynı seviyede faaliyet gösteren rakiplere
pazarın kapanması durumu yatay kapama, hakim durumdaki firm anın aynı zamanda
müşterisi olarak alt pazarda faaliyet gösteren rakiplerine pazarı kapaması ise dikey
kapama olarak açıklanmaktadır.19
(46) Diğer taraftan Kılavuz, rakip olmayan müşterilere yönelik sözleşme yapmanın reddi
davranışlarını da “sözleşme yapmanın reddi” hallerinden biri olarak saymış ve fakat
hemen ardından rakiplere yönelik sözleşme yapmanın reddi davranışının rekabeti
kısıtlama ihtimalinin daha kuvvetli olduğunu vurgulamıştır.
(47) Kılavuz’un 42. paragrafında, “sözleşme yapmayı reddetme davranışı, hâkim
durumdaki teşebbüsün alt pazarda kendisiyle rekabet halinde olan teşebbüslere
yönelik olabileceği gibi kendisiyle rekabet içerisinde bulunmayan müşterilerine
yönelik de olabilmektedir. Burada alt pazar kavramı, sözleşme yapma talebine konu
olan unsurun mal veya hizmet üretiminde girdi olarak kullanıldığı pazarı ifade
etmektedir. Hâkim durumdaki teşebbüsün, sözleşme yapmayı reddettiği
teşebbüs ile alt pazarda rekabet ediyor olması halinde sözleşme yapmayı
reddetme davranışının rekabeti kısıtlayıcı sonuçlar ortaya çıkarması daha
muhtemeldir.” açıklaması yapılmıştır.
(48) Kılavuz’un bu açıklamalarının ardından sözleşme yapmanın reddi davranışla rının
rakiplere yönelik olduğu alternatif pazar kapama örneklerine yer verilmiş ve fakat
sözleşme yapmayı reddetme davranışının hangi hallerde hakim durumdaki teşebbüs
ile rekabet halinde olmayan müşterilere yönelik de olabileceği belirtilmemiştir. Ancak
aşağıda yer verilen literatürdeki değerlendirmeler ile bu değerlendirmelerin
dayandırıldığı dosya örnekleri ve de mehaz Avrupa Birliği mevzuatı dikkate
alındığında, sözleşme yapmanın reddi davranışının dışlayıcı kötüye kullanma
sayılabilmesi için, her ne ka dar müşterilere uygulansa da, nihayetinde rakipleri
dışlamaya yönelik bir teoriye oturtulabilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
(49) Literatürde de hakim durumdaki teşebbüsün rakibi olmayan müşterilerine yönelik
sözleşme yapmanın reddi davranışları nihai olarak h akim durumdaki teşebbüsün

15 Guidance on the Commission’s Enforcement Priorities in Applying Article 82 of the EC Treaty to
Abusive Exclusionary Conduct by Dominant Undertakings, 2009, para. 20
16 DG Competition Discussion Paper on the Application of Article 82 of the Treaty to Exclusionary
Abuses, 2005, para. 56.
17 Tartışma Metni, para. 58.
18 Bu durumun istisnası olarak Tartışma Metninin 222. paragrafında, rakip olmayan müşteriye yönelik
sözleşme yapmanın reddi davranışının koordinasyon riski doğurmadığı takdirde rekabete etkisinin
küçük olabileceği ifade edilmektedir.
19 Para. 69-73.

21-10/129-54
12/18
rakiplerini dışlama etkisi gösterebildiği ölçüde dikkate alınmıştır.20
(50) Yukarıda da ifade edildiği gibi, Tartışma Metni sözleşme yapmanın reddi dosyalarında
pazar kapamanın odak noktası olduğunu belirttikten sonra bunları dikey ve yatay pazar
kapama olarak ikiye ayırmıştır.
(51) WHISH de bu sınıflandırmayı benimseyerek analizlerini bu ayrım üzerinden
gerçekleştirmiştir. Buna göre dikey kapama hakim durumdaki firmanın alt pazarda da
faaliyet gösterdiği ve rakip konumdaki müşterilerine karşı sözleşme yapmayı reddettiği
durumlarda söz konusu olabilmektedir .21 Örneğin, daha sonra Komisyon tarafından
verilen birçok kararda referans alınacak olan Commercial Solvents 22 kararında
tüberküloz tedavisinde kullanılan ethambutol isimli maddenin üreti mi için gerekli
hammaddeleri tedarik eden ve hakim durumda bulunan CSC’nin 23 alt pazarda
ethambutol üretimine başlaması nedeniyle artık rakip haline gelen müşterisine ihtiyaç
duyduğu hammaddeleri vermeyi reddetmesi ihlal olarak nitelendirilmiştir.
(52) Diğer taraftan, rakip olmayan müşteriye yönelik sözleşme yapmanın reddi fiilinin

bulunmaktadır.24 Literatürde değerlendirilen iki karardan ilki hakim durumdaki
teşebbüsün distribütörünü rakiplerinin promosyonunu yapmaması yönünde disipline
etmek amacıyla mal vermeyi reddetmesi, diğeri ise sağlayıcı seviyesindeki potansiyel
rakibe mal verilmemesi durumlarını içermektedir.25
(53) İlk duruma dikey kapama kapsamında değerlendirilen Komisyonun United Brands 26
kararı örnek gösterilmektedir. Buna göre hakim durumdaki United Brands, rakibine
yönelik bir reklam kampanyasına katılan distribütöre mal vermeyi kesmiş, bu durum
ise Avrupa Adalet Divanı (AAD) tarafından distribütörün rakip ürünleri satmasını
önleme olarak değerlendirilmiştir. Bir başka ifadeyle, hakim durumdaki teşebbüs
sözleşme yapmanın reddi davranışını disipline edici bir şekilde kullanmış ve
distribütörünü tek marka satmaya zorlayarak rakip ürünlerin dağıtımını engellemeye
çalışmıştır. AAD, United Brands’in bu davranışıyla diğer distribütörlerini de rakip
ürünleri satmamaya yönlendireceğini, böylece hakim durumunu güçlendirerek
rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştıracağını ifade etmiştir.
(54) Yatay kapama amacıyla potansiyel rakibe mal verilmemesi durumuna ise Boosey and
Hawkes27 kararında rastlanmaktadır. Bu kararda, hakim durumdaki teşebbüsün temel
faaliyetlerini rakip marka müzik enstrümanlarının tanıtımına kaydıran bir müşterisine
mal vermeyi kesmesi incelenmiştir. Komisyon, her ne kadar mal tedarikinin aniden ve
bütünüyle kesilmesi sebebiyle davranışın orantısız olduğunu tespit etmiş olsa da hakim
durumdaki teşebbüslerin kendisine yönelen rekabeti destekle mek gibi bir
yükümlülüklerinin olmadığı, temel faaliyetini rakip markanın tanıtımına dönüştüren bir
müşteri söz konusu olduğunda, hakim durumdaki üreticinin dahi makul süre tanımak
kaydıyla söz konusu müşteri ile ticari ilişkilerini sona erdirmeye hakkı olduğu

20 WHISH, R. (2009), Competition Law, Sixth Edition, Oxford University Press, New York, US, ve
O’DONOGHUE, R. ve A. J. PADILLA (2006), The Law and Economics of Article 82 EC, Second Edition,
Hart Publishing, Oregon.
21 Whish 2009, s.688.
22 Commercial Solvents v. Commission, C-7/73 [1974] ECR 223, para.25.
23 Commercial Solvents Corporation.
24 O’Donoghue ve Padilla 2006, s. 468-470.
25 Whish 2009, s.699-700.
26 United Brands Company and United Brands Continental BV v Commission, Case 27/76 [1978] ECR
207.
27 BBI/Boosey & Hawkes-Interim Measures, OJ 1987 L 286/36.

21-10/129-54
13/18
değerlendirmesinde bulunmuştur. Aslında, nihai olarak bir kötüye kullanma tespiti
içermemesine rağmen bu karar, rakip olmayan müşteri ile sözleşme yapmanın
reddedilmesi davranışının potansiyel rakipleri dışlama ihtimalinin ele alındığını
göstermesi bakımından önemlidir.28
(55) Sadece yeniden satış/dağıtım ilişkisine konu ürünlere yönelik mal vermenin reddi
iddialarının incelendiği Kurul kararlarında da hakim durumdaki firmanın ürünlerini
sadece yeniden sattığından hakim durumdaki firma ile yeniden satıcı arasında anlamlı
bir rekabet bulunmadığı vurgulanmıştır.29 Benzer şekilde, bir malı herhangi bir katma
değer eklemeksizin satmak isteyen yeniden satıcı söz konusu ise, mal vermeyi
reddetme eyleminin rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmeyeceği ifade
edilmiştir.30
(56) İlaç sektörü özelindeki benzer kararlarda da salt yeniden satış/dağıtım söz konusu
olduğunda hakim durumdaki teşebbüsün mal vermeyi reddetmesinden rekabet
bakımından sağlayabileceği fayda sorgulanmış, hakim durumdaki teşebbüsün
herhangi bir rakibine yönelik olmayan bu örneklerde piyasadaki rekabet ve tüketiciler
bakımından rasyonel bir zarar teorisi oluşturmanın mümkün bulunmadığı
değerlendirilmiştir.31
(57) Söz konusu kararlar doğrultusunda, distribütörlere yönelik mal vermenin reddi
eylemlerinin ancak distribütörler üzerinde tek marka satıcılığı veya fiili münhasırlık
sağlama yoluyla üst pazardaki rakiplerin dışlanması gibi zarar teorileri üzerine
kurgulanabildiğinde ihlal teşkil edebileceği anlaşılmaktadır.
(58) Bu noktaya kadar yer verilen mevzuat dü zenlemeleri, kararlar ve literatürdeki
değerlendirmeler, sözleşme yapmanın reddi ile ilgili olarak bir kötüye kullanmadan
bahsedilebilmesi için hakim durumdaki teşebbüsün davranışının doğrudan veya
dolaylı olarak alt veya üst pazardaki rakibine yönelmiş ol ması gerektiğini
göstermektedir.
I.3.3.2.2. Önaraştırma Kapsamında Mal Vermenin Reddi
(59) Yukarıda değinildiği üzere, Kılavuz’un 43. paragrafında yer bulan sözleşme yapmanın
reddinin kötüye kullanma olarak değerlendirilebilmesi için birlikte sağlanması beklenen
üç şart sırayla aşağıda incelenmiştir:
(i) Vazgeçilmezlik Şartı
(60) Literatürdeki zorunlu unsur doktrini ile yukarıda sözü edilen “vazgeçilmezlik” şartı
büyük ölçüde paralellik arz etmektedir. Zira zorunlu unsur doktrini, AB mevzuatı
çerçevesinde, hangi d urumlarda hakim durumdaki teşebbüse sözleşme yapma
zorunluğu getirilebileceğinin belirlenmesinde kullanışlı bir şablon sunmaktadır .32
Zorunlu unsur doktrini de vazgeçilmezlik şartını temel olarak rakiplerin dışlanmasını
içeren bir zarar teorisine oturtmaktadır.
(61) Hakim durumdaki teşebbüs tarafından sağlanan ürün veya hizmet “ girdi” olarak

28 Komisyon bu dosyada, distribütörün kendi üretimine başlayıncaya kadar hakim durumdaki

teşebbüsten ürün tedarik edebilmesi için geçici tedbir kararı vermiştir.
29 02.09.2010 tarihli ve 10 -57/1155-439 sayılı Kurul kararı, sy. 8; 03.01.2013 tarihli ve 13 -01/3-3 sayılı
Kurul kararı, para. 36.
30 18.03.2010 tarihli ve 10 -24/330-118 sayılı Kurul kararı, sy. 15; 08.04.2010 tarihli ve 10 - 29/446-169
sayılı Kurul kararı, sy. 9.
31 26.11.2014 tarihli ve 14 -46/845-385 sayılı Kurul kararı, para. 29; 29.03.2018 tarihli ve 18 -09/156-76
sayılı Kurul kararı, para. 46.
32 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.407-408.

21-10/129-54
14/18
üretime sokulduğu ve bu sayede katma değer oluşturularak yeni ve rekabetçi bir nihai
ürüne dönüştüğü ölçüde zorunlu unsur olarak değer kazanmaktadır. Dolayısıyla anılan
doktrin, zorunlu unsurun bir girdi olarak kullanılacağını, böylece katma değer
sağlanarak farklılaştırılmış bir ürün sunulacağını, bunun ise rekabeti artıracağını
varsaymaktadır.33
(62) Ancak, alt pazardaki müşterilerin hakim durumdaki teşebbüsün ürünlerini yalnızca
dağıtmaları veya yeniden satışa konu etmeleri halinde sözü edilen katma değerden ve
farklılaştırılmış ürünler yoluyla rekabet artış ından bahsetmek mümkün değildir .34
LANG, üst pazardan tedarik edilen ürünün salt yeniden satışının veya dağıtımının söz
konusu olduğu hallerde, ortada korunmaya değer bir rekabetin olmadığının altını
çizmiş, alt pazardaki faaliyetlerin katma değerli hizmet içeren gerçek bir piyasa
oluşturması gerekliliğinin zorunlu unsur doktrininin bir şartı olduğunu belirtmiştir.35
(63) Önaraştırma konusu ecza depoculuğu faaliyeti bakımından vazgeçilmezlik şartı
değerlendirildiğinde, ecza depolarının beşeri ilaçları sağlayıcı ilaç firmalarından alarak
herhangi bir üretim sürecine tabi tutmadan, dolayısıyla katma değer oluşturmadan
eczanelere dağıtması zorunlu unsur doktrininin “ girdi” niteliğinde olma koşulunun
sağlanmadığını göstermektedir. Bununla birlikte, yukarıda da ifade ed ildiği üzere
serbest eczanelere yönelik 69 ecza deposu faaliyet göstermekteyken, ALLERGAN’ın
hâlihazırda 12 adet ecza deposu ile “Dağıtım Sözleşmesi” imzaladığı 36 dikkate
alındığında ALLERGAN ürünlerini tedarik etmeden faaliyetlerine devam edebilen ecza
depolarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
(64) Diğer yandan, aşağıdaki tabloda 2016 yılından itibaren DENGE’nin alımları içerisinde
ALLERGAN’ın payı gösterilmektedir.
Tablo 2- DENGE’nin Toplam Alım Tutarı İçinde ALLERGAN’dan Yaptığı Alımların Payı (%)
YILLAR DENGE’nin
Toplam Alım Tutarı (TL) ALLERGAN’dan Alım Tutarı (TL) ALLERGAN’ın Payı
2016 (…..) (…..) (…..)
2017 (…..) (…..) (…..)
2018 (…..) (…..) (…..)
2019 (…..) (…..) (…..)
2020 (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüsten edinilen bilgiler
(65) DENGE’nin faaliyetleri içerisinde ALLERGAN ’ın payının son beş yıldır %(…..)’in
altında, %(…..) ile %(…..) arasında değişmekte olduğu görülmekte, ilgili pay söz
konusu tarih aralığında en fazla %(…..)’e çıkmaktadır. ALLERGAN ürünlerinin
DENGE’nin faaliyetleri içerisi ndeki payı göz önüne alındığında söz konusu ürünlerin
DENGE’nin faaliyetleri açısından vazgeçilmez nitelikte olduğundan bahsetmek
mümkün görülmemektedir.
(66) Bunun yanı sıra, DENGE’nin ALLERGAN ürünlerine erişememesi nedeniyle
faaliyetlerinin olumsuz etkilenip etkilenmediğine ilişkin olarak DENGE’nin 2020 yılında
çalıştığı serbest eczane sayısına bakılmıştır. DENGE ’nin, ALLERGAN ürünlerini
tedarik edebildiği 2020 yılının ilk altı ayı içerisinde (…..) serbest eczane ile çalıştığı,
söz konusu ürünleri tedarik ede mediğini iddia ettiği 2020 yılının ikinci altı ayında ise
(…..) serbest eczane ile çalıştığı görülmüştür. Çalışılan serbest eczane sayıları

33 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.467-468.
34 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.468.
35 LANG, J. Temple 2000, The Principle of Essential Facilities in European Community Competition Law
- The Position Since Bronner, 1 Journal of Network Industries, s.395,397.
36Ek olarak üç depo ile sözleşme müzakerelerinin devam ettiği belirtilmiştir.

21-10/129-54
15/18
değerlendirildiğinde, DENGE’nin ALLERGAN ürünlerini tedarik edememesi nedeniyle
eczanelerin kendisiyle çalışmak istemediği iddiasını destekler nitelikte bir değişiklik
olmadığı görülmektedir.
(ii) Etkin Rekabetin Ortadan Kalkması İhtimali
(67) O’Donoghue ve P adilla rekabete zarar verilmesi (harm to competition) koşulunun
sözleşme yapma yükümlülüğünün kapsamı bakımından önemli sonuçları olduğunu,
sözleşme yapma yükümlülüğünün ancak alt pazarda rekabetin olmadığı hallerde
uygun olacağını, halihazırda rekabetçi o lan pazarlarda söz konusu yükümlülüğü
getirmenin anlamlı olmayacağını belirtmiştir.37
(68) Yazarlar, hakim durumdaki firma ile distribütörleri veya yeniden satıcıları arasında
korumaya değer anlamlı bir rekabet bulunmuyorsa, rekabet hukuku altında sözleşme
yapmanın reddinden kaynaklı bir zararın da söz konusu olmadığını vurgulamıştır38. Bu
bağlamda, WHISH ve BAILEY39 de, “bir rakibin” pazardan elenmesi riskinin pazardaki
tüm rekabetin ortadan kalkacağı anlamına gelmediğine dikkat çekmektedir.
(69) Alt pazardaki ecza depoculuğu pazarında rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırılmasından
söz edebilmek için öncelikle ALLERGAN’ın alt pazarda faaliyet gösteriyor olması
beklenmelidir. Ne var ki ALLERGAN’ın ecza depoculuğu pazarında herhangi bir
faaliyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla alt pazardaki rakiplere yönelik dikey kapama
niteliğinde değerlendirilebilecek bir davranıştan söz etmek mümkün değildir.
(70) Yine de, DENGE’nin pazardan elenmesi riskiyle karşı karşıya olduğu varsayımı
altında, pazarda etkilenmesi muhtemel rekabete aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
Tablo 3- 2014-2018 Yıllarında, Serbest Eczane Piyasasında, Ecza Depolarının ve DENGE’nin Satışları
(TL) ile DENGE’nin Pazar Payı (%)
YILLAR Genel Toplam DENGE DENGE’nin Pazar Payı
2014 (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..)
2017 (…..) (…..) (…..)
2018 (…..) (…..) (…..)
Kaynak: IQVIA Verileri40, Raportörlerce Yapılan Hesaplamalar
(71) Türkiye’de serbest eczane kanalına yönelik faaliyet gösteren ecza depoları içerisinde
2014-2018 yılları arasında DENGE’nin pazar payı % (…..)’nin altında seyretmektedir.
Yukarıda yer verilen pazar payı verileri 2018 yılı itibarıyla son bulmasına karşın, Tablo-
2’de yer alan ve DENGE’nin toplam alım tutarlarını gösteren veriler incelendiğinde,
2019 ve 2020 yılları için de DENGE’nin pazardaki konumunda önemli sayılacak bir
değişikliğin meydana gelmediği söylenebilecektir.
(72) DENGE tarafından ALLERGAN ürünlerinin diğer ec za depolarından alınmasının
mümkün olmadığı belirtilmiş olsa da ALLERGAN’ın ecza depoları ile imzalamış olduğu
sözleşmeler incelendiğinde, DENGE’nin iddialarını destekler nitelikte herhangi bir
hükme rastlanmamıştır. Bu husus ALLERGAN tarafından da teyit e dilmiş olup,
ALLERGAN’ın ürün sağladığı ecza depoları bu ürünleri diğer ecza depolarına temin
edebilecektir. Bu çerçevede DENGE, eczanelerin taleplerini tek elden karşılama

37 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.408.
38 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.467-468
39 WHISH, R. ve D. BAILEY (2012), Competition Law, Oxford University Press, New York, s.707.
40 Söz konusu IQVIA Verileri Kurum kayıtlarına 2017 -3-019 numaralı dosya çerçevesinde elde edilen
bilgilerden alınmıştır.

21-10/129-54
16/18
noktasında ALLERGAN ürünlerini diğer ecza depolarından temin edebilecektir. Bu
noktada ecza deposu kar marjı ile ürün temin ediliyor olacağı bilinse de alımlarının çok
küçük bir kısmını oluşturan bu ürünler bakımından yapılacak kar marjı fedakârlığının,
düşük oranlarda kalacağı değerlendirilmektedir.
(73) Tekrar vurgulamak gerekir ki 4054 sa yılı Kanun piyasalardaki rekabeti korumak için
uygulanmaktadır. Bireysel teşebbüslerin korunması bu teşebbüslerin rekabetçi sürece
katkıları çerçevesinde değerlendirilebilecek bir husustur. DENGE’nin oldukça düşük bir
pazar payına sahip olması ve bölgesel olarak faaliyet göstermesi nedeniyle ecza
depoculuğu alanında rekabetçi bir etki oluşturma ihtimali görece düşüktür.41 Bu bilgiler
doğrultusunda etkin rekabetin ortadan kalkması ihtimalinin de gerçekleşmemiş olduğu
değerlendirilmektedir. Aşağıdaki bölümde y apılan değerlendirmeler de bu bölümdeki
tespitleri tamamlayıcı nitelik taşımaktadır.
(iii) Tüketici Zararına Yol Açma İhtimali
(74) Hakim durumdaki teşebbüs dikey bütünleşik olarak alt pazarda da faaliyet
göstermiyorsa kendi menfaati için rakiplere pazarı kap atmasından
bahsedilemeyecektir. Böyle bir durumda tek bir tedarik ilişkisinin sona erdirilmiş
olmasının doğrudan tüketici zararı ile sonuçlanacağını ileri sürmek de mümkün
değildir.42
(75) Bu kapsamda, Lojistik Dağıtım Anlaşması ile ALERGAN ürünlerinin dağıtımını yapan
ABDİ İBRAHİM’in 2015 -2020 yıllarını kapsayan dönem de (…..) ecza deposu ile
çalıştığı belirtilmiştir .43 İlgili dönemde ABDİ İBRAHİM’in ALLERGAN ürünlerinin
satışından elde ettiği toplam ciro içerisinde DENGE’nin payına aşağıda yer verilmiştir.
Tablo 4- ABDİ İBRAHİM’in ALLERGAN Ürünlerin Satışından Elde Ettiği Toplam Ciro İçerisinde
DENGE’nin Payı
YILLAR DENGE’nin Payı
2015 (…..)
2016 (…..)
2017 (…..)
2018 (…..)
2019 (…..)
2020 (…..)
Kaynak: ABDİ İBRAHİM’den edinilen bilgiler
(76) Tablo 4’e göre ALLERGAN ürünlerinin satışı içerisinde DENGE’nin payı oldukça düşük
seviyelerdedir. Anılan tarih aralığında DENGE’nin payı en fazla %(…..) olmuştur.
(77) Tüketici zararı; fiyat artışı, ürün kalitesindeki ve yenilik düzeyindeki düşüşler, mal ve
hizmet çeşitliliğinde azalışlar şeklinde gerçekleşebilmektedir .44 İnceleme konusunun
sadece yeniden satış -dağıtım faaliyetlerinden ibaret olduğu, tedarik edilen ilaçlara
ecza depolarınca gözle görülür bir katma değer sağlanmadığ ı, ilaç firmasının alt
pazarda faaliyetinin bulunmadığı, ecza depolarının ve eczanelerin kâr marjlarının
kamu tarafından belirlendiği, bazı ilaç sağlayıcılarının ürünlerini dağıtmadan
faaliyetlerine devam eden çok sayıda ecza deposu bulunduğu dikkate alındığında, bir
ecza deposunun ALLERGAN ürünlerini dağıtamıyor olmasının, tüketicilerin karşı
karşıya olduğu fiyat ve hizmet düzeyine herhangi bir etkisinin bulunmadığı, bu

41 DENGE’nin dağıtım yaptığı serbest eczanelerin büyük bir çoğunluğu İstanbul’da yer almakla birlikte
Ankara, İzmir, Kocaeli, Tekirdağ v e Adana’da bulunan serbest eczanelerin birkaçına ürün
sağlamaktadır.
42 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.464.
43 Lojistik Dağıtım Anlaşması 01.07.2020 tarihinde sona ermiştir.
44 Kılavuz, para. 25.

21-10/129-54
17/18
çerçevede piyasadaki rekabet ve tüketiciler bakımından rasyonel bir zarar teorisi
oluşturmanın mümkün bulunmadığı değerlendirilmektedir. Kaldı ki ilgili sektörde ilaç
fiyatları ve dağıtım zincirinin her aşamasında teşebbüslerin elde edeceği kar marjları
devlet tarafından belirlenmektedir.
(78) Sonuç itibarıyla, hakim durumdaki teşebbüse sözleşme yapma görevi yüklenmesi için
birlikte sağlanması gereken üç şartın da oluşmadığı anlaşılmaktadır.
I.3.4. Genel Değerlendirme
(79) Dosya kapsamında ecza deposu olarak faaliyet gösteren DENGE ’nin ALLERGAN
ürünlerini dağıtmak istemesine karşın, ALLERGAN’ın bu talebe olumsuz yanıt vermesi

şikayet edilmekte ve ALLERGAN’ın hakim durumunu kötüye kullandığı iddia
edilmektedir. ALLERGAN tarafından, ticari açıdan ihtiyaç duyulan sayıda depo ile
çalışıldığı gerekçesiyle DENGE’ye ürün tedarik edilmediği ifade edilerek, ürü n temin
edilen ecza depoları ile akdedilen sözleşmeler Kuruma gönderilmiştir.
(80) Bu kapsamda incelenen sözleşmelerin yalnızca sağlayıcı teşebbüs ile depolar
arasındaki dikey ticari ilişkiyi düzenleyen nitelik ve içeriğe sahip olduğu, dolayısıyla
rekabeti kısıtlayıcı herhangi bir hüküm içermediği ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında olmadığı değerlendirilmektedir.
(81) ALLERGAN ile ecza depoları arasındaki sözleşmeler incelenmiş olsa da bir
teşebbüsün çalışacağı depoları belirlemesi teşebbüsün tek taraflı e ylemi olarak
nitelendirilebilecektir. DENGE tarafından şikayet edilen temel hususun mal vermenin
reddi eylemi olduğu değerlendirilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
yapılan inceleme kapsamında ALLERGAN’ın serbest eczanelere yönelik ecza
depoculuğu alanında faaliyetinin bulunmadığı, dolayısıyla, DENGE ile sözleşme
yapmayı reddetme davranışının, kötüye kullanma olarak değerlendirilebilmesi için
gerekli olan herhangi bir zarar teorisine uymadığı anlaşılmaktadır.
(82) DENGE’nin ALLERGAN ürünlerini diğer ecza depolarından temin etmesi ya da yakın
gelecekte ALLERGAN ile tekrar çalışmaya başlaması önünde herhangi bir engel
bulunmamaktadır. Ayrıca ecza depoculuğu pazarında, serbest eczanelere yönelik
dağıtım faaliyetinde bulunan birçok teşebbüsün faaliy et göstermesi nedeniyle, anılan
pazardaki rekabetin önemli ölçüde azaltması ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu
nedenle tüketicinin bu durumdan zarar görme olasılığının söz konusu olmadığı, beşeri
ilaçların her aşamada fiyat ve kâr marjının kamu tara fından belirleniyor olması
sebebiyle ürünlerin fiyatları bakımından da yine tüketicilerin zarar görme ihtimalinin
bulunmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla ALLERGAN’ın DENGE ile sözleşme
yapmayı reddetmiş olmasının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir kötüye
kullanma olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir.

21-10/129-54
18/18

(83) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca şikayetin reddi ile soruşturma açılmamasına, gerekçeli kararın
tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak

üzere OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.