Rekabet Kurumu Başkanlığından,

Dosya SAYI:
2020-4-007 (Muafiyet/Menfi Tespit)

Karar SAYI:
20-55/769-341

A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER

B. RAPORTÖRLER: Buket ARI, Cüneyd DAL, Nezir Furkan KIRAN, Barış BİRCAN,
Burçin GÜLEŞ

C. BİLDİRİMDE

BULUNAN: - Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi
Temsilcisi: Av. Dr. Oğuzkan GÜZEL
Mustafa Kemal Mah. 2110. Sok. No: 17
06530 Çankaya/Ankara

(1) D. DOSYA KONUSU: Sigorta sektörüne yönelik ödeme yapılacak kart
numarasının ilk altı ve son dört hanesi ve kart sahibinin T.C. kimlik numarası
bilgileri ile ödeme işlemi gerçekleştirilmesini sağlayan ödeme yöntemi
uygulamasına menfi tespit verilmesi veya bireysel muafiyet tanınması talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 23.01.2020 tarih ve 730
sayı ile intikal eden ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) tarafından yapılan
başvuru ile sigorta sektörüne yönelik banka veya kredi kartı numarasının ilk altı ve son
dört hanesi ve kart sahib inin T.C. kimlik numarası bilgileri ile ödeme işlemi
gerçekleştirilmesini sağlayan, SBM tarafından yürütülecek bir ödeme yöntemi

kurulmasını amaçlayan uygulamaya menfi tespit belgesi verilmesi veya bireysel

muafiyet tanınması talep edilmiştir.
(3) 28.09.2020 t arih ve 10356 sayı lı yazı ile eksiklikleri tamamlanan bildirim üzerine
düzenlenen 21.12.2020 tarih ve 2020 -4-007/MM sayılı rapor görüşülerek karara
bağlanmıştır.
(4) F. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- Ödeme yapılacak kartın ilk altı ve son dört hanesi ile birlikte kart sahibinin T.C.
kimlik numarası ile ödeme alınmasını sağlayan sigorta sektörüne yönelik
geliştirilmiş alt yapı dâhilinde not -on-us işlemlerde tüketicilerden açık kart bilgisi

talep edilmeden açık kart bilgisinin bankalar arasında p aylaşılarak ödeme
alınabilmesine yönelik işbirliğini oluşturan uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında olduğu ve anılan uygulamaya menfi tespit belgesi
verilemeyeceği,
- Söz konusu uygulamanın 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafi yeti
Tebliği ve başka bir grup muafiyeti tebliği kapsamına girmediği,
- Bununla birlikte söz konusu uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer
alan bireysel muafiyet koşullarını taşıdığı ve piyasalardaki rekabet üzerindeki
etkilerinin takip edilebilm esi amacıyla bu uygulamaya gerekçeli kararın Türkiye

20-55/769-341
2/35

Bankalar Birliğine tebliğinden itibaren üç yıl boyunca bireysel muafiyet
tanınabileceği,
- SBM tarafından bildirilen ve SBM’nin ödeme geçidi hizmeti sunmasının
öngörüldüğü iş akışına dayalı uygulamaya ise muafiyet tanınamayacağı

sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.

G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
(5) Mevcut dosya kapsamında değerlendirilmek üzere; SBM’den Bankalararası Kart
Merkezi A.Ş.’den (BKM), Ödeme ve Elektronik Para Derneğinden (ÖDED), Aypara
Ödeme Kuruluşu A.Ş.’den (AYPARA), D Ödeme Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri

A.Ş.’den (HEPSİPAY), Föy Fatura Ödeme Kuruluşu A.Ş.’den (FÖY), İyzi Ödeme ve
Elektronik Para Hizmetleri A.Ş.’den (İYZİCO), Klon Ödeme Kuruluşu A.Ş.’den
(PAYBYME), Moka Ödeme Kuruluşu A.Ş.’den (MOKA), Nestpay Ödem e Kuruluşu

A.Ş.’den (NESTPAY), Octet Express Ödeme Kuruluşu A.Ş.’den (OCTET), Ödeal
Ödeme Kuruluşu A.Ş.’den (ÖDEAL), Paynet Ödeme Hizmetleri A.Ş.’den (PAYNET),
PayTR Ödeme Hizmetleri A.Ş.’den (PAYTR), Paytrek Ödeme Kuruluşu A.Ş.’den
(PAYTREK), Payu Ödeme K uruluşu A.Ş.’den (PAYU), Trend Ödeme Kuruluşu

A.Ş.’den (PAYGURU), Wirecard Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş.’den
(WIRECARD), Turkcell Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş.’den (PAYCELL),
Net Satış İletişim ve Danışmanlık Ticaret A.Ş.’den (NET SAT IŞ), Akbank T.A.Ş.’den
(AKBANK), T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’den (ZİRAAT), Türkiye Garanti Bankası A.Ş.’den
(GARANTİ), Denizbank A.Ş.’den (DENİZBANK), QNB Finansbank A.Ş.’den (QNB),
Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’den (YAPIKREDİ) Türkiye İş Bankası A.Ş.’den
(İŞBANKASI), ING Bank A.Ş.’den (ING), Türkiye Halk Bankası A.Ş.’den (HALKBANK),
Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’dan (VAKIFBANK), Aksigorta A.Ş.’den
(AKSİGORTA), Allianz Sigorta A.Ş.’den (ALLİANZ), Anadolu Anonim Türk Sigorta

A.Ş.’den (ANADOLU), Axa Sigorta A.Ş.’den (AXA), HDI Sigorta A.Ş.’den (HDI), Sompo
Japan Sigorta A.Ş.’den (SOMPO), Gulf Sigorta A.Ş.’den (GULF), Ziraat Sigorta

A.Ş.’den (ZİRAAT SİGORTA), Güneş Sigorta A.Ş.’den (GÜNEŞ), Halk Sigorta

A.Ş.’den (HALK SİGORTA), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından (TCMB) Garanti
Ödeme Sistemleri A.Ş.’den (GÖSAŞ), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumundan (BDDK), Türkiye Bankalar Birliğinden (TBB), istenen bilgi ve belge
talebine istinaden gelen cevabi yazılar Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(6) Ayrıca T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığından (Bakanlık) istenen bilgi ve belge talebine
istinaden Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SDDK)
tarafından gönderilen cevabi yazılar Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(7) Öte yandan dosya kapsamında, İYZİCO, NET SATIŞ, ÖDEAL, PAYCELL ve İnnova
Bilişim Çözümleri A.Ş., ve PAYTEN ile görüşmeler yapılmıştır.
G.1. Taraflar
G.1.1. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM)
(8) SBM, 16.12.2003 tarihli ve 25318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Trafik Sigortası
Bilgi Merkezi Yönetmeliği ile “TRAMER” adıyla kurulmuştur. 09.08.2008 tarih ve 26962
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği ile
adı Sigorta Bilgi Merkezi olarak kabul edilmiş; 03.12.2011 tarihli ve 28131 sayılı Resmî

20-55/769-341
3/35

Gazete’de y ayımlanan yönetmelik değişikliği ile unvanı Sigorta Bilgi ve Gözetim
Merkezi olarak değiştirilmiştir. SBM, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı
Kanun) 31/B maddesi uyarınca; sigortalılar ve sigorta sözleşmesinden dolaylı da olsa
menfaat sağlayanlara ilişkin olarak, yanlış sigorta uygula maları dâhil, risk
değerlendirmesine esas bilgileri toplamak ve bu bilgilerin sigorta, reasürans ve
sigortacılık faaliyetinde bulunan emeklilik şirketleri ile Bakanlık tarafından belirlenecek
kişilerle paylaşılmasını sağlamak amacıyla Türkiye Sigorta, Reas ürans ve Emeklilik
Şirketleri Birliği (TSB) nezdinde faaliyet gösteren tüzel kişiliği haiz bir kuruluştur. İlgili
maddede bahse konu sigorta şirketlerinin SBM’ye üye olmalarının zorunlu olduğu ve
SBM tarafından istenen her türlü bilgiyi vermekle yükümlü ol dukları hüküm altına
alınmıştır. Ayrıca, kuruluş amaçları doğrultusunda SBM, özel hukuk tüzel kişileri ile
kamu kurum ve kuruluşlarından, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ve
bunların üst kuruluşlarından, ilgili mevzuatla kurulmuş diğer bilgi merk ezlerinden bilgi

talep etmeye ve bunlarla Bakanlık’ın uygun görüşüne istinaden bilgi alışverişine
yönelik sözleşmeler imzalamaya da yetkili kılınmıştır. Söz konusu kurum ve kuruluşlar

SBM tarafından talep edilen bilgileri vermekle yükümlüdür. SBM’nin denet iminin
Bakanlıkça yapıldığı ve SBM’nin kendi yönetimi tarafından temsil edildiği yine anılan
maddenin devamında belirtilmiştir. İlgili madde kapsamında SBM’nin bütün işlem ve
kayıtları gizli olup, SBM topladığı her türlü bilgiyi Bakanlı ğa istenen biçim ve sürede
vermekle mükelleftir.
(9) 09.08.2008 tarih ve 26962 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 6. maddesinde SBM’nin

karar organının Yönetim Komitesi olduğu; Yönetim Komitesi’nin TSB’ye üye sigorta ve
emeklilik şirketlerinin genel müdür niteliğini haiz personeli arasından Hayat Dışı
Yönetim Komitesi ile Hayat ve Emeklilik Yönetim Komitesince seçilecek birer üye,
Bakanlıkça belirlenecek iki üye ve Merkez müdürü olmak üzere toplam beş ü yeden
oluşacağı; üyelerin üç yıl süreyle görev yapacakları ve üye tam sayısının yarıdan bir

fazlasıyla toplanıp karar alınacağı düzenlenmektedir.
(10) İlgili Yönetmelik uyarınca SBM nezdinde faaliyet göstermek üzere; sigorta branşında
güvenilir istatistikler üretmek, uygulama birliği sağlamak, kamu gözetim ve denetiminin
daha etkin bir şekilde yerine getirilmesi, sigorta sistemine olan güvenin artırılması vb.
amaçlar ile Trafik Sigortaları Bilgi ve Gözetim Merkezi (TRAMER), Sağlık Sigortaları
Bilgi ve Gözetim Me rkezi (SAGMER), Hayat Sigortaları Bilgi ve Gözetim Merkezi
(HAYMER) ve Sigorta Hasar Takip ve Gözetim Sistemi’nden (HATMER) oluşan alt bilgi
merkezleri kurulmuştur. SBM tarafından elde edilecek verilerin toplulaştırılmak
suretiyle ve Bakanlığın onayıyla ya yımlanabileceği düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra,
anılan Yönetmelik’in 18. maddesinin ilk fıkrasında, SBM’nin görev ve yetki alanı

çerçevesinde Bakanlık tarafından talep edilecek her türlü uygulama ve çalışmanın
ayrıca bir işleme gerek olmaksızın münhasıran Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar
çerçevesinde SBM tarafından yerine getirileceği ve bunun için gerekli sistemlerin
kurulacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, SBM’nin sigortacılık
sektörünün ortak veri tabanı olarak faaliyette bulunacağı öngörülmüştür.
(11) Üyelerin bilgi verme yükümlülüğünün düzenlendiği Yönetmelik’in 23. maddesinde ise
aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
20-55/769-341
4/35

“(1) Üye sigorta şirketleri, Merkez tarafından kendilerinden istenen tüm bilgileri,
doğru ve eksiksiz olarak, belirlenen şekilde ve sürelerde Merkeze iletmekle
yükümlüdür.
(2) Üye sigorta şirketleri, zorunlu sigortalar, zorunlu trafik sigortası, zorunlu
taşımacılık sigortası ve zorunlu ferdi kaza sigortası sözleşmelerine ait poliçe bilgileri
ile güncellenmiş ve günlük muallâk ve ödenmiş hasarlara ve kaza tutanaklarına
ilişkin bilgileri Merkez tarafından hazırlanarak Müsteşarlık tarafından onaylanan veri
yapısında ve en çok bir günlük gecikmeyle Merkeze iletmek zorundadır.
(3) Üye sigorta şirketleri, Yönetim Komit esi kararı üzerine ihtiyari trafik sigortası,
kasko sigortası ve Birlik görüşü alınmak üzere Müsteşarlıkça belirlenen sigorta
sözleşmelerine ait içeriği ve veri yapısı Birlik tarafından belirlenen poliçe bilgileri ile
güncellenmiş ve günlük muallâk ve öden miş hasar verilerini en çok bir günlük
gecikmeyle Merkeze iletme zorundadır.
(4) Üye sigorta şirketleri, Merkez tarafından, hatalı olarak gönderildiği tespit edilen
bilgileri gecikmeksizin düzeltmek ve düzeltme kayıtlarını en çok bir günlük
gecikmeyle Merkeze iletmek zorundadır.
(5) Üye sigorta şirketlerinin bilgi verme yükümlülüklerini yerine getirmemesi
durumunda Müsteşarlık gerekli tedbirleri alır.”
(12) SBM bünyesinde toplanan verilere erişim bakımından, Yönetmelik’in “Bilgi kayıtlarına
erişim” başlıklı 24. maddesinde ise şu hususlar yer almaktadır:
“(1) Sigortalılara, taraf oldukları sigorta sözleşmeleri ile ilgili özet sigorta ve hasar
bilgilerine internet ortamında erişim sağlanır.
(2) Münhasıran çalışma konuları ile ilgili olmak üzere Merkez nezdinde tutu lan
bilgilere dışarıdan erişim tanınacak yetkili kullanıcılar ve erişebilecekleri kayıtların
içeriği ile erişim şekli Müsteşarlıkça belirlenir.
(3) Kurallara uymayan yetkili kullanıcıların sisteme erişimleri ve bilgi kayıtlarından
yararlanmaları, Müsteşarl ığın onayına tabi olmak üzere ilgili Yönetim Komitesi
kararıyla sınırlandırılır. Bu durumun süreklilik göstermesi halinde, bu kişilerin
sisteme erişim ve bilgi kayıtlarından yararlanma yetkileri Müsteşarlığın onayına tabi
olmak üzere Yönetim Komitesi kararıyla kaldırılır.
(4) Merkez nezdinde tutulan bilgileri talep eden yetkili kullanıcılar dışındaki diğer

isteklilerin talepleri Yönetim Komitesi tarafından karara bağlanır. Bu fıkra
kapsamında verilecek bilgilerin içeriği Müsteşarlık tarafından belirlenir.
(5) Yönetim Komitesi, yetkili kullanıcılar dışındaki diğer isteklilerin sahip oldukları
bilgileri belirlenen amaç doğrultusunda kullanmalarını teminen gerekli tedbirleri alır.
(6) İkinci ve dördüncü fıkralar kapsamında tanınacak erişimin ve/veya verilecek

bilgilerin ücretinin belirlenmesine veya ücretsiz olarak sağlanmasına Yönetim

Komitesince karar verilir…”
(13) SBM’nin görevlerini yerine getirmek üzere yapacağı giderlerin üye sigorta şirketlerinin
üyelik katkı paylarından, yatırım gelirlerinden, kendisinin sun duğu hizmetler karşılığı
elde ettiği gelirlerden ve diğer gelirlerden karşılanacağı Yönetmelik’te hüküm altına
alınmıştır.

20-55/769-341
5/35

G.2. İlgili Sektöre ve Mevzuata İlişkin Bilgi
(14) Ödeme hizmetlerinin yürütüldüğü pazar genel olarak, ekonomik birimler arasında mal
ve h izmetlerin değişimini kolaylaştıran araçları, yasal düzenleme ve standartları,
kurumsal ve örgütsel çatıyı, işletim süreçlerini ve haberleşme ağını içermektedir. Bu
hizmetler vasıtasıyla, çok sayıda ve karmaşık bir yapıda olan bankalar arası para
gönderme işlemlerinin hatasız ve hızlı bir şekilde yapılması temin edilmektedir.
(15) Ödeme hizmetleri pazarına yönelik ülkemizde yürürlüğe giren ilk detaylı düzenleme
olarak 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri
ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun (6493 sayılı Kanun) gösterilebilecektir.
Bu düz enlemenin oluşturulmasında, Avrupa Birliği’nde (AB) 2007 yılında yürürlüğe
giren ve pazarda yer alan banka dışı ödeme hizmeti sağlayıcısı kuruluşların
tanımlanmasıyla yeni oyuncuların faaliyet göstermesinin hukuki alt yapı sının
oluşturulduğu 2007/64/EC say ılı Ödeme Hizmetleri Direktifi’nin (Payment Services
Directive, PSD1) esas alındığı görülmektedir. 6493 sayılı Kanun’un genel
gerekçesinde, yapılan düzenlemelerle yaygınlaşan ödeme araçlarına ilişkin hukuksal
yapının oluşturulması amaçlanmıştır. Ayrıca Kanun ile ödeme sistemleri ve hizmetleri
alanında faaliyet göster en taraflar arasındaki ilişkilerin ve bu ilişkilerde kullanılan
terimlerin tanımlarının yasal bir düzenlemede yer alması yönündeki ihtiyacın
giderilmesi gözetilmiştir.
(16) 6493 sayılı Kanun’un gerekçesinde yer verilen bir başka husus, ödeme hizmetleri
pazarındaki yerleşik finansal kuruluşlar dışındaki teşebbüslerin sektörde faaliyet
göstermesinin sağlanmasının özellikle rekabetin artması, hizmet kalitesinin yükselmesi
ve tüketiciler açısından maliyetlerin düşmesi noktasında önem arz etmesidir. Nitekim
ödeme hi zmetlerinin sunulmasında yerleşik finansal kuruluşların yanında finansal
teknoloji (FinTek) şirketlerinin de hız kazanan bir biçimde rol oynadığı görülmektedir.
Avrupa Parlamentosunun tespitlerine göre bu durumun oluşmasında özellikle; yerleşik
finansal ku ruluşların ödeme hizmetlerine yönelik hizmetleri dış kaynak kullanımı ile
yürütme eğiliminde olması, ödeme alışkanlıklarının hatırı sayılır biçimde değişmesi
sebebiyle yeni ödeme şekillerine ihtiyaç duyulması ve son yıllardaki teknolojik
gelişmelerin ödeme hizmetlerinde kullanılmaya oldukça elverişli olması gibi hususlar
yatmaktadır1.
(17) 6493 sayılı Kanun, pazar adına önem taşıyan temel kavramları da tanımlamaktadır.
Örneğin, ödeme sistemi ““üç veya daha fazla katılımcı arasındaki transfer emirlerinden

kaynaklanan fon aktarımlarının gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla yapılan takas

ve mutabakat işlemleri için gerekli alt yapıyı sunan ve ortak kuralları olan yapı” şeklinde
tanımlanmaktadır. Ödeme sistemleri adına önem taşıyan takas ve mutabakat
kavramlarına m adde metninde yer verildiği görülmektedir. 6493 sayılı Kanun’un
tanımlara ilişkin 3. maddesinde mutabakat “İki ya da daha fazla taraf arasındaki fon ya
da menkul kıymet aktarımından kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi” olarak
tanımlanırken; taka s “ Sisteme gönderilen transfer emirlerinin aktarımı, bu emirlerin
karşılıklı olarak iletilmesine ve mutabakat öncesi provizyon alındığı durumlarda
provizyon alınmasına aracılık edilmesi ve bazı durumlarda bu emirlerin netleştirilmesi

1https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/STUD/2018/619027/IPOL_STU(2018)619027_EN.p
df, s. 56.

20-55/769-341
6/35

işlemleri” olarak tanı mlanmaktadır. Ödeme hizmeti ise “ Gönderen tarafından ödeme
işleminin yapılmasına ilişkin onayın bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı
aracılığıyla verildiği ve ödemenin ödeme hizmeti kullanıcısı ile mal veya hizmet
sağlayan arasında sadece aracı ol arak faaliyet gösteren bir bilişim veya elektronik
haberleşme işletmecisine yapıldığı ödeme işlemi” olarak tanımlanmaktadır.
(18) 6493 sayılı Kanun’da ödeme hizmeti sağlama yetkisi yalnızca ödeme hizmeti
sağlayıcılarına tanındığından hangi teşebbüslerin ödeme h izmeti sağlayıcısı olarak
kabul edileceği de düzenlenmiştir. Bu kapsamda Kanun’da, bankalar dışında ödeme
hizmeti sağlayıcı olarak, e-para kuruluşlarına ve ödeme kuruluşlarına yer verilmektedir.
Kanun’da ödeme kuruluşu, ödeme hizmeti sağlamak ve gerçekleşt irmek için kanun
kapsamında yetkilendirilmiş tüzel kişi olarak tanımlanmaktayken e -para kuruluşu,
kanun kapsamında elektronik para ihraç etme yetkisi verilen tüzel kişi şeklinde
tanımlanmaktadır.
(19) Bununla birlikte 6493 sayılı Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrasının “ğ” bendine göre
“Teknik hizmet sağlayanların sunduğu, ödeme hizmetlerinde provizyon işlemlerinin
yapılmasını destekleyen, verinin işlenmesi, saklanması, güvenliğinin sağlanması,
gizliliğinin korunması ve doğrulanması ile bilgi teknolojisi, ilet işim ağı ve ödeme
hizmetleri i çin kullanılan ara çların tedarik ve bakımını kapsayan, teknik hizmet
sağlayanların işlemin herhangi bir anında transfer edilen fonun sahibi olmadığı
hizmetler” ödeme hizmeti olarak değerlendirilmemektedir.
(20) Bu kapsamda mevcut dosya açısından önem taşıdığı görülen ödeme geçidi (payment
gateway) hizmeti ile internet tabanlı ödemelerde tüketicilerin kredi kartına dair bilgilerin,
güvenli bir şekilde işyerinden ilgili bankaya ulaşması sağlanmaktadır.
(21) Ödeme geçidi ara birimleri işyerleri tarafından sağlanan yazılımın banka sistemi ile
entegre edilmesi ile kurulabilir. Bankalar tarafından test edilecek bu sistemin ödeme
geçidi sistemine uygun olup olmadığı, yine banka tarafından onaylanır. Banka yeterli
koşulları sağlamayan yazılımları kullanan siteye ödeme geçidi tahsis etmeyebilir.
Ödeme geçidi hizmetinin bankaların ödeme sistemleri ile entegre olabilmek için
karşılaması gereken yüksek standartlarda yazılım, güvenlik ve erişilebilirlik gerekleri
nedeniyle online alışveriş platformlarında söz konusu ödeme geçidi hizmeti ödeme
hizmetleri sunan üçüncü kişilerden satın alınmaktadır 2. Bu üçüncü kişi sağlayıcılar,
birden çok banka ile entegre olmak suretiyle işyerinin tek bir ödeme geçidi kullanarak
birden çok kabulcü bankanın sanal POS’uyla işlem yapma imkanını sağlamaktadır.
(22) Bu anlamda ödeme geçidinde hizmet sağlayıcılar, işyeri adına ödemelerde bankalarla
entegrasyonu sağlayan üçüncü taraf kuruluşlar konumundadır. Anılan sağlayıcılar
kendi üzerlerinde herhan gi bir fon tutmamakta ve bu yönüyle 6493 sayılı Kanun
kapsamında yürüttükleri faaliyet ödeme hizmeti faaliyeti olarak değerlendirilmemekte
ve ayrıca salt ödeme geçidi hizmeti sunan kuruluşlar ödeme kuruluşu olarak
nitelendirilmemektedir. Fakat dosya kapsamında elde edilen bilgilerden ödeme geçidi
hizmeti sunan teşebbüslerin genel olarak çeşitli ödeme hizmetlerini de sunduğu ve
6493 sayılı Kanun kapsamında yetkilendirildiği görülmektedir.
(23) Yine aynı teşebbüslerce sunulan ve dosya açısından önem taşıyan diğer bir hizmet ise

2 https://eticaretsozlugu.kobisi.com/odeme-gecidi-nedir/ (Erişim tarihi: 06.11.2020)

20-55/769-341
7/35

kart verisi saklama hizmetidir. Bu hizmet, tekrarlayan ödeme alan teşebbüslerin tahsil
edecekleri ödemelerde kullanılacak kart bilgilerinin çeşitli güvenlik standartları altında
üçüncü taraf hizmet sağlayıcıları nca saklanması ve ödeme işlem i sırasında
kullanılmak üzere erişime hazır tutulması faaliyetlerini içermektedir3.
(24) Bu noktada, “Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelik”te de kendisine yer
bulan Ödeme Kartı Endüstrisi Veri Güvenliği Standardına (Payment Card Industry
Data Security Standard) yer verilmesi gerekmektedir. Veri güvenliğine ilişkin bu
standart, kredi kartının işlenmesi, iletilmesi ve saklanması aşamalarında uyulması
gereken mantıksal ve fiziksel bilgi güvenliği kurallarını tanımlamaktadır. Bu kurallar;
VISA, Mas tercard, American Express, JCB, Discover gibi şirketlerin oluşturduğu
konseyin (PCI Security Standard Council) kart bilgisi ileten, işleyen, saklayan tüm
kurumların uymasını beklediği bilgi güvenliği standardı olup, ülkemizde de kart bilgisi
ileten, işleyen, saklayan tüm teşebbüslerin bu kurallara uyması beklenmektedir.
(25) Yukarıda anılan hükümler çerçevesinde 2019 yılının sonuna kadar 6493 sayılı Kanun
kapsamında ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşlarının faaliyetlerine yönelik
düzenleme ve denetleme yetkisi BDDK’ya tanınmıştır. Fakat 7192 sayılı “Ödeme ve
Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları
Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile birlikte bu
yetkilerin çok büyük bir kıs mı TCMB’ye devredilmiştir. TCMB, gerekli düzenlemeleri
yapmaya yetkili kılınmış ve ödeme hizmetleri alanında faaliyette bulunmak isteyen
ödeme kuruluşlarının TCMB’den izin alması gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca TCMB’nin
ödeme sistemleri üzerinde çeşitli g özetim ve denetim yetkilerinin düzenlendiği
görülmektedir.
(26) 2019 yılında gerçekleşen söz konusu kanun değişikliğiyle ödeme hizmeti sayılacak
hizmetlerin kapsamı da genişletilmiş, örneğin toplam büyüklük veya etki alanı
açısından TCMB tarafından belirlenecek seviyeye ulaşan diğer işlemlerin ve
hizmetlerin de ödeme hizmeti sayılacağı düzenlenmiştir. Benzer şekilde “ödeme emri
başlatma hizmeti” ve “hesap bilgileri sağlama hizmeti” gibi açık bankacılık kapsamında
sayılan hizmetler de ödeme hizmeti sayılmış ve AB ’de uygulanan 2015/2366 sayılı
Ödeme Hizmetleri Direktifi (PSD2) ile uyum noktasında ilerleme kaydedilmiştir.
(27) Ödeme hizmetleri pazarını doğrudan ilgilendiren bazı hususlara çeşitli kurumların
hazırladığı stratejik planlar içerisinde de çokça yer verilmekte ve özellikle FinTek
şirketlerinin piyasada varlığını sürdürmesindeki fayda vurgulanmaktadır. Örneğin; T.C.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan “On Birinci
Kalkınma Planı” kapsamında açık bankacılığa ilişkin hukuki alt yapıyı güçlendirmek
amacıyla PSD2 ile mevzuat uyumu sağlanacağı ve uluslararası iyi uygulamalardan
yararlanılarak teşebbüslere fırsat eşitliği sağlayan, güvenli bir FinTek ekosisteminin
oluşumunun destekleneceği ifade edilmektedir 4. Benzer şekilde Bakanlık tarafından
yayımlanan “Yeni Ekonomi Programı 2021 -2023” kapsamında da FinTek
uygulamalarına yönelik kapsamlı bir s trateji dokümanı ve eylem planı hazırlanacağı

3 DAL, C. (2020), Rekabet Hukuku Perspektifinden Finans Sektöründeki Yıkıcı İnovasyon ve Finansal
Teknolojiler, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi, Ankara.
4https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2019/07/OnbirinciKalkinmaPlani.pdf (Erişim Tarihi:
28.10.2020)

20-55/769-341
8/35

belirtilmektedir5.
(28) Ödeme hizmetlerine ilişkin faaliyetler son dönemlerde Kurul kararlarına da sıkça konu
olmuştur. Kurulun 12.06.2018 tarih ve 18-19/337-167 sayılı Kart Saklama II kararında,
BKM bünyesinde sunu lan kart verisi saklama hizmetine yönelik muafiyet talebi
değerlendirilmektedir. Anılan karar öncesinde Kurulun 23.03.2017 tarihli ve 17-11/134-
61 sayılı kararı ile uygulamaya bir yıl süreyle tanınan muafiyetin süresi 23.03.2018

tarihinde dolmuş ve Kart Saklama II kararı ile BKM tarafından yeniden yapılan muafiyet
başvurusuna muafiyet tanınmayarak hizmetin sonlandırılmasına hükmedilmiştir. Karar
kapsamında dikkat çeken ilk değerlendirme, esasen teşebbüsün etkinlik kazanımı
olarak ifade ettiği hususların ve tüketici yararına fayda sağlayacak özelliklerin genel
anlamda bankaların münhasıran BKM’ye sağlamış olduğu alt yapı dan doğduğu ve
bankaların benzer şekilde diğer kart verisi saklama kuruluşlarına da alt yapı hizmeti
vermesi halinde öne sürülen etkinlik kazanımlarının elde edilmesinin mümkün olacağı
yönündedir. Diğer bir deyişle, kararın alındığı tarihteki hissedarlık yapısı nedeniyle
rakip bankaların bir araya gelerek oluşturduğu bir teşebbüs birliği olan BKM’nin
başvuru konusu uygulamasında; kart hâmilinin, işyeri ile kart numarasının tamamı
yerine sadece ilk altı ve son dört hanesini paylaşmasının yeterli olması ve saklanan
kartın son kullanma tarihinin otomatik güncellenmesi gibi özelliklerin, bankaların
FinTek şirketleri ile kurmaktan kaçınıp BKM ile kur duğu münhasır entegrasyondan
kaynaklandığı ifade edilmektedir. Bu tespitler dolayısıyla Kurul, anılan uygulamanın
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan
koşulların sağlanmadığına ve pazarda dışlayıcı etki oluş turduğuna hükmetmiştir.
Özetle Kurul, uygulamanın katma değer yaratan yanlarını, rekabet karşıtı etkileriyle
olan illiyet bağı çerçevesinde incelemiştir.
(29) Karar içerisinde ayrıca bahse konu entegrasyonun, kart saklama hizmeti sunan diğer
teşebbüslere bankalar tarafından sağlanmadığı ifade edilerek bu durumun pazardaki
rekabeti olumsuz etkilediğine vurgu yapılmıştır. Kurul, bu noktada farklı hizmetler adına
bankaların rakibi konumunda bulunan ödeme kuruluşlarının çeşitli pazarlardaki
faaliyetlerinin de zorlaş acağını belirterek, kart saklama hizmetinin bağlantılı olduğu
diğer faaliyetleri de nazara aldığını göstermektedir. Rekabetin zorunlu olandan fazla
sınırlanmaması koşuluna ilişkin olarak Kurul, başvuru konusu hizmetin BKM tarafından
sunuluyor oluşunun BKM ile ödeme kuruluşları arasındaki ve bankalar ile ödeme
kuruluşları arasındaki rekabeti doğrudan etkilediğini ifade ederek pazardaki rekabetin
zarar gördüğünü değerlendirmiştir.
(30) Kurul, Bonus kararı kapsamında ise GARANTİ’nin, "Bonus Kredi Kartı Programı"
çerçevesinde gerçekleştirdiği uygulama ve eylemler ile aynı piyasada faaliyet gösteren
ödeme kuruluşları aleyhine rekabeti kısıtlayarak 4054 sayılı Kanunun 4. ve 6.
maddelerini ihlal ettiği iddialarını incelemiştir6. Bu çerçevede özellikle “Bonus program
ortaklığı” kapsamında imzalanan sözleşmelerde yer alan, taraf bankalara Bonus kredi
kartı programı, bunun parçaları ve uygulamaları ile ilgili alt lisanslama yasağı getiren
hükümler değerlendirmeye konu edilmiştir. Zira bu alt lisanslama yasağı ödeme
kuruluşlarının faaliyetleri üzerinde doğrudan etki yaratmaktadır. Şöyle ki, Kurul, ödeme

5https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2020/09/YeniEkonomiProgram%C4%B1_OVP_2021-

2023.pdf (Erişim Tarihi: 28.10.2020)
6 Kurulun 07.09.2017 tarihli ve 17-28/462-201 sayılı kararı

20-55/769-341
9/35

kuruluşlarının üye işyerlerine tek çekim satışlarının yanı sıra taksitli satışlarda da
aracılık rolü üstlen diğini, bu teşebbüslerin taksitli satışlara aracılık edebilmesi için
Bonus, Axess, World vb. kredi kartı platformlarındaki bankaların alt yapısına erişim
sağlamasının gerektiğini dikkate alarak anılan sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında olduğunu ifade etmiştir. Diğer bir deyişle anılan sözleşmelerin
uygulandığı durumda, ödeme kuruluşları üye işyerlerine Bonus marka kredi kartları
özelinde taksitli satış opsiyonu sunamamakta ve dolayısıyla üye işyerleriyle anlaşma
şansını yitirerek pazardan dışlanma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.
(31) Kurul, Bonus kararı kapsamında yaptığı muafiyet incelemesinde öncelikle Bonus kredi
kartı program paylaşımı sözleşmeleri ile doğacak etkinlik kazanımlarına
değinmektedir. Kurul, lisans sözleşmeleri kapsamında lisans alan bankaların, çok
markalı kredi kartlarına yönelik üye i şyeri edinme pazarında yeni bir üye işyeri ağı
oluşturmaya gerek kalmaksızın platform bankalarının oluşturduğu mevcut üye işyeri
ağında ihraç ettiği kartları kullandırabileceğini ifade etmektedir. Bu uygulama
vasıtasıyla anılan marka kredi kartlarının kull anılabileceği üye işyerlerinin sayısının
artmasıyla kart sahiplerinin birçok fayda sağlayabileceği de ifade edilmiştir. Buna
karşılık Kurul, tüketicilere sağladığı önemli faydaların yanında alt lisans verme yasağı
nedeniyle ödeme kuruluşlarının üye işyeri edinme pazarından dışlanması durumunda

tüketici refahında yaşanacak azalma dolayısıyla tüketici faydasına yönelik koşulun

karşılanmadığına karar vermiştir. Ayrıca kredi kartı program paylaşımı
sözleşmelerinde yer alan alt lisans verme yasağı nedeniyle ödeme kuruluşlarının üye
işyeri edinme pazarından dışlanması olasılığı vurgu lanarak piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmamasına yönelik koşulun da sağlanmadığı
belirtilmiştir. Muafiyetin son koşuluna ilişkin olarak ise teşebbüsün ileri sürdüğü marka
imajının korunması, dolandırıcılık gibi olayların önüne geçilmesi ve kalite
standartlarının devamlılığının sağlanması gibi gerekçelerin alt lisanslama yasağıyla
doğrudan bağlantılı olmadığı saptanarak rekabetin zorunlu olandan fazla
sınırlanmaması koşulunun karşılanmadığı değerlendirilmiştir.
(32) Kurul, sonuç olarak tarafça ileri sürülen marka imajına zarar verebilecek dolandırıcılık,
suiistimal vb. olayların önüne geçilmesi ve Bonus programının kalite standartlarının
korunması gibi savunmaların, öd eme kuruluşlarının üye işyeri edinme pazarında
faaliyette bulunabilmesini zorlaştıracak nitelikteki alt lisanslama yasaklarını kabul
edilebilir kılmadığını ifade ederek, anılan yasaklayıcı hükümlerin kaldırılması şartıyla
sözleşmelere muafiyet tanınacağına hükmetmiştir.
G.3. İlgili Pazar
(33) Dosya konusu uygulama ile sigorta şirketlerinin tahsil edecekleri ödemeler sırasında,
ödeme için kullanılacak kart bilgilerinin yalnızca bir kısmı ile ödeme alan kuruluşun
işlem yapabilmesi sağlanmaktadır. Bu çerçevede başvuru konusu uygulamanın genel
anlamıyla “ödeme hizmetleri pazarı” kapsamında yer aldığı söylenebilecektir. Her ne
kadar anılan hizmet pazara sunulan yeni bir hizmet modeli niteliğinde olsa da bildirime
konu uygulamanın doğurduğu güvenli ödeme fonksiyonuna b enzer fonksiyonlara
sahip hizmetler, hâlihazırda bankalar, ödeme kuruluşları ve yazılım şirketleri gibi farklı
teşebbüslerce müşterilere sunulmaktadır.
(34) Bildirime konu uygulama adına genel bir pazar tanımı benimsenerek ödeme hizmetleri
pazarı ilgili ürün pa zarı olarak kabul edilebileceği gibi kart verisi saklama, üye işyeri

20-55/769-341
10/35

edinme/sanal POS hizmetleri gibi faaliyetlere ilişkin birçok alt pazardaki etkileri
dolayısıyla farklı pazar tanımları yapılması da mümkündür. Kaldı ki, bildirim konusu
işlem dâhilinde SB M tarafından ödeme geçidi hizmeti sunulacak olması da güvenli
ödemeye ilişkin iş akışının etkilerinin ödeme hizmeti pazarında yer alan farklı faaliyetler
ve oyuncular üzerinde doğması ihtimalini arttırmaktadır. Ayrıca ele alınan ödeme alt
yapısı, sigorta s ektörüne özel geliştirilmiş bir sistem olmakla birlikte, uygulamanın
etkileri sektöre yönelik geliştirilen farklı ödeme hizmetlerine ilişkin rekabet koşulları
üzerinde de doğabilecektir. Son olarak, Kurulun Bonus Kararı kapsamında da belirttiği
gibi ele alınan hizmetin gelişen teknoloji ile birebir ilişkili olması nedeniyle pazarın nasıl
şekilleneceğine yönelik belirsizlikler olması da ilgili pazarın kesin bir şekilde
tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Açıklanan nedenlere ek olarak, ilgili ürün pazarı
tanımı yapılması ulaşılacak sonucu değiştirmeyeceği nden hareketle, İlgili Pazarın
Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’un 20. paragrafında da belirtildiği üzere mevcut dosya
kapsamında ilgili pazar tanımı yapılmasına gerek duyulmamıştır.
(35) Öte yandan, her türlü ilgili ürün pazarı tanımında bildirime konu faaliyetin bir sınırlama
olmadan ülke genelinde uygulanacak olması ve hizmetten yararlanacak teşebbüslerin
ülke çapında faaliyet göstermesi nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak
belirlenmiştir.
G.4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
G.4.1. Bildirime Konu Uygulamaya İlişkin Bilgi
(36) Bildirim Formunda yer alan bilgilerde, dosyaya konu uygulamanın, sigorta sektöründe
faaliyet gösteren acente ve sigorta şirketlerinin yararlanabileceği, kullanılan kartlara ait
açık kart bilgilerinin acente ve sigorta şirketleri tarafından alınmaksızın sadece kartın
ilk altı ve son dört hanesi ile T.C . kimlik numarası alınarak tahsilat yapılmasını
amaçlayan ödeme sistemi olduğu ifade edilmektedir.
(37) Başvuruda bahse konu uygulamanın, sigortalılara ait kart bilgilerinin güvenliğini
sağlama noktasında sektörde duyulan ihtiyaç sonrasında geliştirildiği ifade
edilmektedir. Sektörde gerçekleşen prim tahsilatlarının büyük çoğunluğunun kredi
kartları ile gerçekleştirildiği, sektörde tekrarlayan ödemelerin yaygın olduğu, bu

nedenle ödeme yapılan kart bilgilerinin güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra sunulan

hizmetin sekteye uğramaması ve sigorta şirketleri tarafından talep edilmesi halinde
bankalar ile ayrı ayrı entegrasyon yapılmasına gerek duymadan tek bir arayüz
üzerinden işlemlerin gerçekleştirilebilmesi için bildirime konu uygulamanın tasarlandığı
belirtilmektedir.
(38) Sigorta şirketleri ve acentelerin muafiyete konu ödeme sistemini kullanmaları
noktasında serbest olacakları, aynı hizmeti sunan başka teşebbüsler ile de
çalışabilecekleri beyan edilmektedir. Yine, SBM’nin sunulacak bu hizmet kapsamında
kar amacı gütmediği, muafiyete konu uygulamanın maliyetinin ayrı olarak takip edilerek
sabit bir fiyatlama yerine kesilen poliçe başına bedel alınacağı ifade edilen
hususlardandır.
(39) Bildirim Formunda, BDDK tarafından TSB’ye 21.08.2019 tarih ve 9953 sayı ile
gönderilen v e “ bankaların sigorta şirketlerine vermiş oldukları sanal POS'ların
entegrasyonunda, poliçe bedelinin ödenmesi için müşteri tarafından sunulan hassas
kart verisinin mahremiyetine dayalı tahsilat modelinin müşteride yarattığı güven
algısının devamını sağlamak üzere, banka ve kredi kartı hassas verisinin işyerleri

20-55/769-341
11/35

sistemlerinde tutulmadan kartın ilk 6, son 4 numarası ve TC kimlik numarası ile ON -
US ve NOT ON -US işlem yapabilmesine ilişkin gerekli gelişmelerin 29 Kasım 2019
tarihine kadar tamamlanması için izlenecek maliyet ve zaman efektif yolu belirlemek
adına Türkiye Bankalar Birliği koor dinasyonunda Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve
Türkiye Sigorta Birliği ile bir araya gelerek gerekli çalışmaların yürütülmesi ” talebini
içeren yazı üzerine muafiyete konu uygulamanın geliştirilmesine başlandığı ifade
edilmiştir.
(40) BDDK’nın talimatı üzerine, BDDK ve BKM ile yapılan toplantılar sonucunda belirli bir
iş modeli üzerinde uzlaşıldığı; bu modelin Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık
Genel Müdürlüğüne (Sigortacılık Genel Müdürlüğü) bildirildiği ve 10.01.2020 tarihinde
uygunluk yazısının alındığ ı belirtilmektedir. Buna göre, sektörde gerçekleşen ödeme
işlemlerinde 16 numaralı açık kart bilgisi, müşteri adı, son kullanma tarihi ve CVV2
bilgilerine ihtiyaç duyulmadan; ödeme alınan kart numarasının ilk altı son dört hanesi
ve kart sahibi T.C. kimlik numarası ile on -us ve not -on-us işlem yapılabilmesi
öngörülmektedir. Bu sayede, sigorta şirketleri ve acentelerinde açık kart bilgilerinin
işlenmesi ve saklanmasına ihtiyaç duyulmadan ödeme işlemlerinin yapılabileceği ifade
edilmektedir. Uygulama sadece s anal POS’ları kapsamakta olup fiziki POS’lardan
geçen işlemler uygulamanın kapsamı dışında kalmaktadır.
(41) Muafiyete konu uygulama kapsamında on-us ve not-on-us işlemlerde SBM’nin ödeme
geçidi hizmeti verdiği ve bu hizmeti vermediği senaryolar olmak üzere iki farklı teknik
akış mevcuttur. Söz konusu akışların işleyiş mekanizmasına aşağıda yer verilmektedir:
Şekil 1: SBM’nin Ödeme Geçidi Hizmeti Vermediği On-Us İşlem Akışı

(42) Bu ilk akışta, sigorta şirketi ödemenin alınacağı kartın numarasının ilk altı son dört
hanesi ve kart sahibinin T.C. kimlik numarası ile tahsilat talebini üye işyeri anlaşması
yaptığı sanal POS sağlayıcı bankaya (kabulcü banka) iletir. On -us işlemlerde kartı
ihraç eden ile kartı kabul eden banka aynı olduğu için tahsilat talebini alan ilgili banka,
bu talebi kendi sisteminde yanıtlayarak talebi gönderen sigorta şirketine onay ya da ret
bilgisi verir.
Sigorta
Şirketi
İhraççı ve
Kabulcü
Banka

20-55/769-341
12/35

Şekil 2: SBM’nin Ödeme Geçidi Hizmeti Vermediği Not-On-Us İşlem Akışı

(43)
(44)
(45)

(43) SBM’nin ödeme geçidi hizmeti sunmadığı not -on-us işlemlerde sigorta şirketi
ödemenin alınacağı kartın numarasının ilk altı son dört hanesi ve kart sahibinin T.C.
kimlik numarası ile tahsilat talebini üye işyeri anlaşması yaptığı sanal POS sağlayıcı
bankaya iletir. Kabulcü banka ise, ödeme alınacak kart kendi çıkardığı bir kart olmadığı
için kendisine iletilen kartın ilk altı son dört hanesi, kart sahibi T.C. kimlik numarası ve
işlem tutarı bilgilerini içeren otorizasyon talebini BKM ya da diğer takas kuruluşları
üzerinden ihraççı banka olarak adlandırılan kartı çıkaran bankaya gönderir.
Otorizasyon talebi, ihraççı banka tarafından onaylanmışs a anılan banka onay
mesajında takas kuruluşuna açık kart bilgisini de iletir. Takas kuruluşu yanıt mesajını
açık kart bilgisini de içerecek şekilde kabulcü banka konumundaki sanal POS sağlayıcı
bankaya ulaştırır. Son olarak kabulcü banka da sigorta şirketi ne işlem onay ya da ret
bilgisini iletir.
Şekil 3: SBM’nin Ödeme Geçidi Hizmeti Verdiği On-Us İşlem Akışı

(44) Sigorta şirketi ödemenin alınacağı kartın numarasının ilk altı son dört hanesi ve kart
sahibinin T.C. kimlik numarası ile tahsilat talebini üye işyeri anlaşması yaptığı kabulcü
bankaya SBM arayüzü üzerinden iletir. On -us işlem olduğu için SBM arayüzü
üzerinden tahsilat talebini alan banka, bu talebi kendi sisteminde yanıtlayarak yin e
SBM arayüzü üzerinden ilgili sigorta şirketine işlem için onay ya da ret bilgisi verir. Bu
iş akışında sigorta şirketlerinin çalıştığı her banka ile ayrı ayrı entegrasyon yapmasına
gerek olmayıp, sadece SBM arayüzü ile yapacakları tek bir entegrasyon say esinde
SBM’nin entegre olduğu bankalar ile tahsilat işlemlerini gerçekleştirebilmektedir.
Sigorta
Şirketi
Kabulcü
Banka
İhraççı
Banka
BKM/
Diğer
Takas
Kuruluşu
Kartın ilk altı son
dört
hanesi+TCKN+
işlem bilgileri

Otorizasyon
talebi

Otorizasyon
talebi

Otorizasyon
onay(açık kart
bilgisi)/ret

Otorizasyon
onay(açık kart
bilgisi)/ret

İşlem onay/ret
bilgisi

Sigorta
Şirketi
Kabulcü
Banka
Kartın ilk altı son dört
hanesi+TCKN+işlem
bilgileri

Satış onay/ret
bilgisi
SBM
Kartın ilk altı son dört
hanesi+TCKN+işlem
bilgileri

Satış onay/ret
bilgisi

20-55/769-341
13/35

Şekil 4: SBM’nin Ödeme Geçidi Hizmeti Verdiği Not-On-Us İşlem Akışı

(45) Not-on-us işlemlerde SBM’nin ödeme geçidi hizmeti verdiği son iş akışı modelinde,
sigorta şirketi ödemenin alınacağı kartın numarasının ilk altı son dört hanesi ve kart
sahibi T.C. kimlik numarası ile tahsilat talebini önce SBM arayüzüne, bu arayüz
vasıtasıyla üye işyeri anlaşması yaptığı kabulcü bankaya iletir. Bu talebi alan banka
işlemin not-on-us bir işlem olması yani ödeme alınacak kartın başka banka tarafından
çıkarılmış olması nedeniyle kendisine iletilen kartın ilk altı son dört hanesi, kart
sahibinin T.C. kimlik numarası ve işlem tutarı bilgilerini içeren otorizasyon talebini BKM
ya da diğer takas kuruluşları üzerinden kart sahibi bankaya ulaştırır. Otorizasyon talebi
kart sahibi banka tarafından olumlu şekilde onaylanmışsa açık kart bilgisini de içeren
mesaj, takas kuruluşu aracılığıyla kabulcü bankaya gönderilir. Kabulcü banka da nihai
olarak SBM arayüzü üzerinden sigorta şirketine işlemin onaylandığı b ilgisini iletir. Bu
iş akışında sigorta şirketlerinin çalıştığı her banka ile ayrı ayrı entegrasyon yapmasına
gerek olmayıp sadece SBM arayüzü ile yapacakları tek bir entegrasyon sayesinde
SBM’nin entegre olduğu bankalar ile tahsilat işlemlerini gerçekleştirebilmektedir. Diğer
bir ifadeyle kabulcü bankanın sanal POS’una ödeme yapılan kartın sadece ilk altı ve
son dört haneleri ile T.C. kimlik numarasının girilebilmesine izin veren yazılımın
SBM’ye açılmış olması sayesinde bahse konu işlem akışı gerçekleşmektedir.
(46) Açıklandığı üzere, on -us ödeme/tahsilat işlemlerinde otorizasyon talebi kabulcü
bankanın kendisi tarafından onaylanabilecektir. Not -on-us işlemlerde ise uygulama,
sanal POS sağlayıcı bankanın ilgili bilgileri BKM ya da diğer takas kuruluşları
üzerinden kart sahibi bankaya iletip açık kart bilgisinin alınarak işlemin onaylanması
şeklindedir. Açık kart bilgisi ile takas, harcama itirazı, fraud (sahtecilik) kontrolü gibi
durumların normal işleyişinde yürütülebileceği belirtilmektedir. Bu uygulama
kapsamında, ödeme bilgilerinin sigortalı ile yapılan sözleşme kapsamında sigorta
şirketleri tarafından alındığı kabul edilerek her bir işlem özelinde 3D Secure
Sigorta
Şirketi
Kabulcü
Banka
İhraççı
Banka
BKM/
Diğer
Takas
Kuruluşu
Kartın ilk altı son dört
hanesi+TCKN+işlem
bilgileri

Otorizasyon
talebi

İşlem onay/ret
bilgisi

İşlem onay/ret
bilgisi

SBM
Kartın ilk altı son dört
hanesi+TCKN+işlem
bilgileri

otorizasyon
onay(açık kart
bilgisi)/ret

20-55/769-341
14/35

prosedürünün7 uygulanmayacağı ifade edilmektedir.
(47) Bildirim Formunda işlemin sadece sigorta ödemeleri için yapıldığına ilişkin kontrolün,
üye işyeri kategori kodunun yanı sıra kart kabul eden banka tarafından da ek birtakım
kontroller ile sağlanacağı beyan edilmektedir. SBM’den gelen cevabi yazıda bu ek
kontroller, kabulcü bankaların kendilerine iletilen i şlemlere konu teşebbüslerin
Sigortacılık Genel Müdürlüğüne kayıtlı sigorta ve emeklilik şirketi olduğunu kontrol
etmesi, veri tabanında kayıtlı işyeri numarası ve işyeri kategori kodu ile bu kontrolü
desteklemesi olarak belirtilmektedir.
(48) Sigorta şirketleri ve bankalar arasında sanal POS ödeme/tahsilat işlemlerinde ödeme
geçidi hizmeti sunması durumunda SBM’nin erişebileceği bilgiler ise şu şekildedir:
- Ödemenin yapılacağı kart numarasının ilk altı, son dört hanesi
- Kart sahibinin T.C. kimlik numarası
- İşlem tarih, saati
- İşlem tipi (Satış/İade/İptal/Raporlama)
- Sigorta şirketinin bankada kayıtlı olan üye işyeri kodu
- Acente kodu (Sigorta şirketi acentesi için tahsis edilmiş tekil kod)
- Otorizasyon yanıt kodu (Başarılı/Başarısız)
- İşleme konu olan sipariş kodu
- Otorizasyon numarası (başarılı/onaylı işlem için bankanın döndüğü referans
kodu)
- Sigorta şirketinin bankada tanımlı üye işyeri şifresi
- Sigorta şirketinin bankada tanımlı olan terminal kodu
- İşlem yapılan para birimi kodu
- Ödeme/iptal/iade tutarı/ödemede taksit sayısı
- Ödemeye ilişkin banka kodu
(49) Dosya sürecinde BDDK’dan talep edilen bilgilere istinaden gönderilen cevabi yazıda
bankaların muafiyete konu uygulama kapsamında geliştirilen iş akış modelinin yalnızca
sigorta şirketlerinin genel müdürlüklerine tahsis edilen sanal POS'larda kullanılması
hususunda bilgilendirildiği belirtilmiş ve sigorta şirketlerinin bildirime konu ödeme
yöntemi alt yapı sına entegre olmaları için gerekli işlemleri kendi bünyelerinde, dış
hizmet alımı yoluyla veya SBM tarzı ortak bir yapıda yapmalarının kendi tercihleri
olduğu ifade edilmiştir.
(50) Yukarıda temel özellikleri ne yer verilen uygulama, esasen iki farklı iş akışına
dayanmaktadır. Buna göre, sistemin temel işleyişi, ödeme yapılan kartın sadece ilk altı
ve son dört hanesinin kabulcü bankanın sanal POS’una girilmesine imkan sağlayacak
şekilde not -on-us işlemlerde takas sistemi üzerinden açık kart bilgisinin ihraççı ve
kabulcü bankalar arasında paylaşılması üzerine kurgulanmıştır. Bu sayede kart
bilgileri, kart hamili ve/veya bankalar tarafından işyerleri ile paylaşılmama kta olup bu
birinci iş akışında kartın ilk altı son dört hanesi ve kart sahibinin T.C. kimlik numarası
ile ödeme alınmasına imkân tanıyan alt yapıya sigorta şirketleri, doğrudan kendileri
entegre olabileceği gibi bu entegrasyonu üçüncü taraf hizmet sağlayıcıları aracılığı ile
de gerçekleştirebilecektir. Bu ilk iş akışına ilişkin olarak Kurumumuza bankalar

7 Visa ve MasterCard taraf ından geliştirilen ve 3 boyutlu g üvenlik sistemi anlam ına gelen 3D Secure,
müşteri, banka ve i ş yeri arasındaki bilgi ak ışını özel şifreler ve anahtarlar ile sa ğlayan ve internetten
yapılan alışverişlerdeki olası sahtekârlıkların önlenmesini amaçlayan bir uygulamadır.

20-55/769-341
15/35

tarafından doğrudan bir başvuruda bulunulmamış olmakla birlikte bahse konu işbirliği
olası rekabet karşıtı etkileri nedeniyle mevcut dosya kapsamında incelenmiştir.
(51) Öte yandan, bahse konu uygulamanın işleyişinde ortaya çıkan ve SBM tarafından
muafiyet bildirimi yapılan ikinci tür iş akışında ise yine birinci tür iş akışında olduğu gibi
bankalar arasında açık kart bilgisinin paylaşımına dayalı işbirliği yapılmakta, ancak
birinci tür iş akışından farklı olarak kartın ilk altı son dört hanesi ile kart sahibinin T.C.
kimlik numarası ile ödeme alınmasına imkân tanıyan alt yapı ya sigorta şirketleri,
ödeme geçidi hizmeti verecek olan SBM aracılığıyla dahil olmaktadır.
G.4.2. Bildirime Konu Uygulamanın 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Açısından
Değerlendirilmesi
(52) Bazı anlaşmalar, amaç yönüyle rekabeti sınırlayıcı olmamakla birlikte pazarda
doğuracağı etki yönüyle rekabeti sınırlayıcı olabilir. Bu durumda gerek 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi hükmü gerek Kurulun yerleşik uygulamaları dikkate alındığında,
söz konusu anlaşmaların hem “fiili” hem de “potansiyel” etkilerinin incelenmesi yerinde
olacaktır. Dolayısıyla, fiilen ortaya çıkmış rekabeti sınırlayıcı sonuçların yanı sıra henüz
ortaya çıkmamış ancak makul bir olasılık dâhilinde ortaya çıkabilecek sınırlayıcı etkiler
de anlaşmanın Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğinin ileri sürü lebilmesi bakımından
yeterlidir8.
(53) Bildirim konusu uygulama; sigorta se ktörüne yönelik ödemelerde, ödeme işlemi için
kullanılacak banka ya da kredi kartı numarasının ilk altı son dört hanesi ve ilgili kart
sahibinin T.C. kimlik numarası ile ödeme işleminin gerçekleştirilebilmesini
amaçlamaktadır. Bu işleyişte iki farklı tür i ş akışı bulunmaktadır. Bunlardan ilkinde,
ödeme alınacak kartın ilk altı son dört hanesi nin ve kart sahibinin T.C. kimlik
numarasının işyerine iletilmesinin yeterli olduğu ve not -on-us işlemlerde açık kart
bilgisinin kabulcü banka tarafından ihraççı bankad an elde edildiği iş akışıdır. Söz
konusu ödeme alt yapısına sigorta şirketleri doğrudan kendileri ya da üçüncü taraf
hizmet sağlayıcılar üzerinden entegre olabilmektedir. İkinci tür iş akışında ise yine ilgili
ödeme alt yapısı tesis edilmekte, ancak tercih etmeleri halinde bu alt yapıya sigorta
şirketleri, ödeme geçidi hizmeti vermek isteyen SBM üzerinden erişebilecektir.
(54) Bildirime konu işlemde ele alınması gereken ilk işleyişte; ödeme yapılacak kartın ilk altı
ve son dört hanesi ile kart sahibinin T.C. kim lik numarası ile ödeme alınmasını
sağlayacak alt yapı çerçevesinde not -on-us ödemelerde, kabulcü banka tarafından
ödeme işlemi için kullanılacak banka ya da kredi kartı numarasının ilk altı son dört
hanesi ve ilgili kart sahibinin T.C. kimlik numarası taka s sistemi üzerinden ihraççı
bankaya iletilmekte ve ödeme işlemine otorizasyon verilmesi talebinin yanında 16

haneli açık kart numarası talep edilmektedir. Buna karşılık ihraççı banka, kendi
kontrollerini sağlayıp ilgili ödeme işleminin gerçekleşmesine enge l bir durumun
olmadığını tespit ettiğinde otorizasyon talebine olumlu cevap vermekte ve 16 haneli
açık kart bilgisini takas sistemi üzerinden kabulcü bankaya iletmektedir.
(55) Söz konusu iş akışında bankalar; kendi ihraç ettiği kartlara ilişkin açık kart numarasını,
üye işyeri edinme pazarı ile kredi kartı ya da banka kartı hizmetleri pazarları başta
olmak üzere genel olarak bankacılık hizmetlerinde rakibi konumundaki diğer bankalar
ile paylaşmakta ve bu yönüyle bankalar arası bir işbirliği meydana gelmektedir. Rakip
konumundaki bankalar arasındaki işbirliğini incelemek için söz konusu işbirliğinin

8 Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz’un 10. paragrafı

20-55/769-341
16/35

niteliğine değinilmesi gerekmektedir.
(56) Bir işyeri ile akdettiği üye işyeri anlaşması kapsamında o işyerinin ödemeleri sorunsuz
olarak alması amacıyla hizmet sunan bank a (kabulcü banka), işyerine tahsis edeceği
POS’tan kendi ihraç ettiği kartların yanı sıra başka bankalarca ihraç edilen kartlardan
da ödeme alınmasına ihtiyaç duymaktadır. Söz konusu ihtiyacın karşılanması için
ihraççı bankanın ilgili ödeme işlemine onay vermesi gerekmektedir. Bu durum, kabulcü
banka tarafından ihraççı bankaya ödenen takas komisyonu olarak ifade edilen ücret
karşılığında takas sistemleri üzerinden ihraççı bankanın gerekli kontrollerden sonra
ilgili işleme onay verdiği ve onay sayesinde kabulcü bankanın ödeme işlemini başarıya
ulaştırabildiği iş akışını doğurmuştur. Bu iş akışında, kabulcü banka ile ihraççı
bankanın farklı olduğu (not -on-us) işlemler özelinde ihraççı bankanın sağlayıcı,
kabulcü bankanın ise alıcı olduğu dikey bir ilişki tesis edilmektedir.
(57) İncelenen bu ilk iş akışı, söz konusu dikey ilişki kapsamında olup sağlayıcı
konumundaki ihraççı bankanın, alıcı konumundaki kabulcü bankaya otorizasyon
yanıtının yanında açık kart numarasını da iletmesine dayalı bir sistemdir. Bu bakımdan
bildirime konu uygulama özü itibarıyla rakipler arasında dikey bir işbirliği anlaşması
niteliğindedir. Bu ilk iş akışı çerçevesinde, ödeme yapılacak kartın sanal POS’a
girilerek ilk altı ve son dört hanesi ve T.C. kimlik numarası ile ilgili karta ilişkin verilerin
tanımlanmasına imkan veren alt yapıya dayalı iş akışının bankalar haricindeki diğer
finansal kuruluşlar ve hizmetlere etkisinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
(58) Bankalar arasında açıklanan şekilde gerçekleşecek dikey işbirliği ile sigorta sek törü
özelinde kart verilerinin güvenliğinin sağlanması adına sunulan kart verisi saklama,
dijital cüzdan ya da çeşitli anti-fraud odaklı hizmetlere yönelik talebin azalacağı
değerlendirilmektedir. Şöyle ki, bildirime konu uygulama ile hassas nitelikteki açık kart
bilgisinin işyeri ile paylaşılmasına son verilmesi planlanmakta olup bu uygulama
hassas kart verisinin saklanması gibi hizmetleri ortadan kaldırabilecek niteliktedir. Bu
durum, gelişen teknolojiyle birlikte bankalar arası rekabette ön plana çıkan k atma
değerli, yenilikçi hizmetlerin gelişimini sekteye uğratabilecektir. Nitekim bankaların
bildirime konu uygulama ile işbirliği gerçekleştirmeleri, kart verisinin güvenliğinin
sağlanması adına geliştirilen QR kod ile ödeme, mobil ödeme çözümleri, dijital cüzdan
hizmetleri gibi yenilikçi hizmetlere yönelik teşebbüslerin rekabet etme güdülerini
azaltabilecektir. Bu da, pazardaki inovasyonun işbirliğine konu uygulama ile
sınırlandırılması ve alternatif hizmetlere yönelik rekabetin azalması sonucunu
doğurabilecektir.
(59) Diğer taraftan, söz konusu uygulamaya dâhil olmak istemeyen bir sigorta şirketinin,
sisteme dahil olan sigorta şirketlerinden farklı olarak tüm kart bilgisini istemeye devam
edecek olması, tüketiciler nezdinde bu sigorta şirketinin tercih edilebil irliğini azaltacak
ve ilgili sigorta şirketinin pazarda rekabet etmesini zorlaştırabilecektir.
(60) Öte yandan, ödeme yapılacak kartın ilk altı ve son dört hanesine ek olarak kart
sahibinin T.C. kimlik numarası ile ödeme yapılabilmesine yönelik alt yapının sadece
bankalar arasında tesis edilmesi ve üye işyeri edinme pazarında kabulcü bankalar ile
rekabet halinde olan ödeme kuruluşlarının bu alt yapı dan dışlanması durumunda,
sigorta sektörü özelinde üye işyeri edinme pazarındaki rekabet ağır bir şekilde
kısıtlanmış olacaktır. Öyle ki bahse konu ödeme kuruluşları sağlayacakları sanal POS
hizmetinin alt yapısını bankalardan temin etmek durumundadır. Bu bağlamda, kabulcü
bankalar ile ödeme kuruluşları arasında dikey görünüm arz eden ilişki, üye iş yeri
edinme pazarın da yatay bir nitelik kazanmaktadır. Dolayısıyla ilk altı ve son dört
işleyişine imkan veren alt yapının ödeme kuruluşlarına açılmaması bu kuruluşların

20-55/769-341
17/35

sigorta sektöründe üye iş yeri edinme pazarındaki rekabetini önemli ölçüde
sınırlandıracak ve bunların pazar dışına itilmesine neden olabilecektir. Söz konusu
dışlayıcı risk, incelenen iş akışının rekabet üzerinde potansiyel olumsuz etkilere sahip
olabileceğini ortaya koymaktadır.
(61) Bildirime konu olan ikinci tür iş akışında ise değinilmesi gereken temel husus, SBM’nin
ödeme geçidi sağlayıcısı olarak sisteme dâhil olması halinde pazardaki rekabetin bu
durumdan ne şekilde etkileneceğidir. Bildirim Formunda belirtildiği üzere sigorta
şirketleri, sanal POS anlaşması yapmak istedikleri bankalar ile ayrı ayrı enteg rasyon
kurulumunun ortaya çıkaracağı gerek teknik süreçlerin uzaması nedeniyle gerek
zaman ve para maliyetlerinin artması kaynaklı zorlukların üstesinden gelmek amacıyla
SBM ile anlaşabilecek ve SBM ile entegrasyon gerçekleştirmesi durumunda SBM’nin
entegre olduğu bankalar ile entegre olabilecektir. Bu entegrasyon sonucunda SBM,
sigorta şirketleri ile bankalar arasında köprü vazifesi görecektir. Bu kapsamda sanal
POS’tan geçecek bir sigorta ödemesinde acente, kart hamilinden edineceği kartın ilk
altı son dö rt hanesi ile kart sahibinin T.C. kimlik numarasını, SBM’nin
arayüzüne/ekranına girerek ödeme işlemini başlatabilecektir.
(62) Bildirime konu uygulamada SBM’nin sigorta sektörüne özel olarak sunacağı hizmet,
“ödeme geçidi” (gateway) olarak adlandırılan hizmetti r. Bu hizmet esasen sadece
sigorta sektörü özelinde değil, genel olarak internet tabanlı ödemelerde işyerlerinin
farklı servis sağlayıcılarından aldığı teknik bir hizmet niteliğindedir. Bu hizmete yönelik
ihtiyacın ana nedenini ise bankaların işyerlerinden aldığı “üye işyeri komisyonu”
oluşturmaktadır. Bir banka, üye işyeri anlaşması yaptığı işyerinden kendi ihraç ettiği
kartlar ile ödeme yapılırken aldığı üye işyeri komisyonu ile başka bankalarca ihraç
edilen kartlar ile yapılan ödemelerden aldığı üye işye ri komisyonu farklılık arz
etmektedir. Not-on-us işlemlerde bankalar arasındaki dikey ilişki kapsamında kabulcü
banka ihraççı bankaya takas komisyonu ödemektedir. Not-on-us işlemler kapsamında
ihraççı bankaya takas ücreti ödeyen kabulcü banka, ödediği taka s ücretini, on -us
işlemlerde işyerinden aldığı üye işyeri komisyonuna eklemekte ve iki ücretin toplamı,
not-on-us işlemlerdeki üye işyeri komisyonunu oluşturmaktadır.
(63) Bu durumun bir sonucu olarak bir işyeri, üye işyeri anlaşması yaptığı bankaların
kartlarıyla gerçekleştirilen ödemelerde bu bankalara daha düşük oranlarda komisyon
öderken üye işyeri anlaşması yapmadığı bankaların kartlarından gerçekleştirilen
ödemelerde daha yüksek oranlarda komisyon ödemektedir. Bu bakımdan, bir işyerinin
mümkün olan en çok sayıda banka ile üye işyeri anlaşması yapması, o işyerinin
bankalara ödeyeceği toplam üye işyeri komisyonunu azaltmaktadır. Ancak bir işyerinin
her bir banka ile ayrı ayrı üye işyeri anlaşması akdetmesi ve buna bağlı olarak her bir
banka ile ayrı ayrı tekn ik entegrasyon süreçlerini yönetmesi uygulamada her zaman
mümkün olmamaktadır.
(64) Söz konusu olgu karşısında sanal POS’lar üzerinden geçecek çevrimiçi ödemelerde
işyerleri için iki ana çözüm bulunmaktadır. Bunlardan ilki, bildirime konu uygulamada
SBM tarafın dan üstlenilmesi öngörülen hizmetin de dâhil olduğu ödeme geçidi
hizmetidir. Bu hizmette bir işyerinin bizzat kendisi bankalar ile ayrı ayrı üye işyeri
anlaşması yapmakta, ancak her bir banka ile ayrı ayrı teknik entegrasyon kurulması ile
tek bir ödeme ara yüzünün oluşturulması sürecini ödeme geçidi hizmeti sunan servis
sağlayıcıları yürütmektedir. Söz konusu hizmeti yürüten servis sağlayıcıları, genellikle
PCI DSS sertifikası başta olmak üzere gerekli standartları sağlayan şirketler olarak
pazarda yer almak tadır. Ödeme geçidi hizmetinde servis sağlayıcılar, kendi
üzerlerinde herhangi bir fon tutmamakta ve bu yönüyle 6493 sayılı Kanun kapsamında

20-55/769-341
18/35

yürüttükleri faaliyet ödeme hizmeti faaliyeti olarak değerlendirilmemektedir.
(65) İşyerleri için ikinci bir çözüm ise ö deme kuruluşlarından hizmet almaktır. Ödeme
kuruluşlarının faaliyetleri 6493 sayılı Kanun’da düzenlenmiş olup bu kuruluşlar, ödeme
hizmeti sağlamak ve gerçekleştirmek için kanun kapsamında yetkilendirilmiş tüzel kişi
şeklinde tanımlanmıştır. Ödeme kuruluşl arı, bankalar ile sanal POS tedarik
anlaşmaları yapmakta ve sonrasında kendi faaliyetleri kapsamında bu POS’ları, üye
işyeri anlaşması akdettikleri işyerlerine entegre edip kullandırmaktadır. Bu kapsamda
ödeme kuruluşları, dikey bir ilişki çerçevesinde ban kalardan sanal POS temin ederek
işyerlerine bu POS’ları kullandırmaktadır. Bu yönüyle ödeme kuruluşları, birçok
bankaya entegre olan sanal POS’larını, üye işyerlerine entegre etmekte ve bu sayede
işyerleri, her bir banka ile ayrı ayrı anlaşma ve teknik ent egrasyon süreçlerini
yönetmeksizin tek bir istasyondan (ödeme kuruluşunun sanal POS’u ndan) birçok
banka ile entegre olabilme imkanı elde etmektedir. Bu bilgiler çerçevesinde kabulcü
bankalar ile ödeme kuruluşları arasında alt pazarda yatay anlamda rakiplik ilişkisi
olduğunu söylemek mümkündür.
(66) Ancak ödeme kuruluşlarının bankalardan POS tedarik edebilmesi için bankalara çeşitli
ücret ve komisyon ödemeleri gerekmektedir. Bu durum sağlayıcı konumundaki
bankaların, üye işyeri edinme pazarında rakip oldukları öd eme kuruluşlarına yüksek
komisyon oranları uygulamaları sonucu ödeme kuruluşlarının faaliyetlerini
zorlaştırılması riskini doğurmaktadır. İşyerlerine sunduğu sanal POS hizmetinin ücret
ve komisyonlarına bankalara ödediği/ödeyeceği ücret ve komisyonları da yansıtmak
zorunda kalan ödeme kuruluşları, kimi durumlarda işyerleri nezdinde rekabetçi fiyat
sunmakta zorlanabilmekte ve bu durumda ödeme kuruluşlarının sanal POS’ları,
işyerleri için cazip olmayabilmektedir. Bu durumda, işyerleri için ödeme geçidi hizmet i
daha rasyonel bir tercih halini alabilmektedir.
(67) Bildirim konusu uygulamaya dönüldüğünde; SBM’nin sigorta şirketlerine, yukarıda
hangi ihtiyaçlardan kaynaklandığı izah edilen ödeme geçidi hizmetini sunması
planlanmakta ve tercih eden sigorta şirketlerinin tek bir entegrasyon ile SBM üzerinden
işbirliğine konu iş akışına dahil olması tasarlanmaktadır. Bildirim Formunda yer verildiği
üzere SBM, söz konusu ödeme geçidi hizmetini kar amacı gütmeksizin sigorta
şirketlerine sunacak ve bu kapsamda sistemin işleyi şinin sağlanması için gereken
maliyetlerin dışında sigorta şirketlerinden herhangi bir ücret istenmeyecektir. Sistemin
işleyişi için gereken giderlerin ise SBM Yönetmeliği’nin 21. maddesinde yer alan “ Bu
Yönetmelikle Merkeze verilen görevleri yerine getirm ek üzere yapılacak giderler; üye
sigorta şirketlerinin üyelik katkı paylarından, yatırım gelirlerinden, Merkez tarafından
sağlanan hizmetler karşılığında elde edilen gelirler ile diğer gelirlerden karşılanır. ”
hükmü uyarınca karşılanacağı ifade edilmiştir.
(68) Bahsi geçen ödeme geçidi fonksiyonu kapsamında SBM üzerinden kartın ilk altı son
dört hanesi ve T.C. kimlik numarası ile işlem yapılabilmesine yönelik bankalar ile SBM
arasında kurulacak entegrasyonun, pazarda ödeme geçidi hizmeti sunan diğer
kuruluşlar ile de kurulmaması durumunda, söz konusu kuruluşların sunduğu hizmetler
geri planda kalabilecek ve bu kuruluşlar, sigorta sektörü özelinde rekabet edemeyecek
duruma gelebilecektir. Özellikle sigorta şirketleri ile bankalar arasındaki organik bağlar
dikkate alındığında9; sigorta şirketleri ile bankalar arasında oluşacak dikey bütünleşik

9 Örneğin; Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. bünyesinde bankacılık alanında faaliyet gösteren Akbank

T.A.Ş, aynı ekonomik bütünlük altında sigortacılık alanında faaliyet gösteren Aksigorta A.Ş. ve Avivasa
Emeklilik ve Hayat A.Ş.’nin acentesi konumunda olup bu teşebbüslerden hayat ve hayat dışı sigorta
hizmetleri alınmaktadır. Bir başka örnek de Türkiye İş Bankası A.Ş.’nin kuruluşu olan Milli Reasürans

20-55/769-341
19/35

yapı üzerinden bankaların, SBM’ye sundukları özel entegrasyonları pazardaki diğer
ödeme geçidi hizmeti sunan teşebbüslere sunmama sı tehlikesi ortaya çıkabilecektir.
Keza, SBM dışında bu hizmeti sunan teşebbüslerin genellikle aynı zamanda başta
sanal POS hizmetleri olmak üzere bankaların işyerlerine ve tüketicilere sunduğu
hizmetler ile rekabet içerisindeki farklı hizmetleri de sunuyor olmaları, bankaların
SBM’ye tanınan entegrasyonu başka kuruluşlara da tanıma yönündeki güdüsünü
azaltabilecek ve bu durum, pazardaki rekabeti sınırlandırabilecektir.
(69) Diğer taraftan, sigorta şirketlerinin kendi teşebbüs birliği niteliğindeki TSB bünyesinde
faaliyet gösteren SBM üzerinden bu hizmeti alabilecek olmaları, sigorta şirketlerinin
sunulan hizmetin kalitesinden bağımsız olarak ödeme geçidi hizmetini SBM’den almayı
önceliklendirmelerine neden olabilecektir. Ayrıca, Bildirim Formunda belirtildiği şekilde
anılan hizmetin kar amacı güdülmeksizin salt maliyet esaslı giderlerin karşılanması
şeklinde fiyatlandırılması durumunda, ödeme geçidi hizmetini ticari bir faaliyet olarak
kar elde etmeyi amaçlayarak yürüten teşebbüslerin, sigorta şirketi müşterileri özelinde
SBM ile etkin rekabet etmesi mümkün gözükmemektedir.
(70) Ödeme geçidi hizmetinin genellikle tek başına değil, kart verisi saklama, anti -fraud
çözümleri başta olmak üzere ödeme hizmetine yardımcı diğer hizmetler ile bir bütün
halinde veriliyor olması g erçeği karşısında, SBM’nin elde ettiği avantajlara sahip
ol(a)mayan teşebbüslerin işyerlerine sunduğu diğer katma değerli hizmetlerin de
olumsuz etkilenmesi ihtimali doğmaktadır. Nitekim işyerlerine sunulan katma değerli
hizmetlerin genellikle bir paket olarak birlikte sunulması ve hatta fiyatlandırmanın dahi
tüm paket üzerinden yapıldığı dikkate alındığında, SBM’nin ödeme geçidi hizmetinin
diğer ödeme geçidi hizmeti sunan teşebbüsler üzerinde oluşturacağı rekabeti
kısıtlayıcı etki, bu teşebbüslerin diğer f aaliyetlerinin de sigorta şirketleri nezdindeki
tercih edilebilirliğini olumsuz yönde etkileyebilecektir.
(71) SBM tarafından sunulacak hizmetin maliyet esaslı oluşu, kimi bankalar ile sigorta
şirketleri arasındaki sözleşmesel (ör. bankasürans ilişkileri) ve or ganik bağlar
(hissedarlık ilişkileri) ile SBM’nin sigorta şirketlerince finanse edilmesi gibi hususlar
nedeniyle her ne kadar mecburi olmasa da bildirime konu uygulama kapsamında rakip
konumundaki sigorta şirketlerinin çoğunluğunun sadece SBM üzerinden ödeme geçidi
hizmeti almasına yönelik fiili durum oluşması riski karşısında, rakip konumundaki
sigorta şirketlerinin bir nevi ortak hizmet alımı yapması ve bunun sonucu olarak
pazardaki hizmet çeşitliliğinin azalması gündeme gelebilecektir. Bu durum ayrıca,
sistemde oluşabilecek teknik bir aksaklık durumunda sigorta sektörünün büyük bir
çoğunluğunda ödeme işlemlerinin aksamasına neden olabilecektir. Diğer bir deyişle,
sektörün tek bir hizmet sağlayıcısına bağımlı olması muhtemel riskleri artırabilecek ve
tüketici güvenliğini tehlikeye atabilecektir. Nitekim SBM’nin söz konusu hizmet
kapsamında sektör standardı olarak görülen PCI DSS sertifikasına hâlihazırda sahip
olmaması dikkate alındığında, SBM’nin pazarda birtakım entegrasyonlar ile bankalarla
arasındaki or ganik bağlar üzerinden ön plana çıkarılması, pazardaki etkin işleyişe
zarar verebilecektir.

T.A.Ş.’nin Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi’nin, Şekerbank T.A.Ş. Personeli Munzam Sosyal
Güvenlik Yardım Sa ndığı Vakfı’nın Şeker Sigorta A.Ş.’nin çoğunluk hisselerine sahip olması olarak
karşımıza çıkmaktadır. Yine BNP Paribas Cardif SA’nın sigortacılık alanında BNP Paribas Cardif
Emeklilik A.Ş., BNP Paribas Cardif Hayat Sigorta A.Ş. ve BNP Paribas Cardif Sigor ta A.Ş olmak üzere
faaliyet gösteren teşebbüsleri bulunurken, bu teşebbüsün bankacılık alanındaki faaliyetlerini Çolakoğlu
Grubu ile ortak kontrol ettiği Türk Ekonomi Bankası A.Ş. yürütmektedir. Nitekim Neova Sigorta A.Ş.’nin
ortaklık yapısına bakıldığında da hisselerinin tamamının Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş.’ye ait olduğu
görülmektedir.

20-55/769-341
20/35

(72) Sistemin işleyişine dair yukarıda ortaya konulan tüm rekabet karşıtı tehlikeler birlikte
ele alındığında, bildirime konu uygulamanın rekabeti sınırlayabilecek potan siyel
etkilere sahip olduğu anlaşıldığından anılan uygulama, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamındadır. Bu nedenle bildirime konu uygulamaya menfi tespit belgesi
verilemeyeceği ve uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet
incelemesine tabi olduğu değerlendirilmektedir.
(73) Her ne kadar bildirime konu uygulama kapsamında SBM’nin hizmet vermesi
durumunda SBM tarafından yukarıda “Bildirime Konu Uygulamaya İlişkin Bilgi” başlığı
altında yer verilen bilgilere erişilebilecek olsa da, SBM’nin hâlihazırda 5684 sayılı
“Sigortacılık Kanunu” ile “ Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği” hükümleri
gereği yukarıda yer verilen bilgilerden çok daha geniş kapsamdaki bilgilere erişebiliyor
olması nedeniyle; bildirime konu uygulama kapsamında SBM’nin bahsi geçen bilgileri
elde etmesi, işbu dosya kapsamında ilave bir rekabetçi kaygı oluşturmamaktadır.
G.4.3. Bildirime Konu Uygulamanın 4054 Sayılı Kanun’un 5. Maddesi Açısından
Değerlendirilmesi
(74) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrası hükmü uy arınca; piyasada rekabeti
engelleyici ya da kısıtlayıcı amaç veya etkiye sahip anlaşmalar, Kanun’un 5.
maddesinin birinci fıkrasında sayılan şartları n tamamını taşıması durumunda
Kanun’un 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmuştur.
G.4.3.1. Grup Muafiyeti Değerlendirmesi
(75) Bildirime konu uygulama, sigorta sektöründeki not -on-us işlemlerde her bir ödeme
işlemi özelinde ihraççı bankanın kendi kart müşterisinin açık kart numarasını kabulcü
banka ile paylaşmasına dayalı bankalar arası dikey bir işb irliği anlaşmasına
dayanmaktadır. Söz konusu işbirliği modelinde, ilgili işyeri ile üye işyeri anlaşması
kurulup kurulmadığına bağlı olarak, bir işyerine ait ödeme işleminde kabulcü olan ve
dikey ilişkide alıcı konumunda bulunan banka, başka bir işyerinin ödeme işleminde
ihraççı olabilmekte ve dikey ilişkide sağlayıcı konumunda bulunabilmektedir.
(76) Diğer taraftan, ödeme işleminin SBM’nin sunacağı arayüz üzerinden
gerçekleştirilmesine dayalı iş akışında ise bankalar ile SBM arasındaki entegrasyon ön
plana çıkmaktadır. Ödeme alınacak kartın ilk altı son dört hanesi ile kart sahibinin T.C.
kimlik numarası ile işlem yapılabilmesine, diğer bir deyişle açık kart bilgisine ihtiyaç
duyulmadan ödemelerin alınabilmesine yönelik entegrasyon, bankaların sağlayıcı
SBM’nin ise alıcı konumunda olduğu bir diğer dikey ilişkiyi doğurmaktadır. Nitekim
SBM, sigorta şirketlerine sunacağı ödeme geçidi hizmetinde bankalardan aldığı
entegrasyon hizmetini girdi olarak kullanmaktadır.
(77) Bildirime konu uygulama ile hem bankalar arasında he m de SBM ile bankalar
arasındaki dikey işbirlikleri dikkate alındığında, anılan uygulamanın “2003/3 ve 2007/2
sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile Değişik, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin
Grup Muafiyeti Tebliği” ( 2002/2 sayılı Dikey Tebliğ) kapsamına girip girmediğinin
değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
(78) 2002/2 sayılı Dikey Tebliğ’in 2. maddesinin beşinci fıkrasına göre rakip teşebbüsler
arasında yapılan dikey anlaşmalar, Tebliğ ile tanınan muafiyetten
yararlanamamaktadır. Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 5. paragrafında ise rakip

teşebbüsler arasında yapılan dikey anlaşmaların kural olarak grup muafiyetinden
yararlanamayacağı, ancak sadece dağıtım seviyesinde birbirlerine rakip olan
teşebbüsler arasındaki dikey anlaşmaların muafiyetten yararlanabileceği belirtilmiştir.

20-55/769-341
21/35

Başka bir ifadeyle, sağlayıcının anlaşma konusu malların hem üreticisi hem de
dağıtıcısı olduğu, alıcının ise bu mallarla rekabet eden malların üreticisi değil dağıtıcısı
olduğu dikey anlaşmalar grup muafiyetinden yararlanabilecektir.
(79) Dosya kapsamında incelenen uygulamada, not -on-us işlemlerde ödeme onayı veya
reddi cevabı ile birlikte açık kart bilgisinin rakip bankalar ile paylaşılmasına imkân veren
uygulamanın rakip konumundaki bankalar arasında bir işbirliğ i ortaya çıkardığı
görülmektedir. Dosya konusu uygulamadaki tarafların konum ve faaliyetlerine
bakıldığında; bankaların hem üye işyeri edinme pazarında hem de kart ihraç pazarında
birbirleri ile rekabet halinde olduğu görülmektedir. Bu yönüyle bahse konu r akipler
arası işbirliğinin, 2002/2 sayılı Dikey Tebliğ’in m. 2/5 hükmünde yer alan istisna
kapsamına girmediği ve bu nedenle 2002/2 sayılı Dikey Tebliğ kapsamında grup
muafiyetinden yararlanamayacağı kanaati oluşmuştur.
(80) SBM’nin bankalardan entegrasyon hizm eti aldığı dikey ilişki kapsamında ise BDDK
talimatının perakende seviyesindeki tüm bankaları kapsıyor olması nedeniyle
perakende seviyesinde faal olan tüm bankaların sağlayıcı konumunda yer alması ve
bu bankaların bankacılık faaliyetlerinde pazar payları toplamının her halükarda %40’ın
üstünde olması, SBM ile bankalar arasındaki dikey ilişkinin de 2002/2 sayılı Dikey
Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanmasını engellemektedir. Diğer
taraftan, sigorta sektöründeki teşebbüs birliği olan TSB bünyesind e faaliyet gösteren
SBM’nin ödeme geçidi hizmetinin yatay seviyede sigorta şirketleri arasındaki rekabete
de etki etme ihtimali bulunmaktadır.
(81) Anılan uygulama 2002/2 sayılı Tebliğ veya herhangi başka bir grup muafiyeti
kapsamına girmemektedir.
G.4.3.2. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
(82) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki anlaşmalar 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinin birinci fıkrasında belirtilen koşulların tümünün sağlanması halinde 4.
maddenin uygulanmasından muaf tutulabilmektedir. Aşağıda dosya konusu uygulama
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan koşullar bakımından değerlendirilmiştir.
a) Malların Üretim veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme ve
İyileşmelerin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması
(83) Bireysel muafiyet incelemesinde ele alınan olumlu şartlardan ilki, malların üretim veya
dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik
veya teknik gelişmelerin sağlanması olup, bu hüküm çerçevesinde hangi hallerin
ekonomik yarar olarak kabul edileceği mevcut sistemin özelliklerine göre
değişmektedir. Kısaca etkinlik kazanımı olarak ifade edilebilen dağıtımda, üretimde vb.
alanlarda ekonomik/teknik gelişme ve kazanımlar; üretim ve dağıtım maliyetlerinin
düşürülmesi, kalitenin artır ılması, malın arzında devamlılığın sağlanması, yeni
piyasalara girişin kolaylaştırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim tekniklerinin
bulunması gibi çeşitli görünümler arz etmektedir. Bu kapsamda, rekabeti kısıtlayıcı bir
anlaşmanın muafiyet korumasından faydalanabilmesi için öncelikle rekabet üzerindeki
olumsuz etkisini bertaraf edebilecek düzeyde bir etkinlik kazanımı sunabilmesi
gerekmektedir.
(84) Bildirime konu uygulama incelendiğinde, tasarlanan işbirliği modelinin esasen iki farklı
iş akışı üzerinden gerç ekleşebileceği anlaşılmaktadır. Bunlardan ilkinde, ödeme
yapılacak kartın ilk altı ve son dört hanesi ile T.C. kimlik numarasıyla birlikte ödeme

20-55/769-341
22/35

yapılmasına imkan veren alt yapı çerçevesinde not -on-us işlemlerde açık kart
bilgilerinin paylaşımına dayalı ba nkalar arasında işbirliği kurulmakta ve sigorta
şirketleri, doğrudan ya da üçüncü bir taraf aracılığıyla sisteme dâhil olmaktadır. İkinci
tür iş akışında ise sigorta şirketleri, doğrudan ya da üçüncü bir taraf yerine SBM
üzerinden sisteme dâhil olmakta ve böylelikle kartın ilk altı son dört hanesi ve kart
sahibinin T.C. kimlik numarası ile ödeme almaya başlayabilmektedir. Her iki senaryoda
da sigorta şirketleri bankalar ile üye işyeri anlaşmalarını kendileri yapmakta, SBM ise
ikinci senaryoda sadece kartın ilk altı son dört hanesi ve kart sahibinin T.C. kimlik
numarası ile ödeme alınmasına yönelik entegrasyonda bankalar ile sigorta şirketleri
arasında aracılık rolü üstlenmektedir.
(85) İki farklı iş akışının varlığı dikkate alındığında, bireysel muafiyetin ilk şa rtı olan
ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması şartının karşılanıp karşılanmadığının her
iki iş akışı özelinde ayrı ayrı ele alınması uygun olacaktır.
(86) Yukarıda ele alındığı üzere, sigorta şirketlerinin banka ya da kredi kartının ilk altı son
dört han esi ve kart sahibinin T.C. kimlik numarası ile ödeme almasına yönelik
uygulama, takas sistemi üzerinden otorizasyon yanıtının yanı sıra ihraççı bankanın
kabulcü bankaya açık kart numarasını da iletmesine dayalı bir işbirliği modelidir.
(87) Söz konusu uygulamanın çıkış noktası, BDDK’nın bankalara yönelik talimatı olup söz
konusu talimatta; bankaların sigorta şirketlerine ver dikleri sanal POS’Iarın
entegrasyonunda poliçe bedelinin ödenmesi amacıyla sigortacılık sektöründe sıklıkla
kullanılan mail order yönteminden kaynaklı risklerin ortadan kaldırılması ve sisteme
güvenin artırılması için, sigorta sektöründe tek seferlik ya da tekrarlayan ödeme
işlemlerinin sigorta acentelerinde ya da firmalarında açık kart bilgilerinin işlenmesine
ya da saklanmasına ihtiyaç duyu lmadan kartın ilk altı son dört hanesi ve T.C. kimlik
numarası ile yapılabilmesi amacıyla TBB koordinasyonunda Türkiye Katılım Bankaları
Birliği (TKBB) ve TSB ile bir araya gelinerek gerekli çalışmaların yürütülmesi talep
edilmiştir.
(88) BDDK’nın söz konusu talimatında da belirtildiği üzere, özellikle tekrarlayan ödemelerin
yoğun olarak gerçekleştiği sigorta sektöründe tüketicilere ait açık kart bilgilerinin
acentelerde güvenli olmayan ortamlarda tutulması (ör. ajandalara kaydedilen kart
bilgileri), çeşitli güvenlik risklerini artırmakta ve kart sahiplerinin banka ya da kredi kartı
bilgilerinin rıza dışı kullanımına dayalı işlemlerin gerçekleşme tehlikesini
doğurmaktadır. Sektörde yaşanan söz konusu riski bertaraf etmek adına PCI DSS
sertifikasına sahip çeşitli hizmet sağlayıcılar (ödeme kuruluşları, yazılım şirketleri vb.
kuruluşlar), sigorta şirketlerine başta kart verisi saklama çözümleri olmak üzere farklı
türde hizmetler sunmaktadır10.
(89) Bildirime konu uygulamada ise esasen müşterilerin tüm kart bilgilerinin alınmasına
yönelik ihtiyacın tümüyle ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Şöyle ki, bildirime
konu uygulama ile açık kart bilgisinin sigorta şirketi ile paylaşılmadan doğrudan
bankalar arasında iletiminin sağlanması, tüketicilerin açık kart bilgilerine işyerleri

10 Keza, BKM bünyesinde çok sayıda sigorta şirketine kart verisi saklama hizmeti verilmiş olmakla
birlikte, söz konusu hizmetin pazarda oluşt urduğu dışlayıcı etkinin d ikkate alındığı Kurulun 12.06.2018
tarih ve 18 -19/337-167 sayılı kararı ile muafiyet süresi sona eren ilgili faaliyetin muafiyet süresinin

uzatılmamasına karar verilmiştir.

20-55/769-341
23/35

tarafından erişilememesini sağlayacaktır. Böylelikle, sigorta sektörü müşterilerinin
kartları ile izinsiz harcama yapılmasının önüne geçilecektir.
(90) Her ne kadar bu sistemde kar tın ilk altı ve son dört hanesi ile işlem yapılabilmesi
nedeniyle kötü niyetli kişilerin 16 haneli kart numarasına ihtiyaç duymadan da kartın ilk
altı ve son dört hanesi ile kart sahibinin rızası dışında harcama yapabilmesi gündeme
gelebilecek olsa da, söz konusu iş modelinin sadece sigorta şirketlerinin merkezlerine
tahsis edilen sanal POS’lardan geçen sigorta ödemelerine yönelik olması ve
bankaların ilgili ödeme işleminin gerçekten bir sigorta ödemesi olup olmadığını farklı
kontrol yöntemleri ile denetleyecek olması nedeniyle uygulamanın sektördeki güvenlik
açığı riskini azaltacağı değerlendirilmektedir.
(91) Ayrıca bu sistemde kart saklama ve diğer kriptolama işlemlerine gerek kalmaması
nedeniyle ödeme işlemlerine yönelik sürecin kısaltılması ve işlem maliyetl erinin
azaltılması mümkün olmaktadır. Diğer taraftan, on -us işlemlerde kart bilgisinin takas
sistemi üzerinden iletilmesine gerek duyulmaması ve kabulcü bankanın doğrudan
kendi sistemleri üzerinden açık kart bilgisine ulaşabilmesi nedeniyle kart verisinin
saklanmasına dayalı iş modeline nazaran bildirime konu uygulamanın sigorta şirketleri
için daha az maliyet oluşturacağı değerlendirilmektedir.
(92) Özet olarak, ele alınan bu ilk iş akışı, bu alandaki hem işlem maliyetlerini hem de
yatırım maliyetlerini azaltabilecektir. Bu bakımdan, bildirime konu uygulamanın iki farklı
iş akışından ilki olan ve sigorta şirketlerinin bankalar ile doğrudan entegre olması ve
ihraççı banka tarafından not -on-us işlemlerde otorizasyon yanıtı ile birlikte açık kart
bilgilerinin kabulcü banka ile paylaşılmasına dayalı iş akışının, muafiyetin ilk şartı olan
ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması şartını karşıladığı kanaatine varılmıştır.
(93) İkinci aşama olarak, SBM’nin sigorta şirketlerine ödeme geçidi hizmeti sunmasına
dayalı iş akışı nın muafiyetin ilk şartını karşılayıp karşılamadığının incelenmesi
gerekmektedir. SBM’nin iş akışına dâhil olduğu durumda dahi bankalar arasında takas
sistemi üzerinden açık kart verisinin paylaşılmasına yönelik işbirliğinin devam etmesi
nedeniyle, tekrara düşmemek için aşağıda sadece SBM’nin akışta yer alma fonksiyonu
ve bunun etkileri bireysel muafiyetin ilk şartı açısından ele alınacaktır.
(94) Öncelikle belirtilmesi gereken, yukarıda detaylarına yer verilen ve takas sistemi
üzerinden bankalar arasında kart v erisinin paylaşılmasını içeren ve bu yönüyle
pazarda hâlihazırda deneyimlenmemiş yeni bir hizmetin sunulmasına dayalı işbirliğinin
aksine; SBM’nin sigorta şirketlerine ödeme geçidi hizmeti sunması, pazarda yeni bir
hizmetin sunulması niteliği taşımamaktadı r. Nitekim sadece sigorta sektörü özelinde
değil, genel olarak e-ticaret işlemlerinde ödemelerin alınması için işyerlerinin bankalar
ile teknik entegrasyonun sağlanması faaliyetlerinde bulunan çok sayıda kuruluş
bulunmaktadır. Gerek ödeme kuruluşlarının su nduğu sanal POS hizmetleri gerek
teşebbüslerce sunulan ödeme geçidi hizmetleri, işyerlerinin her bir banka ile ayrı ayrı
teknik entegrasyon kurmasından kaynaklanan maliyetleri ortadan kaldırmaktadır.
(95) Gerçekten de BDDK’nın konuya ilişkin bankalara yönelik t alimatında da SBM’nin
aracılık fonksiyonuna dair herhangi bir ihtiyaçtan bahsedilmemektedir. Konuya dair
BDDK tarafından verilen bilgide, sigorta sektörüne yönelik olarak yürütülen çalışmada
sigorta şirketlerinin bu alt yapıya entegre olması için gerekli işlemleri kendi
bünyelerinde mi, dış hizmet alımı yoluyla mı yoksa SBM gibi bir yapı üzerinden mi

20-55/769-341
24/35

yürütecekleri hususunun sigorta sektörü paydaşlarının kendi tercihi olduğu
belirtilmiştir.
(96) Bu yönüyle SBM’nin sunacağı ödeme geçidi hizmeti, mevcut dosyada menfi tespit
bahsinde yer verilen pazardaki rekabeti sınırlayıcı etkilerini bertaraf edebilecek nitelikte
herhangi bir etkinlik artışı sunmamaktadır. Ödeme geçidi hizmetinin bizatihi
kendisinden kaynaklanan başta işlem maliyetlerinin düşürülmesi olmak üzere çeşitli
etkinlikler ise SBM’nin sunduğu hizmetten bağımsız olarak başka kuruluşlar tarafından
sunulan/sunulabilecek ödeme geçidi hizmetlerinde de ortaya çıkmaktadır.
(97) Bu çerçevede, bildirim konusu uygulama kapsamında SBM tarafından sunulacak
hizmetin niteli ği dikkate alındığında, söz konusu ödeme geçidi hizmetinin pazarda
hâlihazırda hizmet veren PCI DSS sertifikasına sahip farklı oyuncular tarafından
sunulduğu ve SBM’nin bahse konu hizmeti sunmasına özgü herhangi bir katma
değerin bulunmadığı değerlendirilm ektedir. Her ne kadar SBM üzerinden sisteme
entegre olunması sayesinde sigorta şirketleri ile bankalar arasında akdedilecek çok
sayıda ikili anlaşmanın doğuracağı maliyetlerden kaçınılabileceği öne sürülebilecekse
de, benzer bir fonksiyon pazarda ödeme geç idi hizmeti sunan başka bir teşebbüsten
hizmet alınması durumunda da ortaya çıkabilecektir.
(98) Sigorta şirketleriyle bankalar arasındaki organik bağların varlığı ve yine SBM’nin
sigorta şirketlerinin yer aldığı teşebbüs birliği niteliğindeki TSB bünyesinde fa aliyet
göstermesi, pazarda güvenlik ve kalite algısından bağımsız olarak SBM’nin ödeme
geçidi hizmetinin sigorta şirketleri tarafından tercih edilmesi sonucunu
doğurabilecektir. Bu durum, pazardaki etkin işleyişi baltalayabilecek ve pazarda ödeme
geçidi hi zmeti sunan teşebbüslerin dışlanması sonucunu doğurarak pazardaki
çeşitliliği azaltabilecektir. Keza, ödeme geçidi hizmeti sunan teşebbüslerin sigorta
sektörü özelinde dışlanması nedeniyle bu teşebbüslerce yapılan yatırımlar boşa
çıkabilecek ve bu alandaki yatırımlar/kaynaklar atıl kalabilecektir.
(99) Diğer taraftan, SBM’den elde edilen bilgilerde, SBM’nin kar amacı güden bir kuruluş
olmadığı ve SBM tarafından sunulacak ödeme geçidi hizmetinde de kar amacının
güdülmeyeceği ifade edilmiştir. Söz konusu durum, ödeme geçidi hizmetini ticari bir
faaliyet olarak müşterilerine sunan teşebbüslerin pazarda SBM ile eşit koşullarda
rekabet etmesinin önüne geçebilecektir. Aşağıda bireysel muafiyetin üçüncü şartı olan
“piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalk maması” şartına yönelik
değerlendirmelerde detaylıca değinilecek olan bu durum, piyasadaki
çeşitliliğin/inovasyonun azalmasına ve rekabetçi sürecin getirdiği etkinlik artışlarından
mahrum kalınmasına neden olabilecektir.
(100) Sonuç olarak, değerlendirilen ilk i ş akışı kapsamında ödeme yapılacak açık kart
bilgisinin takas sistemi üzerinden bankalar arasında paylaşılmasına ve sigorta
şirketlerinin bankalar ile doğrudan ya da pazarda ödeme geçidi hizmeti sunan herhangi
bir teşebbüs üzerinden entegre olmasına dayalı iş modelinin, ortaya çıkacak etkinlikler
dikkate alındığında bireysel muafiyetin ilk şartını karşıladığı kanaati oluşmuştur .
Bununla birlikte bir diğer alternatif olan sigorta şirketlerinin SBM üzerinden bankalar ile
entegrasyon kurmasına ve SBM’nin ödeme geçidi hizmeti sunmasına dayalı iş
modelinin anılan nedenlerden ötürü bireysel muafiyetin ilk şartı olan ekonomik veya
teknik gelişmenin sağlanması şartını taşımadığı kanaatine varılmıştır.

20-55/769-341
25/35

b) Tüketicinin Bundan Yarar Sağlaması
(101) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddes i anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar sağlaması
ve ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer koşuldur. Tüketiciye
yansıyacak yararlar kapsamında; fiyatlarda sağlanacak düşüş, kalitenin ve ürün
çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar
sayılabilir.
(102) Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz’da belirtildiği üzere, muafiyet
değerlendirmesi bakımından “ tüketici” kavramı, anlaşmadan etkilenen ilgili
pazarlardaki mal veya hizmetlerin doğrudan veya dolaylı tüm kullanıcılarını içerecek
şekilde anlaşılmalıdır. Söz konusu ürünleri girdi olarak kullananlar, yeniden satışını
gerçekleştiren toptancılar ya da perakendeciler ve bayiler tüketici olarak tanımlanabilir.
Tüketici kavramı ürünün yalnızca nihai kullanıcılarını içermemekte, yeniden satış
amacıyla alım yapanlar da tüketici olarak tanımlanabilmektedir. Tüketici, gerçek veya
tüzel kişi olabilmektedir.
(103) Dosya k onusu uygulama açısından değerlendirildiğinde, bankaların sunacağı
entegrasyon hizmeti öncelikli olarak sigorta şirketleri tarafından kullanılaca k, ilaveten
sigorta şirketlerinin söz konusu ödeme alt yapısını kendi hizmetlerinin kalitesinin
artması amacıyla girdi olarak kullanması sonucu bu şirketlerin müşterisi konumundaki
nihai tüketiciler de söz konusu ödeme alt yapısından faydalanabilecektir. Dolayısıyla
mevcut dosya bakımından, sigorta şirketleri ile bu şirketlerin müşterileri tüketici olarak
ele alınabilecektir.
(104) Rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın muafiyetten yararlanabilmesi için anlaşma
sonucunda ortaya çıkan etkinlik kazanımlarının, anlaşmanın rekabet veya tüketiciler
üzerinde gerçekleşen veya potansiyel negatif etkisini tüketiciler bakımından telafi
etmesi gerekmektedir. Bireysel muafiyetin ilk şartına ilişkin yapılan değerlendirmede
benimsendiği üzere, aşağıda öncelikle bildirime konu uygulama kapsamında bankalar
arasında açık kart bilgisinin paylaşılmasına dayalı iş modeli muafiyetin ikinci ş artı
açısından incelenmiş, devamında sigorta şirketlerinin SBM üzerinden bankalar ile
entegrasyon kurmasına ve SBM’nin ödeme geçidi hizmeti sunmasına dayalı iş akışı
muafiyetin ikinci şartı bağlamında ele alınmıştır.
(105) Yukarıda belirtildiği üzere sigorta sektöründe gerçekleşen ödemelerde açık kart
bilgisinin işyerleri ile paylaşılmasının önüne geçmeyi hedefleyen ve bu kapsamda açık
kart bilgisinin işyerleri ile paylaşılmamasına ve not-on-us işlemlerde ihraççı ve kabulcü
bankalar arasında takas sistemi üzerinden iletimine dayalı iş modeli sayesinde
tüketicilerin kartlarından izinsiz harcama yapılması riski en aza indirgenebilecek ve bu
yönüyle sektördeki güvenlik açığı ortadan kaldırılabilecektir. Ayrıca, yine bu iş modeli
sayesinde ilave güvenlik yatırımlarına yönelik ihtiyacın ortadan kalkmasıyla ödeme
işlemlerindeki işlem maliyet ve süreçleri azalabilecektir.
(106) Banka ya da kredi kartı bilgilerinin çalınması ve rızaları dışında harcama yapılması
halinde tüketiciler, kendilerinin yapmadığı harcamalardan sorumlu tutulabilecek yahut
söz konusu sorumluluktan kurtulmak için kartı ihraç eden banka nezdinde harcama

itiraz prosedürleriyle uğraşmak zorunda kalabilecektir. Buna göre, kredi kartı hamilleri,
gerçekleştirmiş oldukları iş lemler karşısında iş yeri ile sorun yaşarsa veya kendisi

20-55/769-341
26/35

tarafından gerçekleştirilmemiş işlemler olduğunu tespit ederlerse; bu işlemlerle ilgili
olarak kartı veren bankaya harcama itirazı (chargeback) başvurusunda bulunma
hakkına sahiptir. Bu itiraz, ilk olarak kart sahibi tarafından kartının ait olduğu bankaya

yapılmakta ve banka tarafından işlemin yapıldığı iş yerine bu talep iletilmektedir. İlgili

banka da iş yerinden itiraza konu olan işlem ile ilgili detayları talep etmektedir. Talep
edilen detayların yetersiz olması durumunda kart sahibi haklı bulunursa, itiraz edilen
işlem tutarı iş yeri bankası tarafından ilgili iş yerinden tahsil edilmekte ve kartın ait
olduğu bankaya aktarılmaktadır11. Bu çerçevede, kart bilgilerinin çalınmasının ve rıza
dışı kullanılmasının önüne geçebilecek olan bildirime konu ödeme alt yapısı sayesinde
tüketiciler doğrudan fayda sağlamaktadır.
(107) Diğer taraftan, bu iş modeli sayesinde sigorta şirketlerinin müşterilerinden ödeme
alırken karşılaşabileceği sorun ve maliyetler asgariye i ndirgenebilmektedir. Örneğin,
kart verisi saklama hizmetinde verisi saklanan kartın son kullanma tarihinin güncelliğini
yitirmesi durumunda karttan ödeme alınamaması sorununa, kart verisinin saklanmayıp
her bir ödeme işleminde ihraççı banka nezdindeki kartın güncel son kullanma tarihinin
dikkate alındığı bildirime konu uygulamada rastlanmamakta ve bu yönüyle tüketicilerin
sorunsuz bir şekilde ödeme yapmalarına, sigorta şirketlerinin de sorunsuz bir şekilde
ödeme almalarına imkân tanınmaktadır.
(108) Ayrıca, bildi rime konu uygulama ile sigorta şirketlerince güvenlik kriterlerine uyum
amacıyla yapılması gereken yatırım ve bakım maliyetlerinin düşmesiyle meydana
gelecek maliyet avantajlarının sigorta primlerine yansıtılması durumunda tüket iciler
dolaylı olarak maliye t avantajı sağlayabilece ktir. Tüm bu hususlar birlikte
değerlendirildiğinde, sigorta şirketlerinin bankalar ile doğrudan ya da pazarda ödeme
geçidi hizmeti sunan herhangi bir teşebbüs üzerinden entegre olmasına dayalı iş
modelinin ortaya çıkaracağı etkinli klerden tüketicilerin yarar sağlayabileceği ve bu
bakımdan söz konusu ödeme modelinin, bireysel muafiyetin ikinci şartını karşıladığı
değerlendirilmektedir.
(109) Bildirime konu uygulama kapsamında SBM’nin ödeme geçidi hizmeti sunması ve
ödemelerin SBM’nin sunacağı arayüz üzerinden gerçekleştirilmesine dayalı alternatif
iş akışında ise, SBM’nin bu hizmeti sunmasından kaynaklanan bir verimlilik
bulunmadığından tüketiciye yansıyacak herhangi bir faydadan da bahsetmek mümkün
görünmemektedir. Aksine, bankaların SBM’ye özel olarak kurdukları entegrasyon
vasıtasıyla SBM bünyesinde kar amacı güdülmeksizin ödeme geçidi hizmetinin
sunulması, SBM’nin sigorta şirketlerince fin anse edilmesi ile yine sigorta şirketleri ile
bankalar arasındaki organik bağlar sebebiyle bu şirketler tarafından sadece SBM’den
ödeme geçidi hizmeti alınması sonucunun doğabileceği, bu durumun da piyasadaki
oyuncu sayısını azaltarak sunulan hizmet çeşitl iliğinde azalmaya yol açabileceği
değerlendirilmektedir. Bu şekilde pazarda ortaya çıkabilecek dışlayıcı etkiler,
pazardaki çeşitliliğe zarar verebilecek, bu durum ise nihai olarak tüketici tercihlerinin
kısıtlanmasına neden olabilecektir.
(110) Diğer yandan, sektörün tek bir hizmet sağlayıcısına bağımlı olması muhtemel riskleri
artırabilecek ve tüketici güvenliğini tehlikeye atabilecektir. Nitekim SBM’nin söz konusu

11 https://www.iyzico.com/destek/yardim-merkezi/guvenli-odeme/ters-ibraz-chargeback (Erişim Tarihi:
09.12.2020).

20-55/769-341
27/35

hizmet kapsamında sektör standardı olarak görülen PCI DSS sertifikasına hâlihazırda
sahip olmamas ı dikkate alındığında, SBM’nin pazarda birtakım entegrasyonlar ile
bankalarla arasındaki organik bağlar üzerinden ön plana çıkarılması, pazardaki etkin
işleyişe zarar verebilecektir.
(111) Tüm bu hususlar birlikte ele alındığında, açık kart bilgisinin bankalar arasında
paylaşılmasına dayalı iş modelinin muafiyetin ikinci şartını taşıdığı; ancak sigorta
şirketlerinin SBM üzerinden bankalar ile entegre olması durumunda 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ifade edilen tüketici faydası
koşulunun karşılanmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
c) İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
(112) 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinin (c) bendinde yer alan “İlgili piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması” şeklindeki muafiyet kararı verilebilmesinde
aranan bu olumsuz koşul gereğince, muafiyete konu anlaşma ilgili piyasanın önemli
bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden olmamalı, başka bir deyişle
sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin bundan yarar sağlaması,
rekabetin ortadan kaldırılması ile ulaşılan sonuçlar olmamalıdır. Piyasadaki rekabetin
tamamen ortadan kalkması halinde kısa vadeli etkinlik kazanımları gerçekleşse dahi
bu etkinlik kazanımları; inovasyonun azalması, fiyatların artması ve kaynak ların etkin
kullanılmaması gibi uzun vadeli olumsuz etkileri telafi edemeyecektir. Bu kapsamda
yapılacak incelemede, pazardaki fiili rekabetin yanı sıra potansiyel rekabet de dikkate
alınmalıdır.
(113) Muafiyetin ilk iki şartına yönelik yapılan değerlendirmelerd e yer verildiği üzere,
bildirime konu uygulama kapsamındaki iki farklı iş akışı özelinde muafiyetin üçüncü
şartına ilişkin tespitlere aşağıda ayrı ayrı yer verilecek olup değerlendirmeler de yine
iki farklı iş akışı için ayrı yapılacaktır.
(114) Dosya konusu uyg ulama kapsamında ilk olarak kısaca bankalar arasında açık kart
bilgisinin paylaşılmasına dayalı iş modeli şeklinde ifade edilen akış incelendiğinde;
kurulacak olan ödeme alt yapısının esasen pazara sunulan yeni bir hizmet modeli
niteliğinde olduğu ve güncel durumda rakipler tarafından bu hizmet ile birebir niteliklere
sahip bir hizmetin verilmediği görülmektedir. Diğer taraftan, bu hizmetin müşterilere
sunduğu güvenli ödeme fonksiyonu ile benzer güvenlik fonksiyonlarını haiz başta kart
verisi saklama hizmet i olmak üzere çeşitli ödeme çözümleri, bankalar, ödeme
kuruluşları ve yazılım şirketleri gibi farklı teşebbüslerce müşterilere sunulmaktadır.
(115) Teknoloji odaklı dinamik bir pazar görünümü veren ödeme hizmetleri pazarında
teşebbüslerin, homojen nitelikteki ye rleşik ürün ve hizmetlerden ziyade, geliştirdikleri
inovatif, katma değerli ve farklılaştırılmış ürün ve hizmetler üzerinden rekabet etme
uğraşında oldukları görülmektedir. Bu bakımdan, işyerlerine güvenli ödeme alt yapısı
hizmeti sunulmasına yönelik faaliyetler kapsamında rekabet analizi yapılırken sadece
aynı iş modeline sahip ürün ve hizmetlerin değil, aynı amaca hizmet eden
farklılaştırılmış türdeki ürün ve hizmetlerin de göz önünde bulundurulması
gerekmektedir. Diğer bir deyişle, teknolojik gelişmelerin yoğun olarak gözlemlendiği bu
alanda, pazar içindeki rekabetin yanı sıra pazar için rekabetin de analizlere dâhil
edilmesi önem arz etmektedir.

20-55/769-341
28/35

(116) Ödeme işlemlerinde ihraççı bankadan açık kart bilgilerinin edinilmesine yönelik işbirliği
ile kart bilgilerinin güvenli bir biçimde tutulmasına yönelik farklı türdeki hizmetlere ilişkin
ihtiyaç, büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. Bu bakımdan, kart verisi saklama hizmeti
gibi farklı türde hizmetler, bildirime konu rekabeti sınırlayıcı işbirliğinden yakından
etkilenmiş olmaktadır. Ancak, BDDK’nın bankalara ver diği talimat doğrultusunda, söz
konusu ödeme alt yapısının yalnızca sigorta sektörüne yönelik ödeme işlemlerini
kapsayacak olması nedeniyle bildirime konu uygulama, sigorta sektörü dışındaki
sektörlerde alınan ç evrimiçi ödemelerde kart verisi saklama ve diğer güvenlik
hizmetlerine olan ihtiyaç ve talebi etkilemeyecektir.
(117) İlaveten, her ne kadar BDDK’nın bankalara yönelik talimatı nedeniyle bankaların
sigorta sektörü özelinde kartın ilk altı son dört hanesi ve kart sahibinin T.C. kimlik
numarası ile ödeme alınabilmesine yönelik alt yapıyı tesis etmeleri bankalar için
zorunluluk teşkil etse de, sigorta şirketlerinin bu alt yapıya entegre olma gibi bir
zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu bakımdan bir sigorta şirketi, bahsi geçen ödeme alt
yapısı dışında -gereken güvenlik koşullarının sağlanması şartıyla- farklı ödeme çözüm
ve entegrasyonlarını tercih etme noktasında sözleşmesel serbestiye sahiptir.
(118) Bunun yanı sıra, BDDK’nın bankalara talimatı doğrultusunda geliştirilen ve kart
bilgilerinin bankalar arasında paylaşımını içeren işbirliğinde, bankalar arasında
herhangi bir ayrım gözetilmemekte ve kart kabul ile kart ihraç eden bankalar, üye işyeri
edinme veya kredi kartı/banka kartı hizmetleri pazarlarındaki konumlarından bağımsız
olarak sisteme eşit koşullarda entegre olup müşterileri olan sigorta şirketlerine hizmet
verebilmektedir.
(119) Ayrıca, söz konusu ödeme al t yapısından faydalanması durumunda sigorta
şirketlerine, sanal POS tedarik etme k için üye işyeri anlaşması yapabileceği
kuruluşlara (bankalar veya ödeme kuruluşları) ilişkin herhangi bir kısıtlama
getirilmemektedir. Bildirime konu ödeme alt yapısına enteg re olunsa dahi sigorta
şirketleri arzu ettiği kuruluş ile üye işyeri edinme anlaşması yapabilecek olup bu alanda
teşebbüsler arası rekabet devam edecektir.
(120) Bu noktada, bankalar tarafından tesis edilen işbirliğinden ödeme kuruluşlarının
dışlanmaması ve gerekli prosedürleri yerine getiren ödeme kuruluşlarının kendi sanal
POS’larından kartın ilk altı son dört hanesi ve kart sahibinin T.C. kimlik numarası ile
ödeme alabilmesinin sağlanması kritik öneme sahiptir. Aksi bir senaryoda, yani
bankaların açık kart bil gisini yalnızca bankalar arasında kapalı devre olarak
paylaşmaları ve ödeme kuruluşlarına bu entegrasyonu sağlamamaları halinde, ödeme
kuruluşları üye işyeri edinme pazarından dışlanabilecek ve 6493 sayılı Kanun ile sahip
oldukları ticari faaliyetleri yürü tme yeteneğinden ve rekabet imkânından yoksun hale
gelebileceklerdir.
(121) Nitekim BDDK’nın cevabi yazısında da bu hususa ilişkin olarak, “ödeme kuruluşları da
bankalarla gerekli entegrasyonları yapıp gerekli tedbirleri alarak yalnızca Sigorta
Şirketlerinin Genel Müdürlüklerine sanal POS tahsis edebilirler. ” ifadeleri yer
almaktadır. Ayrıca, SBM tarafından sunulan bilgilerde de “ mevzuatça izin verilen
ödeme kuruluşlarının (lisanslı kuruluşlar), e ntegrasyondan faydalanabilecekleri ”
belirtilmektedir.

20-55/769-341
29/35

(122) Diğer taraftan, dosya kapsamında bilgi talep edilen bankalardan gelen cevabi
yazılarda, konuya ilişkin muhtelif cevaplar verilmiştir. Örneğin (…..) cevabi yazısında;
uygulamanın ödeme kuruluşlarının san al POS’larından geçen işlemleri de
kapsayabileceği belirtilirken, (…..) cevabi yazısında; ilgili ödeme alt yapısının sadece
bankaların sigorta şirketlerine verdiği POS’lardan geçen işlemleri kapsadığı, ancak
ileriki dönemde uygulamanın ödeme kuruluşlarının sanal POS’larından geçen işlemleri
de kapsar hale gelmesi durumunda banka tarafından ilave bir alt yapı çalışmasının
yapılmasına gerek olmadığı ifade edilmiştir. (…..) cevabi yazısında ise söz konusu
ödeme alt yapısının bankaların sigorta şirketleri ile y apacakları anlaşmalarla sınırlı
olduğu beyan edilmiştir. Keza, (…..) cevabi yazısında da; kartın ilk altı son dört hanesi
ve T.C. kimlik numarası ile tahsilat alınabilmesine yönelik iş akışının sadece bankaların
sigorta şirketlerine sunduğu sanal POS’lardan geçen işlemler ile sınırlı olduğu
belirtilmiştir. Benzer şekilde, (…..) cevabi yazısında; ödeme kuruluşlarının hâlihazırda
sisteme dâhil olmadığı ifade edilmiştir. (…..) cevabi yazısında ise, ödeme
kuruluşlarının bankalardan almış oldukları POS uygulamalarını, anlaşma yaptıkları alt
üye işyerlerine kullandırdığı ve bu kapsamda bankadan POS alan ödeme kuruluşunun,
bildirime konu ödeme çözümünü de alt işyerlerine kullandırabileceği belirtilmiştir.
(123) Cevabi yazıların incelenmesi neticesinde, sigorta sektörüne yönelik kurgulanan ve
banka/kredi kartı numarasının ilk altı son dört hanesi ile kart sahibinin T.C. kimlik
numarası ile ödeme alınmasına imkân veren alt yapının ödeme kuruluşlarına da
açılmasının ve ödeme kuruluşlarının sigorta şirketlerine tahsis ettiği/edeceği sanal
POS’ların sisteme entegre olmasının önünde herhangi bir teknik engelin olmadığı
anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, hâlihazırda bankaların kendi teknik uyum süreçlerini
nihayete erdirmeye çalıştıkları güncel durumda, herhangi bir ödeme kuruluşunun
uygulamaya dâhil edilmediği görülmektedir. Ödeme kuruluşlarının sigorta şirketlerine
yönelik sanal POS hizmetlerinin çok sınırlı olması ve sigorta şirketlerinin büyük
çoğunluğunun bankaların sanal POS’larını kullanıyor olması, ödeme kuruluşlarının
bildirime konu uygulamada en baştan itibaren aktif rol almamalarını beraberinde
getirmektedir.
(124) Bununla birlikte, 6493 sayılı Kanun ve diğer düzenlemeler uyarınca ödeme
kuruluşlarının ticari fonksiyonlarının işler hale gelebilmesi ve ödeme kuruluşlarının üye
işyeri edinme/POS hizmetleri pazarında bankalar ile eşit koşullarda rekabet edebilmesi
adına, TCMB tarafından yetkilendiri len ve denetlenen ödeme kuruluşlarının bildirime
konu ödeme alt yapısına açık, objektif, ayrımcı olmayan ve makul şartlarda erişim
sağlaması önem taşımaktadır. Nitekim pazardaki potansiyel rekabetin ve hizmet
çeşitliliğinin korunması için söz konusu ödeme alt yapısının, ödeme kuruluşlarının
pazardan dışlamasına hizmet eden bir araç haline dönüştürülmemesi gerekmektedir.
(125) Sonuç olarak, ilgili iş akışının genel olarak farklı alanlarda bankalar arasındaki ve
sigorta şirketleri arasındaki rekabetin devam etmesin e engel teşkil etmediği
değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, bahse konu alt yapıdan ödeme kuruluşlarının
dışlanması durumunda sigorta sektörü özelinde üye işyeri edinme pazarında ağır
dışlayıcı etkilerin oluşabileceği, ancak güncel durumda ödeme kurulu şlarının sigorta
sektöründeki sanal POS hizmetlerinin çok kısıtlı olması ve bankaların, ilgili ödeme alt

yapısından faydalanma yönünde ödeme kuruluşlarından gelen talepleri sistematik bir
şekilde geri çevirdiğine ilişkin bulguya rastlanılmaması nedeniyle, güncel durumda

20-55/769-341
30/35

bahsi geçen iş akışının muafiyetin üçüncü şartını taşıdığı, ancak olası dışlayıcı
davranışların önüne geçilmesi adına pazardaki gelişmelerin yakından takip edilmesi
gerektiği kanaatine varılmıştır.
(126) Mevcut muafiyet koşulu kapsamında ikinci ol arak sigorta şirketlerinin SBM üzerinden
bankalar ile entegrasyon kurmasına dayalı iş modeli nedeniyle piyasanın önemli bir
bölümündeki rekabetin ne şekilde etkilenebileceğinin incelenmesi yerinde olacaktır.
(127) Yukarıda yer verildiği üzere, SBM tarafından sig orta şirketlerine sunulması planlanan
ödeme geçidi hizmeti, pazara yeni bir hizmet modeli getirmemekte olup farklı
teşebbüsler tarafından gerek sigorta sektöründe gerek başka sektörlerde işyerlerine
sunulmakta olan ödeme geçidi hizmetinin SBM üzerinden ver ilmesinden ibarettir. Bu
yönüyle rakip konumundaki sigorta şirketlerince SBM bünyesinde ortak bir şekilde bu
faaliyetin yürütülmesi, pazarda herhangi bir etkinlik doğurmamaktadır.
(128) Bunun yanı sıra, SBM bünyesinde bu hizmetin kar amacı güdülmeksizin yürütüle cek
olması, ödeme geçidi hizmeti sunan diğer teşebbüsler ile SBM arasında eşit rekabet
koşullarının olmadığı bir pazar yapısının doğmasına neden olabilecektir. Bu noktada
her ne kadar SBM’nin bu hizmeti sadece sigorta sektörüne yönelik verecek olması ve
bu hizmeti sunan teşebbüslerin diğer sektörlerde faaliyet göstermelerine bir engel
teşkil edilmeyecek olması ileri sürülebilse de; BDDK’nın talimatı uyarınca bahsi geçen
ödeme alt yapısının yalnızca sigorta sektörüne özel geliştirilmiş olması, sigorta
sektörünü diğer sektörlerden ayrıştırmaktadır. Keza, sigorta sektörünün tekrarlayan
ödeme alan sektörlerin başında yer alıyor olması nedeniyle, ödeme çözümleri sunan
teşebbüsler açısından sigorta sektörü özelinde rekabet önem arz etmektedir.
(129) Diğer taraftan, kart ın ilk altı son dört hanesi ve T.C. kimlik numarasıyla işlem
yapılmasına imkân tanıyan entegrasyona ilişkin teknik dokümanlar incelendiğinde,
ödeme geçidi hizmeti ile sigorta şirketlerinin sisteme entegre olduğu durumda ödeme
geçidi hizmetinin sadece SBM tarafından sunulduğu iş akışına yönelik teknik detayların
çalışıldığı, başka bir kuruluş tarafından sunulan ödeme geçidi hizmeti üzerinden
sigorta şirketlerinin sisteme entegre olabilmesine imkân tanıyan teknik alt yapıya dair
ise herhangi bir çalışmanın ya pılmadığı görülmektedir. Söz konusu durumla birlikte
sigorta şirketlerinin bankalar ile hissedarlık ilişkileri de dikkate alındığında12 bankaların
ve sigorta şirketlerinin bu alanda SBM’ye öncelik vermesi riski oluşabilecek ve
böylelikle ödeme geçidi hizmeti sunan diğer kuruluşların pazardan dışlanması tehlikesi
doğabilecektir.
(130) Dosya kapsamında bilgi talep edilen teşebbüslerden gelen cevabi yazılarda da bu
hususlar ifade edilmektedir. Örneğin (…..) cevabi yazısında; (…..) ödeme ve elektronik
para kuruluşları na bildirime konu uygulama kapsamında erişim hakkı sağlanıp
sağlanamayacağı, SBM sisteminin sigorta şirketleri ile ödeme kuruluşları arasında
anlaşma yapılmasını mümkün kılınması halinde ise kart ihraç eden bankanın kart
bilgisini ödeme kuruluşları ile paylaşıp paylaşmayacağına dair ciddi endişelerin mevcut
olduğu belirtilmiştir. Bu bakımdan, ödeme kuruluşları için böyle bir seçenek üretilmez
ise (…..) sigorta sektöründen tamamen dışlanmış ve müşteri kabul edemez hale
gelmiş olacağı ifade edilmiştir.

12 Bkz. Dipnot 10.

20-55/769-341
31/35

(131) (…..) cevabi yazısında ise ; bildirime konu uygulamanın mevcut hali ile faaliyete
geçmesi halinde sigorta sektöründe ödemeye aracılık hizmeti veren diğer tüm ödeme
kuruluşlarının ilgili pazardaki faaliyetlerinin sonlanabileceği ve sigortacılık sektöründe
ilgili hizmetlere ilişkin bir tekelleşmeye neden olunabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, SBM
projesinin, hâlihazırda güvenli bir şekilde ödeme kuruluşları tarafından sunulan sanal
POS ve ödeme geçidi hizmetlerinin sunulamamasına neden olabileceği, hizmetlerini
çeşitlendirmek ve üye işyeri ağını genişletmek için büyük yatırımlar yapan ödeme
kuruluşlarının pazarın dışına itilebileceği belirtilmiştir.
(132) (…..) cevabi yazısında; bankaların SBM üyelerinin acenteleri olduğuna dikkat çekilmiş
ve bankaların bu hizmet kapsamında SBM’yi bir piyasa oyuncusu olarak pazara
sürmelerinin pazardaki rekabeti tehlikeye attığı belirtilmiştir. Hâlihazırda TCMB
tarafından yetkilendirilmiş 34 ödeme kuruluşu ve 18 elektronik para kuruluşunun
birçoğunun sigorta şirketlerine güvenli ödeme hizmet i sağlayabileceği ve ana faaliyet
alanı ödeme hizmeti olmayan, ödeme kuruluşu lisansı almamış, faaliyetleri ve bilgi
sistemleri ödeme kuruluşları mevzuatı kapsamında denetlenmeyen bir kuruluşa
muafiyet tanınmasının ödeme kuruluşlarına duyulan güveni olumsu z etkileyebileceği
ifade edilmiştir. Söz konusu durumun ödeme kuruluşlarının yükümlülüklerini yerine
getirmek için yapmış olduğu yatırımların da boşa gitmesine yol açacağı bildirilmiştir.
(133) (…..) cevabi yazısında; ilgili uygulamanın tüm sigorta şirketlerini aynı hizmet
kalitesinde aynı ücretlerle çalışmaya itebileceği, yapının tamamen banka odaklı
olabileceği ve bu durumun da ödeme kuruluşları ve finansal teknoloji firmalarını
rekabetin dışına çıkaracağı endişelerini doğurduğu ifade edilmiştir.
(134) (…..) cevabi yazısında; söz konusu entegrasyonun münhasıran SBM'ye tanımlanması
halinde, ödeme kuruluşlarının bankalar ile rekabet ederek, sigorta sektörüne hizmet
verme ihtimalinin tamamen ortadan kalkabileceği belirtilmiştir. Bu entegrasyonun
münhasıran SBM'ye tanımla nacağı her ne kadar belirtilmemiş olsa da, geçmişte
benzer şekilde kart verisi saklama hizmetine ilişkin olarak bankalar tarafından BKM’ye
sunulan entegrasyonun, bankalardan defaatle talep edilmesine rağmen ödeme
kuruluşlarına sağlanmadığı vurgulanmıştır. SBM ile kurulan bu entegrasyonda rakip
ödeme kuruluşlarının sistem dışında bırakılması halinde, bankalar ve SBM arasındaki
bu anlaşmaların toplam etkisinin, ödeme kuruluşları açısından dışlayıcı nitelikte
olacağı ve açıkça rekabeti kısıtlayıcı bir durum ya ratacağı beyan edilmiştir. Cevabi
yazıda ayrıca, ödeme hizmetleri konusunda en yüksek güvenlik standartlarının
hâlihazırda ödeme kuruluşlarınca karşılanmakta olduğu, ödeme kuruluşlarının bu
konudaki yetkinliklerinin SBM'nin yetkinlikleriyle kıyaslanamayaca k ölçüde ilerde
olduğu belirtilmiş ve bugüne kadar sektörde açıklanan güvenlik zaaflarının hiçbirinin
ödeme kuruluşlarıyla ilişkisinin bulunmadığı ifade edilmiştir.
(135) (…..) cevabi yazısında; SBM’nin sigorta sektöründeki yetkilerine atıfta bulunularak
SBM’nin kural belirleyici ve aynı anda pazarda faaliyet gösteren bir oyuncu olarak diğer
teşebbüslere göre avantajlı bir konum elde edeceği ve yürüteceği faaliyetin rekabeti
kısıtlayıcı bir etki yaratacağı belirtilmiştir.
(136) (…..) cevabi yazısında; SBM’nin söz konusu hizmeti ücretsiz veya piyasa koşullarının
çok altında bir fiyat ile sigorta firmalarına sunması durumunda pazardaki diğer
oyuncuların rekabet anlamında olumsuz etkileneceği belirtilmiştir. Ayrıca, kartın ilk altı
son dört hanesi yle işlem yapabilme hizmet inin sadece SBM tarafından verilmesine

20-55/769-341
32/35

yönelik bir kısıtlamanın, kabulcü bankalar tarafından uygulanırsa pazardaki rakip ürün
ve hizmetlerin rekabet edemeyecek hale geleceği ifade edilmiştir.
(137) (…..) cevabi yazısında; SBM’nin ödeme teknolojileri ve ödeme güv enliği noktasında
yeterli deneyim ve donanıma sahip olmadığı ve hâlihazırda bu alandaki uluslararası
standartlara (PCI DSS) uyum göstermediği bilgisine sahip olunduğu belirtilmiştir. Bu
bakımdan, SBM’nin sadece kar amacı gütmemesinin değil, fiyata baz oluş turacak
maliyetlere dahi katlanmamasının, pazarda bu alana ilişkin alt yapı ve donanım
yatırımları yapan teşebbüsler açısından rekabeti zedeleyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca
SBM’nin, sigorta sektöründe farklı fonksiyonlar açısından merkezi bir role sahip olması
nedeniyle, tüm şartların eşit olması durumunda dahi SBM’nin serbest piyasa
oyuncusundan çok farklı avantajlara ve yönlendirici konuma sahip olacağı beyan
edilmiştir.
(138) Cevabi yazıda ayrıca; sektörün ihtiyaçlarına en hızlı şekilde yanıt veren, güvenlik ve
performans anlamında uluslararası standartlara uyumlu ve ödeme teknolojilerindeki
uzmanlığı ile sigorta sektörü müşterilerine değer katan hizmet sağlayıcılar vasıtası ile
bildirime konu ödeme sistemine erişim mümkün iken; teknik anlamda farklı bir aracı
role hiç ihtiyaç olmayan ortamda, hem de tüm tarafların bu alanda tecrübe sahibi
olmayan münhasır bir sağlayıcıya güvenlik ve performans anlamında bağımlılığına
mahal vererek, serbest rekabeti kısıtlayıcı bir yapı oluşmasının sigorta sektörüne fayda
sağlamayacağı ve ödeme teknolojileri hizmetleri alanındaki rekabete büyük zarar
vereceği belirtilmiştir.
(139) SBM’nin bankalar ile sigorta şirketleri arasında ödeme geçidi hizmeti vermesine dayalı
iş modeline yönelik olarak gerek yapılan incelemeler gerek dosya kapsamında bilgisine
başvurulan teşebbüslerden elde edilen bilgiler dikkate alındığında, muafiyetin ilk iki
şartını karşılamayan iş modelinin, esasen sigorta sektörüne yönelik ödeme hizmetleri
ve buna bağlı faaliyetlerde pazardaki rekabeti ağır bir biçimde sın ırlayabileceği ve
pazardaki diğer teşebbüsleri pazar dışına itebileceği değerlendirilmektedir. Bu
bakımdan, ödeme yapılacak kartın ilk altı ve son dört hanesine ek T.C. kimlik numarası
ile ödeme alınmasına imkân sağlayacak alt yapı kapsamında not -on-us işlemlerde
bankalar arasında açık kart bilgisinin paylaşımına dayalı iş modeli muafiyetin üçüncü
şartını karşılıyor olmakla beraber, SBM’nin ödeme geçidi hizmeti v ermesine dayalı iş
modelinin, 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen
piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması şartını taşımadığı
anlaşılmaktadır.
d) Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu
Olandan Fazla Sınırlanmaması
(140) Muafiyetin son şartı anlaşmanın, anlaşma ile hedeflenen etkinlik kazanımlarına
erişmek için zorunlu olandan daha fazla sınırlayıcı olmamasını gerektirmektedir. Bu
noktada değerlendirilmesi gereken, bildiri me konu uygulama kapsamındaki rekabeti
kısıtlayıcı hususların anlaşma ile elde edilmek istenen etkinlikler için zorunlu nitelikte
olup olmadığıdır. Anlaşmanın zorunlu olup olmadığı, anlaşma ile ortaya çıkması
hedeflenen etkinlik kazanımlarının rekabeti daha az sınırlayacak alternatif yollarla elde
edilmesinin var olup olmadığı ile ilişkilidir. Eğer etkinlik kazanımları rekabeti daha az
sınırlayacak bir yolla elde edilebiliyorsa, muafiyetin son şartı sağlanmamış olacaktır.

20-55/769-341
33/35

(141) Dosya kapsamında ele alınan ilk iş akışına yönelik olarak bankalar arasında açık kart
bilgisinin paylaşılmasına dayalı işbirliği kapsamında, sigorta şirketlerine bu alt yapıya
entegre olma gibi bir zorunluluk getirilmediği görülmektedir. Sigorta şirketleri, bahsi
geçen ödeme alt yapısı dış ında -gereken güvenlik koşullarının sağlanması şartıyla -
farklı ödeme çözüm ve entegrasyonlarını tercih etme noktasında serbestiye sahiptir.
Keza, bildirime konu uygulamada sigorta şirketlerinin hizmet alabileceği banka veya
ödeme kuruluşlarına ilişkin herhangi bir sınırlama getirilmemekte olup sigorta şirketleri
sanal POS hizmeti alımında kendi tercihleri doğrultusunda istedikleri kuruluş ile
çalışabilme konusunda serbestiye sahip olacaktır. Diğer taraftan, fiili durumda sigorta
şirketlerinin büyük çoğunlu ğunun ilgili alt yapıyı kullanır hale gelmesi durumunda
pazardaki hizmet çeşitliliğinin sınırlanması söz konusu olabilecekse de, hizmet
sunumu noktasında sigorta şirketleri arasında herhangi bir ayrıma gidilmemesi ve
sigorta şirketlerinin üye işyeri anlaşması yapabileceği kuruluşlara yönelik sözleşmesel
bir sınır getirilmemesi nedeniyle bildirme konu uygulama, rekabeti zorunlu olandan
fazla kısıtlayan bir hüküm barındırmamaktadır.
(142) Bununla birlikte, söz konusu ödeme alt yapısına sigorta şirketlerinin SBM üze rinden
entegre olması ve SBM’nin ödeme geçidi hizmeti sunmasına dayalı iş modelinde ise,
yukarıda detaylı bir şekilde yer verildiği üzere, pazarda dışlayıcı etkiler oluşabilecek ve
pazardaki rekabet sınırlandırılabilecektir. Bu noktada, SBM’nin üstleneceği
fonksiyonun, kartın ilk altı son dört hanesi ve T.C. kimlik numarası ile ödeme
alınmasına imkân tanıyan güvenli ödeme alt yapısının işleyişi için zorunlu olmadığı
belirtilmelidir. Nitekim bildirim formunda da söz konusu ödeme alt yapısına sigorta
şirketlerinin SBM olmadan da entegre olabileceği belirtilmiş ve SBM’nin ödeme geçidi
hizmetinin, sistemin işleyişi için olmazsa olmaz niteliğinin bulunmadığı ortaya
konmuştur.
(143) Bir sigorta şirketinin bildirime konu ödeme alt yapısına erişmek için her bir banka ile
entegrasyon süreçlerini kendisinin yürütmek istememesi durumunda dahi ilgili sigorta
şirketi, bu alanda faaliyet gösteren ve ödeme geçidi hizmeti sunma noktasında tecrübe
ve alt yapıya sahip teşebbüslere başvurabilecektir. Nitekim BDDK’nın bankalara
yönelik talimatında da sigorta sektöründe kart numarasının ilk altı son dört hanesi ve
kart sahibinin T.C. kimlik numarası ile ödeme alınabilmesine yönelik ödeme alt

yapısının oluşturulması talep edilmiş olup ilgili talimatta SBM tarafından herhangi bir
rol üstlenilmesi öngörülmemiştir. BDDK’nın cevabi yazısında da; sigorta şirketlerinin
SBM olmaksızın doğrudan veya başka bir hizmet sunucusu aracılığıyla sisteme dâhil
olabileceği ifade edilmiştir. Bu nedenle bildirime konu uygulamanın kendisinden
beklenen etkinli klerin meydana gelebilmesi için rekabeti zorunlu olandan fazla
sınırlamaması koşulunu karşılamadığı kanaatine ulaşılmıştır.
(144) Dosya kapsamında muafiyetin dört şartına ilişkin ele alınan tüm hususlar birlikte
değerlendirildiğinde;
İlk iş akışına yönelik olarak,
- Ödeme yapılacak kartın ilk altı ve son dört hanesi ile birlikte kart sahibinin T.C.
kimlik numarası ile ödeme alınmasını sağlayan sigorta sektörüne yönelik
geliştirilmiş alt yapı dâhilinde not -on-us işlemlerde tüketicilerden açık kart bilgisi

talep edi lmeden açık kart bilgisinin bankalar arasında paylaşılarak ödeme

20-55/769-341
34/35

alınabilmesine yönelik işbirliğine dayalı ilk iş akışının 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinde sıralanan muafiyetin dört şartını da karşıladığı,
- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan “Piy asanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkmaması” şartına ilişkin olarak uygulamanın özellikle üye
işyeri edinme pazarında bankalar ile ödeme kuruluşları arasındaki rekabete
etkilerinin yakından takip edilmesi amacıyla, muafiyet süresinin gerekçeli kararın
tebliğinden itibaren üç yıl ile sınırlandırılabileceği,
- Söz konusu ilk iş akışına yönelik ödeme alt yapısının Türkiye Bankalar Birliği
koordinasyonunda bankalar arasında gerçekleştirildiği, ancak bu ilk iş akışına
ilişkin olarak Kurumumuza bankala r tarafından doğrudan bir başvuruda
bulunulmamış olduğundan bahse konu işbirliği nin olası rekabet karşıtı etkileri
nedeniyle bu dosya kapsamında incelendiği, bu cihetle söz konusu uygulama
hakkında alınacak kararın Türkiye Bankalar Birliğine tebliğ edilmes inin uygun
olacağı;
İkinci iş akışına yönelik olarak,
- SBM tarafından yapılan bildirime konu olan ve mevcut dosyada ikinci iş akışı
olarak ele alınan SBM’nin ödeme geçidi hizmeti sunmasına dayalı iş akışının
piyasada herhangi bir etkinlik artışı doğurmayacağı ve tüketiciler açısından fayda
sağlamayacağı, Ayrıca SBM üzerinden gerçekleşecek iş akışının ödeme
hizmetlerine ilişkin piyasaların önemli bir bö lümünde rekabetin ortadan
kalkmasına sebep olabileceği ve aynı zamanda söz konusu iş akışından
beklendiği ileri sürülen etkinlik artışlarının sağlanması için SBM’nin sistemde yer
almasının zorunlu nitelikte olmadığı ve bu nedenle bahse konu iş akışına
muafiyet tanınamayacağı,
sonucuna ulaşılmıştır.

20-55/769-341
35/35

(145) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
- Ödeme yapılacak kartın ilk altı ve son dört hanesi ile birlikte kart sahibinin T.C.
kimlik numarası ile ödeme alınmasını sağlayan sigorta sektörüne yönelik
geliştirilmiş alt yapı dâhilinde not-on-us işlemlerde tüketicilerden açık kart bilgisi

talep edilmeden açık kart bilgisinin bankalar arasında paylaşılarak ödeme
alınabilmesine yönelik işbirliğini oluşturan uygulamaya, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında olması nedeniyle, aynı Kanun’un 8. maddesi
çerçevesinde menfi tespit verilemeyeceğine,
- Bununla birlikte, söz konusu uygulamaya 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde, gerekçeli kararın Türkiye Bankalar Birliğine tebliğinden itibaren
üç yıl boyunca bireysel muafiyet tanınmasına,
- Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından bildirilen ve Sigorta Bilgi ve
Gözetim Merkezinin ödeme geçidi hizmeti sunmasının öngörüldüğü iş akışına
dayalı uygulamaya ise muafiyet tanınamayacağına
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.