Rekabet Kurumu Başkanlığından,
Dosya SAYI:
2018-3-13 (Önaraştırma)
Karar SAYI:
18-15/280-139
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
B. RAPORTÖRLER: Necla SÜMER ÖZDEMİR, Dilara Nur CANSU, Pelin TEBER
C. BAŞVURUDA
BULUNAN: - Simge Ecza Deposu Tic. ve San. Ltd. Şti.
Sakarya Mah. Yenikök Sok. No: 3 Altındağ/ANKARA
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN: - Daiichi Sankyo İlaç Tic. Ltd. Şti.
İçerenköy Kayışdağı Cad. Karamanoğlu Çiftliği Yolu No: 47 Kar
Plaza E Blok Kat: 3 Ataşehir/İSTANBUL
(1) E. DOSYA KONUSU: Daiichi Sankyo İlaç Tic. Ltd. Şti.’nin Simge Ecza Deposu Tic.
ve San. Ltd. Şti.’y e mal vermemek ve diğer ecza depolarıyla Simge Ecza Deposu
Tic. ve San. Ltd. Şti. arasında ayrımcılık yapmak suretiyle hâkim durumunu
kötüye kullandığı iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 17.01.2018 tarih ve 644
sayı ile intika l eden başvuruda özetle; Simge Ecza Deposu Ticaret ve Sanayi Ltd.
Şti.’nin (SİMGE) 2009 ile 14.11.2017 tarihleri arasında yazılı sözleşme yapılmaksızın
Daiichi Sankyo İlaç Tic. Ltd. Şti.’den (DAIICHI) ilaç satın aldığı, 14.11.2017 tarihinde
DAIICHI’nin son bir yılda kendilerinden temin edilen ürünlerin nereye satıldığını tespit
etmek amacıyla SİMGE’den faturaları talep ettiği, SİMGE’nin faturaları gönderdiği,
sonrasında DAIICHI’nin genel müdürünün onayı olmadığı gerekçesiyle SİMGE’nin
sipariş taleplerinin reddedildiği, 03.01.2018 tarihinde SİMGE yetkilisinin DAIICHI
yetkilisi ile telefon görüşmesi yaptığı, görüşmede DAIICHI’nin başvuranın sipariş
taleplerini kabul etmeyeceğini belirttiği, 04.01.2018 tarihinde yapılan telefon
görüşmesinde ise DAIICHI’nin SİM GE’nin ihracat depolarına satış yapması sebebiyle
sipariş taleplerini devam eden süreçte karşılamayacağını belirttiği, Türkiye’de birçok
ecza deposunun doğrudan ihracat yaptığı, hiçbir ikaz veya bilgilendirme olmaksızın
DAICHI’nin tek taraflı olarak çalışm ayı durdurmasının piyasada tekelleşme ve kartel
çabasını gösterdiği, DAIICHI’nin tüm depolara ciro primi ödemesine rağmen SİMGE’ye
ciro primi ödemesi yapmadığı, bu durumun haksız rekabete yol açtığı, DAIICHI’nin
ayrımcılık içinde hareket ettiği iddia edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Anılan başvuruda yer alan iddialar, Rekabet Kurulunun (Kurul)
08.02.2018 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 18-04/73-M(1) sayı ile DAIICHI
hakkında önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
18-15/280-139
18/18
(4) Yapılan önaraştırma kapsamında, 13.04.2018 tarih ve 3036 sayı ile SİMGE’den,
13.04.2018 tarih ve 4782 sayı, 25.04.2018 tarih ve 5278 sayı ile DAIICHI’den bilgi talep
edilmiştir. Söz konusu bilgi taleplerine istinaden SİMGE’den 13.04.2018 tarih ve 3029
sayı, 30.04.2018 tarih ve 3466 sayılı ce vabi yazılar, DAIICHI’den 15.04.2018 tarih ve
3324 sayı, 27.04.2018 tarih 3402 sayı, 04.05.2018 tarih 3559 sayı ve 08.05.2018 tarih
ve 3636 sayı lı cevabi yazılar Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. 09.04.2018 ve
12.04.2018 tarihlerinde SİMGE yetkilileri yle, 27.04.2018 tarihinde DAIICHI’nin ürü n
satışlarını gerçekleştirdiği beş ecza deposuyla, 07.05.2018 ve 08.05.2018 tarihlerinde
ise dokuz ecza deposuyla görüşülmüştür.
(5) Önaraştırma sonucunda düzenlenen 08.05.2018 tarihli ve 2018 -3-13/ÖA sayılı
Önaraştırma Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(6) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda ; DAIICHI hakkında 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 41. maddesi gereğince soruşturma
açılmasına gerek olmadığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME, GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
I.1. Başvuru Sahibi: SİMGE
(7) SİMGE, eczanelere, ecza depolarına ve özel hastanelere ilaç satışı faaliyeti gösteren
1994 yılında kurulmuş bir şirkettir. Merkezi Ankara’da olmakla birlikte Türkiye çapında
faaliyet göstermektedir.
I.2. Hakkında İnceleme Yapılan: DAIICHI
(8) DAIICHI, ana merkezi Japonya’da olan, ürünlerin ithalatını veya Türkiye'de üçüncü kişi
fason üreticilerde üretimini gerçekleştirmek suretiyle, depolama, dağıtım, satış ve
pazarlama faaliyetlerini yürüten dünyada yirmiden fa zla ülkede faaliyet gösteren bir
şirkettir. Şirket Türkiye’de; hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği,
osteoporoz, aterotrombotik olaylar, derin ven trombozu gibi hastalıkların tedavisinde
kullanılan ilaçlar ile faaliyet göstermekte olup to plamda 112 ana depo, 84 cep depo,
toplamda 196 ecza deposuna sevkiyat gerçekleştirmektedir. Şirket, sadece
Türkiye’deki yurt içi ecza depolarına satış yapmakla birlikte şirketin hastane veya
eczanelere direkt satışı bulunmamaktadır. İlaç sektöründe üretim/ ithalat seviyesinde
faaliyet gösteren teşebbüsün alt pazar olan ecza depoculuğu alanında faaliyeti
bulunmamaktadır.
I.3. İlgili Pazar
I.3.1. İlgili Ürün Pazarı
(9) Şikayet konusu iddianın temeli, beşeri ilaç sektöründe sağlayıcı seviyesinde faaliyet
gösteren D AIICHI ve eczanelere, ecza depolarına ve özel hastanelere toptan satış
işiyle iştigal eden SİMGE arasındaki ticari ilişkiye dayanmaktadır. Avrupa Komisyonu
(Komisyon) beşeri ilaçlarla ilgili kararlarında European Pharmaceutical Marketing
Association (EphMRA) tarafından oluşturulan Anatomik Tedavi Sınıflandırmasını (ATC)
baz almaktadır. Kurul da Komisyon ’un bu yaklaşımına paralel olarak kararlarında aynı
sınıflandırmayı temel almaktadır.
18-15/280-139
18/18
(10) ATC sınıflandırmasında, etkin maddeler etkili oldukları ve tedavi ettikleri organlara veya
sistemlere göre, ayrıca terapötik, farmakolojik ve kimyasal özelliklerine göre
gruplandırılır. Hiyerarşik bir yapı içeren bu sınıflandırmada, gruplar genelden özele
doğru sıralanır ve 16 temel kategoriden oluşur (A, B, C, D, …olarak). Her bir kategoride
dörder seviye bulunmaktadır. Bunlardan birinci seviye en genel (ATC -1), dördüncü
seviye ise en detaylı olanıdır (ATC -4). Pazar tanımına ilk etapta, ilacın tedavi edici
özelliklerine dayanan ATC -3 sınıflandırması esas alınarak başlanabil mektedir.
İncelemenin gerektirdiği durumlarda, pazarın ATC -4 sınıflandırmasına göre veya etkin
madde seviyesinde daha dar tanımlanabilmektedir.
(11) Serbest eczane kanalında eczaneler tarafından yapılan satışlar bakımından geri
ödemelerin hangi koşullar altında yapılacağı Türk Eczacılar Birliği ile Sosyal Güvenlik
Kurumu arasında akdedilen 2016 tarihli Protokole (Protokol) göre belirlenmektedir. Söz
konusu Protokolün 5.3.4. maddesinde, “Reçetede yazılı ilaç yerine farmasötik eşdeğer
olmayan ilaç verilmesi durumunda bir fatura döneminde ilaç bedelinin 5 (beş) katından
az olmamak üzere 500 (beşyüz) TL cezai şart uygulanır.” şeklinde bir hüküm yer
almaktadır. Sağlık Uygulama Tebliğinin (SUT) 4.4.2. maddesinde ise eşdeğer ilaç
uygulaması “…sınırlandırılmış bir terapö tik eşdeğerlik olarak, aynı endikasyon için
kullanılabilecek aynı etken maddeyi içeren ürünlerin benzer dozaj formları arasında
fiyat karşılaştırması temelinde; aynı eşdeğer gruplarda ya da aynı fiyat karşılaştırması
temelinde ancak eczane ikamesi açısında n ayrı eşdeğer gruplarda yer alması esasına
dayanır.” şeklinde açıklanmıştır.
(12) Dolayısıyla, bir eczacı reçetede yazan ilacın (aynı etkin maddeye sahip) farmasötik
eşdeğerini hastaya satabilmektedir. Ancak, eczacının aynı ATC -3 sınıfında yer alsa,
diğer dey işle aynı hastalığa tedavi sunsa bile farklı etkin maddeli bir ilacı vermesi
yasaklanmıştır. Bu bakımdan hastalar ve eczaneler, hangi ilacın tüketileceği
konusunda karar mercii olan doktor tarafından reçete edilen belli bir etkin maddeli ilaca
tabi kalmakt a, her ne kadar arz bakımından aynı ATC -3 sınıfı altında yer alan farklı
etkin maddeli ürünler birbiri yerine geçebilecek nitelik taşıyabilmekte yse de, talep
bakımından benzer yönde bir ikame söz konusu olamamakta, tercihler reçete ile sınırlı
kalmaktadır. Eczanelerin ecza depolarından ürün taleplerinin reçetelere göre oluştuğu
dikkate alındığında, mevcut önaraştırma kapsamında ilgili ürün pazarının etkin madde
seviyesinde ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
(13) Yukarıda aktarılan teorik çerçeve dahi linde, ilgili ürün pazarı her bir etkin madde
özelinde ele alınabilecektir. Bununla birlikte, kesin b ir pazar tanımı yapılması ihlal
iddiasına ilişkin değerlendirmeyi etkilemeyeceğinden, mevcut önaraştırma bakımından
ilgili ürün pazarının tanımlanmasına gerek görülmemiştir.
I.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
(14) SİMGE’nin Türkiye genelinde faaliyet göstermesi ve ilgili ürün pazarının bölgesel bazda
tanımlanmasını gerektirecek herhangi bir durum bulunmaması sebebiyle ilgili coğrafi
pazar “Türkiye” olarak tanımlanmıştır.
18-15/280-139
18/18
I.4. Dosya Kapsamında Yapılan İnceleme ve Tespitler
I.4.1. Başvuru Sahibinden Elde Edilen Bilgiler
(15) İddialarla ilgili daha kapsamlı bilgi edinebilmek amacıyla SİMGE yetkilisi (…..) ile
gerçekleştirilen görüşmede; DAIICHI ile şifahi olarak çalıştıkları, a ralarında yazılı bir
sözleşme bulunmadığı, söz konusu firmanın kendilerine hiçbir şekilde ciro primi
vermediği ve neden ciro primi vermediğini bilmedikleri, ciro primlerinin hak edilmesinde
hiçbir ölçüt olmadığı, bunun satış müdürlerinin inisiyatifinde ver ildiği, ihracatçı depolara
ürün sattıkları, ancak DAIICHI’nin yazılı ya da şifahi herhangi bir bildirimde
bulunmadan mal vermeyi kestiği, (…..), (…..) gibi ecza depolarının da ihracat yaptığı,
ancak onlara mal vermeye devam edildiği, (…..), (…..) gibi ecza depolarına ciro primi
de verildiği ifade edilmiştir.
(16) SİMGE yetkilisi ile 12.04.2018 tarihinde yapılan görüşmede ise teşebbüsten ek bilgi
talep edilmiş, ayrıca ürün tedarikinin kesildiği, benzer durumda olan başka ecza
deposunun olup olmadığı sorusuna kes in bir yanıt verilmemekle birlikte olmadığının
tahmin edildiği belirtilmiştir.
(17) SİMGE’nin son üç yılda ilaç tedarik ettiği firmalar ve söz konusu firmaların SİMGE’nin
toplam alım tutarı içerisindeki payları ise şu şekildedir:
Tablo 1: SİMGE’nin Son Üç Yıla İlişkin Alım Tutarları (TL)
İlaç Firması 2015 2016 2017
Bayer (…..) (…..) (…..)
Astrazeneca (…..) (…..) (…..)
Lilly (…..) (…..) (…..)
Novartis (…..) (…..) (…..)
Glaxosmithkline (…..) (…..) (…..)
Abdi İbrahim (…..) (…..) (…..)
Sanofi (…..) (…..) (…..)
Abbott (…..) (…..) (…..)
Merck Sharp Dohme (…..) (…..) (…..)
Boehringer Ingelheim (…..) (…..) (…..)
Pfizer (…..) (…..) (…..)
Servier (…..) (…..) (…..)
Novo Nordisk (…..) (…..) (…..)
Deva (…..) (…..) (…..)
Bristol-Myers (…..) (…..) (…..)
DAIICHI (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..)
DAIICHI’nin Payı (%) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden Edinilen Bilgiler ve Raportörlerce Yapılan Hesaplamalar
(18) Ayrıca SİMGE yetkilisi ile yapılan görüşmede, DAIICHI ile aralarında yazılı bir
sözleşmenin olmadığı ve ciro primlerini firmaların kendi istekleri doğrultusunda
kestikleri, bu yönde yazılı bir anlaşma hükmü bulunmadığı ifade edilmiştir.
18-15/280-139
18/18
I.4.2. DAIICHI’den Elde Edilen Bilgiler
(19) Hakkında önaraştırma yürütülen DAIICHI tarafından 25.04.2018 tarih ve 3324 sayılı
cevabi yazıda özetle;
- Ecza depo larıyla yazılı sözleşme yapılmadığı, ticari ilişkilerin cari hesap ilişkisi
üzerinden yürütüldüğü,
- Ecza depolarına yönelik ciro primi uygulamasının bulunmadığı,
- Farmasötik ürünlere erişimde dönemsel olarak kesinti yaşanabildiği için ürünlerin
mümkün olduğunca ülke içindeki kanallara satılmasının amaçlandığı, bu sebeple
ürünlerin Türkiye’deki hastalara ulaştırılması konusunda aktif olan ecza
depolarıyla çalışılmaya gayret edildiği,
- DAIICHI’nin dağıtım kapasitesinin sınırlı olduğu ve bu sınırlı kapasitenin yu rt
içindeki hastalara ulaştırılacak siparişlerin karşılanmasına özgülenmek istendiği,
- Ürün portföyünde hakim durumda olunan herhangi bir ilaç bulunması halinde ecza
depoları arasında ayrım gözetilmeksizin ürünün temin edileceği, ancak halihazırda
hakim durumda olunan herhangi bir ilaç bulunmadığı,
- Türkiye’deki hastaların kullanımı için Türkçe ambalaj ve prospektüs ile piyasaya
arz edilen ürünlerin SİMGE tarafından yurt dışına satışının yapıldığı,
- Bu bilginin öğrenilmesi üzerine, müşteri ecza depolarının t ümüne Türkiye İlaç ve
Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından yayımlanan 20.11.2014 tarih ve 2014/11
sayılı Genelge’yi hatırlatacak şekilde e -posta gönderildiği ve ürünlerin yurt dışına
satılmaması gerektiğinin belirtildiği,
- SİMGE’nin uyarı e -postasına rağm en yurt dışına satış yapmaya devam etmesi
üzerine, tedarik edilen ürünlerin tamamının diğer müşterilerin siparişlerinin
karşılanmasına özgülendiği,
- DAIICHI’nin amacının ülkedeki hastaların ilaca erişimini sağlamak ve yurt içi
piyasalarındaki bulunurluğu ar tırmak olduğu, etkin tedarik ve dağıtımı
gerçekleştirmek adına belirli ecza depolarının siparişlerinin tam olarak
karşılanmasının daha uygun bulunduğu, bu sebeple DAIICHI’nin kendisinin de
yurt dışına doğrudan satışının olmadığı,
- SİMGE ile benzer şekilde y urt dışına satış yaptığı tespit edilen diğer ecza
depolarına da uyarıda bulunulduğu ve bu uygulamaya son vermeleri gerektiğinin
belirtildiği,
- Uygulamada tüm siparişlerin karşılanmasına yetecek kadar ürünün bulunmadığı
durumlar yaşandığı, dolayısıyla bu h ususun SİMGE’ye özgü bir mal vermeme hali
olmadığı,
- Ecza depolarının yeniden satış faaliyetine müdahil olunmadığı, ancak TİTCK
genelgesi çerçevesinde ürünlerin yurt dışına satılmaması ve ülkedeki hastalara
özgülenmesinin talep edildiği,
- Bu süreçte toplu b ir takip sistemi bulunmadığı, ancak Türkçe ambalajlı ürünlerin
DAIICHI’nin yurt dışı iştiraklerince tespit edilmesi veya ihracat yaptığı bilinen ecza
depolarına satış yapılmasının belirlenmesi üzerine söz konusu satışların
incelendiği ve ecza deposundan bilgi talep edildiği
ifade edilmiştir. Cevabi yazının ekinde DAIICHI ilaçlarının ATC -3 sınıflandırmasını,
etkin maddelerini ve aynı ATC -3 sınıfındaki aynı/farklı etkin maddeli rakip ilaçların
bilgilerini içeren tablo ve müşteri ecza depolarına 22.11.2017 tar ihinde gönderilen uyarı
amaçlı e-postanın bir sureti yer almaktadır.
18-15/280-139
18/18
(20) SİMGE’nin yurt dışına satışının ve SİMGE’ye yönelik mal tedarikinin kesilmesinin
ayrıntılarına yönelik sorulara istinaden gönderilen cevabi yazıda ise özetle;
- Daiichi Sankyo Avrupa Bölge Ofisi Kalite Departmanı tarafından 03.11.2017
tarihinde DAIICHI’ye, İran kamu otoritelerinin Eylül 2017’de İran’da sahte ilaç
şüphesi ile birçok ürüne el koyduğu, bunların arasında Evista adlı ürünün de
bulunduğu, el konulan ürünlerin ambalaj ve prospektü slerinin Türkçe olmasından
dolayı ürünlerin Türkiye menşeili veya sahte olabileceğinin belirtildiği b ir uyarı e -
postası gönderildiği,
- Aşağıdaki tablodan görülebileceği üzere DAIICHI’nin ecza depolarına yaptığı satış
adedi ile aynı dönemde ürünün Türkiye ge nelindeki satış adedini kutu bazında
gösteren Informational Medical Statistics (IMS) verileri karşılaştırıldığında arada
oluşan farkın muhtemel ihracat verileri olduğu, örneğin Evista adlı ilacın depolara
satılan miktarı ile Türkiye’de yapılan satışlar kar şılaştırıldığında özellikle Eylül
2017’de ciddi bir fark bulunduğu,
Tablo 2: DAIICHI Tarafından Ecza Depolarına Yapılan Evista Satışları ile IMS Verilerine Göre
Evista’nın Türkiye’deki Satışlarının Kutu Bazında Karşılaştırılması (2017)
EVİSTA Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül
Alım (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Çıkış (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
IMS (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Çıkış-IMS (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Çıkış/IMS Fark (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: DAIICHI’den Edinilen Bilgiler
- SİMGE’nin, ihracat yaptığı bilinen (…..) satış yaptığının İlaç Takip Sistemi (İTS)
üzerinden tespit edildiği, bu sebeple SİMGE’ye satış yapmama kararı aldıkları,
- Ancak rekabet hukuku kapsamında mal verme yükümlülüğü o lması halinde
SİMGE’ye de diğer ecza depolarına uygulanan koşullar altında satış yapılacağı,
- İhracat yapması sebebiyle ticari ilişkinin kesildiği başka bir ecza deposu
bulunmadığı,
- İTS’nin ilaçların en küçük birim bazında (kutu, serum vs.) üretimden tüketi me
kadar gerçekleşen tüm hareketlerinin izlenmesi imkânını verdiği, bir ilacın hangi
tedarikçinin, dağıtıcının, eczanenin, hastanenin veya ihracatçının uhdesinde
olduğunu gösterdiği, kısacası İTS’de ürünlerin tüm paydaşlardaki hareketlerinin
bulunduğu, ancak bunun sınırlı bir veri olduğu, her ne kadar Sağlık Bakanlığının
elinde söz konusu verilerin tümü olsa da paydaşların İTS’de yalnızca her bir ürün
için tek tek arama yapmak kaydıyla ürünün akıbetini öğrenebildiği, dolayısıyla bir
ecza deposuna satılan birden çok ürünün her seferinde takibinin yapılmasının güç
olduğu
ifade edilmiştir.
(21) Tablo 2’deki veriler doğrultusunda teşebbüse SİMGE dışında yurt dışına satış yapan
başka ecza deposunun olup olmadığı, söz konusu ecza depolarına mal tedarikinin
kesilip kesilmediği sorulmuş Kurum kayıtlarına 04.05.2018 tarih ve 3559 sayılı cev abi
yazıda özetle;
- IMS verilerinin ecza deposu bazında değil, ürün bazında oluşturulduğu, dolayısıyla
verilerdeki farklılığın sebebinin kesin olarak belirli bir ecza deposunu işaret
etmediği, ancak ürünlerin belirli bir dönemde yurt dışına çıkarıldığına ilişkin fikir
verdiği,
18-15/280-139
18/18
- Bunun üzerine DAIICHI tarafından kapasitesinin üzerinde Evista alımı yapan
depoların siparişlerinin incelendiği, bu noktada SİMGE’nin en çok Evista alımı
yapan depo olarak tespit edildiği ve İTS’den SİMGE’nin ihracatçı ecza deposu
EUROPA’YA ürün temin ettiğinin anlaşıldığı,
- Bu analiz sırasında (…..) Şubesi (…..), (…..) Şubesi (…..), (…..) Şubesi (…..) ve
(…..) Şubesi (…..) siparişlerinin de incelendiği, (…..) yapılan Evista satışlarının bir
kısmının (…..) vasıtasıyla yurt dışına çıkarıldığının tespit edildiği,
- Bu gelişmeler üzerin e tüm ecza depolarının e -posta ile uyarıldığı, SİMGE’nin yurt
dışına satışlarının kesin bir şekilde tespit edilmesine rağmen (…..) yurt dışı
satışlarının henüz kesin bir şekilde tespit edilemediği, yine de (…..) da uyarı
mahiyetinde e-posta gönderildiği,
- İhraç edilen ilaçlarla ilgili takibin ürün başına yapılmadığı, ancak yurt dışı ülkelerde
Türkçe ambalajlı bir ürün bulunduğuna dair şikayet g elmesi durumunda bu
şikayetlere cevap verebilmek için tekil inceleme yapıldığı
ifade edilmiştir.
I.4.3. DAIICHI’nin Çalıştığı Ecza Depolarından Elde Edilen Bilgiler
(22) Önaraştırma kapsamında DAIICHI’nin ürün satışı gerçekleştirdiği 14 ecza deposu ile
telefon görüşmeleri yapılmış, söz konusu görüşmelerden şirketlerin DAIICHI ile yazılı
sözleşmelerinin olmadığı, DAIICHI’nin ciro primi uygulamasının bulunmadığı, sadece
(…..) geçmişte belirli eczaneler ya da bir ürün grubu için satış cirosu üzerinden ciro
primi uygulamasının kısa bir süreliğine yapıldığı bilgisi edinilmiştir.
I.5. Hukuki Değerlendirme
(23) Başvuruda özetle, DAIICHI tarafından SİMGE’nin ihracatçı ecza depolarına satış
yaptığı gerekçesiyle ürün tedarikinin kesildiği, diğer ecza depolarının da ihracat yapt ığı,
ancak söz konusu ecza depolarına ürün tedarikine devam edildiği ve ayrıca diğer ecza
depolarına sağlanmasına karşın SİMGE’ye ciro primi ödeneği sağlanmadığı, söz
konusu durumların ayrımcılık teşkil ettiği iddia edilmiştir.
(24) Hakkında önaraştırma yapılan teşebbüs de, mal tedarikinin kesilme gerekçesini temel
olarak yurt dışına satış yapılmasına dayandırmaktadır. Bu bakımdan, öncelikle yurt
dışına satışın engellenmesinin değerlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
I.5.1. İhracat Yasağına İlişkin Değerlendirme
(25) İlaç pazarında ihracat yasaklarına ilişkin değerlendirmede TİTCK’nın düzenlemeleri yol
göstericidir. TİTCK’nın 20.11.2014 tarih ve 2014/11 sayılı Genelge’sinde özetle1;
- Beşeri tıbbi ürünlerin, üretimden satışa kadar geçen her aşamasının sıkı
düzenlemelere tabi tutulduğu,
- Hem mevzuata uygun prosedürlerin zaman ve para anlamında maliyetli olması
hem de ilaçların piyasaya arzı ve bulunabilirliği hususunun kamu sağlığı açısından
son derece önemli olması sebepleriyle TİTCK’nın gereken tedbirleri alm asının
zorunlu olduğu,
- Beşeri ilaç sektöründe fiyatların kamu otoriteleri tarafından belirlendiği, dolayısıyla
ülkeler arasında fiyat farklılıklarının bulunduğu, bu durumun da paralel ithalatı kârlı
hale getirdiği,
1 Bkz. https://www.titck.gov.tr/PortalAdmin/Uploads/UnitPageAttachment/75facc5755014.pdf, Erişim
18-15/280-139
18/18
- Türkiye için üretilen veya ülkeye ithal edilmesine izin verilen beşeri ilaçların
piyasaya arzından sonra başka ülkelere ihraç edilmesinin, ürünlerin piyasadaki
bulunurluğuna engel olacağı, bu durumun da kamu sağlığını ciddi anlamda
tehlikeye sokacağı,
- Bu itibarla Türkiye’deki talebe istinaden i thalatına izin verilen beşeri ilaçların
piyasada bulunurluğunu sağlamak maksadıyla, söz konusu ithal ürünlerin başka
ülkelere ihraç edilmesinin uygun bulunmadığı ve sistem üzerinde engellemeler de
dahil olmak üzere her türlü tedbirin alınacağı
belirtilmiştir.
(26) Türkiye’de regülasyona tabi olarak belirlenen ilaç fiyatlarının yurt dışı pazarlardaki satış
fiyatından düşük seyrettiği bilinmektedir. Ürünlerin Türkiye’den temin edilip yurt dışına
ihraç edilmesi nedeniyle, söz konusu ürünlerin ülkemizdeki tüketicilere sunulamaması
ihtimaliyle karşı karşıya kalınmaktadır. Ayrıca, ilaç şirketleri, ürünlerini Türkiye'de
piyasaya sunmadan önce pazar araştırması yaparak talebi öngörmekte, tespit edilen
miktarlarda ürünü Türkiye piyasasına arz etmektedir. Dolayısıyla, Tür kiye pazarına
sunulan ürünlerin üçüncü kişilerce yurt dışına satılması, Türkiye'de yeni ve gelişmiş
ilaçların bulunabilirliğini ve ürünlerin ihtiyaca göre dağıtılmasını olumsuz yönde
etkileyebilecektir. Bu açıklamalar ve bahsi geçen Genelge’den de anlaşıl dığı üzere,
ihracat yasaklarının ilaçların Türkiye pazarında bulunamaması riskinin ortadan
kaldırması yönünde olumlu etkileri bulunmaktadır2.
(27) Kurul’un benzer kararları incelendiğinde de, ihracat yasağına ilişkin sınırlamaların
çoğunlukla kapsam dışı olarak ele alındığı, bu çerçevede ilgili sınırlamalara menfi tespit
verildiği, ancak kapsam içine alındığı hallerde de bireysel muafiyet tanındığı
görülmektedir3. I.5.2.4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
(28) Önaraştırma konusu başvuru il e SİM GE’den gelen ceva bi yazılar incelendiğinde,
DAIICHI’nin ürünlerinin vazgeçilmez nitelikte olduğunun da belirtildiği, dolayısıyla
başvurunun esasını DAIICHI’nin SİMGE’ye yönelik mal vermeyi kesme eyleminin
oluşturduğu, ayrıca başvuruda ayrımcılık iddialarının da bulunduğu anlaşılmaktadır.
2 Bkz. 23.06.2016 tarihli ve 16-21/363-169 sayılı Kurul kararı, para. 12-13.
3 Bkz. 26.09.2002 tarihli ve 02-57/727-289 sayılı, 15.03.2007 tarihli ve 07-23/227-75 sayılı, 11.07.2007
tarihli ve 07-59/684-240 sayılı, 02.08.2007 tarihli ve 07-63/774-281 sayılı, 02.08.2007 tarihli ve 07-
63/776-282 sayılı, 14.08.2008 tarihli ve 08-50/740-296 sayılı, 26.02.2014 tarihli ve 14-08/161-70 sayılı,
03.04.2014 tarihli ve 14-13/242-107 sayılı, 05.02.2015 tarihli ve 15-06/71-29 sayılı, 23.06.2016 tarihli ve
16-21/363-169 sayılı, 24.11.2016 tarihli ve 16-41/666-299 sayılı, 17.06.2010 tarihli ve 10-44/785-262
sayılı, 03.07.2017 tarihli ve 17-20/319-141 sayılı Kurul kararları.
18-15/280-139
18/18
I.5.2.1. Hakim Durum Değerlendirmesi
(29) DAIICHI’nin piyasaya tedarik ettiği ilaçlar Concor, Olmetec, Olmetec Plus -Sevikar,
Effient, Evista, Lixiana ve Simdax’tır 4. Söz konusu ilaçların ATC -3 sınıflandırmasına,
içerdikleri etk in maddelere ve etkin madde bazında kaç adet muadili olduğuna
aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.
Tablo 3: DAIICHI İlaçlarının ATC-3 Sınıflandırması ve İçerdikleri Etkin Maddeler
İlaç Adı ATC-3 Etkin Madde Muadil
Sayısı
Concor C07A BETA BLOCKING AGENT PLAIN BISOPROLOL 0
Olmetec C09C ANGIOTENS-II ANTAG PLAIN OLMESARTAN MEDOXOMIL 7
Olmetec Plus-Sevikar C09D ANGIOTENS-II ANTAG COMB OLMESARTAN MEDOXOMIL 7
Effient B01C2 ADP RECEP ANTAG PLAT INH PRASUGREL 0
Evista G03J SERMS RALOXIFENE 0
Lixiana B01F DIRECT FACTOR XA INHIBS EDOXABAN 0
Simdax C01F POSITIVE INOTROPIC AGENTS LEVOSIMENDAN 0
Kaynak: DAIICHI’den Edinilen Bilgiler
(30) DAIICHI’nin toplam yedi ürününün beşinde muadili bulunmamaktadır. İlgili ürün
pazarının her bir etkin madde özelinde ele alındığı varsayımı altında bu beş üründe
hakim durumda olduğu kabul edilebilecektir . Diğer taraftan, dosya kapsamında kesin
bir hakim durum tespiti yapılmadan DAIICHI’nin hakim durumda olduğu varsayımı
altında aşağıda kötüye kullanma davranışının bulunup bulunmadığı incelenmektedir.
I.5.2.2. Mal Vermenin Reddi Yoluyla Hakim Durumun Kötüye Kullanıldığı
İddiasının Değerlendirilmesi
I.5.2.2.1. Rekabet Karşıtı Dışlayıcı Uygulama Teşkil Eden Mal Vermenin Reddi
(31) Mal vermenin reddi, Hakim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma
Niteliğindeki Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz ’da (Kılavuz) dışlayıcı
davranışlardan biri olarak kabul edilmektedir . Kılavuz ’un 38. paragrafında, “Bir
teşebbüsün ürettiği mal ya da hizmetler ile sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi
işletme unsurlarını diğer teşebbüslere sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler
tarafından kullanılmasına doğrudan veya dolaylı olarak izin vermemesi sözleşme
yapmayı reddetme olarak ele alınmaktadır. Bu çerçevede hammadde niteliğindeki
fiziksel ürünler, belirli hizmetlerin sağlanabilmesi için gerekli altyapılar, ürün dağıtım
sistemleri ve fikri mülkiyet hakları ile korunan yahut korunma yan gayri maddi işletme
unsurları ya da bilgileri ile teşebbüslerin sözleşme yapma talebine konu olabilecek
diğer varlıklar anılan mal, hizmet ya da unsurlar arasında değerlendirilebilmektedir.”
ifadeleri yer almaktadır.
4 SİMGE’den gelen cevabi yazıda yer alan ve muadili olmadığı iddia edilen Lodoz adlı ilacın,
DAIICHI’den gelen cevabi yazıda yer almadığı tespit edilmiş ve DAIICHI’ye Lodoz’un ürün tablosunda
yer almama gerekçesi sorulmuştur. Teşebbüs Lodoz’u Şubat 2013’ten itibaren satmama kararı aldığını,
sonrasında ürünle ilgili ithalat, depolama, dağıtım, pazarlama gibi herhangi bir işlem yapılmadığını,
ürünün uzun bir süre piyasada bulunmaması üzerine SGK’nın 18.02.2016 tarihinde Medulla sisteminde
ilacı pasife aldığını, sonrasında yine SGK tarafından 22.12.2016 tarihinde söz konusu ilacın bedeli
ödenecek ilaçlar listesinden çıkarıldığını ifade etmiştir.
18-15/280-139
18/18
(32) Ancak her mal vermenin reddi eylem inin doğrudan ihlal sayılmadığı belirtilmelidir. Bir
mal vermenin reddi eyleminin rekabet karşıtı piyasa kapama kapsamında ihlal teşkil
edebilmesi için Kılavuzun 43. paragrafında belirtildiği gibi Kurul üç koşulun birlikte
varlığını aramaktadır. Bu çerçevede;
- Reddetmenin, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da
hizmete ilişkin olması,
- Reddetmenin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırmasının muhtemel olması,
- Reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olması
gerekmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, hakim durumda da olsa bir teşebbüs
birlikte çalışmak istediği teşebbüsleri seçmede temel kural olarak özgürdür 5. Ancak bu
özgürlük bazı şartların varlığı halinde rekabet hukuku açısından kısıtlanabilmektedir.
Kılavuz6 ve esas almış olduğu Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye
Kullanmalarında 82. Madde Uygulama Önceliklerine İlişkin Rehber 7 (AB Kılavuzu),
hakim durumdaki teşebbüsün dışlayıcı davranışlarını, rekabet karşıtı pazar kapama
olarak nitelendirilebildiği ölçüde kötü ye kullanma olarak tanımlamakta ve ancak
rekabet karşıtı pazar kapamanın önlenmesi amacıyla hakim durumdaki teşebbüsün
davranışı kısıtlanabilmektedir. Rekabet karşıtı pazar kapama ise özellikle dışlayıcı
davranışın hakim durumdaki teşebbüsün rakibi aleyhin e yapılması halinde ortaya
çıkmaktadır.
(33) Komisyon’un Tartışma Metninde de dışlayıcı davranışlar değerlendirilirken ortaya çıkan
asıl endişenin rekabete ve dolayısıyla tüketiciye zarar veren pazar kapama olduğu
belirtilmiştir8. Ayrıca, hakim durumdaki firma nın dışlayıcı davranışının her şeyden önce
pazarı rakiplere kapama kabiliyetinde olması gerekmektedir9.
(34) Tartışma Metninde, hakim durumdaki firma ile aynı seviyede faaliyet gösteren rakiplere
pazarın kapanması durumu yatay kapama, hakim durumdaki firmanın aynı zamanda
müşterisi olarak alt pazarda faaliyet gösteren rakiplerine pazarı kapaması ise dikey
kapama olarak açıklanmaktadır10.
(35) Diğer taraftan Kılavuz, rakip olmayan müşterilere yönelik sözleşme yapmanın reddi
davranışlarını da “sözleşme yapmanın reddi” hallerinden biri olarak saymış ve fakat
hemen ardından rakiplere yönelik sözleşme yapmanın reddi davranışının rekabeti
kısıtlama ihtimalinin daha kuvvetli olduğunu vurgulamıştır.
5 Bkz. Kılavuz, para. 35.
6 Bkz. Kılavuz, para. 25.
7 Guidance on the Commission’s Enforcement Priorities in Applying Article 82 of the EC Treaty to
Abusive Exclusionary Conduct by Dominant Undertakings, 2009, para. 20
8 DG Competition Discussion Paper on the Application of Article 82 of the Treaty to Exclusionary
Abuses, 2005, para. 56.
9 Tartışma Metni, para. 58. Bu durumun istisnası olarak Tartışma Metni ’nin 222. paragrafında, rakip
olmayan müşteriye yönelik sözl eşme yapmanın reddi davranışının koordinasyon riski doğurmadığı
takdirde rekabete etkisinin az olabileceği ifade edilmektedir.
10 Bkz. Tartışma Metni, para. 69-73.
18-15/280-139
18/18
(36) Kılavuzun 42. paragrafında, “sözleşme yapmayı reddetme davranışı, hâkim du rumdaki
teşebbüsün alt pazarda kendisiyle rekabet halinde olan teşebbüslere yönelik
olabileceği gibi kendisiyle rekabet içerisinde bulunmayan müşterilerine yönelik de
olabilmektedir. Burada alt pazar kavramı, sözleşme yapma talebine konu olan unsurun
mal v eya hizmet üretiminde girdi olarak kullanıldığı pazarı ifade etmektedir. Hâkim
durumdaki teşebbüsün, sözleşme yapmayı reddettiği teşebbüs ile alt pazarda rekabet
ediyor olması halinde sözleşme yapmayı reddetme davranışının rekabeti kısıtlayıcı
sonuçlar ortaya çıkarması daha muhtemeldir.” açıklaması yapılmıştır.
(37) Kılavuz’un bu açıklamalarının ardından sözleşme yapmanın reddi davranışlarının
rakiplere yönelik olduğu alternatif pazar kapama örneklerine yer verilmiş, fakat
sözleşme yapmayı reddetme davranışının hangi hallerde hakim durumdaki teşebbüs
ile rekabet halinde olmayan müşterilere yönelik olabileceği belirtilmemiştir. Ancak
aşağıda yer verilen literatürdeki değerlendirmeler ile bu değerlendirmelerin
dayandırıldığı dosya örnekleri ve mehaz Avrupa Birliği mevzuatı dikkate alındığında,
sözleşme yapmanın reddi davranışının dışlayıcı kötüye kullanma sayılabilmesi için, her
ne kadar müşterilere uygulansa da, nihayetinde rakipleri dışlamaya yönelik bir teoriye
oturtulabilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
(38) Literatürde hakim durumdaki teşebbüsün rakibi olmayan müşterilerine yönelik
sözleşme yapmanın reddi davranışları, nihai olarak hakim durumdaki teşebbüsün
rakiplerini dışlama etkisi gösterebildiği ölçüde dikkate alınmıştır 11. Yukarıda da ifade
edildiği gibi, Tartış ma Metni sözleşme yapmanın reddi dosyalarında pazar kapamanın
odak noktası olduğunu belirttikten sonra bunları dikey ve yatay pazar kapama olarak
ikiye ayırmıştır. Whish de bu sınıflandırmayı benimseyerek analizlerini bu ayrım
üzerinden gerçekleştirmiştir. Buna göre dikey kapama hakim durumdaki firmanın alt
pazarda da faaliyet gösterdiği ve rakip konumdaki müşterilerine karşı sözleşme
yapmayı reddettiği durumlarda söz konusu olabilmektedir 12. Örneğin, daha sonra
Komisyon tarafından verilen birçok kararda ref erans alınacak olan Commercial
Solvents13 kararında tüberküloz tedavisinde kullanılan ethambutol isimli maddenin
üretimi için gerekli hammaddeleri tedarik eden ve hakim durumda bulunan CSC’nin 14
alt pazarda ethambutol üretimine başlaması nedeniyle artık raki p haline gelen
müşterisine ihtiyaç duyduğu hammaddeleri vermeyi reddetmesi ihlal olarak
nitelendirilmiştir.
(39) Diğer taraftan, rakip olmayan müşteriye yönelik sözleşme yapmanın reddi fiilinin
bulunmaktadır15. Bu kararlardan bazıları, hakim durumdaki teşebbüsün distribütörünü
rakiplerinin promosyonunu yapmaması yönünde disipline etmek amacıyla mal vermeyi
reddetmesini, diğer leri ise sağlayıcı seviyesindeki potansiyel ra kibe mal verilmemesi
durumlarını içermektedir16.
11 WHISH, R. (2009), Competition Law, Sixth Edition, Oxford University Press, New York, US;
O’DONOGHUE, R. ve A. J. PADILLA (2006), The Law and Economics of Article 82 EC, Second Edition,
Hart Publishing, Oregon.
12 Whish 2009, s.688.
13 Commercial Solvents v. Commission, C-7/73 [1974] ECR 223, para.25.
14 Commercial Solvents Corporation.
15 O’Donoghue ve Padilla 2006, s. 468-470.
16 Whish 2009, s.699-700.
18-15/280-139
18/18
(40) İlk duruma örnek olarak, dikey kapama kapsamında değerlendirilen Komisyon ’un
United Brands 17 kararı gösterilmektedir. Buna göre hakim durumdaki United Brands,
rakibine yönelik bir reklam kampanyasına katılan d istribütöre mal vermeyi kesmiş, bu
durum ise Avrupa Adalet Divanı (AAD) tarafından distribütörün rakip ürünleri satmasını
önleme olarak değerlendirilmiştir. Bir başka ifadeyle, hakim durumdaki teşebbüs
sözleşme yapmanın reddi davranışını disipline edici bi r şekilde kullanmış ve
distribütörünü tek marka satmaya zorlayarak rakip ürünlerin dağıtımını engellemeye
çalışmıştır. AAD, United Brands’in bu davranışıyla diğer distribütörlerini de rakip
ürünleri satmamaya yönlendireceğini, böylece hakim durumunu güçlen direrek
rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştıracağını ifade etmiştir.
(41) Yatay kapama amacıyla potansiyel rakibe mal verilmemesi durumuna ise Boosey and
Hawkes18 kararında rastlanmaktadır. Bu kararda, hakim durumdaki teşebbüsün temel
faaliyetlerini rakip mark a müzik enstrümanlarının tanıtımına kaydıran bir müşterisine
mal vermeyi kesmesi incelenmiştir. Komisyon, her ne kadar mal tedarikinin aniden ve
bütünüyle kesilmesi sebebiyle davranışın orantısız olduğunu tespit etmiş olsa da hakim
durumdaki teşebbüslerin kendisine yönelen rekabeti desteklemek gibi bir
yükümlülüklerinin olmadığı, temel faaliyetini rakip markanın tanıtımına dönüştüren bir
müşteri söz konusu olduğunda, hakim durumdaki üreticinin dahi makul süre tanımak
kaydıyla söz konusu müşteri ile ticari i lişkilerini sona erdirmeye hakkı olduğu
değerlendirmesinde bulunmuştur. Aslında, nihai olarak bir kötüye kullanma tespiti
içermemesine rağmen bu karar, rakip olmayan müşteri ile sözleşme yapmanın
reddedilmesi davranışının potansiyel rakipleri dışlama ihtim alinin ele alındığını
göstermesi bakımından önemlidir19.
(42) Sadece yeniden satış/dağıtım ilişkisine konu ürünlere yönelik mal vermenin reddi
iddialarının incelendiği Kurul kararlarında da hakim durumdaki firmanın ürünlerini
sadece yeniden sattığından hakim d urumdaki firma ile yeniden satıcı arasında anlamlı
bir rekabet bulunmadığı vurgulanmıştır 20. Benzer şekilde, bir malı herhangi bir katma
değer eklemeksizin satmak isteyen yeniden satıcı söz konusu ise, mal vermeyi
reddetme eyleminin rekabet hukuku kapsamınd a değerlendirilmeyeceği ifade
edilmiştir21.
(43) İlaç sektörü özelindeki benzer kararlarda da salt yeniden satış/dağıtım söz konusu
olduğunda hakim durumdaki teşebbüsün mal vermeyi reddetmesinden rekabet
bakımından sağlayabileceği fayda sorgulanmış, hakim durumdaki teşebbüsün herhangi
bir rakibine yönelik olmayan bu örneklerde piyasadaki rekabet ve tüketiciler
bakımından rasyonel bir zarar teori si oluşturmanın mümkün ol madığı
değerlendirilmiştir22.
17 United Brands Company and United Brands Continental BV v Commission, Case 27/76 [1978] ECR
207.
18 BBI/Boosey & Hawkes-Interim Measures, OJ 1987 L 286/36.
19 Komisyon bu dosyada, distribütörün kendi ü retimine başlayıncaya kadar hakim durumdaki
teşebbüsten ürün tedarik edebilmesi için geçici tedbir kararı vermiştir.
20 Bkz. 02.09.2010 tarihli ve 10 -57/1155-439 sayılı Kurul kararı, sy. 8; 03.01.2015 tarihli ve 13 -01/3-3
sayılı Kurul kararı, para. 36.
21 Bkz. 18.03.2010 tarihli ve 10 -24/330-118 sayılı Kurul kararı, sy. 15; 08.04.2010 tarihli ve 10 - 29/446-
169 sayılı Kurul kararı, sy. 9.
22 Bkz. 26.11.2014 tarihli ve 14 -46/845-385 sayılı Kurul kararı, para. 29; 29.03.2018 tarihli ve 18 -
09/156-76 sayılı Kurul kararı, para. 46.
18-15/280-139
18/18
(44) Söz konusu kararlar ışığında, distribütörlere yönelik mal vermen in reddi eylemlerinin
ancak distribütörler üzerinde tek marka satıcılığı veya fiili münhasırlık sağlama yoluyla
üst pazardaki rakiplerin dışlanması gibi zarar teorileri üzerine kurgulanabildiğinde ihlal
teşkil edebileceği anlaşılmaktadır.
I.5.2.2.2. Mevcut Önaraştırma Kapsamında ki Mal Vermenin Reddi İddiasının
Değerlendirilmesi
(45) Yukarıda değinildiği gibi, Kılavuzun 43. paragrafında yer verilen ve sözleşme yapmanın
reddinin kötüye kullanma olarak değerlendirilebilmesi için birlikte sağlanması beklenen
üç şart sırayla aşağıda incelenmektedir:
I.5.2.2.2.1. Vazgeçilmezlik
(46) Literatürdeki zorunlu unsur doktrini ile yukarıda sözü edilen “vazgeçilmezlik” şartı büyük
ölçüde paralellik arz etmektedir. Zira zorunlu unsur doktrini, AB mevzuatı çerçevesinde,
hangi durumla rda hakim durumdaki teşebbüse sözleşme yapma zorunluğu
getirilebileceğinin belirlenmesinde kullanışlı bir şablon sunmaktadır 23. Zorunlu unsur
doktrini de vazgeçilmezlik şartını temel olarak rakiplerin dışlanmasını içeren bir zarar
teorisine oturtmaktadır.
(47) Hakim durumdaki teşebbüs tarafından sağlanan ürün veya hizmet “girdi” olarak üretime
sokulduğu ve bu sayede katma değer oluşturularak yeni ve rekabetçi bir nihai ürüne
dönüştüğü ölçüde zorunlu unsur olarak değer kazanmaktadır. Dolayısıyla anılan
doktrin, z orunlu unsurun bir girdi olarak kullanılacağını, böylece katma değer
sağlanarak farklılaştırılmış bir ürün sunulacağını, bunun ise rekabeti artıracağını
varsaymaktadır24.
(48) Ancak, alt pazardaki müşterilerin hakim durumdaki teşebbüsün ürünlerini yalnızca
dağıtmaları veya yeniden satışa konu etmeleri halinde, sözü edilen katma değerden ve
farklılaştırılmış ürünler yoluyla rekabet artışından bahsetmek mümkün değildir 25. Keza
Lang, üst pazardan tedarik edilen ürünün salt yeniden satışının veya dağıtımının söz
konusu olduğu hallerde, ortada korunmaya değer bir rekabetin olmadığının altını
çizmiş, alt pazardaki faaliyetlerin katma değerli hizmet içeren gerçek bir piyasa
oluşturması gerekliliğinin zorunlu unsur doktrininin bir şartı olduğunu belirtmiştir26.
(49) Önaraştırma konusu ecza depoculuğu faaliyeti bakımından vazgeçilmezlik şartı
değerlendirildiğinde, ecza depolarının beşeri ilaçları sağlayıcı ilaç firmalarından alarak
sadece yeniden satmaları zorunlu unsur doktrininin “girdi” niteliğinde olma koşulunun
sağlanmadığını göstermektedir.
23 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.407-408.
24 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.467-468.
25 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.468.
26 LANG, J. Temple 2000, The Principle of Essential Facilities in European Community Competition Law
- The Position Since Bronner, 1 Journal of Network Industries, s.395,397.
18-15/280-139
18/18
(50) Diğer yandan, aşağıda yer verilen Tablo 6’da başvuru sahibinin DAIICHI ile çalışmaya
başladığı 2009 yılından itibaren faaliyetleri içerisinde DAIICHI’nin yerini göstermektedir.
Tablo 4: SİMGE’nin Toplam Alım Tutarı İçinde DAIICHI’den Yaptığı Alımların Payı
YILLAR SİMGE’nin
Toplam Alım Tutarı (TL) DAIICHI’den Alım Tutarı (TL) DAIICHI’nin Payı (%)
2009 (…..) (…..) (…..)
2010 (…..) (…..) (…..)
2011 (…..) (…..) (…..)
2012 (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..)
2017 (…..) (…..) (…..)
Kaynak: SİMGE’den Edinilen Bilgiler ve Raportörlerce Yapılan Hesaplamalar
(51) DAIICHI’nin SİMGE’nin faaliyetleri içindeki payı dokuz yıldır yaklaşık aynı seviyede
seyretmekte, bu pay genelde % (…..) ile % (…..) arasında değişmekte, söz konusu
tarih aralığında en fazla % (…..)’ye çıkmaktadır. Şu halde DAIICHI ürünlerinin
SİMGE’nin faaliyetleri bakımından vazgeçilmez nitelikte olduğundan bahsetmek
mümkün görünmemektedir.
I.5.2.2.2.2. Alt Pazarda Etkin Rekabetin Ortadan Kalkması İhtimali
(52) Literatürde, rekabete zarar verilmesi koşulunun sözleşme yapma yükümlülüğünün
kapsamı bakımından önemli sonuçları olduğu, sözleşme yapma yükümlülüğünün
ancak alt pazarda rekabetin olmadığı hallerde uygun o lacağı, halihazırda rekabetçi
olan pazarlarda söz konusu yükümlülüğü getirmenin anlamlı olmayacağı belirt ilmekte,
hakim durumdaki firma ile distribütörleri veya yeniden satıcıları arasında korumaya
değer anlamlı bir rekabet bulunmuyorsa, rekabet hukuku alt ında sözleşme yapmanın
reddinden kaynaklı bir zararın da söz konusu olmadığı vurgula nmaktadır27. Bu
bağlamda, “bir teşebbüsün” pazardan elenmesi riskinin pazardaki tüm rekabetin
ortadan kalkacağı anlamına gelmediğine dikkat çekilmektedir28.
(53) DAIICHI’nin ecza depoculuğu alanında faaliyeti bulunmaması sebebiyle SIMGE ile
arasında bir rekabet ilişkisinden söz edilememektedir. Yine de, SİMGE’nin bir an için
rakip olduğu ve pazardan elenmesi riskiyle karşı karşıya olduğu varsayımı altında,
aşağıda yer verilen Tablo 7’den, pazarda etkilenmesi muhtemel rekabet e ilişkin
sonuçlara ulaşılabilmektedir. Türkiye’de serbest eczane kanalına 29 yönelik dağıtım ile
iştigal eden yaklaşık 100 ecza deposu bulunmaktadır. Söz konusu ecza depoları
içerisinde SİMGE’nin payı % (…..)’nin altında seyretmektedir.
27 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.408 ve 467-468.
28 WHISH, R. ve D. BAILEY (2012), Competition Law, Oxford University Press, New York, s.707.
29 2012-2017 yılları arasında serbest eczaneler yapılan satışların serbest eczane ile hastanelere
yapılan Türkiye toplam ilaç satışları içerisindeki payı %(…..) aralığındadır.
18-15/280-139
18/18
Tablo 5: 2012-2017 Yıllarında Serbest Eczane Piyasasında Ecza Depolarının Satışları (TL) ile
SİMGE’nin Pazar Payı (%)
YILLAR Genel Toplam SIMGE SIMGE’nin Pazar Payı
2012 (…..) (…..) (…..)
2013 (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..)
2017 (…..) (…..) (…..)
Kaynak: IMS Verileri
(54) 4054 sayılı Kanun piyasalardaki rekabeti korumak için uygulanmakta olup, b ireysel
olarak teşebbüslerin korunması bu teşebbüslerin rekabetçi sürece katkı ları
çerçevesinde değerlendirilebilecek bir husustur. Bu bilgiler ışığında, alt pazarda etkin
rekabetin ortadan kalkması ihtimalinin de gerçekleşme diği değerlendirilmektedir.
Nitekim a şağıdaki bölümde yapılan değerlendirmeler de bu bölümdeki tespitleri
tamamlayıcı nitelik taşımaktadır.
I.5.2.2.2.3. Tüketici Zararına Yol Açma İhtimali
(55) Hakim durumdaki teşebbüs dikey bütünleşik olarak alt pazarda da faaliyet
göstermiyorsa kendi menfaati için rakiplere pazarı kapatmasından
bahsedilemeyecektir. Böyle bir durum da tek bir tedarik ilişkisinin sona erdirilmiş
olmasının doğrudan tüketici zararı ile sonuçlanacağını ileri sürmek de mümkün
değildir30.
(56) Tüketici zararı; fiyat artışı, ürün kalitesindeki ve yenilik düzeyindeki düşüşler, mal ve
hizmet çeşitliliğinde azalışla r şeklinde gerçekleşebilmektedir 31. İnceleme konusunun
sadece yeniden satış/dağıtım faaliyetlerinden ibaret olduğu, tedarik edilen ilaçlara ecza
depolarınca gözle görülür bir katma değer sağlanmadığı, ilaç firmasının alt pazarda
faaliyetinin bulunmadığı, ec za depolarının ve eczanelerin kâr marjlarının kamu
tarafından belirlendiği dikkate alındığında, küçük ölçekli bir ecza deposunun DAIICHI
ürünlerini dağıtamıyor olmasının tüketicilerin karşı karşıya olduğu fiyat ve hizmet
düzeyine herhangi bir etkisinin bul unmadığı, bu çerçevede piyasadaki rekabet ve
tüketiciler bakımından rasyonel bir zarar t eorisi oluşturmanın mümkün ol madığı
değerlendirilmektedir.
30 O’Donoghue ve Padilla 2006, s.464.
31 Bkz. Kılavuz, para. 25.
18-15/280-139
18/18
I.5.2.3. Ayrımcılık Yoluyla Hakim Durumun Kötüye Kullanıldığı İddiasının
Değerlendirilmesi
(57) Genel olarak, teşebbüslerin tüketiciler arasındaki farklılıklardan faydalanarak kârlarını
artırmak amacıyla satılan malın farklı birimlerine ve/veya farklı müşterilere farklı fiyatlar
ya da ödeme koşulları uygulaması olarak tanımlanabilen ayrımcılık, yöneltildiği
taraflara göre birincil seviye zarar doğuran ayrımcılık ve ikincil seviye zarar doğuran
ayrımcılık olarak ikiye ayrılabilmektedir. Birincil seviye zarar doğuran ayrımcılıkta,
hâkim durumdaki teşebbüsün kendisinin veya bağlantılı olduğu teşebbüslerin faaliyet
gösterdiği pazarlarda rakiplerin aleyhine olacak ayrımcı davranışları söz konusudur.
İkincil seviye zarar doğuran ayrımcılıkta ise hâkim durumdaki teşebbüs kendisinin
faaliyette bulunmadığı pazarlardaki müşterilerine yönelik olarak ayrımcı davranışlarda
bulunmaktadır32.
(58) Ayrımcılığa ilişkin bu sınıflandırma bakımından değerlendirildiğinde, DAIICHI’nin
önaraştırma konusu davranışı, SİMGE ile rakiplik ilişkisi bulunmaması sebebiyle, ikincil
seviye zarar doğurabilecek ayrımcılık çerçevesinde ele alınacaktır.
(59) AB uygula masına bakıldığında, ikincil seviye zarar doğuran ayrımcılığın, pratikte
oldukça nadir gerçekleştirilen ve temel olarak iki durumla sınırlı olarak karşılaşılan bir
davranış tipi olduğu görülmektedir 33. Bunlardan ilki kamu kaynaklı bir teşebbüsün
ulusal ve yabancı firmalar arasında uyguladığı ayrımcılık, ikincisi ise birincil seviyeden
zarar oluşturan bir başka davranışın yanında ek olarak uygulanan ikincil seviye zarar
doğuran ayrımcılıktır34. Gerek ulusal politikalar gerekse rakiplerin dışlanması gibi haller
altında ortaya çıkması dolayısıyla, söz konusu iki duruma örnek vakaların tek
başına/saf ikincil seviye zarar doğuran ayrımcılık niteliğinde olduğu
söylenemeyecektir35. Ayrıca, teşebbüslerin “tek başına” ikincil seviye zarar doğuran
ayrımcılık uygulaması i çin alt pazardaki rekabeti bozmak üzere bir güdüsünün
olmaması da söz konusu uygulamayı nadir kılan özelliklerden biridir36.
(60) Hâkim durumdaki teşebbüslerin ikincil seviye zarar doğuran ayrımcı davranışları
Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Anlaşma’nın (AB İDA) 102. maddesinin ikinci fıkrasının
(c) bendinde, 4054 sayılı Kanun’un ise 6. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi nde
değerlendirilmektedir. ABİDA’nın 102. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde “Ticari
taraflar arasında eşit işlemler için farklı k oşullar uygulayarak onları rekabetçi açıdan
dezavantajlı konuma düşürmek” örnek bir kötüye kullanma hali olarak sayılmıştır. 4054
sayılı Kanun ’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde ise ayrımcılık, “Eşit
durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yüküm lülük ve edimler için farklı şartlar ileri
sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması” hükmüyle kötüye kullanma
örnekleri arasında sıralanmıştır.
32 05.03.2015 tarih ve 15 -10/139-62 sayılı Kurul kararı; 09.09.2015 tarih ve 15-36/559-182 sayılı Kurul
kararı, para. 37.
33 Bkz. TUNÇEL, Ç. (2014), “Secondary-Line Price Discrimination Under European Competition Law -
An Assessment From An Effects -Based Perspective (Avrupa Rekabet Hukukunda İk incil Seviye Fiyat
Ayrımcılığı - Etki Temelli Perspektiften Değerlendirme)”, Rekabet Dergisi, Cilt: 15, SAYI: 3.
34 Bkz. O’Donoghue ve Padilla 2006, sy. 573-574.
35 Bkz. TUNÇEL, sy. 61-62.
36 Bkz. TUNÇEL, sy. 50-51,63.
18-15/280-139
18/18
(61) Görüldüğü üzere, AB mevzuatındaki ayrımcılığa ilişkin hükmün lafzı ile 4054 sayılı
Kanun’daki hükmün lafzı eşit işlemler/ eşit alıcılar ve rekabetçi dezavantaj noktalarında
farklılaşmaktadır. Bununla birlikte uygulamaya bakıldığında 4054 sayılı Kanun ’un 6.
maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin AB mevzuatındakine benzer şekilde
yorumlandığı ve bu çerçevede eşit ticari işlemlere farklı fiyat uygulanması ve
uygulamanın alıcı konumundaki rakiplerden birini diğerine karşı rekabette dezavantajlı
hale getirmesi şartlarını bir arada aramıştır.
(62) AB ve Türkiye içtihatları birlikte değerlendirildiğinde; fa rklı uygulamalarda bulunulan
tarafların ya da söz konusu işlemlerin eşitliği değerlendirilirken farklı uygulamaya konu
edilen mal ya da hizmetler arasında fiziksel ya da işlevsel benzerliklerin bulunması,
işlemlerin benzer ticari içerikte olması ve benzer ticari koşullarda gerçekleşmesi,
işlemlerin zamansal olarak birbirine yakın olması gibi unsurların incelendiği
görülmektedir. Farklı uygulamaların, bu uygulamalara maruz kalan teşebbüsler
bakımından rekabetçi dezavantaj yaratıp yaratmadığının değerlendiril mesi noktasında
ise, uygulamayı gerçekleştiren hâkim durumdaki teşebbüsün vazgeçilmez bir ticari taraf
olması, bu teşebbüsün gerçekleştirdiği uygulama sonucu ortaya çıkan farklılığın önemli
düzeyde olması ve uzun süre devam etmesi, farklı uygulamalara konu edilen mal ya da
hizmetin müşterinin maliyetleri içindeki payının büyük olması gibi unsurlar
aranmaktadır.
(63) Farklı uygulamada bulunulduğu iddia edilen SİMGE ve DAIICHI ile çalışan diğer ecza
depolarının eşit durumda olup olmadığının açıklığa kavuşturulması bakımından SİMGE
ile DAIICHI’nin beyanları çerçevesinde iddiaya konu olay örgüsü kronolojik sıralamayla
aşağıda aktarılmaktadır. Buna göre;
- 03.11.2017 tarihinde Daiichi Sankyo Avrupa Bölge Ofisi (…..) tarafından İran
kamu otoritesince Eylül 2017 sonunda İ ran’da sahte ilaç şüphesi ile birçok ürüne
el konulduğu; burada el konulan ürünler arasında Evista adlı ürünün de bulunduğu
ve el konulan ürün ambalajları Türkçe olduğundan bu ürünlerin sahte veya Türkiye
menşeli olabileceği bildirilmiş ve konunun detaylı olarak araştırılması talep edilmiş,
- Bu kapsamda DAIICHI tarafından Evista isimli ürün için yapılan bir incelemede
depolara satılan ürün miktarı ile IMS verilerine göre Türkiye'de yapılan satışlar
arasında özellikle Eylül 2017'de önemli bir fark olduğu görülmüş,
- Nitekim yukarıda yer verilen Tablo 2’ye göre Nisan -Eylül ayları arasındaki
dönemde söz konusu oran % (…..)’ten % (…..)’e yükselmiş,
- DAIICHI bunun üzerine büyüklüğüne göre yüksek oranda Evista alımı yapan
depoların siparişlerini incelemiş,
- Nitekim 1 4.11.2017 tarihinde DAIICHI SİMGE’den son bir yıllık ürünlerin nereye
satış yapıldığını gösteren fatura bilgisi talep etmiş,
- Bu analiz sırasında DAIICHI tarafından SİMGE yanı sıra, (…..), (…..), (…..) ve
(…..) siparişleri de incelenmiş,
- Hem küçük hacimli o lup, hem de ağırlıklı olarak en çok Evista alımı yapan depo
olarak Simge Ecza Deposu ile karşılaşılmış,
- (…..)'a yapılan Evista satışlarının da bir kısmının (…..) vasıtasıyla yurtdışına
çıkarıldığı tespit edilmiş,
- 22.11.2017 tarihinde DAIICHI tarafından ürünlerinin Türkiye haricinde herhangi bir
ülkede pazara sunulmasına yönelik uygulamalardan kaçınılması gerektiği
konusunda çalıştığı tüm ecza depoları uyarılmış,
- DAIICHI tarafından yapılan çalışmalar, SİMGE’nin satışlarının yaklaşık (…..)
başka ecza depolar ına yaptığını (ve bu vasıtayla muhtemel bir kısmını da
18-15/280-139
18/18
sistematik olarak yurtdışına yaptığı) göstermiş, bu sebeple, SİMGE ile çalışılmama
kararı alınmış,
- 26.12.2017 tarihinde (…..) Şubesi uygulamaları sebebiyle, (…..) Grubu’na özel bir
uyarı yapılmış ve s öz konusu ecza deposu ile takip altında çalışılmaya devam
edilmiştir.
(64) DAIICHI’ye Tablo 2’de yer verildiği üzere, ihracat yapıldığı tespit edilen miktarın
tamamının SİMGE tarafından ihraç edilip edilmediği, ihracat yapan başka ecza
depolarının varlığı halin de, söz konusu depolara ne şekilde karşılık verildiği, ITS,
IMMIB gibi sistemler aracılığıyla yurt dışına satışların anlık olarak takip edilip
edilemediği sorulmuştur. Bu hususlarda DAIICHI;
- Tablo 2’de yansıtılan çalışmanın toplam depo satış/IMS (Türkiye) satış oranı
üzerinden yapılan ve yurtdışına muhtemel satışlara dair fikir verebilen bir çalışma
olduğunu,
- İhraç edilen ürünlerin depo bazında dağılımının yapılamadığını ve sistematik bir
inceleme yoluyla takip edilemediğini,
- Sadece yurtdışında Türkiye me nşeli (Türkçe ambalajlı vb.) ürünlerin bulunması
durumunda yurtdışından gelen şikayetler üzerine bu şikayetlere cevap verebilmek
adına (yurtdışındaki ürünlerin kare kodlarının sisteme girilmesiyle sorgulama
yapılarak) inceleme yapılabildiğini,
- Dosya özelindeki olayda teşebbüsün ancak IMS verileri ve Avrupa ofislerinin
İran’daki sahte ilaç satışına yönelik uyarısı üzerine yapılan ileri analizlerde
SİMGE’nin ihracat yaptığını tespit ettiğini
belirtmiştir.
(65) Yukarıda yer verilen olay silsilesinden, ihracat yap an depoların tespitinin bir vaka
üzerine yapılabildiği, anlık olarak yurtdışına satışların izlenemediği, dosya özelindeki
olayda İran’da toplatılan ilaçların kaynağının araştırıldığı, yapılan çalışmada toplatılan
ilaç olan Evista’nın büyük oranda ve sistem atik olarak SİMGE aracılığıyla yurt dışına
ihraç edildiğinin tespit edildiği, bu sebeple SİMGE’ye mal tedarikinin kesildiği
anlaşılmaktadır.
(66) Ecza depoları, ilaçların sağlayıcı teşebbüsler ile eczaneler ve hastaneler arasında ürün
akışını ve ilaçların stoklanması işlevini de sağlayan dağıtım kanallarıdır. Bu açıdan tipik
bir ecza deposunun ilaç firması ile eczane/hastaneler arasında ilaç dağıtımını
sağlaması beklenmekteyken, SİMGE’nin aşağıdaki Tablo’da yer verildiği üzere, yıllar
itibarıyla satışlarının ya klaşık % (…..) ila (…..) ecza depolarına yönelik
gerçekleştirilmiştir. DAIICHI’nin, SİMGE’nin satışlarının yaklaşık (…..) başka ecza
depolarına yaptığı tespiti de bu bakımdan doğrulanmaktadır.
Tablo 6: SİMGE’nin Satışlarının Satış Kanalları Bazında Miktar ve Oran (%) Bakımından Dağılımı
YIL TOPLAM
SATIŞ
ECZANE
YURT İÇİNE
SATIŞ YAPAN
ECZA DEPOLARI
İHRACATÇI ECZA
DEPOLARI
ÖZEL HASTANELER/
MUAYENEHANELER
Miktar Oran Miktar Oran Miktar Oran Miktar Oran
2013 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2014 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2015 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2016 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
2017 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden Edinilen Bilgiler ve Raportörlerce Yapılan Hesaplamalar
18-15/280-139
18/18
(67) SİMGE’nin diğer ecza depoları ile aynı pozis yonda olmadığına ilişkin olarak DAIICHI,
deponun kurumsal olarak kendilerinden almış olduğu ürünleri fiilen ihracata konu etme
politikasının b ulunduğunu, teşebbüsün ihraca ta yönelik faaliyetleri olduğu yönünde
piyasada bazı söylemler olmasına karşın yine de SİMGE ile çalışmış olmalarının
esasen ecza depoları arasında bir ayrım yapma politikalarının olmadığını gösterdiğini
vurgulamaktadır.
(68) Bunun yanında, yukarıda özetlenen olay silsilesinden (…..)’un da yurt dışına satışının
tespit edildiği, şubenin bu uygulamalarına karşın (…..) Grubu’nun genel merkezine
uyarıda bulunulduğu ve söz konusu teşebbüsün satışlarının takip edildiği
anlaşılmaktadır.
(69) (…..)’un uygulamalarına DAIICHI tarafından verilen karşılığın farklılaşmasının sebebine
ilişkin olarak DAIICHI tarafından, (…..) Grubuna atfedilebilecek kurumsal bir
davranıştan ziyade şube ile sınırlı bir işlem olduğu ve bu bakımdan (…..) üzerinde
şubesi o lan ve ürünlerinin % (…..)’e yakın bir kısmını hastalara başarıyla eriştiren bir
teşebbüsün tek bir şubenin davranışı sebebiyle kurumsal olarak mesul tutulmamasına
kanaat getirildiği ifade edilmiştir. Yapılan uyarı sonrasında ilgili şube tarafından benzer
bir satışın gerçekleştirildiği yönünde herhangi bir bilgiye sahip olmadıkları aktarılmıştır.
(70) Neticede, mal tedariki kesilen SİMGE’nin, ilaçların Türkiye içinde dağıtımından ziyade
ihracat ile iştigal ettiği, söz konusu faaliyetleri sonucunda DAIICHI ilaçla rının İran’da
karaborsadan toplatıldığı, bu sebeplerle diğer ecza depolarıyla aynı koşullarda
bulunmadığı anlaşılmaktadır.
(71) Ayrımcılığa konu bir diğer iddia da SİMGE’ye ciro primi verilmemesidir. Ancak SİMGE
ciro primlerinin hangi şartlar altında hak edildi ğine yönelik somut bilgi vermemiş,
teşebbüs satış elemanlarınca rastgele verildiğini belirtmiştir. DAIICHI ise ciro primi
ödenmesi şeklinde bir uygulamalarının olmadığını belirtmiştir.
(72) Ciro primi şeklinde bir ödenek alınmadığı hususu, teşebbüsün çalıştığı 11 ecza
deposundan da teyit edilmiştir. Yalnız üç ecza deposu geçmişte oldukça sınırlı bir
zaman dilimi ve ürün için böyle bir uygulamanın gerçekleştirildiğini; ancak halihazırda
bu yönde bir uygulamanın bulunmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak ciro priml erine
yönelik halihazırda geçerli bir uygulamanın bulunmadığı, geçmişte de sınırlı bir
seviyede sağlanan bu primlerin genel bir uygulama ve bu sebeple de ciro primleri
bakımından SİMGE’ye yönelik farklı bir davran ışın söz konusu olmadığı
değerlendirilmektedir.
(73) Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler ışığında iddia konusu uygulamaların mal
vermenin reddi veya ayrımcılık yoluyla 4054 sayılı Kanun ’un 6. maddesi kapsamında
ihlal olarak değerlendirilecek nitelik taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.
18-15/280-139
18/18
(74) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca şikayetin reddi ile soruşturma açılmamasına, gerekçeli kararın
tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak
üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.