İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO 2023/1881 Esas
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'in diğer davalılar ...Tic. Ltd. Şti. ile ... hakkında İzmir ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini, İİK m.89 gereği kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerinin tebliğinin usulsüz olduğundan bahisle iptali için açılan icra hukuk mahkemesindeki davanın reddine ilişkin kararının istinaf aşamasında olduğunu beyan ederek, İİK m.72 kapsamında davalılara borçlu olmadığının tespitine, İİK m. 72 uyarınca da icra veznesine yatan paranın alacaklı davalı ...'e ödenmemesi yönünde tedbire hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesince, 26.04.2022 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin İİK'nun 72/3.maddesine göre kabulüne karar verilmiştir. Davalının ihtiyati tedbire itirazı üzerine, İlk derece mahkemesince, 29.06.2022 tarihinde itiraz duruşmasında, tedbirin süresinde infaz edilmediği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, aynı duruşmada davacı yanca yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulması üzerine bu defa 29.06.2022 tarihli ara karar ile aynı tedbir kararı yeniden verilmiştir.Söz konusu tedbir kararının istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 15.12.2022 tarih, 2022/1724 esas, 2022/1767 karar sayılı kararıyla; 29.06.2022 tarihli ''tedbirin kaldırılmasına'' yönelik karara karşı yapılan istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, 29.06.2022 tarihli İİK'nun 72/3.maddesi uyarınca ''ihtiyati tedbir kararı verilmesine'' yönelik karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise, itirazen mahal Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle usûlden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı taraf Mahkemeye sunmuş olduğu olduğu 08.10.2023 tarihli dilekçesi ile; Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle, daha önce 29.06.2022 tarihli ara arar ile hükmedilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş, Mahkemece bu dilekçeye, ''görevsizlik kararı verilerek dosyadan el çekildiği, tedbirle ilgili hususların görevli Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği'' derkenar verilmek suretiyle talebin reddedildiği, ancak ayrıca bir karar yazılmadığı görülmüş olup, davalı yanın da aynı talebi yineleyerek HMK'nun 305/A maddesi kapsamında hükmün tamamlanmasına ilişkin bir karar oluşturulması için istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Davalı karşı yan istinaf dilekçesinde; görevsiz mahkemenin tedbir kararı veremeyeceğini, verse bile görevsizlik hükmü ile birlikte tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, bu hususun kanunun emredici hükmü olduğunu, Mahkemece hükmün tamamlanması talebi yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 305/A maddesince 19/09/2023 tarihli görevsizlik kararına ek karar düzenlemek sureti ile HMK'nun 390. madde hükmü gereğice hükümsüz kalan 29/06/2022 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep, aleyhine ihtiyati tedbire hükmedilen davalı yanca Mahkemeye sunulan 08.10.2023 tarihli dilekçeye ''görevsizlik kararı verilerek dosyadan el çekildiği, tedbirle ilgili hususların görevli Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği'' şeklinde derkenar verilmek suretiyle, talebin reddine dair verilen kararın istinaf yoluyla incelenmesi ve bu hususta bir karar oluşturulmasından ibarettir.İlk derece mahkemesince, 26.04.2022 tarihli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir talebinin İİK'nun 72/3.maddesine göre kabulüne karar verilmiş, davalının bu karara itirazı üzerine, İlk derece mahkemesince, 29.06.2022 tarihinde itiraz duruşmasında, tedbirin süresinde infaz edilmediği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, aynı duruşmada davacı yanca yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulması üzerine bu defa 29.06.2022 tarihli ara karar ile aynı tedbir kararı yeniden verilmiş, söz konusu tedbir kararının istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 15.12.2022 tarih, 2022/1724 esas, 2022/1767 karar sayılı kararıyla; 29.06.2022 tarihli ''tedbirin kaldırılmasına'' yönelik karara karşı yapılan istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, 29.06.2022 tarihli İİK'nun 72/3.maddesi uyarınca ''ihtiyati tedbir kararı verilmesine'' yönelik karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise, itirazen mahal Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle usûlden reddine karar verilmiş, bu aşamadan sonra itiraz değerlendirmesine ilişkin bir karara rastlanmamış, daha sonra Mahkemece görevsizlik kararı verilmiştir.Davalı yanca Mahkemeye sunulan 08.10.2023 tarihli dilekçe üzerine derkenar vermek suretiyle oluşturulan ara kararın, aşağıda ayrıntıları belirtileceği üzere, usûlünce oluşturulmuş bir karar olmaması, istinaf başvuru süresinin ise ancak usûlünce oluşturulmuş bir ilamın taraflara tebliğinden itibaren başlayacak olması nedeniyle, istinaf başvurusunun HMK'nun 345.maddesi uyarınca yasal süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde değerlendirmeye geçilmiştir.Davalı yanca Mahkemeye sunulan 08.10.2023 tarihli dilekçede her ne kadar hükmün HMK'nun 305/A maddesi kapsamında tamamlanmasına yönelik açık bir talep bulunmuyor ise de, dilekçenin bütünüyle yorumlanarak hukuki nitelendirmesinin hakime ait olduğu, bu kapsamda söz konusu dilekçe incelendiğinde; Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle, daha önce 29.06.2022 tarihli ara arar ile hükmedilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği defaatle ileri sürülmüş olup, bu haliyle dilekçenin HMK'nun 305/A maddesi kapsamında hükmün tamamlanması talebini içerdiği görülmektedir.Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu yargı kararlarının gerekçelendirilmesine ilişkin genel kurallar içermektedir. Türk Anayasası'nın 141. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmünü amirdir. 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde ise dinlenilme hakkı kapsamında, “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi” düzenlenmektedir. Diğer yandan aynı kanunun 297. maddesinin 1. fıkrasının c bendine göre; “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda gösterilmelidir”. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olup, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Mahkeme kararları ve kararların gerekçesi, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukukî gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Zira mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir.İstinaf kanun yoluna konu edilen ve davalı yanın Mahkemeye sunduğu 08.10.2023 tarihli dilekçe üzerine derkenar verilmek suretiyle oluşturulan kararın, yukarıda yapılan açıklamalar nedeniyle, usûlünce oluşturulmuş bir karar olmadığı, bu haliyle karara yönelik istinaf denetiminin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemenin görevsizlik yönünden davanın usulden reddi kararıyla birlikte, daha önce ara kararla verdiği ihtiyati tedbir kararını da kendiliğinden kaldırması gerekip gerekmediği hususunun gerek HMK'nun 390.maddesi ve gerekse Yüksek Mahkeme içtihatları ışığında yorumlanarak bir karar oluşturulduktan sonra dosyanın Dairemize gönderilmesi bir zorunluluk iken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 Sayılı HMK'nın 341/1.,-352/1., 353/1-a. 4 ve 6. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ait olduğu ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı ... vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2023 tarih, 2022/260 E. 2023/575 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 341/1.,-352/1., 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024