İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin kumaş alım-satım işi ticareti yaptığını, sattığı kumaşların tek ve tedarikçi firmasının davalı ... San. Tic. A.Ş. olduğunu, davacı şirketin toptan satın aldığı bu kumaşları İstanbul'daki ticari piyasaya sattığını, davalı şirketin 2019 yılı başlarından itibaren taahhüt ettiği ve yıllardır tedarik ettiği kumaşı istenilen miktarda vermediğini, ödemelerin tamamını peşin istediğini, yıllarca yerleşmiş ticari teamül ve ilişkilere riayet etmemeye başladığını, davacı şirketin istediği kumaş miktarını vermek için davacıdan gayrimenkul teminatı istemeye başladığını, davacının ise kendi ticari piyasasının taleplerini karşılayabilmek için ve ayrıca davalı şirket ile uzun yıllara dayanan ticari güvene dayanarak davalı tarafından talep ettiği; a) İstanbul ili, Güngören ilçesi ... Mah. ... mevkiinde kain, ... Pafta, ... Ada, ... parsel ve 757,19 m2 yüz ölçümlü, 28/96 arsa paylı, 1. Zemin kattaki 2 nolu bağımsız bölümü, Emlak Beyan değeri olan 3.135.000 TL bedel ile, b) Aynı Ada, Pafta ve Parsel üzerindeki 10/96 arsa paylı çatı katındaki 2. Kattaki 3 nolu no.lu bağımsız bölümü Emlak beyan değeri olan 1.330.000 TL bedeli ile, c) Gene aynı ada, Pafta ve Parsel üzerindeki ... arsa paylı çatı katındaki 4 nolu bağımsız bölümü emlak beyan değeri olan 1.330.000 TL bedel üzerinden 04.04.2019 tarihinde davalı şirket üzerine yaptığı ve yapacağı ticari alış verişin teminatı olarak ve bir bedel almadan bedelsiz olarak bu üç taşınmazı davalı şirketin üzerine devir ettiğini, davalı şirketin bu taşınmazları hiçbir bedel ödemeden ve yapılacak ticari alım satıma teminat olarak devir aldıktan sonra kötü niyetli olarak önceleri ticari ilişkide kısıntıya gittiğini ve sonrasında ise kumaş tedarik işini tamamen kestiğini bu durum karşısında davacı şirketin doğal olaraK bedel almadan ve teminat olarak davalı şirkete devir verdiği bu taşınmazların tarafına iadesini talep ettiğini, bu talebinin de karşılık bulmadığını, davalı şirketin kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşme sonucunu doğuran bu eylemi karşısında zorunlu olarak ve dava şartı olan arabulucuk kurumuna 06.01.2020 tarihinde başvurduğunu, dava şartı olan arabuluculuk makamında uzlaşma sağlanamadığı için zorunlu olarak dava yoluna gittiğini ileri sürerek; 2. maddenin a, b, c bentlerinde tapu kayıtları sunulan üç taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile davacı şirket adına tapuya tesciline, tapu iptal ve tescil mümkün olmadığı taktirde her üç taşınmazı keşif sonucu belirlenecek değerlerinin ticari faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazların teminat olarak değil tapuda gösterilen bedel üzerinden müvekkiline satıldığını, üstelik müvekkilinin bu taşınmazlar üzerinde mevcut ve davacı şirketin borcu için ... A.Ş. tarafından tesis edilen ipoteği de kabul etmiş olduğunu, banka borçlarını da ödediğini, bu hususun ... Merter şubesine sorulması ile de sabit olduğunu, davacının bu hususun müvekkili şirket aleyhine gönderdiği ihtara cevaben keşide edilen Adana ... Noterliğin 21.11.2019tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı ile de açık olduğunu, keza ipotek alacaklısı ... A.Ş. Merter Şubesi tarafından müvekkili şirket aleyhine gönderilen 14.01.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı ve bu ihtara cevaben keşide edilen 17.01.2020 tarih ... yevmiye sayılı ihtarı ile de davacının dava konusu taşınmazların teminat olarak devredildiğine dair iddiasının bir dayanak olmadığını, davacı şirketin halen müvekkili şirketten aldığı malların bedelini bile ödemediğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki olduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin fedakârlığı ile devam etmiş olan bu ticari ilişki kapsamında davacının halen müvekkili şirkete olan ve oldukça yüksek tutarı bulan borçlarını da ödemediğini, davacının davaya konu ettiği taşınmazları 12.06.2019 tarihli kira sözleşmesi ile kullandığını, kira bedelini ödemediğinden aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından takip de açıldığını, dosyanın celbi ve tetkikinde durumun açık olduğunu, bu nedenle de davacının soyut iddialarının dinlenmesinin mümkün olmadığını savunarak davacı tarafından usul ve kanuna aykırı olarak ikame edilen haksız davanın reddine, ücret ve masraflarının da davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZİN 28/02/2023 TARİHLİ, 2022/616 ESAS ve 2023/424 KARAR SAYILI İLAMINDA ÖZETLE; Dairemizce; "...istinaf konusu eldeki davada, dava değerinin dava dilekçesinde 10.000,00 TL olarak gösterildiği ve bu miktar üzerinden harcın yatırıldığı, mahkemece keşif yapılmadığı ve keşfen dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın değerinin ne kadar olduğunun belirlenmediği, bu durumda taşınmazın toplam değeri üzerinden harç alınması gerektiği halde yargılama sırasında harç ikmal ettirilmediği ve dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden davanın sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda değinilen eksikliklerden yargı harcının tamamlatılmamış olması kamu düzenine ilişkin olup, davanın görülme şartıdır. Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile, HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" dair karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında dosya yeni esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkemece; "...davacı taraf, dava konusu taşınmazların teminat olarak davalı tarafa devredildiği iddiası ile tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde ödenen bedelin iadesini talep etmektedir. Davalı taraf ise, taşınmazların teminat olarak verilmediği, tapuda gösterilen bedel mukabilinde kendilerine devredildiği, işlemin satışa dayalı olduğu savunmasında bulunmaktadır. Taşınmazlara ait tapu kayıtlarının incelenmesinde satışa dayalı olarak davacı şirket tarafından davalı şirkete devredildiği görülmüştür. Taşınmaz devri tapuda yapılan resmi senede dayanmakta olup aksi ancak aynı mahiyette yazılı delil ile ispatlanabilecektir. İspat yükü davacı taraf üzerindedir. Ne var ki taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme ve dosya kapsamından taşınmazın teminat olarak verildiğine dair herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Yine ispat külfeti kendisinde olan tarafça iddiasını ispatlayacak delil ibraz edilememiştir. Öte yandan taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile taşınmazların devredildiği tarih itibari ile davacı tarafın, davalı tarafa aralarında yer alan ticari ilişkiye dayalı borçlu olduğu ve taşınmazların tapuda gösterilen satış bedelinin davacı tarafın cari hesap borcundan düşüldüğü hususu da sabittir. Davacı tarafın delilleri arasında yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine" dair karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin delilleri tam olarak toplamadan, dava konusu olan taşınmazı bile görmeden karar verdiğini, taşınmazın başında keşif yapılması, taşınmazın gerçekten satış yoluyla mı devredildigi yoksa teminat olarak mı verildiği hususunun sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi, devir tarihindeki değerinin belirlenerek tapuda gösterilen satış değeri ile gerçek satış degerinin arasında bariz bir fark olup olmadıgı hususlarının değerlendirilmesi, yine tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi gerekirken mahkemenin bunlara uymadığını, dosyaya sundukları mevcut deliller incelenmeden, dosyada çelişkiler giderilmeden ve maddi vakıalar değerlendirilmeden karar verildiğini, dosyaya sundukları tediye ve tahsilat fişlerinden davalı taraftan alınan kumaşların bedellerinin ödendiğini, ticari defterlerden yer alan ödemelerin yanında nakit olarak elden teslim edilen ticari defterlerde kayıtlı olmayan 5.316.550,00 tl, 4.163.823,00 usd (amerikan doları), 31.000,00 euro oldugunu, bu ödemelerin davalı tarafın ortağı ve sigortalı isçilerin imzalarının yer aldığı belgelerden sabit olduğunun açıkça ortaya konulduğunu, ancak mahkemenin bu ödemeleri dikkate almadığını, davaya konu taşınmaz ile aynı tarihlerde müvekkili şirketin ve ortakları tarafından devredilen dava dışı taşınmazların, devir tarihindeki değerlerine ilişki uzman görüşünün dosyaya sunulduğunu, ancak mahkemenin buna ilişkin bir değerlendirme bile yapmadığını, taşınmazın satış bedelinin davalı tarafından ödendiğine dair davalı tarafından bir delil sunulmadığını,
müvekkili şirketin davalı tarafa bir borcu bulunmadığını, tasınmazların borç karşılığı satıldığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, davalı tarafın hata ve hile ile sakatladığını, irade sonucu aynı dönemlerde dava konusu taşınmazlar dışında birçok taşınmazın devrini sağladığını, davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, davalı şirketin, 2015 2016 yıllarına ait ticari defterlerinin mevcut olmadığını, davalı şirketin defterlerinin usulune uygun olmadığını, dosyaya ibraz ettikleri ve bilirkişi raporunda tüm ayrıntıları ile belirtilen elden ödemelerın hiçbirini şirketin ticari defterlerine işlenmediğini, davalı şirkete, kumaş göndermesi için 25 adet senet verildiğini ancak bu kumaşların müvekkili şirkete bugüne kadar teslim edilmediğini, davalı şirketin iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiğini BELİRTEREK İDM kararının bozularak esastan kaldırılmasınA, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava; inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil olmaması halinde bedelin tahsili istemine ilişkindir. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnanç sözleşmelerinin tarafları arasında, onların gerçek iradelerini ve akitten amaçladıklarını yansıtması bakımından geçerli olduğu; taraflarına Borçlar Kanunu çerçevesinde nisbi haklarını talep etme olanağını verdiği tartışmasızdır. Taşınmaz mallar ya da şekle bağlı akitlerde inanç sözleşmelerinin ne gibi hukuki sonuç doğuracağı, sözleşmede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde, taşınmaz mülkiyetinin naklinin sebebini oluşturup oluşturmayacağına ilişkin hususlar uygulamada bu tip 5.2.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. Anılan kararın sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, yazılı delil ile ispatının mümkün olduğuna hükmolunmuştur.İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların imzasını içermesi ve en geç sözleşme konusu işlem tarihinde düzenlenmiş olması gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme Kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz. İnançlı muamelelerde taraflar yakın akraba olsalar dahi tescile karar verilebilmesi için aralarında yazılı bir delil veya davalının elinden çıkmış aleyhlerine delil olabilecek yazılı bir belgenin bulunması gerekir. Bu tür davalar tanıkla ispat edilemez. (Yargıtay HGK 16.10.1996 T, 1996/14-435 E, 1996/692 K.) Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukusuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HMK'nın 202.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.İnançlı işlem iddiasının 5.2.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca mutlak surette yazılı delil ile ispatı zorunludur. Tarafların kardeş olmaları nedeniyle HMK’nın 203. maddesinde yer alan istisnaya dayalı olarak tanıkla ispatı mümkün değildir. Bu tip bir uyuşmazlıkta konuyu düzenleyen ve bağlayıcı olan yukarıda sözü edilen İBK'na göre ancak yazılı delil başlangıcı olması halinde tanık deliline başvurulabilir. Somut olayda; İstanbul İli Güngören İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazda kain ... nolu bağımsız bölümün kat mülkiyetine tabii olduğu, dubleks işyeri vasfında olduğu, 3 nolu ve 4 nolu bağımsız bölümlerin işyeri vasfında olduğu, 04/04/2019 tarihinde satış işlemi ile ... Ticaret A.Ş adına tescil edildiği, satış bedelinin toplam 5.795.000,00 TL olduğu, üzerlerinde 27/05/2015 tarihli ... A.Ş'ye ait 15.500.000,00 TL bedelli banka ipoteği olduğu, Dairemizin kaldırma kararı sonrası dosyaya sunulan 01/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda 2 nolu bağımsız bölümün dava tarihindeki değerinin 10.295.000,00 TL 3 nolu bağımsız bölümün 4.260.000,00 TL 4 nolu bağımsız bölümün ise 3.480.000,00 TL olduğunun belirtildiği, ve bu miktar üzerenden eksik harcın ikmal edildiği, Taraflar arasında imzalanan 12/06/2019 tarihli protokol incelendiğinde; 1. Maddede banka borcunu üstlendikten sonra tahmini kalan 1.150.000,00 USD 'lik ...'e olan borcuna karşılık 1 yıl sonra (01/06/2020)ödemeye başlamak kaydıyla aylık 50.000 USD lik 23 sıralı senet ile ödeneceği 6. Maddede Merter bina için,2. Kat eylül 2029 dan itibaren 3. Ve 4. Kat protokolün imzalanmasıyla ...'e teslim edilecektir. 1. Kat için yıl sonuna kadar (31/12/2019) bedelsiz,01/01/2020 tarihi itibarıyla aylık (20.000 TL +KDV) olarak ... Tekstil'e kiraya verileceğinin belirtildiği, ve taraflar arasında yine 12/06/2019 tarihli kira sözleşmesinin yapıldığı, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/716 Esas sayılı dosyası incelendiğinde davalı tarafından davacıya karşı 12/06/2019 tarihli protokolün 1. Maddesinde belirtilen senetlerden dolayı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti amasıyla açılan davanın derdest olup duruşmasının 02/10/2025 tarihine bırakıldığı ve davacı tarafça iş bu davanın bekletici mesele yapılmasının talep edildiği, Bakırköy ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile davalı tarafından davacıya karşı kira ilişkisinden kaynaklı tahliye istemli takip başlatıldığı Bakırköy 4. İcra Mahkemesi'nin 2024/523 Esas-2014/983 Karar sayılı dosyası incelendiğinde davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 60.000,00 TL asıl alacak üzerinden kaldırılmasına, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin feragat nedeniyle reddine, asıl alacak üzerinden % 20 icra tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kira akdinin feshi ile davalının "... Mahallesi ... Caddesi ... Sokak No:... Güngören/İstanbul" adresindeki mecurdan temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verildiği ve kararının İstanbul BAM 59. Hukuk Dairesi 2025/832 Esas-2025/1621 Karar sayılı kararıyla "Davalı borçlunun kira sözleşmesine ve imzaya açıkça karşı çıkmaması karşısında İİK'nun 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nun 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Davalı borçlu itiraz dilekçesinde belirttiği itiraz sebepleri ile bağlı olup, yargılama aşamasında bu sebepleri değiştiremez ve genişletemez. Davalı kiracı tarafından borcun ödendiği ispat edilemediğinden mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 60.000,00 TL asıl alacak üzerinden kaldırılmasına, takibin bu miktar üzerinden devamına ve temerrüt nedeniyle tahliyeye ilişkin kararın yerinde olduğu anlaşılmakla usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen karara karşı istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kesin alarak reddine karar verildiği, Davalı tarafından ... ve ...'a ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin borçlarını ödediğine dair banka dekont örneklerini ve bankalarla yapılan uzlaşma belgelerini dosya içerisine sunulduğu, Davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması amacıyla Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yazılan talimat sonucu dosyaya sunulan 17/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda, -Davacı tarafından taşınmazların satışına ilişkin düzenlenen 04/04/2019 tarih ve ... nolu satış faturasının açıklama kısmında,vergi istisna muafiyet sebebi ve tapu devir tarihinin yazılmış olduğu ancak teminat verildiğine veya iade edileceğine dair herhangi bir açıklama veya bilgiye rastlanmadığı, -Davalı firmanın ticari defter kayıtlarında nazım hesaplar ve ayrıca diğer hesaplar incelendiğinde taşınmazların teminat olarak alındığına dair herhangi bir kayda rastlanmadığını taşınmazların satış faturası ile alım yapıldığını ve şirket aktifine girdiğini ve taşınmazların eminat verildiğine veya iade edileceğine dair herhangi bir açıklama veya bilgiye rastlanmadığı, -Davacı tarafından taşınmazların tapudaki satış bedelleri üzerinden satış faturası düzenlendiği ve davalı firmanın bu faturayı ticari defterlerine usulüne uygun olarak taşınmaz satın alma şeklinde şirket aktifine binalar hesabına kayıt edildiği, -Davalı şirketin ticari defterlerinde davacı ... firmasının tapuların devir tarihi itibarıyla 04/04/2019 tarihinde 21.745.931,21 TL borcunun bulunduğu ve taşınmazların satış faturası olan 5.795.000,00 TL 'nin borcundan düşüldüğünün tespit edildiğinin belirtildiği, Dosyaya sunulan 05/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda; -davacının ticari defterlerine göre dava tarihi itibarıyla davacının davalıya 16.031.039,17 TL borçlu olduğu -davacı şirket tarafından davalı şirkete 04/04/2019 tarih ve ... nolu "... işyeri mülkiyeti 4 bağımsız bölüm" açıklamalı ve 5.795.999,00 TL(KDV'siz) bedelli fatura düzenlendi ve faturanın her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu ve davacı şirketin cari hesap borcundan düşüldüğünün belirtildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının dava konusu taşınmazları üzerindeki ipoteklerle birlikte davalıya satarak devrettiği, davalı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerinden ipotek ödemelerinin davalı tarafından yapıldığı, taraflar arasında imzalanan ve inkar edilmeyen 12/06/2019 tarihli protokolde Merter bina için, 2. Kat Eylül 2029 dan itibaren 3. ve 4. Kat protokolün imzalanmasıyla ...'e teslim edilecektir. 1. Kat için yıl sonuna kadar (31/12/2019) bedelsiz, 01/01/2020 tarihi itibarıyla aylık (20.000 TL +KDV) olarak ... Tekstil'e kiraya verileceğinin belirtildiği ve taraflar arasında yine 12/06/2019 tarihli kira sözleşmesinin yapıldığı, davalı tarafından iş bu kira sözleşesine istinaden başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine davalı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilip verilen kararın istinaf dairesi tarafından onandığı, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu dosyaya sulan her iki bilirkişi raporunda da davacı şirket tarafından davalı şirkete 04/04/2019 tarih ve ... nolu "Merter işyeri mülkiyeti 4 bağımsız bölüm" açıklamalı ve 5.795.999,00 TL(KDV'siz) bedelli fatura düzenlendiği ve faturanın her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu ve davacı şirketin cari hesap borcundan düşüldüğünün belirtildiği, yani davacının bizzat kendisi tarafından davaya konu taşınmazlar için satış faturası düzenlendiği, davacı her ne kadar bu satışın teminat olarak yapıldığını beyan etmekte ise de bu konuda yukarıda belirtildiği şekilde yazılı bir belge veya yazılı delil başlangıcı oluşturabilecek bir belgenin bulunmadığı bu nedenle davacı tanıklarının dinlenmesinin dosyaya bir yenilik katmayacağı, ve yine her ne kadar İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/716 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de davalı tarafından davacıya karşı 12/06/2019 tarihli protokolün 1. Maddesinde belirtilen senetlerden dolayı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti amasıyla açılan davanın taşınmazların devriyle ilgili olmadığı bu sebeple bekletici mesele yapılmasının gerekmediği,davacının delilleri arasında yemin delilinin de bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili istinaftan sonra 13/12/2024 tarihli beyan dilekçesinde dolandırıcılıktan dolayı davalı şirket yetkilileri hakkındaki 2024/136823 soruşturma nolu dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de HMK'nın 357. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenilemeyeceği bu doğrultuda verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı kanaatine varılmıştır.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/237 Esas sayılı dosyasında verilen 18/10/2023 tarih ve 2023/1032 Karar sayılı gerekçeli kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusu reddedildiğinden; alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL istinaf harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın HMK'nın 301. maddesi gereği taraflara re'sen tebliğe çıkarılmasına,6-Kararın kesinleşmesi ile dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/06/2025