Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR NO: 2025/779
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI: ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI:
1- ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALILAR:
2- ....
3-....

Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözlü olarak akdedilen .... ilişkin olarak müvekkiline taşere ettikleri işlerden, davacı müvekkili üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olmasına karşın davalı yanın sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle Türk Borçlar Kanunun 125. Maddesi uyarınca müvekkilin hak etmiş olduğu bedellerden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'nin, mahkemece taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme olmaması nedeni ile bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde bu kez vekaletsiz iş görme hükümlerine göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine başlatılmış olan arabuluculuk süreci ve ardından dava süreci ......'nın taraf ehliyetinin bulunmaması sebebiyle hukuka aykırı ve yok hükmünde olduğu, hukuka aykırı olarak başlatılan olan arabuluculuk sürecinin geçersiz olması ve huzurdaki davanın da zorunlu arabuluculuğa tabi olması nedeniyle huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, yapılan işlere ilişkin müvekkili firma tarafından ödemelerin patron olması sebebiyle davacı tarafa tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, ince iş birim fiyatlara ilişkin davacı tarafça sunulan belgedeki imza ile davacı tarafın vekaletnamesindeki imza kıyaslandığında imzaların farklı olduğunun görüleceğini, bu farklılığın tam olarak tespit edilebilmesi için bilirkişi tarafından imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kendisinin imzalamamış olduğu bir belgeyi dava konusu etmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetle hareket ederek haksız kazanç sağlamaya çalıştığının ortada olduğunu, davacı tarafın çalışanları olan işçilere ödemesi gereken miktarların taraflarınca işçilere ödendiğini, işçilerin aynı zamanda yapım işi için şirketlerinin sigortalı çalışanı olduğunu, davacı tarafın söz konusu işlere ait hiç bir kısımda bulunmadığını ve herhangi bir işlem yapmadığını, davacı tarafın herhangi bir yazılı belge, somut delil sunmadığını, tanıkla desteklenmeyen, tamamen soyut ve mesnetsiz iddialarla haksız bir talepte bulunmakta olduğunu, tüm açıklamaları neticesinde davacı tarafın talebinin açıkça dayanaktan yoksun olup, sadece davalı tarafı zora sokmak ve haksız bir kazanç elde etmek amacı taşıdığını belirterek bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür.

Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile “Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği” öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir.
Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava;
1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri,
2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın,
a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları,
b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde,
c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun;
-Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde,
-Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde,
-Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde,
-Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde,
-Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde,
-Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde,
-Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde,
d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta,
e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının TİCARİ DAVA ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir.
Ticaret yasanın 5. maddesi ile “aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir.
Somut olaya gelince; Davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.
Davalı şirketler ile davacı gerçek kişiler arasındaki sözleşme TTK'da düzenlenmeyip, Borçlar Yasasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine dayanan uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.
Davacı gerçek kişinin UYAP entegrasyon raporlarından ... kayıtlarında yapılan incelemede potansiyel mükellef olarak göründüğü, tacir olmadığı, tacir olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, bu hali ile uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davalı tacir olmadığı için TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine,
.... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine,

Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine,
Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,

Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine,
Dair, Davalı Vekili Av. ....'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/11/2025