İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Müvekkil şirket ile davalı taraf arasında 02.06.2022 tarihinde imza altına alına...YİBF numaralı Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi kapsamında müvekkil şirket tarafından tüm sorumlulukları ve yükümlülükleri yerine getirilmek suretiyle 03.01.2024 tarihli... ve 03.01.2024 tarihli... numaralı faturalar tanzim edilmiş olduğu davalı tarafa / resmi olarak yetkilendirdiği kişilere yazılı olarak ödeme ihtarından aynı tarihte bulunmuştur. Müvekkil şirket ile davalı taraf arasında 02.06.2022 tarihinde imza altına alınan 1871429 - ...umaralı Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi kapsamında düzenlenen 03.01.2024 tarihli ... ve 03.01.2024 tarihli ... numaralı faturaların bedeli ödenmemiş olması nedeniyle İzmir...İcra Müdürlüğü... sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi yapılmıştır. Ancak davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak İzmir ...icra Müdürlüğü... sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibine itiraz edilmiştir. Davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak İzmir...İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında ki icra takibine itiraz edilmiş olması nedeniyle İzmir Arabuluculuk Bürosu aracılığı ile arabuluculuk süreci yöneltilmiş olup davalı taraf ile arabuluculuk aşamasında anlaşma imkan ve olanağı mevcut olmaması nedeniyle davalı tarafın İzmir...İcra Müdürlüğü... sayılı takip dosyasında ki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile alacağımızın likit ve net olması nedeniyle % 20 az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemekle yükümlü tutulmasını sağlamak amacıyla sayın mahkemenize başvurma zaruretimiz hasıl olmuştur.
Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ;
İzmir ...İcra Müdürlüğü ...sayılı takip dosyasına davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, İzmir ...İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasına davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edilmiş olması nedeniyle % 20 az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemekle yükümlü tutulmasına, Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederim." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Davalı tarafın cevap dilekçesinde Dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı müvekkil arasında 02/06/2022 tarihinde imza altına alınan... YİBF numaralı yapı denetim hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen 03/01/2024 tarihli ... ve 03/01/2024 tarihli ... numaralı faturaların bedeli ödenmemiş olması nedeniyle icra takibi başlatıldığı belirtilmiştir. Müvekkil davacı taraf ile hiçbir şekilde yapı denetim hizmet sözleşmesi akdetmemiş olup dosya kapsamında yer alan sözleşmedeki imza müvekkile ait değildir. Müvekkilin Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesinden ve buna ilişkin faturadan haberi dahi bulunmaz iken davacı tarafın başlattığı takip sonucunda ilgili sözleşme ve faturadan haberdar olmuştur. Müvekkilin resmi kurum ve kuruluşlardaki herhangi bir imzasıyla sözleşmedeki imza karşılaştırıldığı takdirde imzanın müvekkile ait olmadığı hususu açıkça ortaya çıkacaktır. Türk Ticaret Kanunu md. 21/1 hükmü gereğince; Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Türk Ticaret Kanunu’ndaki faturanın içeriği ve ispat kuvvetiyle ilgili tek düzenleme olan m.21/f.1 uyarınca; fatura düzenlenmesinin hukuken sonuç doğurabilmesi için öncelikle taraflar arasında faturaya esas olacak satım, hizmet, istisna gibi bir akdi ilişki olması gerekmektedir. Fatura taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili bir belgedir. Bu nedenle faturayı tanzim nedenle adına tanzim olunan arasında muteber bir borç ilişkisi olmalı ve fatura da bu ilişkinin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmiş olması gereklidir. Yüksek Mahkeme’nin yerleşik içtihatları da faturanın sonuç doğurabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerektiği yönündedir.
Faturayı tanzim edenle adına tanzim olunan arasında temel bir borç ilişkisinin bulunmaması durumunda fatura hukuki bir sonuç doğurmayacaktır. Nitekim bu durumda düzenlenen belge fatura niteliğinde olmayıp, icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve bu belgeye de itiraz edilmemiş olması TTK m.21/f.2’deki sonucu doğurmaz. Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunması halinde temel borç ilişkisinin ispatı bu sözleşmeyle mümkün olacaktır.
Davacı taraf ile müvekkil arasında herhangi bir akdedilmiş sözleşme olmadığından fatura alacağını ispatlayamayacağı aşikardır. Yukarıda izah edilen hususlar doğrultusunda taraflar arasındaki tüm ilişki incelendiğinde; müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu ve aralarında ticari ilişki bulunmadığından ve davacı ile müvekkil arasında akdedilen herhangi bir sözleşme mevcut olmadığından müvekkilimizden herhangi bir hak ve alacağı bulunmayan davacının iş bu davasının reddi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak olan hususlar çerçevesinde müvekkil hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının ESASTAN REDDİNE, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. " şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Eldeki dava; Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesine ilişkin alacak iddiasıyla açılan takibe vaki itirazın iptali için açılmış olup Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nisbi ticari dava niteliği taşıması için ise yukarıda belirtilen şartların her ikisinin birden gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda; Davacının tacir olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Davalının ise tacir olup olmadığı ve uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olup olmadığının tespiti için Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılmış olup; Ticaret sicil müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıda davalının İzmir Ticaret Sicili'nde aktif kaydının bulunmadığı, 13.12.2005 - 05.12.2008 tarihleri arasında bir şirkette ortaklığının bulunduğu, şirketin 24.11.2014 tarihinde terkin olunduğu, kaldı ki aktif şirket ortaklığının dahi şahsa tacir niteliği kazandırmadığı malumumuzdur. Davalının esnaf odasında kaydı yoktur. Vergi Dairesinden gelen cevapta ise Muhasebe ve Defter Tutma faaliyeti işinden dolayı mükellef olduğu bildirilmiştir. Davalının Serbest Muhasebeci olduğu, davaya konu inşaat işinin davalının iştigal alanında bulunmadığı, bu nedenle takip borcuna dayanak Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesine konu inşaat işinin davalının ticari işi olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Davacının ise tacir olması davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için yeterli koşulu sağlamamaktadır. TTK'nun 5. maddesine göre; davanın mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın tacir ve açılan davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunması halinde açılan davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi içinde olacağı, açılan davanın ise ticari davalardan olmadığı anlaşılmış, dolayısıyla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.
1-.Davacının davalıya karşı açmış olduğu dava da HMK.114/1-c,115/2 madddesi gereği GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
2- HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3- Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4- Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemede nazara alınmasına,
Dair; tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda açıkça okundu, usulen anlatıldı. 27/11/2025