BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'in, müvekkilinin 2015 yılından beri tedarikçi olarak çeşitli parçaların hammadde üretimlerini yapan firmalardan biri olduğunu, ekli listede görüldüğü üzere ...'ten çok sayıda ve değişik ürünler çeşitli zamanlarda satın alındığını, ERP programının yenilendiği 2019 yılından itibaren program üzerinden alınan ekli listede davalı ... ile müvekkili firma arasındaki üretim planlaması ve satın almalar görüleceğini, 25.03.2024 tarihli kaynaklı pim üretiminde kullanılmak üzere farklı çaplarda ve farklı miktarlarda çelik taşlanmış mil siparişi verildiğini, aradaki ticari ilişkinin yıllar içerisinde teamülen almış olduğu yapı gereği öncelikle müvekkil firma tarafından siparişler verildiğini, davalı tedarikçi ... tarafından müvekkilince verilen siparişin teknik özelliklerine uygun şekilde üretim yapıldığını, ticari ilişkinin başlangıcında yapılan görüşmeler neticesinde üretimi talep edilen taşlanmış çelik milin kabul edilebilir toleransları içerisinde olması gerektiği belirlenerek yıllar içerisinde bu şekilde alımlar yapıldığını, 25.03.2024 tarihinde 50 mm çapında 4140 taşlanmış mil 234 metre, 60 mm çapında 4140 taşlanmış mil 282 metre, 80 mm çapında 4140 taşlanmış mil 150 metre sipariş verildiğini, gelen siparişe ilişkin fotoğrafları dilekçe ekinde sunduklarını, gelen miller üzerinde çıplak gözle genel görsel hasar kontrolünün yapılmış, ezik, darbeli ve hasarlı olanlar ...'e iade edilmiş olduğunu, iade işlemi teyitleşilerek yapılmakla beraber iade ürünler tedarikçi firma tarafından gönderilen nakliye vasıtasıyla yapıldığını, çıplak gözle görsel kontrolleri yapılan millerden her biri 6 ila 7 metre uzunluğunda olup farklı üç nokta üzerinde çap ölçümleri (h9-0,07) toleransına uygun olup olmadığına dair kontrol mikrometre ile yapılmış ancak giriş kontrolünde genel olarak bir sorun tespit edilmemiş, sonradan müşteri tarafından iade edildiğinde ölçüm aralıklarında hatalı kısımlar olduğunun müşteri tarafından tespit edilmiş olduğunu, iadesi yapılmayan kısımların müşterice kaynaklı pim üretiminde kullanıldığını, kaynaklı pim üretiminde tedarikçi tarafından gönderilen milin ucuna tamamlayıcı parça kaynak yapılarak ve varsa boya vs. gibi işlemler yapılarak üretimi gerçekleştirildiğini, üretimi yapılan bu parçalar müvekkilin müşterilerinden Finlandiya'da kurulu .... adlı firmaya ekli resimde yer alan parçaya monte edilmek üzere ihraç edildiğini, müşteri kendi montajı sırasında kabul edilebilir toleransların dışında olduğundan makine üzerinde monte edileceği yere sığmamış ve montajının yapılamamış olduğunu, müşteri ...bu durumu 12.11.2024 tarihli dilekçemize ekli mail ile bildirerek ürünün monte edilememesi sonucu yapılan ölçümlere dair video gönderdiğini, bunun üzerine çeşitli çaplarda toplam 375 adet ürün müşteriden bütün giderleri müvekkiline ait olmak üzere iade alındığını, ihracat ve iade edilen ürünlerin ithalatına dair masraf makbuz ve faturaları dilekçeye ekli olup 151.791,58.-TL. bedelli 29.11.2024 tarih ve ... fatura nolu İthalat Beyannamesi Raporu, 24.621,02.-TL. 27.12.2024 tarih ve .... Beyan Nolu Gümrük Müşavirliği hesap dökümü bedeli olmak üzere toplam 175.412,60.-TL. ithalat ve ihracat masrafı ödediğini, ayrıca iadesi yapılan tedariği sağlanamadığından 29.11.2024 tarihli 12.357.-Euro ihracat bedeli müşterinin carisine alacak olarak işlenerek müşteriye ekli evrak ile bildirimi yapıldığını, dilekçeye ekli mail metinlerinde de görüleceği üzere 08.05.2024 tarihinden başlamak üzere aralıklarla iadeler gerçekleşmiş ve ürünlerin tamamı müvekkilince ...'e iade edildiğini, iade usulü gereği ... tarafından iade edilecek ürünlerin müvekkili fabrikadan teslim alınması ve standartlara uygun olacak şekilde işlemden geçirilmesi gerektiğini, ... yetkilileri ile yapılan şifahi görüşmelerde bu husus kabul edilmiş ancak iadeler alınmamış ve yapılması gereken iyileştirmeler yapılmadığını, müvekkilinin fabrikasında ürünlerin tamir edilmeye çalışılmış ancak tolerans aralığını aşmayacak şekilde iyileştirme yapılamadığından davalı ... ile görüşme sağlanmaya çalışılmış ancak hiçbir şekilde dönüş yapılmadığından ve müvekkilinin zararı giderilmediğinden arabuluculuk başvurusu yapılmış ve anlaşma sağlanamamış olduğunu, hatta bütün bu süreçte şirketler arasında ticari ilişki arabuluculuk sürecinde de devam ettiğini, müvekkilinin hatalı üretim nedeniyle uğramış olduğu bütün zararların karşılanmasını talep ettiklerini beyan ederek, müvekkilinin ticari tedarik temelli satın almadan kaynaklı zararından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak şimdilik 175.412,60.-TL. İthalat ve ihracat masrafı ile 10.000.-TL. ürün bedelinin tazmini ile zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalı tarafından müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tedarik amaçlı ticari satın almadan kaynaklı zararının bir kısmı ve bir kısım ürün bedeli davaya konu edildiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava dilekçesinde davaya konu edilen alacak kalemleri ve bu kalemlerin kaynağı belirtildiğini, bu sebeple davacının belirsiz alacak davası veya kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmamakta olup, davanın öncelikle bu nedenle usulden reddinin gerektiğini, davacının talep ettiği alacakların - kabul anlamına gelmemekle - zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın, zaman aşımı yönünden de reddine karar verilmesinin gerektiğini, bilindiği üzere dava şartı arabuluculuk hükümlerine tabi davalarda, HUAK madde 18/2 hükmü gereği davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olup, işbu dava dilekçesi ekinde deliller bildirilmediği gibi arabuluculuk tutanağına da yer verilmemiş olduğunu, yine aşağıda açıklanacağı üzere arabuluculuğa konu edilen uyuşmazlık ile dava konusu uyuşmazlık farklı olup bu dava şartı yerine getirilmediğini, davanın bu bağlamda usulden reddine karar vermek gerektiğini, müvekkili şirketin adresinin .... Mah. ..... Cad. No: 10/1 Çayırova Gebze-KOCAELİ olup dava yetkili mahkemede ikame edilmediğini, mahkemenin yetkisi olup yetkili mahkemenin Kocaeli-Gebze olduğunu, davacı tarafın üzerine düşen iddialarını somutlaştırma yükümlülüğünü, ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili şirketin meydana geldiği iddia edilen zarardan sorumluluğunun bulunmadığını, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmeleri ile dava konusu uyuşmazlığın örtüşmediğini, faiz talebinin kabul edilemeyeceğini beyan ederek, haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, taraflar arasındaki satım nedeni ile alacak isteminden ibarettir.
taraflar arasındaki ticari satım nedeni ile çelik taşlanmış millerin ayıplı olup olmadığı, bu nedenle davacının davalıdan 175.412,60 TL alacaklı olup olmadığı, davacının zararının oluşup oluşmadığı, mahkememizin yetkili olup olmadığı hususunda toplandığı tespit edildi.
6100 sayılı HMK'nın yetki itirazının ileri sürülmesi başlıklı 19.maddesi hükmü "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklindedir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile süresinde yetki itirazında bulunduğu HMK 19/2 ve 3 şartları taşıdığı anlaşılmıştır.
Davacının Ticaret Sicil Kaydı çıkarıldığında, şirketin adresinin Arnavutköy/İstanbul olduğu anlaşılmıştır.
Davalının Ticaret Sicil Kaydı çıkarıldığında, şirketin adresinin Çayırova/Kocaeli olduğu anlaşılmıştır.
Bir davaya hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından bakılacağını belirlemeye yarayan yetki kuralları hukukumuzda kural olarak kamu düzenine ilişkin görülmemiştir. Bu sebebe bağlı olarak çoğunlukla tek bir mahkeme yetkili olarak görülmeyip davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesini yetkili mahkeme olarak öngören genel yetki kuralı yanında davacıya seçim hakkı tanıyan özel yetki kuralları da düzenlenmiştir.(HMK m. 6; HMK m. 8,10,11/2, 11/3,15/1,16). Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışında diğer kanunlarda da özel yetkiye ilişkin kurallar yer almaktadır (Karayolları Trafik Kanunu m. 110; TMK m. 25/son, 177; İİK m. 69/2, 72/8,89/3, 142/1; TKHK m. 73/5).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi özel yetkili mahkeme olarak kabul edilmiştir. Bu maddede yer alan sözleşme ifadesi ile malvarlığı hakkı olan borçlar hukukundan doğan sözleşmeler kastedilmektedir.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nın yukarıda belirtilen maddeleri nazara alındığında; açılan davada dava şartları mevcut olup, davalının usulüne uygun yetki itirazı bulunmaktadır. Davacı alacak talebi ile iş bu davayı açmış olup, alacak talebinin dayanağı olarak davalı taraf ile arasındaki ticari satım olduğu, ürünlerin (çelik taşlanmış millerina) ayıplı olmasından kaynaklı olduğunu ileri sürülmüştür. Dosya içerisinde yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davalının yerleşim yerinin Gebze olması nedeni ile HMK m. 6 uyarınca genel yetkili mahkeme Gebze Asliye Ticaret Mahkemesidir. Taraflar arasında sözlü anlaşma olduğu kabul edilse dahi bu kez sözleşmenin ifa yeri davacı adresi olsa dahi o da Arnavutköy olup İstanbul Çağlayan Adliyesinin yetki sınırları içerisinde kalmaktadır. Sözleşme ilişkisi dışında yalnızca para alacağı olarak dahi kabul edilse yine yetkili mahkeme davacı ikametgahı olacak ve İstanbul Çağlayan Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili olacaktır. Bu hali ile davacının yetkili mahkemede davayı açmadığı sabit olup bu kez HMK md. 19/2 uyarınca davalının yetki itirazı ile yetkili olduğunu belirttiği Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunun kabulü gerekmekmiştir. Neticeten, davalı vekilinin süresinde ve usulüne uygun yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin yetkili olmaması nedeniyle, yetki sözleşmesi dikkate alınarak HMK'nın 114/1-ç ve 115. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince davacının yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili GEBZE NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NE gönderilmesini talep etmesinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,
4-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili GEBZE Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere GEBZE Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2025