İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilin, davalı taraftan olan fatura alacağının tahsili amacıyla ----. İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyası ile 09/01/2026 tarihinde icra takibi başlatılmış,olup davalı tarafça işbu ödeme emrine süresinde yapılan itiraz neticesinde huzurdaki "itirazın iptali" davasını açma zarureti hasıl olmuştur. Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklı uyuşmazlık doğmuş olup bu uyuşmazlığa dair evraklar ekte sunulmuştur. Dava konusu uyuşmazlıkta davalı asli ve tam kusurludur.Davalı borçlu yanın yargılama sürerken mal kaçırma ihtimalinin yoğun olması. Dolayısıyla öncelikle ve ivedi olarak borçlu, borcunun varlığını bilmesine rağmen haksız ve kötüniyetli olarak sırf takibi sürüncemede bırakmak ve alacağın tahsilini geciktirmek amacı ile itiraz ettiğinden ve müvekkil lehine hükmedilecek bir tazminatın tahsili zor ve imkansız hale gelebileceğinden HMK'nın 389-399 maddeleri gereğince davalı adına kayıtlı dava konusu taşınır ve taşınmaz tüm mallar üzerine dava kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, icra takibine yapılan vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemenin görevi ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Ticari davalara ilişkin olarak ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." belirtmiştir. (Aynı gerekçeler için Bkz. YARGITAY ----. HD. ----- Sayılı ilamı)
Yukarıda ifade edildiği üzere yeni Türk Ticaret Kanunu Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre kanun gereği ticari dava sayılan işler haricinde bir davanın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması halinde nispi ticari dava sayılabileceği açıktır. Somut olayda; tarafların tacir olup olmadığının araştırılarak görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği, davacı tacir ise de, davalı işletme esasına göre defter tuttuğu ve esnaf sınırını aşmadığı, davalının tacir olmadığı, uyuşmazlık tarihi itibariyle gerçek kişi tacir kaydı olmadığı da görüldüğünden, yukarıda da belirtildiği üzere yeni Türk Ticaret kanunu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c madde ve fıkrası gereği mahkemenin görevli olması dava şartıdır. Aynı kanunun 115. Maddesi gereği dava şartları davanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş davalının tacir sıfatına haiz olmadığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA, Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.