Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

Yukarıda tarafları yazılı mahkememize tevzi edilen dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıların, davacı kooperatifin yönetimini ve denetimini üstlendikleri dönemde gerek mevzuata gerekse genel kurul kararlarına aykırı olarak ihmali ve kusurlu işlemlere imza attıklarını, kooperatif malvarlığının önemli ölçüde erimesine, kooperatifin zarar etmesine, borçlanmasına ve üyelerin haklarının zedelenmesine sebep olduklarını, Karaburun Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturma sayılı dosyasına sunulan 02.04.2025 tarihli ve 30.05.2025 tarihli bilirkişi raporlarında zarara yol açan işlemlerin ve zararların açıkça tespit edildiğini, zararların yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirmekteyse de, denetim kurulu üyelerinin denetim görevlerini kanuna uygun şekilde yerine getirmedikleri için sorumlu olduklarını bildirmiş, 120 adanın tamamı ile ...zerine yargılama boyunca ihtiyati tedbir konulmasına, davalıların araç, gayrimenkul kayıtları ve mevcut olması halinde banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına,

davalıların verdikleri maddi zararın tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla tespit edilecek zararın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava; davalı kooperatif yönetici ve denetçilerinin. Kooperatifler Kanunun 62.maddesi ile 98.maddesinin yollamasıyla TTK'nun 553 ve devamı maddeleri uyarınca davacı kooperatifi zarara uğrattıkları iddiası ile verilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesinde; Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3(1) maddesinde; davacının, arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslını veya onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, eklenmemesi halinde verilecek bir haftalık kesin süre içerisinde sunulması gerektiği, aksi taktirde dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin ve arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
Kooperatifler Kanununun 99.maddesinde, kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının, tarafların tacir olup olmadıkları bakılmaksızın ticari dava sayılacağı ve bu davalarda, basit muhakeme usulünün uygulanacağı düzenlenmiştir.

Dava konusunun ve dava dilekçesindeki sonuç talebin, davalı yönetici ve denetçilerin, davacı kooperatifi zarara uğrattıkları iddiası ile tazminata hükmedilmesi olup, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği dava, zorunlu arabuluculuk hükümlerine tabidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/12/2023 tarih, 2023/9-995 ve 2023/1251 karar sayılı ilamında zorunlu arabuluculuk yoluna tabi davalarda bu yola başvurmadan açılan davanın kanuni düzenlemeler gereği sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı dikkate alınarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Davanın niteliği gereği dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmasına ve zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlanması halinde anlaşamama son tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine ekli olarak sunulması zorunlu olmasına rağmen dava dilekçesinin; konu, açıklamalar, hukuki nedenler ve deliller bölümünde davadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ve görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlandığına dair hiçbir açıklama yapılmadığı gibi dava dilekçesine ekli olarak anlaşamama son tutanağı örneği de sunulmamıştır. Buna göre dava dilekçesi içeriği ile dilekçeye ekli belge örneğinin bulunmaması nedeniyle davanın açılmasından önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığı açık ve anlaşılır olup, bu konudaki dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte dava şartı niteliğinde bulunmamasına göre davacı tarafın yasal haklarını bir an önce kullanabilmesi, yeniden dava açmayı düşünmeleri halinde öncelikle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmaları, usul ekonomisi ve yargılamanın hızı açısından Kanunun 18/A maddesinin 2.fıkrası uyarınca davacı vekiline davadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurup başvurmadıklarını bildirmesi ve bu konudaki anlaşamama tutanağını dosyaya sunması konusunda süre verilmesinin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun düşmediği dikkate alınarak, davacı tarafa bu konuda ihtar yapılmasına gerek görülmemiştir.
Davanın, niteliği itibariyle zorunlu arabuluculuk yoluna tabi davalardan olup, davacı tarafça yukarıda açıklanan Kanun hükümleri gereği zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan ve bu konudaki dava şartı yerine getirilmeden açılması nedeniyle TTK'nun 5/A ve 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2.fıkrası uyarınca, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

Dava dilekçesinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze karar verilmesi talep edilmiş ise de, davanın, Kanunun amir hükmü gereği başkaca hiçbir işlem yapmaksızın zorunlu arabuluculuk dava şartı yönünden reddine karar verilmiş olmasına bağlı olarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulü veya reddi konusunda bir karar verilmesinin mümkün bulunmadığı, davacı tarafın zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadan veya başvurusu sırasında açacağı davadan önce dahi değişik iş dosyası ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep etmesinin mümkün bulunduğu dikkate alınarak, davacı tarafın ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması prosedürünün yerine getirilmeden ve anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya onaylı örneği sunulmadan dava açılmasına bağlı olarak, zorunlu arabuluculuk yoluna başvuru koşulunun usulüne uygun yerine getirilmemiş olması nedeniyle HMK'nun 114(2) ve 115(2) maddeleri uyarınca; davanın, DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,

2-Davacı tarafın ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri konusunda davanın, zorunlu arabulucuk şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi sebebiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin yatırılmış olması nedeniyle başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davacı tarafça, peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/11/2025