Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın dava şartı yokluğundan reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı dava dilekçesinde özetle; 20.03.2024 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı otomobil ile ... plakalı ... kontrolünde, ... plakalı ... kontrolündeki araçlar arasında meydana gelen trafik kazası sonucunda davalı şirket nezdinde sigortalı ... plakalı aracın hasarlandığını, davalı yanca ödenen hasar bedelinin rayiç değerin altında olduğunu iddia ederek rayiç bedel ile kasko sigortacısının kendisine yaptığı ödeme arasındaki fark olan 386.930,00 TL eksik ödemenin 29.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 1.473,03 TL noter masrafının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap vermemiştir.

Mahkemece; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin kesinleşen Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının eldeki dava açısından kesin hüküm teşkil ettiği, kesin hükme bağlanan uyuşmazlığın devamında davacının hukuki yararının kalmadığı gerekçeleriyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Davacı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının zamanaşımına uğradığını ve esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, verilen kararın haksız ve adaletsiz olduğunu, mahkemece davalının beyanlarının esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ibranamenin geçersiz olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davacının aracının karıştığı trafik kazası nedeniyle kasko sigortacısına karşı açılan bakiye maddi tazminat istemine ilişkindir.
Pert total rayiç bedel mutabakatname, taahhütname ve ibraname belgesi, ... plakalı aracın tramer kaydı, Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/14 D.İŞ dosyası, sigorta tahkim komisyonunun 2024.E.222058 K. 2024/558613 sayılı dosyaları vs deliller dosya içerisinde mevcuttur.
Genişletilmiş Kasko Katılım Poliçesinin incelenmesinde; ... plakalı hususi otomobilin 08.04.2023-08.04.2024 tarihleri arasında davalı sigorta şirketinde sigortalı (kaskolu) olduğu görülmüştür.
Davacı gerçek kişinin maliki olduğu ... plakalı (binek oto) hususi aracın davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, dava konusu rizikonun kasko sigorta poliçesi teminat süresi içerisinde gerçekleştiği dosya içeriği ile sabittir.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" şeklinde düzenlenmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde,"Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olak üzere her türlü sözlşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca ise sigorta hukukundan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Anılan Kanunun 5/2 maddesi uyarınca da tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Kanun'un 5/3 bendinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır. Mahkemenin görevli olması da, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır.
Somut olayda, dava 03/12/2024 tarihinde, 6502 sayılı yasa yürürlüğe girdikten sonra açılmıştır. Bu durumda, davaya konu olay yönünden 6502 sayılı yasanın uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Eldeki davada davacı sigorta şirketi tacirdir. Davalının tüketici sıfatına sahip olup olmadığı, sigortalı aracın ticari araç olup olmadığı saptanarak görevli mahkemenin tespit edilmesi gerekir. Bir başka anlatımla davalının tüketici olması, aracın hususi otomobil niteliği bulunması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesi iken davalının tüketici sıfatına sahip olmaması, aracın ticari araç olması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri ticaret mahkemesi olacaktır. Davaya dayanak yapılan kasko sigorta poliçesinden ve araç ruhsatından sigortalı aracın otomobil olduğu, kullanım tarzının hususi olarak belirtildiği görülmüştür. Davacının ise gerçek kişi tacir olduğuna ilişkin bir iddia ve delil ise dosyada yer almamaktadır. Bu durumda davacı tüketici sıfatını haizdir. O halde taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesinin 6502 sayılı Yasa kapsamında kalan tüketici işlemi olduğu, dolayısıyla anılan Yasa hükmü gereği Tüketici Mahkemelerinin görev alanında kalan bu davada göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Hal böyle olunca mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin sigorta ilişkisi olduğu, davacının ticari ve meslek amaçlı hareket etmediği, tüketici sıfatına haiz bulunduğu, sigortalı aracın hususi otomobil olduğu, işbu tazminat davasının tüketici mahkemesinin görevi alanında kaldığı gözetilerek davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden kabulü gerekmiş, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının görevli mahkemenin tayini yönünden kaldırılmasına, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile HMK'nın 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli Ankara Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2025 tarih ve 2024/826 Esas 2025/219 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın görevli ve yetkili Ankara Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine,

3-Bir karar örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,

4-Davacıdan peşin alınan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,

5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353(1)-a.3 ve 362/c maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/11/2025

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -