YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ

KARAR NO: 2025/872
HAKİM:... ...
KATİP: ... ...
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -.....
DAVALI: ...
... ...

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Davacı vekilinin dava dilekçesi ile;'' 02/11/2024 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı araca tam kusurlu şekilde çarparak maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, davalının kontrolsüz geçişi esnasında müvekkilin ait otobüs seyir halinde iken kendine ayrılmış yolda ilerlerken davalının kusurlu ile aracın maddi hasar aldığını ve sağ ön kısmının zarar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin araç sürücüsünün kural ihlalinin olmadığını, davalının tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin aracının ön trampon, sağ yan sinyal lambası değişimi ve sağ ve ön klape onarımları ile kapı setleri gibi işlemlerin onarımı soncunda işçilik dahil olmak üzere toplam 78.487,85 TL değerinde hasar bedelinin ortaya çıktığını, kaza öncesine kadar müvekkilinin aracında değişen herhangi bir parçasının bulunmadığını, kaza sonrasında araçta değer kaybının meydana geldiğini, sigorta şirketi tarafından 19.076,00 TL gibi bir kısım ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin gerçek değer kaybını karşılamadığını, aracın büyük bir hasar alması nedeniyle müvekkilinin ticari kazançtan mahrum kaldığını, davalının bu zararı karşılaması gerektiğini belirterek bilirkişi tarafından gerçek değer tespit edildikten sonra artırılmak ve eksik harç ikmal edilmek üzere şimdilik 100,00 TL değer kaybı ve 100,00 TL muadil araç bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 100,00 TL araç mahrumiyet tazminatının davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avansı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini " talep ve dava ettiği görülmüştür.

Davalı vekilinin cevap dilekçe ile " Davacının kaza mahallinde yer alan araçların hızını ve mesafesini dikkate alarak hareket etmek zorunda olduğunu, müvekkilinin kazaya sebebiyet verecek şekilde ani bir hareket yapmadığını, arkadan çarpan davacının kusurlu olduğunu, kazanın meydana geldiği yerde maksimum hız sınırın 70-80 kilometre olduğunu, arkadan gelen aracın takip mesafesini ve hız kurallarına uyması durumunda kazanın meydana gelmeyeceğini, trafik tutanağının olayın gerçek oluş şekline uygun olmadığını belirterek açılan davanın reddine " karar verilmesini talep ettiği 14/08/2025 tarihli dilekçesi ile "...müvekkil, mesleği gereği normal şartlarda hukuki belgelerin içeriğini dikkatle inceleme alışkanlığına sahip bir hâkim olmasına rağmen, kaza anında aracında bulunan ve henüz bir yaşında olan çocuğunun sağlık durumunu acilen hastaneye ulaştırma telaşı içinde olup olayın yarattığı yoğun stres ve panik haliyle, kendisine uzatılan kaza tespit tutanağını ayrıntılı şekilde inceleme imkânı bulamadan, o anki psikolojik durumunun etkisiyle imzalamıştır. Haliyle söz konusu tutanak, müvekkilin gerçek ve serbest iradesini yansıtmamaktadır...." beyanında bulunduğu görülmüştür.

Davacı tarafça kaza tespit tutanak sureti,fatura sureti, kazaya ilişkin kusur bilgilerini gösterir belge,tramer sorgu ekranı, kazaya ve kaza sonrası aracın işlem gördüğüne dair görüntülerin ibraz edildiği, bilirkişi raporunun alındığı, davalıya ait ... plakalı aracın hususi otomobil olduğu görülmüştür. görülmüştür.

6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya uyuşmazlık konusu iş tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen incelenir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK 2. Maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
TTK. nun 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmemiz yargı işleri tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Ayrıca TTK.nun da düzenlenen hususlar ile Medeni Kanun ve Borçlar Kanunuda düzenlenen bazı dava türlerinin ticari dava olduğu belirtilmiştir. TTK. nun 5. maddesinde ise ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu düzenlenmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda; trafik kazası nedeniyle davacı tarafça araç değer kaybı, muadil araç bedeli ve aracın kullanılamaması nedeniyle mahrumiyet bedeli tazminatı, davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş olup, davalının tacir sıfatı bulunmadığı gibi davalıya ait aracın da hususi araç olduğu, davacının ise ticari nitelikli araç işlettiği, taraflar arasında taşıma sözleşmesi değil haksız fiilden kaynaklı bir dava bulunduğu, bu kapsamda davanında mutlak ticari dava yada nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, görev ile ilgili hususların kamu düzenine ilişkin olması ve mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği gözetilerek, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yoktuğu nedeniyle HMK. 114/c ve 115/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

Gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli Mahkemesinin ..... Mahkemesi olduğuna,

2-Mahkememiz ile ..... Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan,mahkememizce verilen kararın istinaf yoluna gidilmeksizin kesinleşmesi halinde dosyanın yargı yerinin belirlenmesi için .....Dairesine gönderilmesine,

3-Harç ve giderlerin nihai kararda göz önünde bulundurulmasına,
Dair tarafların yokluğunda, karın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde ..... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi.28/11/2025