DAVACI: ......
VEKİLİ: Av...
DAVALI:
1- ......
VEKİLİ: Av...
DAVALI:
2- ......
VEKİLİ: Av...
DAVALI:
3- ......
VEKİLLERİ: Av... Av...

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...... Ltd. Şti.'ne ait ...... plakalı araç ile ...... Mahallesi istikametinden ...... AVM istikametine doğru ...... Caddesi üzerinde seyir halinde olan araç sürücüsü davalı ...... 26.09.2020 tarihinde aşırı süratli olması sebebiyle çocuk parkı civarında karşıya geçmeye çalışan müvekkili olan davacı çocuk ......'e çarptığını, müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet verdiği, maluliyeti, efor kaybı ve sürekli iş göremezliği sebebiyle uğradığı maddi zararlarımıza karşılık 1.000,00 TL, iyileşme süresi içinde sürekli malul kaldığından geçici iş göremezliği sebebiyle uğradığı maddi zararlarımıza karşılık 1.000,00 TL, fatura edilemeyen ve belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi giderlerimize karşılık 1.000,00 TL, Bakıcı giderleri için 1.000,00 TL, SGK tarafından karşılanmayan müvekkil tarafından ödenen belgeye bağlanmış dilekçemize ekli fatura bedellerinde belirtilen 1.500,00 TL olmak üzere (gerçek zarar miktarları tespit edildikten sonra tamamlanmak üzere) şimdilik toplam 5.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden sigorta limiti dahilinde) davalılardan alınarak müvekkile verilmesine; müvekkilinin yaralanması ve maluliyeti sebebiyle yaşadığı ve ömrü boyunca davaya konu kaza sebebiyle yaşayacağı acı üzüntü sıkıntı elem ve kedere karşılık 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılar ...... Ltd. Şti. İle ......'tan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkile verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinden özetle; davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi raporları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile maddi tazminat yönünden; Davacının, davalı ...... AŞ aleyhine açtığı maddi tazminat davasının yargılama sırasında ödendiğinden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, Davacının, davalılar ......, ...... aleyhine açtığı sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi giderlerine yönelik taleplerinin yargılama sırasında ödendiği anlaşılmakla; dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, Davacının, davalılar ......, ...... aleyhine açtığı geçici iş göremezlik davasının bakiye alacak yönünden kabulü ile; 98,66 TL'nin 26/09/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden; Davacının, davalılar ......, ......'nden talep ettiği manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 20.000,00 TL'nin 26/09/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
Davacının, davalı ...... AŞ aleyhine açtığı maddi tazminat davasının yargılama sırasında ödendiğinden dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Davacının, davalılar ......, ...... aleyhine açtığı sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi giderlerine yönelik taleplerinin yargılama sırasında ödendiği anlaşılmakla; dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Davacının, davalılar ......, ...... aleyhine açtığı geçici iş göremezlik davasının bakiye alacak yönünden KABULÜ ile; 98,66 TL'nin 26/09/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE,
MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
Davacının, davalılar ......, ......'nden talep ettiği manevi tazminat davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 20.000,00 TL'nin 26/09/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat miktarının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde PMF 1931 yaşam tablosu ve Progresif Rant esas alınarak hesaplanması gerektiğini, manevi tazminat tutarının düşük olduğunu, manevi tazminat talebinin reddedilen kısmına ilişkin olarak karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ayrıca hükmedilen tazminat tutarına yasal faiz değil ticari faiz oranının uygulanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava trafik kazası nedeniyle sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı şekilde verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.

1-Kamu düzeni gereği ve istinaf sebebi nedeniyle aktüer ve maluliyete yönelik;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği
Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir
Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir
ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİ NİN 2022/772 ESAS 2025/4513 SAYILI KARARI İLE
Davacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, E: 2019/40, K: 2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin "...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile "...ve genel şartlarda..." ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir.
Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir.
GEREKÇESİYLE
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 2'nin, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı Ek 3'ün İPTALİNE, KARAR VERİLİDİĞİ
YİNE
DANIŞTAY 8. DAİRESİ NİN 2022/786 ESAS 2025/6004 SAYILI KARARI İLE
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 16. maddesinin ve Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 15. maddesi ile değişik "Ek 2: Sakatlık Tazminatları Hesaplaması" başlıklı kısmının 6. maddesinin İPTALİNE,

KARAR VERİLDİĞİ VE GENEL ŞARTLARIN BU İPTAL KARARLARI İLE BİRLİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ İMKANI KALMAMIŞTIR
Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ iptal kararları sonrası VE DANIŞTAY IN İPTAL KARARI GEREĞİ düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından
Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları
Bu halde Söz konusu belirlemenin Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
O halde mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;
Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;
11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.
Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.
Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.
Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.
Mahkemece ATK 2. İhtisas Kurulunu'ndan alınan 07/06/2023 tarihli raporda, 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre % 3,3 maluliyet ve Erişkinler için Engellilik değerlendirme hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre % 1 maluliyet olacağına dair ihtimalli şekilde rapor verildiği yine aktüerya bilirkişinden alınan raporda, sürekli iş göremezlik tazminatının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve PMF 1931 yaşam tablosuna göre ve Erişkinler için Engellilik değerlendirme hakkındaki yönetmeliği ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre ihtimalli hesaplandığı görülmüştür.
Buna göre; AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak 21/01/2025 tarihli aktüer raporunda PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine ve karar tarihine yakın güncel verilerin gözetildiği hesaplamaya göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece hatalı maluliyet yönetmeliği ve yaşam tablosu esas alınmış ise de;
Davalı ...... şirketi kazaya neden olan ...... plakalı aracın işleten, diğer davalı ...... ise sürücüsüdür. İşletenin, 2918 sayılı KTK.’nun 85. maddesi, sürücünün TBK’nun 49 (BK.’nun 41) vd. madde hükümlerine göre mevcut zarardan davacıya karşı, 2918 sayılı KTK.’nun 88/1. maddesi uyarınca müteselsilen sorumluluğu bulunmaktadır. Alacaklı taraf, TBK’nun 163. maddesi (BK.nun 142/1) uyarınca, müteselsil borçlulardan hepsinden veya birinden borcun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyerdir.
Müteselsil borçlarda, alacaklının borçlulardan biri ile ibra sözleşmesi yapması halinde durumun özelliği veya borcun niteliği diğer borçlularında borçtan kurtulmalarını gerektirebilir. (BK.nin 145/2 mad.) O halde, ibra sözleşmesinin müteselsil borçlulardan biri ile yapılması halinde, ibra edilen miktarın diğer alacaklılar içinde geçerli olması, bu hususun ibra sözleşmesinden anlaşılmasına bağlıdır. (HGK.nin 16.6.2004 gün 2004/11-359 Esas 2004/366 Karar) Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK’nun 166. maddesi (BK’nun 145. maddesi) “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır” hükmünü içerir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/15947 Esas, 2018/6756 Karar)
Tüm bu anlatılanlara göre somut olayda, dava açıldıktan sonra davacı ile davalı sigorta arasında düzenlenen 25/04/2023 tarihli maddi tazminat açısından kayıtsız şartsız ibraname sulh anlaşması gereğince davacı 26/09/2020 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle talep ettikleri Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası üzerinden görülen davadaki maddi tazminattan tamamen ve kendi iradeleri ile sorumlu bulundukları maddi tazminat ve ferileri ile yükümlülük, faiz ve taahhütlerinden Sigorta Şirketi'ni, araç sürücüsü ve işleteni ibra ederek fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarından feragat ettiklerini bildirmişlerdir. HMK’nun 311. maddesi gereğince davadan feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Davacılar vekili ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen 25/04/2023 tarihli ibranamede, mahkemenin ... Esas sayılı dava dosyası üzerinden görülen davadaki maddi tazminattan tamamen ferileri ile yükümlülük, faiz ve taahhütlerinden Sigorta Şirketi'ni, araç sürücüsü ve işleteni ibra ederek fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarımdan feragat ettiklerini bildirmişlerdir. Bu husus müteselsil borçlu diğer davalıya da sirayet edecektir. Davalılar, kaza tarihi itibarıyla ölüm ve sürekli sakatlık teminat limiti olan 410.000,00 TL ve sağlık giderleri teminat limit olan 410.000,00 TL için borçtan kurtulmuş olup, hesaplanan tazminatın miktarının da teminat limiti üzerinde kalan kısmının da bulunmadığı anlaşılmakla, dava konusu maddi tazminat isteminin tüm davalılar yönünden konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verine kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının buna yönelik istinafı yerinde değildir.

2-Davacının Manevi Tazminatın miktarına yönelik itirazlarında;
Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, kusur durumu, kaza nedeniyle davacının maluliyet durumu iyileşmesinin 4 ayı bulacağı, 1 ay bakıcıya ihtiyaç duyacağı, yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının AZ OLDUĞU, davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının yerinde olduğu anlaşılmış olup, somut olayın özelliklerine göre talebin tam kabulle, kazada yaralanan davacı için 50.000,00 TL manevi tazminatın dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığından, davacının bu yöndeki itirazının kabulü gerekmiştir.
Bunun dışında, davacının hükmedilen manevi tazminata ticari faiz uygulanması talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Davanın dayanağı olan eylem, haksız fiil niteliğindedir. Manevi tazminata ilişkin davanın bu niteliği gözönüne alınarak hüküm altına alınan manevi tazminata yasal faiz uygulanmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. İtiraz yerinde değildir. (YARGITAY 4. Hukuk Dairesi 2016/15730 E.2017/1644 K)
Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1/b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurularak, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;

1-MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;

A-Davacının, davalı ...... AŞ aleyhine açtığı maddi tazminat davasının yargılama sırasında ödendiğinden dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

B-Davacının, davalılar ......, ...... aleyhine açtığı sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi giderlerine yönelik taleplerinin yargılama sırasında ödendiği anlaşılmakla; dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

C-Davacının, davalılar ......, ...... aleyhine açtığı geçici iş göremezlik davasının bakiye alacak yönünden KABULÜ ile; 98,66 TL'nin 26/09/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE,

2-MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;

A-Davacının, davalılar ......, ......'nden talep ettiği manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; 50.000,00 TL'nin 26/09/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;

3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 3.422,24 TL harçtan dava başında yatırılan 189,57 TL peşin harç ve 235,60 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.997,07 TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,

4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 189,57 TL peşin harç ve 235,60 TL ıslah harcı toplamı olan 484,47 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan 3.030,30 TL keşif harcı, 15.689,30 TL bilirkişi ücretleri, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 18.719,60 TL yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına,

6-Maddi tazminat yönünden; davalılar ......, ...... kendilerini vekil ile temsil ettirdiginden AAÜT'ye göre hesaplanan (vekalet ücreti kabul edilen miktarı geçemeyeceğinden) 98,66 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

7-Manevi tazminat yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin 6325 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacı vekilinin beyanı dikkate alındığında arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

İstinaf Yargılaması Yönünden;

10-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,

11-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 90,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.773,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

12-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, HMK'nun 361. maddesi gereğince; davacı yönünden kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davalılar yönünden KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.06/03/2026