İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tespit
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı dava dilekçesinde özetle; 21/12/2023 tarihinde ... plakalı aracının sol ön kapısında oluşan sürtmeden kaynaklı hasar nedeni ile dosya açılmış olmasına karşın herhangi bir onarım olmadan dosyanın işlemden kaldırıldığını, ancak, ... numaralı kasko ekspertiz raporunda görüleceği üzere aracın sol ön kapısı değişmediği halde sanki aracın kapısı değiştirilmişçesine toplamda 36.413,24 TL'lik bir onarım masrafı çıkartılarak bu işleme istinaden ... kaydına 35.352,00 TL'lik haksız bir hasar kaydı işlendiğini, sonraki süreçte ... Sigortaya 02/10/2024 tarihinde yazılı olarak başvuru da bulunduğunu, konuya ilişkin başvurunun ilgili şirket tarafından 04/10/2024 tarihinde teslim alınmasına karşın bugüne kadar ilgili sigorta şirketinden başvuruya yönelik yazılı herhangi bir cevap alınamadığını, 10/10/2024 tarihinde Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na yapılan online başvurunun ilgili sigorta şirketi tarafından 11/10/2024 tarihli online yanıtında tramer üzerinde düzeltme sağlayamayacaklarının belirtildiğini, aracının hiçbir parçası değişmediği halde sanki sürücü kapısı değişmişçesine haksız olarak ...'e kayıt düşüldüğünü, ilgili hasar dosyasının talebine istinaden zaten kapatıldığını, ilgili servis tarafından herhangi bir onarımın da gerçekleştirilmediğini, bu nedenle aracının onarımına veya kapı değişikliğine ilişkin bir faturanın da kesilmediğini, bugüne kadar da aracın hiçbir parçasının değişmediğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan...sayılı başvuru sonucu ilgili sigorta şirketinin üye olmadığı gerekçesi ile ön incelemeden red olarak sonuçlandığını, aracını satışa çıkardığında fark ettiği bu durumun mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirterek, herhangi bir onarım/parça değişim işlemi yapılmadan kapatılan hasar dosyasına binaen ... plakalı aracının ...'e haksız olarak işlenen 21/12/2023 tarihli ve 35.352,00 TL'lik hasar kaydının kaldırılmasını, tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava; hatalı sigorta bildiriminini iptali ve hasar kaydının kaldırılması istemine yönelik davadır.
Dava dilekçesi ve ekinde sunulan delillerin incelenmesinde, davacıya ait ... plakalı dava konusu aracın ruhsat bilgilerine göre aracın kullanım amacının hususi olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu araca ilişkin Kasko poliçesi ilgili sigorta şirketinden istenilmiş, incelenmesinde; davalı sigorta şirketi nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında,...Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Dava dilekçesi ve toplanan delillere göre davacıya ait aracın 21.12.2023 tarihinde sol ön kapısında oluşan hasardan dolayı Kasko Sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya istinaden açılan hasar kaydının kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği, uyuşmazlığın davacıya ait araçta oluşan hasara ilişkin hasar kaydının davalı sigorta şirketi tarafından usulsüz olarak kapatılmadığı iddiasına ilişkin olduğu, taraflar arasında kasko sigorta poliçesi kapsamında sözleşme bulunduğu, sözleşme konusu aracın kullanım amacının hususi olduğu, davacının gerçek kişi olduğu ve davalının sigortacı olduğu, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(l) maddesinde “tüketici işlemi” sayılan işlemlerin kapsamı genişletilmiş, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem”, tüketici işlemi olarak kabul edildiği, aynı maddenin (k) bendi ise “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” tüketici olarak kabul edildiği, aynı Yasa'nın 73/1.maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun belirtildiği, buna göre görev konusunun kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca taraflar arasında tüketici işlemi niteliğinde bulunan sigorta ilişkisi kurulmuş olup davacının tüketici, davalının ise satıcı (sigortacı) olduğu, bu nedenlerle uyuşmazlığa bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğundan mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili .... Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.