İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2022 ve 2023 faaliyet yılına ilişkin 29.11.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, oy çokluğuyla alınmış 3,4 ve 5 numaralı hukuka aykırı kararların geçersizliklerinin tespiti ve iptali gerektiğini, şirketin %75 payına .... Şti.'nin sahip olduğunu, davacının şirkette %25 hissedar olduğunu, toplantıda nisabın sağlandığını, tüm hissedarların toplantıya katıldığını, davalının yönetim kurulunun hazırladığı 2022 ve 2023 yılı faaliyet raporunun TTK’nın ve Faaliyet Raporu Yönetmeliği’nin öngördüğü içeriğe ve usule aykırı olarak hazırlandığını, Faaliyet Raporu Yönetmeliği m. 16'da yer alan; ''Yıllık faaliyet raporu ilgili olduğu hesap döneminin bitimini izleyen iki ay içinde hazırlanır. Şirketin yönetim organı başkanı ve üyeleri tarafından imzalanarak onaylanır. Yönetim organı üyelerinden herhangi birinin yıllık faaliyet raporunda yer alan bilgilerle ilgili farklı görüşte olması halinde, itiraz ettiği hususlar gerekçeleri ile birlikte yıllık faaliyet raporunda belirtilir'' düzenlemesinin hilafına 3 no'lu kararı kapsamında pay sahiplerinin onayına sunulan Yyönetim kurulu faliyet raporunda yönetim kurulu üyesi olan davacınınimzası bulunmadığını, raporun TTK'nın 516/1 maddesine ve Faaliyet Raporu Yönetmeliğinin m. 4/1-c.1'ye aykırı hazırlandığını, maddede ''Yıllık faaliyet raporu, şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışını, her yönüyle finansal durumunu, şirketin hak ve yararını da gözetecek şekilde, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır'' hükmünü içermesine rağmen 2022 ve 2023 yılı faaliyet aporunun bu içerikten ve detaydan yoksun olduğunu, yine Yönetmeliği m. 4/2-c.1'e aykırı hazırlandığını, maddede ''Yönetim organı, yıllık faaliyet raporunu, ortakların şirketin faaliyetleri hakkında her türlü bilgiye tam ve doğru bir şekilde ulaşmasını sağlayacak ayrıntıda hazırlar'' hükmünü içermesine rağmen raporda hiçbir bilginin detayı bulunmadığını, aktarılan bilginin doğruluğunun teyit edilmesini temin edecek düzeyde temel ve tutarlı ayrıntıların aktarılması gerektiğini, raporun Yönetmeliğin m. 6/1-c.1'e aykırı hazırlandığını, maddede ''Yıllık faaliyet raporunda, bu Yönetmelikte yer verilen asgari içeriğe ve şirketin niteliği ve konumu itibariyle ortakların haklarını kullanabilmesi için bilmeleri gereken diğer bilgilere yer verilmesi zorunludur'' hükmünü içermesine rağmen raporun özellikle azlık pay sahibi konumundaki davacının ulaşmakta haklı menfaatleri olan hiçbir detay içermediğini, TTK m. 409/1 uyarınca olağan genel kurul toplantılarında, diğer hususların yanı sıra faaliyet raporunun müzakere edilmesinin zorunlu olmasına rağmen müzakerelerin gereği gibi yapıldığından söz edilemeyeceğini, faaliyet raporunda gerekli bilgilerin yer almaması ve denetime elverişli olmaması sebebiyle müzakerenin de gerçekleştirilemediğini, davacının TTK m. 437 kapsamında kullandığı bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamındaki erteleme talebinin de dikkate alınmadığını, sorularına cevap verilmediğini, davacının inceleme ve bilgi alma talepleri reddedildiği ve layıkıyla karşılanmadığı için özel denetim istemek zorunlu olduğunu, bu kapsamda davalıya karşı İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/190 Esas sayılı dosyasında özel denetim talepli dava açıldığını, bu sebeplerle 2022 ve 2023 faaliyet raporunun müzakeresine ve onaylanmasına ilişkin (3) no.lu genel kurul kararının sakatlandığını, butlanla malul olduğunun tespitine veya TTK m. 445 uyarınca iptaline karar verilmesi gerektiğini, faaliyet raporunun yukarıda yazılı eksiklikleri sebebiyle faaliyet raporuna bağlı olarak alınan (4) ve (5) nolu genel kurul kararlarının da TTK m. 447 uyarınca butlanla malul olduğunun tespitine veya TTK m. 445 uyarınca iptal edilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürülerek, 29.11.2024 tarihinde gerçekleştirilmiş 2022 ve 2023 yılı olağan genel kurul toplantısında alınanan 3,4,5 no'lu kararların butlanla malul olduğunun tespitine veya TTK madde 445 uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; faaliyet raporu, TTK ve ilgili faaliyet raporu yönetmeliği hükümlerine uygun olarak, yönetim kurulunun genel yetkisi ve işleyişi çerçevesinde hazırlandığını, imzaların eksikliği iddiaları, raporun tüm yönetim kurul üyelerinin onayına bağlı olduğu ve ilgili usulün yerine getirildiğini, dolayısıyla raporun geçerliliğini ortadan kaldıracak nitelikte olmadığını, raporda yer alan bilgiler, asgari içerik ve detay düzeyini sağlamak amacıyla düzenlenmiş olduğunu, davacının iddia ettiği “eksiklik” hususu, somut delillerle ispatlanmadığını, genel kurul şirketin mevcut mali durumunu ve ilgili finansal tabloları dikkate alarak, oy çoğunluğuyla karar aldığını, şirket iç yönergesinde huzur hakkının ödenmesinin ve kar dağıtımının yapılmasının zorunlu olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, genel kurul şirketin menfaati ve finansal durumu dikkate alındığında, huzur hakkı ödenmemesine ve kar dağıtımının yapılmamasına karar verilebileceğini, alınan kararların TTK’nın öngördüğü usul ve esaslara uygun olduğunu, davacı tarafın açmış olduğu işbu dava, TTK ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu, genel kurul toplantısı usulüne uygun şekilde yapılmış olup, alınan kararlar hukuka ve esas sözleşmeye tam olarak uygun olduğunu, davacı azınlık hissedar statüsünde olup, çoğunluk hissedarların iradesi ile alınmış olan ticari kararları mahkeme yoluyla engellemeye çalıştığını, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın kötü niyet iddialarının asılsız olduğunu, savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".... HMK'nun 266 vd. maddelerine göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflarca öne sürülen itirazların da yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Bu gibi hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur. Somut olayda; Bilirkişi incelemesi yaptırılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmekte olup davacı tarafça bilirkişi masrafları verilen süre içerisinde yatırılmamış olup ayrıca genel kurul tutanağında davacının erteleme talebinde bulunduğuna dair beyanı tespit edilememiş olmakla bu nedenlerle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi ücretinin yatırılamamasının davanın reddi için tek başına yeterli bir sebep olamayacağını, hakimin dosyaya celp edilen ticaret sicil kayıtlarını inceleyebilmesi ve bunlara göre bilirkişiye deliline başvurmadan da bir karar verebilmesinin mümkün olduğunu, bu noktada dosyaya celp edilen faaliyet raporu mahkeme tarafından incelenmediğini, halbuki incelenmiş olsa müvekkilinin imzasının olmadığının açıkça görülebileceğini, imza olup olmadığının görülebilmesi için dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerekmediğini, yönetim kurulunun hazırladığı 2022 ve 2023 yılı faaliyet raporunun TTK’nın ve Faaliyet Raporu Yönetmeliği’nin öngördüğü içeriğe ve usule aykırı olarak hazırlandığını, raporun TTK'nın 516/1 maddesine ve Faaliyet Raporu Yönetmeliğinin m. 4/1-c.1'ye aykırı hazırlandığını, maddede ''Yıllık faaliyet raporu, şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışını, her yönüyle finansal durumunu, şirketin hak ve yararını da gözetecek şekilde, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır'' hükmünü içermesine rağmen 2022 ve 2023 yılı faaliyet aporunun bu içerikten ve detaydan yoksun olduğunu, yine Yönetmeliği m. 4/2-c.1'e aykırı hazırlandığını, maddede ''Yönetim organı, yıllık faaliyet raporunu, ortakların şirketin faaliyetleri hakkında her türlü bilgiye tam ve doğru bir şekilde ulaşmasını sağlayacak ayrıntıda hazırlar'' hükmünü içermesine rağmen raporda hiçbir bilginin detayı bulunmadığını, aktarılan bilginin doğruluğunun teyit edilmesini temin edecek düzeyde temel ve tutarlı ayrıntıların aktarılması gerektiğini, raporun Yönetmeliğin m. 6/1-c.1'e aykırı hazırlandığını, maddede ''Yıllık faaliyet raporunda, bu Yönetmelikte yer verilen asgari içeriğe ve şirketin niteliği ve konumu itibariyle ortakların haklarını kullanabilmesi için bilmeleri gereken diğer bilgilere yer verilmesi zorunludur'' hükmünü içermesine rağmen raporun özellikle azlık pay sahibi konumundaki davacının ulaşmakta haklı menfaatleri olan hiçbir detay içermediğini, TTK m. 409/1 uyarınca olağan genel kurul toplantılarında, diğer hususların yanı sıra faaliyet raporunun müzakere edilmesinin zorunlu olmasına rağmen müzakerelerin gereği gibi yapıldığından söz edilemeyeceğini, faaliyet raporunda gerekli bilgilerin yer almaması ve denetime elverişli olmaması sebebiyle müzakerenin de gerçekleştirilemediğini, davacının TTK m. 437 kapsamında kullandığı bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamındaki erteleme talebinin de dikkate alınmadığını, sorularına cevap verilmediğini, davacının inceleme ve bilgi alma talepleri reddedildiği ve layıkıyla karşılanmadığı için özel denetim istemek zorunlu olduğunu, bu kapsamda davalıya karşı İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/190 Esas sayılı dosyasında özel denetim talepli dava açıldığını, bu sebeplerle 2022 ve 2023 faaliyet raporunun müzakeresine ve onaylanmasına ilişkin (3) no.lu genel kurul kararının sakatlandığını, butlanla malul olduğunun tespitine veya TTK m. 445 uyarınca iptaline karar verilmesi gerektiğini, faaliyet raporunun yukarıda yazılı eksiklikleri sebebiyle faaliyet raporuna bağlı olarak alınan (4) ve (5) nolu genel kurul kararlarının da TTK m. 447 uyarınca butlanla malul olduğunu, davacının görüşmenin ileri bir tarihte yapılmasına yönelik isteminin de dikkate alınmadığını, davacının inceleme ve bilgi alma talepleri reddedildiği ve layıkıyla karşılanmadığı için davalıya karşı açılan davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/190 Esas sayılı dosyasında davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verildiğini, mahkeme tarafından bu dosyadaki özel denetçi raporunun bekletici mesele yapılması talebinin de reddedildiğini, davalının tek imza yetkilisi olan yönetim kurulu başkanı olan kişi tarafından şirketin vergi ve SGK borçlarının ödenmemesi sebebiyle yönetim kurulu üyesi olduğundan müvekkilinin malvarlığı üzerine de haciz konulduğunu, davalı şirketin ödemeleri ni yapmaması sebebiyle davacının mali sıkıntıya düşmüş, bu sebeple bilirkişi ücretini ödeyemediğini, bu izah etmelerine rağmen yeniden bilirkişi incelemesi yapılması talebinin kabul edilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Dava, davalı şirketin 29.11.2024 tarihli genel kurulunda alınan 3,4 ve 5 numaralı gündem kararlarının butlanının tespiti, olmadığı takdirde TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece, ön inceleme duruşmasında ''Davalı şirkete ait tüm yasal defter ve dayanakları üzerinde mahkememizde resen seçilecek 1 smm, 2 nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişisi aracılığı ile bilirkişi incelemesi yaptırılarak; mahkememizce belirlenen uyuşmazlık çerçevesinde tüm iddia ve savunmalar karşılıklı incelenmek sureti ile davalı şirketin 29/11/2024 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan 3-4-5 nolu kararların geçersizliğinin ve iptalinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti yönünden rapor düzenlenmesinin sağlanmasına,'' ve '' Davacı vekiline bilirkişi gideri 36.000,00 TL'yi yatırmak üzere iki hafta kesin süre verilmesine, sunmadığı takdirde dosya kapsamına göre karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)'' denilerek davacı tarafa kesin süre verildiği, davacı yanca süresi içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, mahkemece, davacı tarafça bilirkişi masraflarını verilen süre içerisinde yatırılmdığı, ayrıca genel kurul tutanağında davacının erteleme talebinde bulunduğuna dair beyanının tespit edilemediği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin iki ortaklı olduğu, davacının davalı şirkette 125.000 adet, dava dışı .... Şti.'nin 375.000 adet hisse sahibi olduğu, hazirun cetveline göre iki hissedarın da 29.11.2024 tarihli genel kurula asaleten katıldıkları anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki 29.11.2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; gündemin 3.maddesinde şirketin 2022-2023 yıllarına ait bilanço ve kar zarar cetvelinin okunduğu, müzakereye açıldığı, oy çokluğu ile kabul edildiği, davacının finansal tabloların genel kuruldan önce bilgi ve onayına sunulmadığı için fianansal raporlar ve bilançonun bağımsız bir denetçi tarafından incelenmesi yönünden şerh koyduğu, 4 numaralı gündem maddesi ile 2022-2023 yıllarının kârının kullanımın görüşüldüğü, oy çokluğu ile ortaklara kar dağıtılmamasına karar verildiği, davacının 3 no'lu maddedeki şerhten dolayı ileri bir tarihte görüşülmesini talep ettiği, 5 numaralı gündem maddesi ile huzur hakkı ücretlerinin görüşüldüğü ve yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmemesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacının 3 no'lu maddedeki şerhten dolayı ileri bir tarihte görüşülmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı dava konusu genel kurul kararlarının butlanını ve iptalini istemiştir. TTK'nın 447. maddesinde butlan düzenlenmesine yer verilmiş olup maddede, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verilen ölçü dışında sınırlandıran anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmiştir. Genel kurul kararlarının iptali konusu TTK'nın 445. maddesinde düzenlenmiş olup 446'ncı maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. TTK'nın 446.maddesinde ise, iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, TTK'nın 420. maddesine göre finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Diğer yandan, HMK'nın 266/1 maddesine göre mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Her ne kadar mahkemece, bilirkişi ücreti yatırılmadığından davacının erteleme talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle dava reddilmiş ise de davacının dayandığı iptal sebeplerinin hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün kısımlarının yukarıdaki hükümler kapsamında incelenerek davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, salt bilirkişi incelemesi yapılamaması sebebiyle ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle, mahkemece, davacının toplantı sırasındaki ileri tarihte görüşülmesi taleplerinin TTK'nın 420. maddesi kapsamına girip girmediği tespit edilerek ve diğer iptal sebepleri genel hukuk bilgisi ile değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için istinafa konu kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.03.2026