Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar aleyhindeki davanın kabulü ile şirketin ihyasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı kurum tarafından davalı ... aleyhine Çayırlı Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, dosyanın 2011/56 Esas 2012/88 Karar sayılı 19.12.2012 tarihli kararı ile sonuçlandığını, karar kesinleştiğini, davacının ilama konu alacağının tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, yine aynı borçlu şirket ile davacı kurum arasında görülen Çayırlı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/57 Esas 2012/33 Karar sayılı 25.04.2012 tarihli kararının kesinleştiğini, ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine geçildiğini, her iki icra dosyasından borçlu şirketin ihyası ve ek tasfiyesi için alacaklı kuruma yetki belgesi verildiğini, davacı kurumun haricen yaptığı araştırma neticesinde davalı şirketin münfesih durumda olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek, ...nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, TTK.m.32 gereğince yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi kapsamında; "Aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılmaması" gerekçeleriyle resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2014 tarihinde belirtilen gerekçelere istinaden sicil kaydının resen terkin edildiğini, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, bu ihtara rağmen söz konusu şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; şirkete yapılan ihtarın, dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmenin mümkün olamayacağını, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun, başlı başına Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmeyeceğini, şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede, bu hususta herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, davalı Müdürlüğün re'sen terkin kapsamında yer alan şirketlerden hangisinin derdest davası veya icra takibi bulunduğunu saptayacak sistemle entegrasyonu bulunmadığını, bu hususu tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmadığını ve yerleşik içtihatlar da gözetilerek Ticaret Sicili Müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuk kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, mahkemece dava konusu şirketin ticaret sicil kaydının terkinine ilişkin işlemin iptal edilmeksizin yalnızca sınırlı olarak ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesine kanaat getirilmesi durumunda TTK Geçici 7. madde fıkra 15 gereğince uygulanması gereken TTK m. 547/2 hükmü gereğince, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini ve atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, resen terkin sürecinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi ve “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında, Ticaret Siciline kayıtlı şirketler bakımından belirli kriterlerin varlığı halinde uygulanan bir süreç olduğunu, bu kapsamda tesis edilmiş olan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, bu nedenle yasal hasım olan davalının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, re'sen terkin işleminin hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, TTK'nın geçici 7.maddesi gereğince tasfiye sonucunda resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve... Esas sayılı dosyalarından İİK 94 maddesi gereğince davalı şirket aleyhine ihya davası açmak üzere alınan yetki belgelerinin fotokopilerini sunmuş olduğu görüldü. ...'ne yazılan yazıya verilen cevapta ...'nin tüm sicil dosyasının gönderilmiş olduğu, davalı şirketin 09/10/2014 tarihinde resen terkin edildiğinin bildirildiği görüldü. Somut olayda; İhyası istenen şirketin dava tarihi itibariyle Ticaret Sicilinde kayıtlı bulunan şirket merkezinin Şişli / İstanbul olduğu ve mahkememizin yargı yetkisi içinde bulunduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde T.T.K.nun 547/1. maddesi hükmü gereğince mahkememiz kesin yetkilidir. Dosya kapsamı deliller birlikte incelendiğinde, davacı tarafa, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve... Esas sayılı dosyalarından İİK 94 maddesi gereğince davalı şirket aleyhine ihya davası açmak yetki verildiği, davacının iş bu davayı açmış olduğu ve davacının iş bu davayı açmakta hukuki menfaati ve aktif dava ehliyeti bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Şirket tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden terkin ile sona ereceği, tüzel kişiliğin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği, şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişiliğin ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, tüzel kişiliğinin ihyası için haklı nedenle dava açıldığı anlaşılmakla, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı açılan davanın kabulü ile ...'nin (Ticaret Sicil No: ...-0) ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve... Esas sayılı dosyaları ile sınırlı olmak üzere ihyasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. 29.05.2024 tarihli 32560 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesi ile "...6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” düzenlemesine yer verilmiş olup anılan Kanun'un 23 üncü maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yoluna gidilmemiştir.Şirketin ihyası için açılacak davada husumetin Ticaret Sicil Müdürlüğüne yönetilmesi gerektiği, ihyasına karar verilmesi gereken şirkete husumet yönetilemeyeceğinden davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, ...'nin ... İcra Müdürlüğünün ... ve... Esas sayılı takip dosyaları ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak ...'ın atanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ihya kararı verilmişse de davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, davacı lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretinin takdiri gerekmekte iken davacı kurum lehine vekalet ücretine takdir edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirket tüzel kişiliği, ticaret sicilinden terkin ile sona erdiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişiliğin ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceğini, bu sebeple dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yoluna gidilmemesinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davacı lehine avukatlık vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Dava, TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince şirketin sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve şirketin ihyasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davacı kurumun, ihyası istenen ...nden, Çayırlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/56 Esas 2012/88 Karar sayılı kararının konu olduğu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ve Çayırlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/57 Esas 2012/33 Karar sayılı kararının konu olduğu ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyaları kapsamında alacaklı olduğunu, icra işlemleri sırasında şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini, taraf teşkilinin sağlanması için kendilerine yetki verildiğini ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
.... Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre; ihyası istenilen ...nin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın geçici 7.maddesi ile ....12.2012 tarih .... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Münfesih olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğin 5.maddesi(1-ç) bendi uyarınca ...07.2013 tarihinde sicil kaydının re'sen silindiği anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. TTK'nın geçici 7. maddesine bakıldığında, şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'sen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda, dava dilekçesinde terkin işleminin usulsüz olduğu davacı tarafından ileri sürülmemiştir. Davalı bu davada yasal hasımdır. TTK'nın geçici 7. maddesi ile belirli koşullarda ticari şirketlerin sicilden terkin edilmesi için gerekli işlemlerin yapılması hususunda davalıya görev verilmiştir. Davacının, sadece şirketin ihyasını talep ettiği, herhangi bir Yasa hükmüne dayanmadığı dikkate alındığında ve geçici 7. maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğini ileri sürmediğine göre, mahkemece davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yerinde olmuştur. Diğer taraftan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2866 Esas, 2024/4419 Karar ve 29.03.2024 tarihli ilamında; "...Temyiz konusu kararda hüküm tarihi itibarıyla bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte 29.05.2024 tarihli 32560 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesi ile "...6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” düzenlemesine yer verilmiş olup anılan Kanun'un 23 üncü maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir..." ifadelerine yer verilmiştir. Bu nedenlerle davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmemesinde yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.03.2026