İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı şirket müdürü ... tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalıların organize fiilleri nedeniyle, davacı şirketin ödemek zorunda kaldığı veya ödeme tehdidi altında bırakıldığı, vergi borçları ve cezaları, SGK (Bağ-Kur) borçları, icra takipleri, hacizler ve faizler, banka hesaplarına uygulanan blokeler, davalıların ödemediği çek ve senetler nedeniyle oluşan zararlar, şirket borçlarının daha ağır sonuçlar doğurmaması amacıyla şirket müdürü tarafından şahsi kredi kullanılarak yapılan zorunlu ödemeler, ticari itibar kaybı ve mali çöküş nedeniyle şimdilik 2.500.000 TL maddi tazminatın, zarar tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile alacağın güvence altına alınması için ihtiyati haciz uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Ayrıca davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte adli yardım talebinde bulunmuştur.
Mahkememizce 09/01/2026 tarihli ara karar ile davacı tarafın adli yardım talebi değerlendirilmiş, yapılan inceleme sonucunda adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf anılan karara karşı itiraz yoluna başvurmuş, itirazı inceleyen ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 06/02/2026 tarih, ...D.iş - ... Karar sayılı ilamı ile itirazın reddine karar verilmiş, böylece adli yardım talebinin reddine ilişkin karar kesinleşmiştir.
Adli yardım talebinin reddedilmesi üzerine davacı tarafa başvuru harcı ve peşin harcın yatırılması için kesin süre verilmiştir. Ancak verilen süre içerisinde başvuru harcı ve peşin harcın yatırılmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dava konusu 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu gözetilerek, davacı tarafa arabuluculuğa ilişkin son tutanak aslını sunmak üzere tensip zaptı ile süre verilmiştir.
Dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde, davacı tarafın davayı 05/01/2026 tarihinde açtığı, ancak arabuluculuk bürosuna davadan sonra 23/01/2026 tarihinde başvuru yaptığı, arabuluculuğun son tutanağının 27/02/2026 tarihine ait olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 5/a maddesinde " Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." belirtilmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 maddesinde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dosya içerisine sunulan iddia ve beyanlar kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlığın uğranılan zararların tazmini ve rücuen tahsili talebine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 4.ve 5/a maddeleri kapsamında davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, 08/01/2026 tarihli tensip zaptı ile davacı tarafa arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, somut olayda dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde, davacı tarafın davayı 05/01/2026 tarihinde açtığı, ancak arabuluculuk bürosuna davadan sonra 23/01/2026 tarihinde başvuru yaptığı, arabuluculuğun son tutanağının 27/02/2026 tarihine ait olduğu anlaşılmış olup bu durumun davacı tarafından dava açılmadan arabuluculuk yoluna başvurulmadığını gösterdiğinden, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi kapsamında zorunlu arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilecek dava şartı olmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken harçlar alınmadığından, 732,00 TL karar harcı ve 732,00 TL başvurma harcının davacı tarafından tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı şirket yetkilisi ... yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/03/2026