Ticari Ünvanın Korunması

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ticaret unvanı terkini davasının TTK da düzenlenen haksız rekabete ilişkin hükümlerine dayanmakta olduğunu, bu cihetle, işbu davaya TTK 56/1 maddesi anlamında "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse"nin dava açma hakkı bulunduğundan, davacı şirket %50 ortağı ...'ın da davacı sıfatında olduğunu, müvekkili şirketin 1991 yılından beri Güç Elektroniği çözümleri (jeneratör, regülatör, vs) alanında üretim yapan 2 ortaklı bir şirket olduğunu, karşı tarafın da, 2023 yılında kurulmuş aynı faaliyet alanında hizmet veren bir şirket olduğunu, taraflar arasında hiçbir organik bağ bulunmadığını, davacılardan ...'ın izni ve bilgisi olmadan davalı şirket merkezi olarak davacının gösterilmiş olduğunu ve sanki ayni şirketmiş gibi hareket edildiğini, davacıların davalının ... ibaresini ticaret unvanı olarak kullanmasına hiçbir şekilde muvaffakat etmediğini, uzun süre "bu konuda" görüşmelerin sürdüğünü ancak bir sonuç alınamadığını, bu nedenle de, işbu davanın açılma zarureti doğduğunu, bu davada, sadece TTK hükümlerine göre davalının ticaret unvanının terkini ve sicilden terkini istediklerini, fikri ve sınai haklara ilişkin bir talebin olmadığını, müvekkillerinin büyük emek ve masraf harcayarak oluşturduğu ... ismini ve kalitesini, davalının taklit etmek suretiyle kullanması MK. 2'de belirlenen dürüstlük kuralına ve objektif iyi niyet kaidelerine de aykırı olduğunu, davalının ticaret unvandan ... ibaresinin terkinine ve ticaret sicilinden silinmesine, kararın gazete ile yayımlanmasına, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, müvekkili şirkete ilişkin olarak müvekkilinin bilgisi ve izni olmaksızın davacı şirket adresinin gösterildiğini iddia ettiğini, ancak bu iddianın tamamen hilaf-ı hakikat olduğunu, maddi gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında, şirketin kuruluşundan bugüne kadar kesintisiz bir ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasında düzenlenen faturalar ve defter kayıtlarının da bu ilişkiyi açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca müvekkili şirkete bağlı “...” unvanlı işletmenin, 2016 yılından bu yana davacı şirket ile aynı adreste faaliyet göstermekte olduğunu, bu hususun ticaret sicil kayıtları ve yerleşik fiili durum ile sabit olduğunu, dolayısıyla, davacının müvekkili şirketin adresinden haberdar olmadığını veya izinsiz kullanım olduğunu ileri sürmesinin gerçek dışı ve tamamen kötü niyetli olduğunu, bu beyanların, mahkemeyi yanıltma amacına yönelik olduğunu, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) açıkça aykırı olduğunu, davacıların dilekçelerinde " Davalı Şirket 2023 yılında kurulmuş aynı faaliyet alanında hizmet veren bir şirkettir." şeklinde beyanda bulunulduğunu, davacı şirketin Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları incelendiğinde, şirketin faaliyet konusunun; “her türlü ve her ebatta kablo imalatı, ithalatı, ihracatı ve pazarlaması, her türlü tel çekimi, bakır teli, lehim teli, alüminyum teli imalatı ile her türlü toprak altı, toprak üstü, sıvı altı ve sıvı üstü kablo borusu imalatı, ihracatı ve pazarlaması” olduğunun görüldüğünü, buna karşın Müvekkili Şirket Ticaret Sicil Gazetesi’ndeki amaç ve konu kısmında; “her türlü elektrik ve elektronik devre elemanları, iletken, yarı iletken ve entegre devre elemanları, mikroçipler ve bunların birleştirme elemanlarının alım, satımı ve ihracatını yapmak ” yer aldığını, görüldüğü üzere, her iki şirketin faaliyet konuları ve üretim alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini kendi izni olmaksızın kullandığını ve bu kullanıma muvafakat etmediğini ileri sürdüğünü ancak bu iddiaların tamamen gerçeğe aykırı olduğunu ve dosya kapsamındaki maddi olgularla hiçbir şekilde örtüşmediğini, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava, TTK'nın 50. maddesine göre usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının kullanılması nedeniyle aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince ticaret unvanındaki ''...'' ibaresinin sicilden terkini istemine ilişkindir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak tarafların ticaret sicil kayıtlarının dosyamız arasına celp edilerek kazandırıldığı anlaşılmıştır.
Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre; tarafların İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde sicile kayıtlı oldukları, davacı şirketin 17/01/1991 tarihinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adıyla kurulduğu ve ilan edildiği, 13/07/1998 tarihli tadil mukavelesi ile unvanının ... unvan değişikliği yapıldığı, 07/08/1998 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, şirket merkezinin Beylikdüzü/İstanbul olduğu, davalı ...'nin ilk olarak 11/12/2023 tarihinde kurulduğu ve ilan edildiği, şirket merkezinin Beylikdüzü/İstanbul olduğu görülmektedir.
Davanın tarafı olan şirketlerin türleri bağlamında ele alındığında, anonim ve limited şirketlerin ticaret unvanlarının nasıl olacağına ilişkin hüküm TTK'nın 43. maddesinde yer almaktadır. Anılan düzenleme, ''(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, 'anonim şirket', 'limited şirket' ve 'kooperatif' kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz.'' şeklindedir.
Buna göre limited şirketlerin unvanlarının çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ibare (limited şirket) ile şirketin işletme konusundan oluşur. Unvana ek almak ise kural olarak serbesttir. Bu serbesti, TTK'nın 46/1. maddesinde, ''Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.'' şeklinde ifade edilmiştir.
Ticaret unvanına ek almanın zorunlu olduğu hâllerden biri TTK'nın 45. maddesinde gösterilmiştir. Bu hükümde ''Bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.'' denilmektedir.
TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
Yukarıda da belirtildiği üzere ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almakta olup tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu şekilde açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmelidir. (aynı mahiyette İstanbul BAM 14.Hukuk Dairesi'nin 2021/2329 Esas, 2025/424 Karar, İstanbul BAM 14.Hukuk Dairesi'nin 2021/2241 Esas, 2025/835 Karar sayılı ilamları)
Somut olayda davacı şirketin ticaret unvanının "... Sanayi Ticaret Limited Şirketi" olduğu görülmektedir. Bu unvanda şirket türünü gösteren ibare "Limited Şirket", şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise "Elektrik Elektonik İmalat Sanayi" ibareleridir. Diper bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı "Elektrik Elektonik İmalat Sanayi" ibarelerinden oluşmakta olup " ...." ibaresi ise ek olarak seçilmiştir.
Davalı şirketin ticaret unvanı ise "..."dir. Bu unvanın çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren "Anonim Şirketi" kısmı ve işletme konusunu gösteren "Elektrik Elektronik" ibarelerinden oluşmaktadır. Unvanın ek kısmı ise "..." ibaresidir. Bir diğer deyişle, tarafların unvanlarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin ek kısım oldukları görülmektedir.
Bu açıklamalar ışığında; davacının ticaret unvanının ek kısmının ''...'' olduğu, davalının ticaret unvanının ise ek kısmının ise ''...'' olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının ticaret unvanının eki olarak kullandığı ''...'' ibaresinin davacı şirketin unvanından farklı olduğu, üçüncü kişilerde karşılıklığa mahal verecek nitelikte olmadığı ve TTK'nın 52. maddesindeki şartların gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varılarak; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-DAVANIN REDDİNE,

2-Harç peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,

4-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince takdiren 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK m.333 hükmü gereği ilgilisine İADESİNE,

6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/12/2025