MENFİ TESPİT (Trafik Kazasından Kaynaklanan)

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen MENFİ TESPİT davasının ... 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E. ...K.sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize tevzi edilerek esasın yukarıdaki sırasına kaydından sonra dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.08.2024 günü saat 16.45 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ...otomobil ile seyir halindeyken kaza mahalline geldiğinde banket üzerinde aracının sağ ön kısımlarıyla; aynı istikamette patlayan lastiği tamir etmek amacıyla bankette bulunan müşteki yaya ...'e ve ...A.Ş. Tarafından Kasko poliçesi ile sigortalı ...plaka sayılı kamyonetin sol arka yan kısımlarına çarpması neticesi yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilin herhangi bir hukuki ve maddi sorumluluğu bulunmadığı işbu olaya dayanılarak, aracın uğradığı hasarın bedeli için müvekkil aleyhine ... 8. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilin kazanın oluşumunda kusuru bulunmamakta olup rücu şartları hiçbir şekilde oluşmadığını, işbu nedenlerle davanın kabulüne, müvekkilin borcu olmadığının tespitine, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasına, davalının kötü niyetli icra takibi başlatmış olması sebebiyle dava değerinin %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, .dava görevsiz mahkemede açıldığını, .arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılan mezkur davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, dava dışı ....Şirketi ile müvekkil şirket arasında genişletilmiş kasko sigorta poliçesi akdedildiğini, kusur oranlarındaki değişikliğe ilişkin iddiaların kabulü mümkün olmadığını, davacı, kazanın meydana gelmesine %50 oranında kusuru ile sebebiyet verdiğini, davacı tarafından dayanak sunulan ceza dosyası, dava açıldığı tarihte karara çıkmamış ve kesinleşmediğini, dolayısıyla menfi tespit davasına konu edilecek bir kusur değişikliği mevcut olmadığını, davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin davacı tarafa karşı rücu imkanı bulunduğunu, davacın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine, - davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:

davalı sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine gereğince ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472.maddeleri uyarınca sorumlulardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin Menfi Tespit istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.
Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih ve ... E. ...K. Sayılı ilamı ile benzer içtihatlarında da işaret edildiği üzere: 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava tarihi itibariyle de Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır.
Huzurdaki dava; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde yer alan mutlak ticari dava değildir.
Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.
Davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına TTK..nun 1472.maddesi gereğince yasal halefi konumunda olduğu açıktır. Bu nedenle görev hususu belirlenirken sigortalının hukuki durumu incelenmelidir.
Halefiyet Yönünden;
Davacı sigorta şirketi nezdinde ... sayılı Genişletilmiş Kasko poliçesi ile sigortalanmış olan ... Şirketi'ne ait ... plaka sayılı aracın sahibine ve hasar nedeniyle dava dışı firmalara ödeme yapıldığı, ödeme ile TTK 1472 nci maddesi/alacağın temliki hükümleri ve sair kanun maddeleri icabı davalı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının haklarına halef olduğu açıktır.
03/07/1944 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun ...E. İle ... K. sayılı kararında da işaret edildiği üzere, davada, dava dışı sigortalı ...'nin sahip olduğu tüm haklara halefiyet gereği davacı da sahiptir. Huzurdaki dava, davalıya sigortalı dava dışı sigortalı ... Şirketi'ne aleyhine açılmış olsa idi nasıl aradaki ilişkinin ticari bir iş olmadığını ve sorunların çözüm yerinin de Asliye Ticaret mahkemelerinin olmadığını, görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu söyleyebiliyorsak, halefiyet prensibi gereği de aynı şeyi düşünmek zorunludur. Değişen tek şey davacının taraf sıfatındadır. Bu da halefiyet prensibi gereği davada davalı sigorta şirketine pasif husumet ehliyeti tanımaktadır. Diğer bir anlatımla sırf davanın taraflarına bakarak davalının sigorta şirketi olması nedeniyle davanın TTK.nun 4.maddesinden kaynaklanan mutlak ticari dava olduğu kabul edilemez İlişki rücuya dayalı halefiyetten kaynaklıdır. Diğer bir anlatımla zarar görenin karşı tarafın sigortacısına karşı açtığı doğrudan bir tazminat davası yoktur. Sigorta şirketi davalı sıfatını yasal halefiyet (TTTK.nun 1472.maddesi) gereği taşımaktadır. Bu nedenle huzurdaki dava aslında davacı ... ile dava dışı sigortalı ...Şirketi arasında açılmış gibidir. Görev hususu değerlendirilirken bu şekilde düşünülmelidir.
Davacı ... karakol ifadesinden de anlaşılacağı üzere ....Ltd.Şti. firmasında araç bakım sorumlusu olarak çalışan bir işçidir. Tacir değildir
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararının gerekçesinde sadece davanın taraflarına bakarak davayı mutlak ticari dava olarak vasıflandırmıştır. Halefiyet ilişkisi gözden kaçırılmıştır. Zira nasıl tam tersi bir durumda davalı sigorta şirketi icra takibi yerine doğrudan doğruya ... aleyhine halefiyetten kaynaklanan rücu davası açmış olsa idi davaa Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu kabul etmek gerekeceğinden, tersi durumda açılacak Menfi Tespit davasında da aynı şekilde kabul zorunludur.
Açıklanan nedenlerle huzurdaki dava, davacının, davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı dava dışı ... Ltd.Şti. firmasında araç bakım sorumlusu olarak çalışan bir işçi, olduğundan huzurdaki dava mutlak veya nispi ticari bir dava değildir. Davada, mahkememiz görevli olmayıp, genel mahkemeler görevli olduğundan (Emsal: Yargıtay 4.HD.nin 11.09.2024 tarih ve ...E.... K.ile 27.06.2024 tarih ve ... E.... K.ile 15.06.2023 tarih ve... E.... K.ile 23.12.2021 tarih ve ... E. ... K.ile Yargıtay 17.HD.nin 26.09.2019 tarih ve ... E. ...K. İle 26.09.2017 tarih ve...E. ...K. ile 23.01.2017 tarihli ve ... E. ...K. Vb), dava ve usul ekonomisi gereğince dosya üzerinde yapılan incelemeyle duruşma günü verilmeksizin görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Açılan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE,
6100 sayılı HMK.nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE GÖNDERİLMESİNE,
6100 sayılı HMK.nun 331.maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,
Sair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,
Görevsizlik kararımızın İSTİNAF edilmeksizin kesinleşmesi halinde;
... 23. Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından, görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın merci tayini ile görevli olan İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI'NA GÖNDERİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/03/2026

KATİP - HAKİM -