Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiye özetle: müvekkili ile davalı arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığını, ancak davalı tarafça müvekkili hakkında İzmir...İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, takip talebinde "yapılan iş ve işlemler gereği bakiye alacak" şeklinde açıklama bulunduğu, başlatılan icra takibinin hiçbir belgeye dayanmadığı, icra takibi davalı tarafça hukuka aykırı olarak kesinleştirilmiş ve müvekkilinin tüm mallarına, banka hesaplarında bulunan bakiyelere haciz konulduğundan bahisle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra veznesine hacizli vadeli mevduattaki para depo edildiğinde işbu davaya istirdat davası olarak devam edilmesine, davalının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalıya usulüne uygun olarak tebligat çıkartılmış olmasına rağmen davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Davanın; davacının davalıya İzmir...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takip dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti ile icra veznesine hacizli vadeli mevduattaki para depo edildiğinde davanın istirdat davası olarak devamına ilişkin olduğu,
Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin... Karar ve 18.10.2016 tarihli kararında belirtildiği üzere ; Mülga 6762 Sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre ; Bakanlar Kurulu'nca 18.06.2007 tarihinde karalaştırılan, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan, 2007/12362 Sayılı Bakanlar Kurul'u Kararında, esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiş olduğu, 6103 Sayılı TTK'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10.maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 Sayılı TTK'nun 11.maddesinin 2.fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu Kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi sureti ile yapılmasının gerektiği,
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı ...'nın ticaret sicil kaydı var ise gönderilmesi istenilmiş olup, Fethiye Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen 28.11.2025 tarihli cevabi yazıda davalının şahsi ticaret sicil kaydının bulunmadığının bildirildiği,
Yine mahkememizde yapılan yargılama sırasında davalı ...'nın tacir olup olmadığının tespiti açısından ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmış olup, davalı ile ilgili olarak Fethiye Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen 26.11.2025 tarihli cevabi yazıda davalının 31.12.2014 tarihinde faaliyetini terk ettiği ve 2024-2025 yıllarına ait ticari defterler ile gayri safi hasılatının bulunmadığının bildirildiği, bu kapsamda davalının tacir olmadığı sonucuna varıldığı,
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile, artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, görevin 6100 Sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesinin gerektiği,
Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 Sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde(b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesinin gerektiği,
Bu açıklamalara göre; dava konusu somut olayda, her ne kadar ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen cevabi yazılar kapsamında davacı taraf tacir ise de, davalının ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen yazı cevapları gereğince tacir olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde münhasıran sayılan uyuşmazlıklar arasında da yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken dava olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düşünülmekle, mahkememizin iş davada görevli olmaması nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verme gereği doğmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
İş bu davada mahkememiz görevli bulunmadığından davanın usulden REDDİNE,
Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
HMK 20.maddesi gereğince, iş bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşir ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde talepte bulunulması halinde dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Harç ve yargılama giderlerlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 02/12/2025