Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini

Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... markası yıllardır bünyesinde restoran zinciriyle, sektöründe Türkiyenin lider firmaları arasında yer almakta olup, kendisine duyulan güvenin ve saygınlığın sürekliliğini sağlamayı temel ilke edindiğini, kurumsal kimliğiyle öne çıkan örnek bir kuruluş olduğunu, Türkiye genelinde 40 ilde yakınıda restoranıyla Türkiyenin en yaygın pide zinciri olan ..., başarısını yıllar boyu standartlarından şaşmayarak marka değerini ve markasına duyulan güveni korumasına borçlu olduğunu, davalının 12.10.2021 tarihinde "..." markası için başvuruda bulunduğunu, başvurusuna yapılan itirazlar kabul edildiğini, 28.12.2022 tarihinde TPMK tarafından "başvuru/tescil geçersiz" kararı verilerek tescil başvurusu işlemden kaldırıldığını, buna rağmen davalının hukuka ve ticaret ilkelerine aykırı olarak, ... adı ve markası olan "..." ile iltibas yaratacak şekilde "..." adı ve markası altında faaliyet göstermeye devam ettiğini, bu doğrultuda "..." markasının ... tarafından kullanıldığına ilişkin taraflarınca 30.04.2024 tarihinde e-tespit yaptırılmış olup; kendisinin marka ve markaya ilişkin sosyal medya kullanımları, "https://.../.../" ve "https://.../.../" internet adresi ile ortaya konduğunu, bunun üzerine ..., davalıya, .... Noterliğinin 16.05.2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek, "..." markasına ilişkin haksız kullanımlarını sonlandırmasını; aksi takdirde yasal yollara başvurulacağını ihtar edildiğini, tüm iyi niyetiyle, davalı ile telefon aracılığıyla da iletişime geçildiğini; "..." markasına ilişkin haksız kullanımlarını sonlandırması için defalarca, sözlü uyarıda bulunulduğunu, ancak ..., ... uyarılarını dikkate almamış; haksız kullanımlarına ve ticari faaliyetlerine 2022 ... tescil numaralı "..." markasıyla devam edeceğini bildirdiğini, bu nedenle davalının 2022 ... tescil numaralı ve 15.06.2023 tescil tarihli "..." ibaresinden oluşan markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ... marka hakkına yaptığı tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması ve muhtemel tecavüzün önlenmesini, ... marka hakkına yaptığı tecavüz nedeniyle, ..., fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davası olarak, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın, ticari faiziyle ödemesini, ... marka hakkına yaptığı tecavüz nedeniyle, ..., 10.000 TL manevi tazminatın, ticari faiziyle ödemesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait "..." adresindeki "..." isimli söz konusu işletme ... pidesi, kuymak gibi Karadeniz bölgemize özgü ürünler başta olmak üzere pide üzerine faaliyette bulunan bir işletme olduğunu, müvekkilinin işletmesine ilişkin faaliyetlerinde kullandığı ve 14.12.2022 başvuru tarihli, 2022 ... numaralı tescilli markası olan ... unvanının kullanılması iltibas oluşturmadığı gibi davacı şirketin marka hakkına tecavüz de söz konusu olmadığını, bilirkişi raporu nesnel verilere dayanmayan hatalı değerlendirmelerden ibaret olduğunu, davacının dilekçesindeki pek çok iddiasına kaynak gösterdiği bilirkişi raporunda nesnel hiçbir değerlendirme olmadığını, raporun bilirkişiye esas ihtiyaç duyulan kanaat bölümünde nesnel hiçbir değerlendirme içermediğini, davacının güncel marka kullanımı ve kullanım şekli, güncel marka rengi, markaların yazı fontları gibi nesnel kriterler kıyaslanmadan benzerlik vardır denilerek bir kanaat bildirildiğini, yine davacının markasının niteliği değerlendirilmemiş, pide kelimesinin genel kullanımı nazara alınmamış ve iki markada da ... kelimesi yer aldığından tüketicide iltibasa neden olabilir denmekte olduğunu, iltibasın olamayacağını, Hukuk Genel Kurulu ve yerleşik içtihatlar uyarınca markalar arasında iltibasın varlığı, markalardaki baskın ve ayırt edici unsurları üzerinden mümkün olduğunu, müvekkilinin markasal kullanımında "..." kelimesi ürün çeşidini gösteren tamamlayıcı yani tali bir unsur olduğunu, ayırt edici kriter olmadığını, tamamlayıcı unsur olan "..." ibaresinin kullanılmasının yasaklanması mümkün olmadığını, müvekkiline ait ... markasının öne çıkan asıl unsuru ... kelimesi olduğunu, zira müvekkilinin Samsunlu olup işletmesinin ana ürünü de ...'a özgü bir yerel yiyecek olan ve adını da ...'un ... ilçesinden alan ... pidesi ya da diğer adı ile ... pidesi olduğunu, bu ürünü ile öne çıkan işletme de zaten marka adı olarak ...'u benimsemiş ne var ki ...'un bir il adı olması ve coğrafi yerlerin markada esas unsur olamayacak olması sebebi ile ''...'' olarak, marka tescili almak istemiş olduğunu, zira ... kelimesi bu hali ile bilinen herhangi bir anlama gelmemekte, özgün bir marka adı olmakta olduğunu, ancak bunun da kabul edilmemesi üzerine ... markasının tescilini aldığını, yani bu tescilli markada aradaki ''-'' iddia edildiği gibi ... firması ile benzerliği örtbas etmek için değil -ki böyle bir benzerliği asla kabul etmiyoruz- markanın baştan beri adı ve asıl unsuru olan ''...'' un tescilini sağlamaya yönelik bir hamle olduğunu, ... markasının baskın ve ayırt edici unsuru ...'un kendisinin olduğunu, dava konusu ...'in zayıf marka olduğunu, dolayısı ile koruma kapsamı dar olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise de öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin reddini, sonrasında davanın esastan reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava; Davalının 2022 ... tescil numaralı ve 15.06.2023 tescil tarihli "..." ibaresinden oluşan markasının Hükümsüzlüğüne Ve Sicilden Terkini noktalarında toplandığı anlaşıldı.
Davacı vekilinin 18/11/2025 tarihli dilekçesinde: ...’ın halihazırda davaya konu marka hakkına tecavüz mahiyetindeki eylemlerini sonlandırarak, tekrarlamayacağı yönündeki taahhütleri doğrultusunda taraflarca anlaşmaya varılmış olduğunu, bu kapsamda, huzurdaki davanın konusuz kaldığını, herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını beyan etmiştir.
Davalı vekilinin 21/11/2025 tarihli dilekçesinde: 19.11.2025 tarihli duruşmasına mesleki faaliyetleri sebebi ile İstanbul dışında olma ve davacı ile arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşmaya varma sebebi ile katılamayacağımı ve bu sebeple mazeretin kabulünü, davaya ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimin bulunmadığını, ekte sunulan arabuluculuk son tutanağında da anlaşılacağı üzere dava konusu uyuşmazlık konusunda kesin olarak anlaşmaya varma sebebi ile de davanın konusuz kaldığına dair yokluğunda karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama esnasında taraf vekillerinin dilekçeleri ile karşılıklı anlaştıklarını, davalı yanca davaya konu markanın kullanılmayacağı yönünde taahhüt imzalandığını, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşmaya vardıklarını, bu nedenle davaya konu kullanımlarına son verdiği yönündeki beyanlar da dikkate alındığında: Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, taraflar vekalet ücreti talep etmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

1-Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Taraflar karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

4-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine,

Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 05/11/2025