BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin ... meclis kararı ile verilen tasarruf yetkisi kapsamında ... büfelerini işletmeye başladığını, bu kapsamda davalı borçlu ile 01.12.2016 tarihinde 16 No'lu ... Büfesi İşletme Sözleşmesi imzalandığını, Sözleşmenin 5.maddesine göre sözleşmenin 01.12.2016 tarihi ile 30.11.2017 tarihleri arasında geçerli olduğunu, dolayısıyla 30.11.2017 tarihinde sözleşme süresinin sona erdiğini, sözleşmenin süre sonunda devam edeceğine ilişkin ... Büfesi İşletme Sözleşmesi'nde hüküm de bulunmamasına rağmen davalı borçlu büfeyi tahliye etmeksizin haksız işgal suretiyle kullanmaya devam ettiğini, 30.11.2017 Tarihli 2860 Sayılı ... meclis kararı ile müvekkili şirkete verilen ... büfelerini işletme ve tasarruf yetkisi bu tarih itibariyle sona erdiğini, müvekkili şirketin meclis kararının yenilenmesi için ...'ye başvuru yaptığını, dolayısıyla dava konusu edilen tarihler arasında müvekkilinin de bu yerle ilgili tasarruf yetkisinin mevcut olmadığını, bunun üzerine ... meclisinin 17.07.2020 Tarihli 606 Numaralı meclis kararı ile müvekkili şirketin ... büfeleri üzerindeki tasarruf yetkisinin 5 yıl süre ile uzatıldığını, müvekkilinin davalı borçlu işletmecisinin cari hesap borcunu ödemesini talep ettiğini, zira işgalci konumuna düşen işletmelerin birikmiş kullanım borcunun tahsil edilmesi yükümlülüğününde Meclis Kararı ile müvekkili şirkete verildiğini, davalı borçlunun haksız işgalle kullanımından kaynaklı kullanım bedelini de ihtar sonrası müvekkili şirkete ödemediğini, davalı borçlunun haksız işgalle işletmekte olduğu ... büfesinin kullanım bedellerine ilişkin 21.10.2022 Tarihli 4.932,28 TL bedelli, 31.10.2022 Tarihli 4.932,28 TL bedelli ve 30.11.2022 Tarihli 4.932,28 TL bedelli faturalar düzenlenerek davalı borçluya tebliğ edildiğini, ancak davalı borçlunun kullanım bedeline ilişkin düzenlenen bu faturalara süresinde itiraz etmediğini, borçlu işletmecinin TTK md 21/2 düzenlemesine göre fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, davalının tebliğ edilen faturalara itiraz etmemesi ve ödeme de yapılmaması üzerine müvekkili şirket tarafından davalı borçluya ilk olarak İstanbul ... Noterliği 10.02.2023 Tarih .... Yevmiye Numaralı ihtarname gönderildiğini, Müvekkili şirket tarafından gönderilen ihtarname tarihinde davalı borçlu tarafından tebliğ edilmiş olsa da herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ödeme emrine itiraz ettiğini, davacının itirazının haksız olduğunu, itirazın iptali ile yaptırılacak hesaplamaya göre takibin devamına karar verilmesini, ayrıca davalı borçlunun icra takip dosyasına itirazının haksız ve kötü niyetli olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı borçlunun faize itirazı bulunduğunu, faize ilişkin yapılan itirazların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının hukuken fuzuli şagil konumuna düştüğünü, talep edilen alacağın haksız işgal tazminatı olduğunu, ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, dava şartı olan ticari arabuluculuk görüşmeleri kapsamında borçlu ile anlaşılamadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne ve davalı borçlunun Bakırköy ...İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptali ve takibin devamına, alacağa takipten sonra ticari faiz işletilmesine ve takibe haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı'na hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın itirazın iptali için kanunda öngörülen 1 yıllık süreden sonra açıldığını, müvekkilinin tacir olmadığını, esnaf olduğunu, taraflar arasında kira sözleşmesi söz konusu olduğundan, davacının ecrimisil istemi içeren davasının reddinin gerektiğini, davacının kendilerine göndermiş olduğu faturaya Beyoğlu .... Noterliğinin 14.09.2022 tarih ve ... Yevmiye nolu ihtarnamesi ile itiraz edilerek gönderilen faturanın iade edildiğini, davacının kira alacağının taraflar arasındaki 01.12.2016 tarihli sözleşmeye göre hesap edilmesi gerektiğini, bu yönü ile bahse konu kira alacağının yargılamaya muhtaç olduğunu, alacağın likit olmadığını, bu nedenlerle davacının davasının usul ve esas bakımından reddine, taraflar arasında kira sözleşmesi söz konusu olduğundan ecrimisil istemine dayanan davanın reddine, aksi taktirde müvekkilinin tacir olmadığından mahkemenizin görevsizliğine, görevsiz ve yetkisiz mahkemelerde yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin de dikkate alınarak yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ...'nın İTO kaydının bulunmadığı ve tacir olmadığı görülmüştür. Davalının tacir olmadığı göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2025