Tazminat (Ticari İşletme Rehninden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari İşletme Rehninden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, 04.05.2017 tarihinde “Sulh, Feragat, İbra ve Borç Tasfiye Protokolü” imzalandığını, bu protokol kapsamında dava dışı ... ile ...’ın müvekkili şirketten olan tüm alacaklarının davalı ....’a devredildiğini, devre konu alacağın miktarının 324.108,00 EURO olduğunu, devre konu bu alacağa teminat teşkil etmek üzere müvekkili adına kayıtlı olan, ..,..,..,..,... plakalı araç kayıtlarının her biri üzerine 40.000,00 EUR bedelli ve davalı .... yararına rehin tesis edildiğini, Protokolün 6. Maddesinin devamında ise, müvekkili ...'nin ödeyeceği bedellerin 40.000,00 EURO'ya ulaşması anında ve takip eden her 40.000,00 EURO'luk ödemenin tekrarında, her bir araç üzerindeki rehin işleminin müvekkili ...'nin talebine ve ihtarına gerek kalmaksızın rehin alacaklısı olan davalı ... tarafından kaldırılacağının, rehin ibranamesinin verileceği hususunun kararlaştırıldığını, müvekkili şirket tarafından bu protokol kapsamında toplam ödeme 40.000,00 EURO ödendiğini ve böylece davalı ...’ın, protokolde kararlaştırılan yükümlülük gereği, müvekkiline ait araçlardan biri üzerindeki rehin kaydını fek etmesi ve rehin ibranamesini sunması gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu durumda, protokolde açıkça kararlaştırılan ceza-i şart devreye girdiğini, davalı ...ın 16.07.2018 tarihinden itibaren, müvekkiline karşı ilk rehin fekki yükümlülüğü dahilinde her gün için 1.000,00 TL ceza-i şart ödeme yükümlülüğünün altına girdiğini, yani 16.07.2018 tarihi itibarıyla, davalı ... tarafından bir adet araç üzerindeki rehnin fek edilmesi ve rehin ibranamesi sunulması gerektiğini, ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, dolayısıyla davalının 16.07.2018 tarihinden itibaren günlük 1.000,00 TL ceza-i şart ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, müvekkilinin 16.09.2019 tarihinde yapmış olduğu ödeme ile ikinci 40.000,00 EURO'ya ulaştığını ve böylece davalı ....ın 16.09.2019 tarihi itibarıyla, davalı ... tarafından ikinci araç üzerindeki rehnin fek edilmesi ve rehin ibranamesi sunulması hususunda yükümlülük altına girdiğini, ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, dolayısıyla davalının 16.09.2019 tarihinden itibaren günlük ek 1.000,00 TL ceza-i şart ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, özetle, davalı tarafın rehin feklerini gerçekleştirmediği için 16.07.2018 tarihinden 16.09.2019 tarihine dek günlük 1.000,00 TL, 16.09.2019 tarihinden itibaren de günlük 2.000,00 TL ceza-i şart ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, rehinlerin kaldırılmaması nedeniyle müvekkilinin ekonomik faaliyetine doğrudan zarar verdiğini, müvekkili tarafından yapılan ödeme karşılığında, ... ve ... plakalı araçlar üzerindeki rehinlerin kaldırılmasına, bu mümkün görülmezse ödeme miktarına denk gelecek şekilde mahkemenin takdir edeceği diğer iki araç üzerindeki rehinlerin kaldırılmasına karar verilmesini, ceza-i şart bedellerinin işlemeye başladığı tarihler ile huzurdaki davanın açılış tarihi arasındaki dönem dahilinde işleyen ceza-i şart alacağının, yargılamanın ilerleyen safhalarında alınacak bilirkişi raporuyla hesap edilecek miktara uygun surette ıslah etme/talep arttırma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin, alacağın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı şirket arasında, 04.05.2017 tarihinde “Sulh, Feragat, İbra ve Borç Tasfiye Protokolü” imzalandığını, bu protokol uyarınca, dava dışı ... ile ....’ın davalı şirketten olan tüm alacaklarının müvekkili ...’a devredildiğini, bu doğrultuda müvekkilinin davalı şirketten 324.108,00 Euro tutarında alacağı olduğunun protokol ile hüküm altına alındığını, taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre, davalı şirketin müvekkilin ... Bankası nezdindeki hesabına 15.07.2017 tarihinden itibaren 108 eşit taksit halinde 3.000,00 Euro ödeme yapacağını ve taksitlerden üç tanesinin ardı ardına ödenmemesi durumunda geriye kalan tüm taksit bedellerinin tamamının muaccel olacağını, davalı şirket üzerindeki araç üzerindeki rehinlerin ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçileceğinin kararlaştırıldığını, Protokol kapsamında, davalı şirket adına kayıtlı ...,..,..,..,..,.... plakalı araç kayıtları üzerine de rehin tesis edildiğini, ne var ki, rehnin kaldırılmasının talep edildiği araçlar bulunamadığı gibi, değerleri de borcun karşılanmasına yetmediğini, müvekkili ... kısıtlandıktan sonra bu protokol hükümlerine riayet edilmediğini, bunun üzerine yine vesayet makamının izni ve yetkisi ile davalı şirkete ihtarname keşide edildiğini, ödemelerin kısıtlı adına açılan hesaba ödenmesi gerektiğini Bakırköy ... Noterliği’nin 30.04.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, bu ihtarname sonrasında belirli bir süre 3.000,00 Euro bedeli ödenmişse de, daha sonra davalı şirketin 04.05.2017 tarihli protokolün eki olduğunu iddia ederek, 21.05.2018 tarihli ek protokol sunduklarını ve sunulan ek protokolde, 200.000,00 Euro bedelinin ek protokol tarihinde ...’a nakden ödendiğini, bu nakden ödeme nedeniyle ...’ın 41.108,00 Euro indirim yaptığını, kalan borcun 50.000,00 Euro olduğunu, 33.000,00 Euro bedelinin kısıtlının hesabına taksitlerle ödendiğini, bu ek protokolün vesayet makamı olan Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasına davalı şirket tarafından sunulduğunu, bunun üzerine vesayet makamı kısıtlının hak ve alacaklarını korumak amacıyla dosyaya çok sonra bildirilen ek protokol üzerinde imza incelemesi yaptırdığını, vesayet makamının imza incelemesi neticesinde alınan Adli Tıp Kurumu’nun ... tarihli raporu ile "inceleme konusu belge aslında ... adına atfen atılmış imzalar ile adı geçen ...'a ait mevcut mukayese imzaları arsında tersim tarzı, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın el ürünü olmadıklarının tespit edildiğini, bunun üzerine vesayet makamı olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... sayılı dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, davalı şirketçe sunulan ek protokolde yer alan imzanın sahte çıkması üzerine, davalı şirkete yeniden ihtarname keşide edildiğini, Bakırköy ... Noterliği’nin 30.10.2020 tarihli ve ... sayılı ihtarnamesi ile borcun ödenmesi talep edilmişse de, bugüne değin müvekkilinin alacağının davalı şirketçe ödenmediğini, Düzenlenen 04.05.2017 tarihli protokol uyarınca davalı şirketin müvekkiline borçlu olduğunu, müvekkili adına açılmış olunan Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile davacı yanın müvekkiline 262.108,00 Euro borçlu olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, davacıya ait araçlar üzerindeki rehnin kaldırılması ve cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ...'ın İTO kaydının bulunmadığı ve tacir olmadığı görülmüştür. Davalının tacir olmadığı göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,

6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/12/2025