BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 19/07/1996 tarihinde kurulduğunu, ticaret hayatında büyük başarılara imza attığını, davalının 2012 yılından beridir çalışmakta olup yine işçi ile aralarında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesi ile altın imalatı alanında faaliyette bulunan davacı şirkette işçinin "eksper" olarak çalışacağının öngörüldüğünü, altın sektöründeki eksperlik hizmetinin davacı firma tarafından başlatılmış olup uzun uğraşlar ve çabalar sonucu geliştirildiğini, davacı firmanın bu hizmetin geliştirilmesi konusunda çok çaba sarf etmiş ve eksperlere özel birçok eğitim ve destek vermiş olup halen bu çalışmalarına devam ettiğini, davacı şirketin mahremi sayılacak birçok ticari bilgiyi ve ticari sırrı da edindiği eksperlik hizmeti işinin zaruri gereği olup bu çalışanın işbu mahrem ticari sır ve ticari bilgiye sahip olduğunu, sarf edilen emeklerin rekabet yasağı kapsamında korunması gerektiği, davalı işçi ile taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı bulunan iş sözleşmesinde, işçinin eksper olarak görev yaptığı belirtildiğini ve davalı işçinin çalıştığı pozisyon ve yaptığı görev itibariyle davacı iş yerinni müşteri portföyünü tanımak ve işlerin esasına nüfuz eden konumu sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 (iki) yıl süre ile davacı şirketin muvafakati olmaksızın benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene 100.000 TL (yüz bin türk lirası) cezai şart ödeyeceği öngörüldüğünü, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 01/07/2021 tarihinde sonlandırıldığını, konuyla ilgili olarak davalıya 13/02/2023 tarihinde Bakırköy .... Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, ödeme için süre verilmesine rağmen davacı firmaya davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, açıklanan tüm nedenlerle taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde yer alan Rekabet Yasağı'nın iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2(iki) yıl süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene 100.000 TL (yüz bin türk lirası) cezai şart ödeneceğinin öngörülmesi nedeniyle işverenin davalıdan cezai şart olarak 100.000 TL (yüz bin türk lirası)’nin tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı şirket tarafından sunulan farazi iddialarını kanıtlayacak delilin dosyada bulunmadığını, davacı işveren ile iş sözleşmesinin imzalandığı tarihte sözleşmenin bir suretini davalıya vermediğini ve işbu sözleşmenin işten atılma baskısı altında imzalandığını, davalının davacı şirket bünyesinde 01/07/2021 tarihine kadar altın eksperliği işçisi olarak çalıştığını, davacının davalıya dahil hiçbir altın eksperi çalışanına mesleki eğitim ve seminer vermediğini, işçilerin çıkış bildirilerinin SGK'ya "18" koduyla "İşin sona ermesi" olarak bildirildiğini ve davalının özlük dosyası ve içeriğinde bulunan iş akdi fesih tebliği belgesinde "Altın Eksperliği" biriminin kapatıldığını açıkça yazdığını, dolayısıyla davacı işverenini altın eksperliği birimini kapatarak tüm işçilerin işine, işçiye karşı haklı sebebi olmadan son verdiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Dava, belirsiz süreli iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiası ile sözleşmede yer alan cezai şart bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ddavacı ile davalı işçi arasında imzalandığı iddia edilen sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin maddenin davalı işçi tarafından ihlal edilip edilmediği bu kapsamla da davacı işverenin tazminat talebinde haklı olup olmadığı hususlarının tespitinden ibarettir.
Davacı tanığı .... Mahkememizin 08/07/2025 tarihli duruşmasındaki beyanında; " ben davacı şirkette 2012 mayıs ayından beri çalışırım, davalıyı da 2012-2018 yılları arası aynı birimde çalışmamız sebebiyle tanırım, ben daha sonra farklı bir birime geçtim, her ikimizde eksper olarak çalışıyorduk, bankalar belirli günlerde altın alım günler yapar, bizde bu günlerde eksper olarak gidip değer tespiti yapıyorduk, müşterinin hesabına gram olarak geçiyorduk, davalı pandemi sürecinde davacı şirketten ayrılmıştır ve ismini bilmediğim başka bir rafineri firmasında bizim şirkette yaptığı işin aynısını yapmaya başlamış, bu bahsettiğim bankaların altın alım günlerinde altına değer biçme işlemi ilk olarak davacı ... firmasında yapılmaya başlanmıştır, davalı yine bir rafineri firmasında aynı işi yaparak ticari sır mahiyetindeki bazı bilgileri aktarmış olabileceğini düşünüyorum ancak buna ilişkin bir görgüm yada doğrudan bir bilgim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... Mahkememizin 08/07/2025 tarihli duruşmasındaki beyanında; "ben yaklaşık 15 yıldır davacı şirkette çalışırım, davalı ile de birlikte çalışmamız sebebiyle tanışırız, davalı ile altın bankacılığında eksper olarak birlikte çalıştık, belli bankalarla yapılan anlaşmalar doğrultusunda bankalara gidip banka müşterilerinin bankaya yatırmak istedikleri altınların değerlemesini yapıyorduk, altın eksperi olarak çalışmadan önce bende davalı da kuyumculuk işiyle uğraşıyorduk ancak altın eksperliği için şirket bünyesinde ayrıca bir eğitim ve sertifika programına katıldık ve bu şekilde sertifika edindik, pandemi döneminde bankalara eksper gönderilemedi, şirket 6 ay kadar herkesin maaşını ödemeye devam etti, daha sonra altın eksperlerine farklı birimde çalışmalarına ilişkin öneride bulunuldu, bildiğim kadarıyla davalı kabul etmedi, tazminatını ve hak edişlerini alarak işten ayrıldı, altın bankacılığını ... ortaya çıkardığı için bizler ilk sözleşme yaparken rakip firmalarda çalışmayacağımızı taahhüt etmiştik, davalı işten ayrıldıktan sonra rakip bir firmaya geçtiğini duydum, bu işi yaparken birtakım ticari sırlarımız oluyordu, bankaların sistemlerine ilişkin bilgi ve kayıtlarımız vardı, müşteri bazında değil ancak banka sistemi bazında tutulmuş kayıtlar vardı, işin programlanması da yine bizler için ticari sır niteliğindeydi, davalının çalışmaya başladığı firmada bizim çalıştığımız sistemin aynısının kullanıldığını biliyorum, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.
TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
TBK'nın 445. maddesi uyarınca; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.
TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken; tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat de ölçü olarak alınmalıdır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; altın bankacılığı biriminde altın eksperi olarak çalışan davalının, 01/07/2021 tarihinde davalının iş sözleşmesi sonlandırılmış ve SGK'ya "18" olarak işten ayrılış kodu bildirilmiş, davacı tarafından davalıya işçilik hakları ödemelerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından davalının iş sözleşmesinin sonlandırılması geçerli bir nedene dayanıyorsa da, iş sözleşmesinin haklı nedenle sonlandırılmadığı, davalının iş sözleşmesi davacı tarafından çalıştığı birimin kapatılmasından dolayı sonlandırıldığı, davacı tarafın altın eksperliği bölümünü kapattıktan sonra tekrar açılıp açılmayacağı ve açılacak ise ne kadar süre sonra tekrar açılacağı net şekilde belli olmayan bölüm için davalının rekabet yasağı sözleşmesi ile sınırlandırılmasının makul olmadığı, davalının uzmanlık alanı yönünden başka bir firmada çalışmasının artık davacı yönünden rekabet yasağının uygulanmasında gerçek bir yararının kalmadığı anlaşılmış olup davacı tarafından davalının iş sözleşmesi haklı bir neden olmaksızın sonlandırıldığından rekabet yasağının sona erdiğinin kabulü gerekmektedir. Ayrıca yapılan işin mahiyetine ilişkin tanık beyanları dikkate alındığında davalının yapmakta olduğu altın eksperliği işinin ticari sır niteliğinde bir bilgiyi barındırmadığı, tanık beyanında ifade edildiği üzere çalışanların yapmakta olduğu işin bankalara getirilen fiziki altınlara değer biçilmesinden ibaret olduğu, bu esnada müşterilere ilişkin gizli bilgilere veya davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olduğuna dair bir delilin dosyada bulunmadığı, davalının yapmakta olduğu iş sırasında ticari sır niteliğinde bilgi edindiğin kabul edilemeyeceği, bu durumda, davalının başka bir işyerinde işe başlamasının davacı yönünden rekabet yasağına aykırılık oluşturmayacağı anlaşılmış olup davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile 1.092,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-Davalı tarafından harcanan 210,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2025