İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkili şirket ile davalı ... arasındaki temel borç ilişkisinin geçersiz olması (temlik zincirindeki hukuki sakatlık) sebebiyle bedelsiz kalan ... A.Ş'ye ait ... çek seri numaralı 25/04/2025 keşide tarihli,2.500.000,00 TL bedelli çek ve ... A.Ş'ye ait ... çek seri numaralı 25/04/2025 keşide tarihli,2.500.000,00 TL bedelli çekin halihazırda diğer davalı ...’in yedinde olduğunu, taraflarınca işbu çekler ile ilgili olarak ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurulmuş ve... D. İş Sayılı 05/05/2025 tarihli ara kararla, ihtiyati tedbir taleplerini kısmen kabul edilerek HMK madde 397/1 gereğince esas hakkındaki davanın, tedbir kararının uygulanmasını talep ettikleri tarihten itibaren 2 hafta içerisinde açılması gerektiği belirtildiğini, bu sırada Faktoring şirketinin tedbir kararına itiraz ettiğini ve 26.06.2025 tarihli mürafaa'da faktoring şirketinin tedbir kararına yönelik itirazların da reddedildiğini, belirtilen süre içerisinde talep konusu çeklere ilişkin haklarının esasının belirlenmesi amacıyla önce yasal zorunluluk gereği Arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ve Anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasında anlaşma sağlanamamasından mütevellit yasal süre içerisinde esasa ilişkin huzurdaki menfi tespit ve tedbirin devamını talep eden davanın ikame edildiğini, müvekkilinin... Ltd. Şti.’ne ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi neticesinde ... 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D. İş sayılı ve ... tarihli kararıyla ... kayyım atandığını ve onayı ile huzurdaki başvurunun yapıldığını, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair ...tarihli ve ... sayılı Kanunun Geçici 2’nci maddesinin birinci fıkrası ve devamı uyarınca huzurdaki dava da müvekkilinden harç alınmamasını talep ettiklerini, müvekkili şirket ile davalı ... arasında 05.12.2024 tarihli Reklam Alanı Alt Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme ile müvekkili şirketin davalı ...’e 98.660.000,00 TL ödeme yapmasının kararlaştırıldığını, bu ödemelerin 18.660.000,00 TL’sinin çeşitli vadelerde nakit, 80.000.000,00 TL’sinin ise sözleşmenin 4. maddesinde yazılı 30 adet çekin teslimi ile gerçekleştirilmesi hüküm altına alındığını, sözleşmenin imzalanması akabinde sözleşmede belirtilen çeklerin müvekkili şirket tarafından davalı ...’e teslim edildiğini, çeklerin teslimine dayanak teşkil eden Alt Kiralama Sözleşmesi’ne konu reklam alanları davalı ... tarafından ... iştiraki ... A.Ş’den kiralanmış olup davalı ... alt kiralama işlemini gerçekleştirmeye yetkili olduğu iddiasıyla müvekkili şirket ile Alt Kiralama Sözleşmesi’ni akdettiğini ve reklam alanlarını müvekkili şirkete kiraladığını, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında teslim ettiği bazı çeklere ilişkin ödemeleri ve nakit ödemeleri yapmış olup sözleşmenin devam ettiği düşünmekte iken ... ile davalı ... arasında akdedilen asıl kira sözleşmesinde ilgili reklam alanlarına ilişkin alt kiralama yapma yetkisinin bulunmadığını davalı ...’in de dahil olduğu ... yolsuzluk soruşturmaları kapsamında basına yansıyan haberlerden öğrendiğini, bu kapsamda müvekkili şirket ile davalı ... arasında akdedilen 05.12.2024 tarihli Reklam Alanı Alt Kiralama Sözleşmesi geçersiz olup işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından davalı ...’e teslim edilen çekler temel borç ilişkisinin geçersiz olması sebebiyle bedelsiz kaldığını, davalı ...'in tedbir talebi konusu çekleri çeşitli ciro işlemleri neticesinde faktoring anlaşması çerçevesinde iktisap ettiğini, Faktoring şirketlerinin iktisap edecekleri çeklere ilişkin detaylı araştırma yapma ve çeklerin temelindeki hukuki ilişkinin geçerli olup olmadığı yönünde inceleme ve soruşturma yapması gerektiği için çeklerin bedelsiz kalması başta olmak üzere davalı ...’e karşı ileri sürülebilecek tüm def’i ve itirazlar çekleri halihazırda elinde bulunduran davalı ...’e karşı da ileri sürülebileceğini, davalı ... tarafından müvekkillerin davalı ...’e sözleşme kapsamında teslim ettiği çekler temlik alınır iken bu çeklerin temelindeki hukuki ilişki, özellikle alt kiralama işlemini gerçekleştirme yetkisinin var olup olmadığı, geçerli bir sözleşmenin mevcut olup olmadığı hususları incelenmemiş olup, bu durum yerleşik Yargıtay içtihatlarında da vurgulanan faktoring şirketinin gerekli araştırma ve istihbarat çalışması yapması ve sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapmaması gerektiği yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeplerle müvekkili şirketin davalılara borçlu olmadığının ve yine bu sebeple alacağın temliki hükümlerine göre hamil konumundaki alacağı temlik alan davalı faktoring şirketine de borçlu bulunmadığının tespiti ile menfi tespit talebiyle mahkemenize başvurma zaruretinin hasıl olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin tüm haklarını saklı tutarak ileride telafisi imkânsız zararların doğmasını önlemek ve müvekkillerinin daha fazla zarara uğramasının engellenmesi bakımından ilgili çekler yönünden; ödeme yasağı kararı verilmesi ve icra takibine girişilmemesi, icra takibine girişilmiş olması halinde durdurulması yönünde ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurulduğunu ve ...D.İş Sayılı kararı ile tesis edilen ihtiyati tedbir kararı'nın devamına karar verilmesini, dava konusu ... A.Ş'ye ait ... çek seri numaralı 25/04/2025 keşide tarihli, 2.500.000,00 TL bedelli ve ... A.Ş'ye ait ... çek seri numaralı 25/04/2025 keşide tarihli, 2.500.000,00 TL bedelli çekler ile ilgili temel borç ilişkisinin sakat olması ve Faktoring Kanuna uygun şekilde temlik edilememiş olması sebebiyle menfi tespit taleplerinin kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarını saklı tutarak karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı ...A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki davadaki taleplerinin yasal dayanaktan yoksun ve gerçek dışı mesnetsiz iddialardan ibaret olup reddi gerektiğini, harç ikmal edilmeden davanın esasına devam edilemeyeceğini, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini müvekkili ile müşterileri ...A.Ş. arasındaki mevcut Faktoring Sözleşmesi kapsamında temlike konu faturanın bir kısmının ödeme aracı olarak... Şti ‘nin keşideci, ... A.Ş. Ye ait ... çek seri nolu 25.04.2025 keşide tarihli 2.500.000. TL bedelli, ... A.Ş. ye ait ... çek seri nolu 25.04.2025 keşide tarihli 2.500.000. TL bedelli çeklerin dava dışı ... A.Ş tarafından ciro edilip ödeme aracı olarak teyit yazıları ile birlikte müvekkiline ciro edilerek verildiğini, çekin keşidecisi tarafından verilen teyit yazıları sonrasında müvekkili tarafından dava dışı temlik edene ön ödeme finansmanları ödendiğini, müvekkili Faktoring mevzuatı kapsamında tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirerek ciro yoluyla teslim aldığı davaya konu çeklerin meşru hamili konumunda olduğunu, davacının huzurda borçlu bulunmadığının tesbiti talebine ilişkin davası tamamen borcun tahsilini geciktirmek ve alacağı sürüncemede bırakmaya matuf olduğunu, bu haksız ve kötü niyetli talebin korunamayacağını, davacı ile ... A.Ş arasındaki sözleşmenin sadece tarafları bağlayacaeğını, tarafı olmayan bir sözleşmeden dolayı diğer taraf sorumlu kabul edilmediği gibi aleyhe olan sözleşmeden ve sözleşme hükümlerinden de etkilenmeyeceğini, davacının basına yansıyan haberlerden yola çıkarak, temel borç ilişkisinin geçersiz olduğu yönündeki iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının iddialarının ispatı yönünden yaklaşık ispatın oluşmadığını, çekin bir tediye vasıtası olup aksine bir sözleşme yoksa hizmetin teslimi ile birlikte keşide edildiğinin kabulü gerektiğini, davacının sözleşmenin geçersiz olduğunun iddiası ile açmış olduğu haksız menfi tespit davasının reddinin gerektiğini, dava konusu çeklerin temlik alınan borcun ödemesi uğruna verildiini ve davacının teyit yazısı gereğince temlik alınan faturanın ön ödemesinin dava dışı temlik edene yapıldığını beyan ederek, öncelikle ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi... D. İş sayılı İhtiyati Tedbir Kararaının Kaldırılmasını, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddini, davacının huzurdaki davasının husumet/ hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddini, davacının davasının reddini, davacının dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tesbitini talep hakkı bulunmadığından haksız ve mesnetsiz davasının reddine davaya konu alacağın % 20 den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini, dava masraf ve ücreti vekaletin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 4.Sulh Ceza Hakimliğinin 11.04.2025 tarihli ve... D. İş sayılı kararı ile CMK 133 ve 04.02.2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 7539 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca yapılan değişiklik doğrultusunda 7145 Sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesi yarınca müvekkili şirketlere tasarruf mevduatı sigorta ...'nin kayyım olarak atandığını, ...'nin, kayyım olarak atandığı şirketlerde görevlendirilen kayyım heyetinin halen mezkur şirketlerdeki ticari defter ve kayıt incelemelerinin devam ettiğini, davacı tarafın sözleşmeye istinaden çekleri müvekkiline teslim ettiğini kabul ettiği daha sonra sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek, bu çeklere ilişkin olarak borçlu olmadığının tespitini (menfi tespit) talep ettiğini çeklerin temlik alıcısı olan diğer davalı ... A.Ş. hakkında da icra takibi başlatılmaması veya durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı alınmasını sağladığını, çeklerin temlikinde hukuka aykırılığın olmadığını, davacı tarafın faktoring şirketine yönelik olarak temlik edilen çeklerin geçersiz temel borca dayandığını iddia ettiği, davacının davaya konu ettiği çeklerin geçerli bir borç ilişkisine dayalı olduğunu, ayrıca çeklerin hamiline temlik edilmesinin de hukuka uygun olduğu davacının borcunu ifa ettikten sonra bu borcu yok saymaya yönelik teşebbüsü, hukuki dinlenilme hakkının kötüye kullanımı olduğunu, ayrıca çeklerin doğrudan tacirin kendi iradesiyle tanzim edildiği ve tedavüle sokulan kambiyo senetleri olduğu çeklerin verilmesinden sonra sözleşmeye dayalı def’i ve itirazların ileri sürülmesi, dürüstlük ve ticari öngörü kurallarıyla bağdaşmayacağını, davacının dava hakkını kötüye kullandığını, hiçbir hakkı olmadığını bile bile huzurdaki davayı ikame ettiğini, taraflar arasındaki akit ayakta iken uzun bir süre sonra bunun geçersiz olduğunu ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması olduğunu, kambiyo senetleri hukukunda benimsenen güven ilkesi gereğince, çek gibi kıymetli evrakın tedavülü, temel borç ilişkisinden bağımsız olduğunu, çekin ciro yoluyla iktisap edildiği hallerde, temlik alanını iyi niyetli hamilin korunmasının esas olduğunu Türk Ticaret Kanunu'nun 690. maddesi uyarınca, hamil konumundaki faktoring şirketinin kötü niyeti ispatlanmadıkça, çekin temel borç ilişkisinden kaynaklanan def’ilerinin ileri sürülemeyeceğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, her tacir ticari işlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olduğu bu yükümlülüğün tacirin sözleşme yapmadan önce gerekli hukuki ve ticari araştırmaları yapmasını, riskleri değerlendirmesini ve belgeleri dikkatle incelemesini gerektirdiğini, basiretli tacirin kendi ihmalinden kaynaklanan bir hukuki riski sonradan karşı tarafa yüklemeye çalışmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağını ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi kurulduktan ve karşılıklı edimler fiilen ifa edildikten sonra, borçlu tarafın tek taraflı beyanla sözleşmenin geçersizliğini ileri sürerek çeklere konu borçtan kurtulma çabasının hukuka aykırı ve kötü niyetli bir davranış biçimi olduğunu, hukuk düzeninin tacirlerin kendi iradeleriyle tanzim edip tedavüle soktukları kambiyo senetleri üzerinden, dürüstlük ve ticari öngörü kurallarıyla bağdaşmayan bu türden borçtan kurtulma teşebbüslerini korumayacağını, arz - izah edilen ve re'sen belirlenecek sebeplerle; davacının açmış olduğu menfi tespit davasının reddini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesini arz ve talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava, faktoring şirketinin faktoring anlaşması çerçevesinde alacağın temliki suretiyle alacaklı olduğu ancak diğer davalı ... ile davacı şirket arasındaki temel borç ilişkisinin geçersiz olması sebebiyle bedelsiz kalmış olan çeklere ilişkin ödeme yasağı kararı verilmesi ve icra takibine girişilmemesi, icra takibine girişilmiş olması halinde durdurulması yönünde ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesi ve menfi tespit talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile asliye hukuk, sulh hukuk ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; davacı şirkete ... 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.İş sayılı ve 11/04/2025 tarihli kararıyla ... kayyım atandığı ve onayı ile başvuru yapıldığını, 11/04/2025 tarihli taraflar arasındaki uyuşmazlığın 05/12/2024 tarihli Reklam Alanı Alt Kiralama Sözleşmesine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, davacının kiralayan, davalı ... Şirketi'nin kiracı olduğu, yapılan sözleşmede davacı şirketin ... Şirketi'ne 98.660.000,00 TL ödeme yapmasının kararlaştırılmış olduğu bu ödemelerin 18.660.000,00 TL'sinin çeşitli vadelerde nakit, 80.000.000,00 TL'sinin ise sözleşmenin 4. Maddesinde yazılı 30 adet çekin teslimi ile gerçekleştirilmesinin hüküm altığına alındığını, çeklerin teslimine dayanak teşkil eden Alt Kiralama Sözleşmesi'ne konu reklam alanları davalı ... tarafından ...'nın iştiraki olan ... A.Ş.'den kiralandığı davalı ... Alt Kiralama Sözleşmesi'ni akdettiği ve reklam alanlarının davacı şirkete kiralandığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında yapılan sözleşmenin Reklam Alanı Alt Kiralama sözleşmesi olup, davacının Reklam Alt Kiralama Sözleşmesi kapsamında bazı çeklere ilişkin ödemeleri ve nakit ödemeleri yaptığı, sözleşmenin devam ettiği düşünülmekte iken ... ile davalı ... arasında akdedilen asıl kira sözleşmesinde ilgili reklam alanlarına ilişkin alt kiralama yapma yetkisinin bulunmadığını davalı ...'in de dahil olduğu İBB yolsuzluk soruşturmaları kapsamında, davacı ile davalı ... arasında akdedilen 05/12/2024 tarihli Reklam Alanı Alt Kiralama Sözleşmesi geçersiz olduğu, sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından davalı ... teslim edilen çeklerin temel borç ilişkisinin geçersiz olması sebebiyle bedelsiz kaldığı, bu nedenle kira sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas, ... Karar sayılı ilamın da verilen karşı oyunda bu yönde olduğu, tespitinden hareketle; dava konusu uyuşmazlığın Reklam Alt Kiralama Sözleşmesinden kaynaklandığı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK nun Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4/a maddesi uyarınca; "kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde" görüleceğinin düzenlendiği, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu, HMK'nın 1. Maddesine göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu hususun, HMK nun 115/1 maddesi gereğince Mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı, dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden tarafların arasındaki uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşıldığından Mahkememiz davaya bakmakla görevsiz olup, bu dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi de mümkün olmamakla, belirtilen yasal nedenlerle görevli Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğundan, davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
HMK.nun 331/2. maddesi gereğince harç, yargılama giderleri ve bu kapsamdaki vekalet ücretinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına,
Tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.03/12/2025