DİYARBAKIR

KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait .....
plakalı araç Diyarbakır İlinde Kayapınar İlçesinin Peyas mahallesinde seyir halinde iken .....plakalı araç; müvekkile ait olan araca çarptığını ve maddi hasarlı kazaya sebebiyet
Verdiğini, kaza sonrası müvekkiline ait araçta gelen hasar .....plakalı aracın poliçesini
düzenleyen sigorta şirketi tarafından karşılandığını, ancak kaza sebebiyle müvekkiline ait aracın
farklı noktalarında değişim ve onarım olduğunu, bu nedenle araçta değer kaybı meydana
Geldiğini, . HMK 107. Madde gereğince (Belirsiz Alacak davası olarak) alacağın miktarı veya
değerinin belirlenmesinden sonra arttırılmak üzere 100,00 TL değer kaybının davalı şirkete
müracaat tarihi olan .....Tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte
müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar
verilmesini, vekaleten talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İlgili kazaya karışan, .....plakalı araç Müvekkil .....Sigorta A.Ş. tarafından ...../.....tarihlerini kapsayan .....numaralı Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanmış olup, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu iş bu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, kaza tarihindeki rayiç değere göre reel piyasa şartlarına göre yapılan hesaplamada 35.000,00 TL değer kaybı tespit edildiğini ve ödeme yapılmış olduğundan ilgili davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen sebepler ve re’sen nazara alınacaklar birlikte değerlendirilerek, avans faizi talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin dava aleyhine sonuçlansa dahi dava açılmasına sebebiyet vermemiş olduklarından karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Dava, Dava konusunun; Trafik kazasından kaynaklı davalı sigorta şirketine yöneltilmiş tazminat istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında ki uyuşmazlığın; davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı, davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında hasar oluşup oluşmadığı, oluştuğunun kabulü halinde davacının aracında değer kaybı meydana gelip gelmediği, davalı tarafından yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı buradan varılacak sonuca göre tazminatın miktarı ile faiz türü ve başlangıcı etrafında toplandığı anlaşıldı.
Dosyanın incelenmesinde, .....plaka sayılı aracın davaya konu kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, poliçede araç başına maddi tazminat limitinin 200.000,00 TL olarak belirtildiği, dosya içeresinde yer alan araç sürücüleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına göre .....tarihinde davaya konu kazanın meydana geldiği, dava açılmadan önce davacı tarafından davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine değer kaybına ilişkin 35.000,00 TL ödeme yapıldığı, dava açılmadan önce arabuculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı, davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında hasar oluşup oluşmadığı, oluştuğunun kabulü halinde davacının aracında değer kaybı meydana gelip gelmediği, davalı tarafından yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı buradan varılacak sonuca göre tazminatın miktarı ile faiz türü ve başlangıcı etrafında toplandığı anlaşıldı.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince davalı sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiştir.
Mahkememize sunulan trafik bilirkişi raporunda özetle;" Şoför .....(.....plakalı): 2918 Sayılı Karalları Trafik Kanunun 57. ve 84. maddesinde ve Karayolları Trafik
Yönetmenliğinin 109.maddesinde yer alan (57/C-3: Kavşak kollarının trafik yoğunluğu
bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise; Motorlu araçlardan soldaki,
sağdan gelen araca, ilk geçiş hakkı vermek zorundadırlar, kuralına riayet etmediği)

açıklaması yukarıda yapılan kuralları ihlal etmiş olduğu anlaşıldığından meydana gelen kazada
% 100 (YÜZDE YÜZ) ORANINDA KUSURLU olduğu, Sürücü .....(.....plakalı): 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde yer alan

herhangi bir kural ihlali yapmadığı,anlaşıldığından meydana gelen kazada kusursuz olduğu " raporda ibraz edilmiştir. Anılan rapordaki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılarak davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan .....plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurla olduğu, davacının anılan kazanın oluşumunda atfı kabil kusurunun olmadığı kabul edilmiştir.
Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir. Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı Kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesi kararlarının, devam eden uyuşmazlıklar açısından uygulanacak olması karşısında, hesaplamanın ZMMS Genel Şartları ekindeki hesaplama yöntemine göre yapılamayacağından, bu nedenle öncelikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı, aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek, değer kaybı olup olmadığı belirlenmelidir.
Anılan ilkeler doğrultusunda makine mühendisi tarafından hazırlanan raporda özetle; "

Dava konusu aracın, mevcut kazadan önceki halinin ikinci el piyasa değerinin kaza tarihi
itibarıyla 950.000,00 TL, kazadan sonra onarılmış halinin ikinci el piyasa değerinin ise
kaza tarihi itibarıyla 890.000,00 TL olduğu göz önünde bulundurulduğunda; kaza tarihi
itibarıyla; aracın mevcut kazadan önceki halinin ikinci el piyasa değeri ile kazadan sonra
onarılmış hâlinin ikinci el piyasa değeri arasındaki farkın "reel değer kaybı" olarak kabul
edildiği, bu doğrultuda davaya konu kaza sonrasında yapılan onarım işlemlerine bağlı
olarak .....plakalı araçta oluşan değer kaybı miktarının kaza tarihi itibarıyla
60.000,00 TL (950.000,00 TL – 890.000,00 TL = 60.000,00 TL) olduğu, Davalı .....Sigorta A.Ş. tarafından, değer kaybı bedeline ilişkin olarak .....
tarihinde davacı vekiline yapılan 35.000,00 TL tutarındaki ödemenin, ödeme tarihi
itibarıyla dava konusu araçta meydana gelen gerçek değer kaybı bedelini karşılamaya
yeterli olmadığı,
Davalı .....Sigorta A.Ş. tarafından .....tarihinde ödenen 35.000,00 TL'nin,
toplam 60.000,00 TL olarak hesaplanan değer kaybı bedelinden tenzili suretiyle, bakiye
değer kaybı miktarının 25.000,00 TL (60.000,00 TL – 35.000,00 TL) olduğu" raporda ibraz edilmiştir.
Anılan rapordaki tespitlerin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılarak davacının bakiye değer kaybı zararının 25.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir.
Davalı sigorta şirketi, sigortalısının kusuru oranında tazminatla yükümlü olup, tespit edilen değer kaybının tamamının ödenmesinden sorumludur. Buna göre tüm dosya kapsamı ile dava değer artırım dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davacının talep edebileceği bakiye değer kaybı miktarının 25.000,00 TL olduğu kabul edilerek ilgili miktara davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan .....tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere

1-Davanın KABULÜ İLE; 25.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan .....tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine,

2- Kabul edilen bedel 25.000,00 üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 1.707,75 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL peşin harcın ve sonradan yatırılan 450,00 TL ıslah harcının düşümü ile eksik kalan 642,35 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA,

3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harç, 615,40 başvuru harcı ve 450,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.680,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından 48,50 TL tebligat ve posta masrafı ve 7.000,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 7.048,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.