İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın kendisine ait iş makineleri ile Salihli ilçesinde hafriyat, kazım, yol açma, altyapı çalışmaları alanında ticari faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin ise Salihli ilçesinde kendisine ait arazilerde ticari tarım faaliyetlerde bulunduğunu, davalı şirketin, Manisa İli Salihli ilçesi Gökköy Mahallesi 117 ... 35 ... taşınmazında 250 dönüm yakın yere sulama sistemi, 3 adet sulama göletinin kazı, yıkım, geri kapama gibi hafriyat işlemlerini yaptırmak için müvekkili ile iş makinasıyla yapılacak tüm işlemler için saati 2.600 TL+KDV karşılığında anlaştıklarını, normalde 15 günde biteceği belirtilen işin, arazi koşullarının zorluğu, kayalık olması gibi nedenler ve diğer işçilik gecikmesi nedenlerden dolayı uzadığını ve de müvekkilinin iş makinesini 1 aya yakın o arazide bekleterek diğer alabileceği işler nedeni ile kazanç kaybına da uğradığını, buna rağmen, tüm işini eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, i makinasının işe başlam...n önceki saati 3407 saat iken, iş bitiminde 3610 saat olduğunu, toplamda 203 saat'lik, aracın saat ekran görüntüleri ile ispatlı bir çalışma söz konusu olduğunu, çalışma saatlerinin de davalı şirkete bildirildiğini, yine çalışanları ile günlük olarak paylaşıldığını, toplamda 203 saat* 2600 TL = 527.000 + Kdv'lik müvekkilinin alacağının ise ödenmediğini, toplam alacağın icra takibine konu faturaya göre 632.400,00 TL olduğunu, davalı şirketin 15 gün süreceğini iddia ettiği iş için iş sonunda toplu ödeme yapacağını belirtse de, 15. gün sonunda hem işin bitmemesi hem de ödeme yapılmaması üzerine, müvekkilinin işi bırakacağını söylediğinde, davalı şirketin kısmi ödeme yaptığını, zaman zaman yapılan ödemelerin kısmi ödeme şeklinde gerçekleştiğini, müvekkilinin ısrarı sonrası farklı tarihlerde müvekkilinin borçlu olduğu benzinlik ve lastikçiye kart geçmek sureti ile toplamda 190.000 TL olarak gerçekletiğini, müvekkilinin takip başlatırken söz konusu ödemelerin mahsubunu gerçekleştirdiğini ve kalan borç bedeli olan 442.400,00 TL'nin takibe konu edildiğini, İzmir ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket matbu evrakla kendilerinin böyle bir borcu olmadığını belirterek takibe ve ferilerine itiraz ettiğini, E-arşiv şeklinde kesilen faturaya karşı da, daha öncesinde davalı şirket tarafından yasal itiraz süresinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, takibe itiraz sonrası, Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2025/99277 nolu dosyasından yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda da anlaşma gerçekleşemediğini belirterek, fazlaya ilişkin her tür dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalı-borçlunun İzmir ... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı icra takip dosyasına kötü niyetli olarak yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalı-borçlunun likit alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı-borçlunun adına kayıtlı olan malvarlığı üzerine alacağı karşılar miktarı üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne k...r dava dilekçesinde taraflar arasındaki işin 250 dönüme yakın alanda sulama sistemi, 3 adet sulama göletinin kazı, yıkım, geri kapama ve hafriyat işleri olduğu beyan edilmişse de aslında bu işin bir damlama sulama altyapi hazirlik - sulama borusu çukur kazma işi olduğunu, arazi yaklaşık 250 dönüm olsa da damlama sulama yapılacak alanın yaklaşık 180 dönüm olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmanın damlama sulama işinin tamamı için önce Salihli Ulaş Sulama firması ile görüşme yapıltığını, bu şirket tarafından altyapı ve hafriyat işleri için yaklaşık 300.000,00 TL lik proje teklifi yapıldığını, bu teklifin yüksek olduğunu düşünen şirket yetkililerinin başka teklifler de aldığını, buna göre alınan tekliflerde değişken fiyatlar çıkması üzerine şirket yetkilisinin işi götürü olarak vermeye karar verdiğini, bu aşam... davacı ... ile de görüşüldüğünü, davacı şahısın, birkaç araziye gidip proje alanını incelediğini, gerekli ön çalışmaları yaparak davaya konu işin 3-4 hafta içerisinde ve götürü usulü 250.000 TL'ye yapılabileceği hususunda fiyat teklifinde bulunduğunu, bu teklifin şirket yetkilisi ile görüşme sırasında sözlü olarak yapıldığını, halihazırda arazide daha önce yapılan hafriyat çalışması sırasında 2 adet doğal gölet bulunduğu ve bu göletlerden gecen yıllarda arazinin belli oranda sulama ihtiyacı giderildiği için bu seviyede bir teklif sunulduğunu, zira mevcut göletleri düzenleme ve daha verimli hale getirmek için daha önce yapılan keşif ve alınan tekliflerde kepçe operatörlerinin araziye gelmek ve çalışmanın karlı olmadığı gerekçesi ile teklif vermediğini ve işi almadığını, dava dilekçesinde belirtilen iş makine çalışma saatinin anlaşma konusu olmadığını, çalışma saati üzerinden değil yapılacak işin tamamı üzerinden götürü usulü anlaşma yapıldığını, davacı tarafın anlaşmasını inkâr ederek haksız şekilde menfaat elde etme peşinde olduğunu, Davacı tarafın kısa süre içerisinde yaptığı anlaşmayı bozmak için elinden geleni yaptığını, Operatör ve yüklenici ... önce işin öngördüklerinden zor ve uzun süreceğini; daha sonra mazota birkaç defa zam geldiğini, doğru dürüst para kazanamadıklarını söyleyerek, çeşitli bahaneler ve gerekçeler öne sürerek anlaşılan iş bedelinden fazla para ödenmesini talep ettiğini ve işi uzatabildiği k...r uzattığını, zaman zaman durdurduğunu, bu haksız ve anlaşmaya aykırı taleplerin kabul edilmediğini, davacı tarafin haksız ve fahiş miktar üzerinden fatura kestiğini 0...0...2025 tarihinde gelen tebligat ile öğrendiklerini, faturanın hem teknik açıdan hem de anlaşma dışı fahiş tutar yazıldığından yanlıs kesildiğini, davacı tarafından imza kaşe edilmiş bir faturayı E-arşiv portalı üzerinden gönderdiğine dair bilgi sahıbı olmadığından ve bu faturayı görmediğinden dolayı 15 günlük yasal takıp suresi içerisinde itiraz edilemediğini, şirket carisinde davacı tarafın herhangi bir fatura kaydı bulunmadığını, davacı ile göletlerin düzenlenmesi konusunda anlaşılmış olmasına rağmen davacı tarafın, göletlerin düzenlenme işini yapmadığını ve anlaşmaya aykırı davrandığını, davacının hesabına 50.000 TL ve 30.000 TL olmak üzere 80.000 TL; davacının kendi borçları olan lastikçi ve benzinlik borçları için, şirket yetkilisi tarafından şirket adına 140.000 TL ödeme yapılmak sureti ile toplamda 220.000 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafın anlaşmaya aykırı şekilde yapmadığı gölet düzenleme işi bedelinin de düşülmesi halinde müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcu olmadığını, dava tarihi itibariyle dava değeri tanıkla ispat sınırının üzerinde olmakla davacı tarafın tanık dineltmesine muvafakat etmediklerini, basiretli tacir olma ilkesi gereği davacı tarafın iddia ve alacağını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın anlaşma şartlarına uymadığını, anlaşılandan fazla ödeme talep ettiğini, aldığı işi yarım bıraktığını, bu nedenle müvekkili şirketin alacağı olmadığını belirterek, haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, itirazın iptali davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 3... maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin görevi dava şartlarından olup göreve ilişkin dava şartı olup olmadığı mahkemece resen her aşam... dikkate alınması gerekir.
Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK md.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur."
Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır."
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3/1-a maddesinde, ''Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri'' olarak ifade edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 11/2 hükmü ''Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' şeklindedir.
21/07/2007 tarih 26589 sayılı R.G nin 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı:
'' a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, ''şeklindedir.
Mahkememizce davacının tacir araştırması yapılmış olup, davacının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, Manisa Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na 17.07.2017 tarihinden itibaren kayıtlı olduğu ve bu kaydının halen devam ettiği, davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların düzenlenme tarihi ve dava tarihi itibari ile davacının bilanço esasına tabi olup olmadığı ve işletme esasına tabi ise yıllık alım ve satım tutarları ile gayri safi hasılatın gönderilmesinin ilgili vergi dairesinden istenildiği, vergi dairesi kayıtlarından davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, davacının uyuşmazlık tarihi ve dava tarihi itibari ile vergi kayıtlarının incelenmesinde; yıllık alım, satım ve gayri safi hasılatının 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararında belirtilen VUK md. 177 gereği esnaf sayılma parasal hadlerini aşmadığı ve bu doğrultuda esnaf sayılması gerektiği, tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda; davanın, davacı tarafından davalıya sunulan hizmet karşılığı düzenlenen fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davanın mutlak ticari dava olmadığı, davacı hakkında tacir araştırması yapıldığı, davacının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, vergi dairesi müdürlüğü kayıtlarına göre uyuşmazlık dönemlerine ilişkin bilanço esasına göre defter tutmadığı, işletme defteri tuttuğu, bu dönemlere ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesine göre yıllık alım satım ve gayri safi gelir durumuna göre 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca esnaf sınırını aşmadığı, bu nedenle davacının tacir olmadığı ve davanın nispi ticari dava da olmadığı, bu nedenlerle dav... görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla davanın usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2- Görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,

3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,

5-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
03/12/2025