ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ... Otomotiv ... A.Ş.'nin Kepez Şubesi'nden 08/05/... tarihinde, 135.000 Euro karşılığı 390.638,00 TL bedelle, şu anda trafikte ... plaka ile kayıtlı ... şase numaralı ... Dizel ... model aracı satın aldığını ve şirketin yetkilisi ...'ın kullanımında olduğunu, müvekkilinin dava konusu aracı 2018 yılı mart ayında satışa çıkardığını ve araca müşteri olan alıcının talebi üzerine aracın muayene ve kontrolünün yapılması amacıyla aracın sanayiye götürüldüğünü, orada boya ve kaporta ustası tarafından incelenmesi sonucu aracın boyalı oluğunun söylendiğini, dava konusu araç satın alındığı tarihten beri düzenli olarak servis bakımları yaptırıldığını, aracın bugüne kadar herhangi bir kazaya karışmadığını, aracın boyalı olduğunun söylenmesi üzerine alıcının aracı satın almaktan vazgeçtiğini, aracın gerçekten boyalı olup olmadığını öğrenmek isteyen müvekkilinin aynı gün 14/03/2018 tarihinde davalı ... Otomobil'in servisi olan ... Çankaya servisine götürdüğünü ve aracın boya kalınlıklarının servis tarafından cihazla ölçüldüğünü ve yapılan bu işlemle ilgili form ve tutanakların müvekkiline elden verildiğini, ... Çankaya servisi tarafından yapılan kontrolde aracın muhtelif yerlerinde boya kalınlıklarının olduğunu, özellikle arka bagaj bölgesinde boya kalınlığının 387 mikrona kadar çıktığını, diğer bir kısım bölgelerde de boya kalınlıklarının standartların üzerinde olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine davalı firmalara aracın değiştirilmesi veya ücretin iadesi konusunda noter kanalıyla ihtar çekildiğini, davalı ... ihtara verdiği cevapta aracın satışı öncesi araçta herhangi bir boya ve onarım işlemi yapılmadığı şeklinde beyanda bulunduklarını, davalılardan bir netice alınamaması üzerine Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden delil tespiti talebinde bulunulduğunu ve 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında dava konusu araç üzerinde inceleme yapılarak 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 07/05/2018 tarihli rapor düzenlendiğini, raporda da araçta boya olduğunun belirtildiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilerek ayıplı çıkan otomobilin ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... Tic. A.Ş. vekili, davalı müvekkili şirket, satım sözleşmesinin tarafı olmadığından davanın müvekkili şirket yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan usul reddi gerektiğini, davacının istem hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı tacir aracı 08/05/... tarihinde teslim almasına karşı 16/03/2018 tarihinde ihtarname çektiğini, yapılan satış işleminin hem alıcısın hem de satıcısının tacir olması sebebiyle, yapılan satış işlemi ticari iş niteliğinde olduğundan 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesinde de belirtilmiş olduğu üzere malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu 2 ve 8 günlük süre içinde durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, aracın satın alındıktan 4 yıl sonra ihtar çekildiğini, bu nedenlerle davanın öncelikle pasif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, davanın usulden reddedilmemesi durumunda zamanaşımından reddine, zamanaşımı definin yerinde görülmemesi halinde ayıp ihbarı süresinde yapılmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... San. ve Tic. A.Ş. vekili, davacı tarafın ayıp iddiasını kesin olarak reddetmekle birlikte, ayıp iddiasına dayanan davanın öncelikle zamanaşımı/hak düşürücü süre nedeni ile reddi gerektiğini, davacı tarafından süresinde bildirilen bir ayıp vb ihbarın olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde aracın çeşitli yerlerinde boya hataları bulunduğunu ve bu hususun ayıp niteliğinde olduğunu iddia ederek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiğini, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarını kabul etmediklerini ve her bir iddiaya ayrı ayrı itiraz etiklerini, dava konusu araçta davacının iddiasının aksine, tespit edilemeyen, çözülemeyen, giderilemeyen veya tekrarlayan bir arıza olmadığı gibi imalattan kaynaklanan herhangi bir problem, kusur veya kanunun tanımladığı anlamda gizli ayıbın söz konusu olmadığını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, ayıplı malın tanımına da bakmak gerektiğini, buna göre ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan, muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilebilir denildiğini, ayıbın tanımı ise yukarıda belirtildiği üzere yapılmış olup, dava konusu araçta bir ayıptan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, dolayısı ile hiçbir maddi, hukuki ve ekonomik eksiklik içermeyen araç için davacının talebinin karşılanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın zamanaşımı/hak düşürücü süre ve husumet yokluğu vb. nedenleri ile reddine, bu mümkün değilse esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ NİN 15/03/2022 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...satın alınan aracın ölçülen fabrikasyon boya kalınlıklarının aracın tipi ve markası göz önünde bulundurularak kabul edilebilir değerler içerisinde olduğu, fabrika çıkışı sonrasında ikinci bir boyama yapılmadığı, araçta önceki tarihli darbe ve hasarların bulunmadığı, bu durumda ayıpsız olarak davacıya teslim edilmesi nedeni anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAİREMİZİN 14/02/2025 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI İLAMI İLE: "... Dosya kapsamında bulunan raporların birbiri ile çeliştiği, hükme esas alınan ... tarihli bilirkişi raporunda daha önce alınan bilirkişi raporları ile farklı sonuca varılmasına rağmen bu farklılığın nedeninin bilimsel veriler ile açıklanmadığı, mahkemece de dosyada alınan raporlar arasında çelişki bulunmasına rağmen hangi rapora neden itibar edildiğinin veya edilmediğinin gerekçelendirilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yapılması gereken; dosya kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek aracın ayıplı olup olmadığının, bu ayıbın satıcının ağır kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilerek sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİ NİN 18/09/2025 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... bozma ilamı doğrultusunda alınan ... tarihli heyet raporunda, davalı aracın boya örtüsü açısından gizli ayıbı olduğu, bu ayıbın satıcının ağır kusurundan kaynaklanmadığı belirtilmiştir. Davaya konu aracın 08/05/... tarihinde satın alındığı, söz konusu boya kalınlığının gizli ayıp olması ile birlikte satıcının ağır kusurunun da bulunmadığı bu durumda TBK'nın 231/1. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu ve 231/2. maddesine göre satıcının ağır kusuru bulunmadığından bu fıkranın da uygulanma olanağı yoktur. Tüm bu nedenlerle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın kalın mikron boyalı olduğunun dosya kapsamından açık olduğunu, aracın gizli ayıplı olduğunu, gizli ayıbın satıcının ağır kusurundan kaynaklanmadığı yönündeki kabulün hatalı olduğunu, kaput üzerindeki boya kalkmalarının boya kalınlığından kaynaklı olduğunu, dosyaya sundukları emsal boya kalınlığına ilişkin verileri içerir CD'nin incelenmediğini, kararın gerekçeli olmadığını, davalıların zamanaşımı definde bulunmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, satım sözleşmesine konu aracın ayıplı olması nedeni ile misli ile değişim istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
... tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; aracın geçmişe yönelik hasar kaydının bulunmadığı, ön kaputtaki boya hasarlarının taş çarpması vb. gibi dış etkenlerden kaynaklandığı, araç üzerinde boya kalınlığının 170-240 mikron arası değişim gösterdiği, aracın kalın mikron boyalı olduğu, ithalatçı firmanın web sitesinde boya kalınlığının 380 mikrona kadar çıkabileceğinin belirtildiği, aracın fabrika çıkışı boyalı olduğu, sonradan boya uygulaması yapılmadığı, boya konusunda davalıların kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
... tarihli bilirkişi raporunda özetle; aracın boya kalınlığının 75-150 mikron kalınlığında olması gerektiği, dava konusu aracın 155 mikron ile 271,3 mikron arası boya kalınlığının değiştiği, kalın mikron boyalı olduğu, aracın gizli ayıplı olduğu, araçtaki boya kalkmasının dış etkenlerden kaynaklandığı, ayıp nedeni ile 34.951,82 TL zarar bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Alınan 24/02/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; satış tarihi itibari ile ayıp nedeniyle oluşan zararın 37.771,61 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
... tarihli bilirkişi raporunda özetle; araçtaki boya kalkmasının dış etkenlerden kaynaklandığı, araçlardaki boya kalınlığı 150 mikron civarında olsa da, araç üzerindeki 250-350 mikron aralığındaki boya kalınlığının araçtan elde edilecek faydayı azaltmadığı, fabrika çıkışı sonrası araçta boya olmadığı, boya kalınlığının kabul edilebilir değerler içerisinde olduğu, değer kaybı bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
... tarihli bilirkişi raporunda özetle; araçtaki boya kalınlığının 387 mikrona kadar çıktığı, kalın mikron boya olduğu, araçtaki boya kalkmasının dış etkenlerden kaynaklandığı, aracın gizli ayıplı olduğu, satış tarihi itibari ile değer kaybının 36.151,21 TL olduğu belirtilmiştir.
Alınan tüm raporlarda, aracın olması gereken 75-150 mikron boya kalınlığından daha yüksek oranda 240-350 mikrona varan boya kalınlığına sahip olduğu belirlenmiştir. Raporlardaki farklılık bu oranda kalın mikron boya uygulanmasının aracı ayıplı kılıp kılmayacağı noktasındadır.
Dairemizce yapılan değerlendirmede; söz konusu araçta 75-150 mikron aralığında olması gereken boya kalınlığının bu değerlerden hayli yüksek 240-350 mikron kalınlığına ulaşmış olması karşısında, her ne kadar aracın sonradan boyandığı ispatlanamasa da aracın ayıplı olduğunu gösterdiği, nitekim bu halin alıcılarda araca sonradan boya uygulandığı kanaatini doğuracağı, itibar edilen bilimsel verilere dayalı bilirkişi raporuna göre üretici firmanın bu aracın 75-150 mikron kalınlığında boya kullanıldığını vaat ettiği, bilimsel olarak da olması gereken boya kalınlığının bu olduğu (bknz ... tarihli, ... tarihli bilirkişi raporları) anlaşılmakla aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilmiştir.
İlk derece mahkemesince de söz konusu ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilmiş, ancak bu husus ağır kusur olarak kabul edilmemiştir. Bu noktada yapılan değerlendirmede ise, söz konusu aracın üst segment bir araç olması, alıcının satın aldığı üründen alabileceği azami faydayı elde etmeyi amaçlaması, boya kalınlığının söz konusu aracın sadece bir noktasında değil, aracın çeşitli bölgelerinde (kaporta, çamurluk, kapı, orta direk, marşpiye, bagaj kapağı, tavan sacı, ön direk) olması gereken, vaat edilenin çok üzerinde olması, bu hususun boyamadaki hatanın basit bir hata olmadığını göstermesi, bunun tacir olan satıcı tarafından bilinmesi gerekmesi karşısında söz konusu kusur ağır kusur olarak kabul edilmesi gerekirken, mahkemece söz konusu hususun ağır kusur olarak kabul edilmemesi hatalı olmuştur. Dolayısı ile ağır kusurda TBK'nın 231. maddede belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacağından davanın süresinde açıldığı kabul edilmiştir.
Satım sözleşmelerinde ayıbı düzenleyen TBK'nın 227. maddesinde satıcının ayıptan dolayı sorumluluğu düzenlenmiş olup, alıcıya seçimlik haklar tanınmıştır. Somut olayda, alıcı davacı aynı maddede düzenlenen "ayıpsız misli ile değiştirme" seçimlik hakkını kullanarak eldeki davayı açmıştır.
Bu noktada ise, kanunun söz konusu hakkı davacıya tanımış olması, üst segmentteki yani lüks sınıfında bulunan araçtaki meydana gelen değer kaybının satım tarihi itibari ile aracın %10'u gibi yüksek bir bedele tekabül etmesi, yukarıda açıklandığı üzere aracın bir çok bölgesinde var olan boya kalınlığının olması gereken değerlerin çok üzerinde olması, alıcının söz konusu markaya, modele muadillerinin çok üzerinde bir bedel ödemeyi göze almasının nedeninin söz konusu markaya, modele güven olması, aracın üst segment bir araç olması ve alıcının satın aldığı üründen azami faydayı elde etmeyi amaçlaması, uzun yıllardan bu yana kaliteli, hatasız araç ürettiğine güvendiği araç markasına duyduğu güvenden dolayı bu aracı alması, nitekim bu markaya piyasada duyulan güvenin marka sahibinin malını satmakta marka sahibine de büyük kolaylık tanıması, aracın birçok yerinde boya kalınlığı bulunmasının davacının aracı satarken ikinci el piyasasında araçla kaza yaptığı ve birçok yerini boyattığı algısını doğuracağı, bu durumun davacının üst segment ve lüks bir araca fazla bedel ödeyerek sahip olmasına rağmen, satarken araçtan beklenen faydayı sağlayamamasına neden olacağı, 2018 tarihinden bugüne kadar geçen sürenin ise yargılamada geçmiş olması, yani davacının 2018 yılında ayıbı öğrenir öğrenmez misli ile değişim iradesini ortaya koyması karşısında misli ile değişim talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Söz konusu husus HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yargılamada eksiklik bulunmadığından, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmuştur.
Buna göre, davacının davalı satıcı ... Otomotiv şirketine karşı açılan davanın yukarıdaki gerekçeler ile kabulüne, diğer davalının ise ithalatçı olması ve garanti belgesinde taahhüt edilenlerden sorumlu olması, dosya içerisine ibraz edilmiş garanti belgesine göre 12 yıl boya garantisini taahhüt etmesi karşısında bu davalıya karşı açılan davanın da kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Araçta kullanım süresince bir hasar kaydı bulunmadığı bilirkişi raporları ile tespit edildiğinden bu hususta davalılar lehine bir bedele hükmedilmemiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2025 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Davacının davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'ye ve ... Tic. A.Ş.'ye açtığı davanın KABULÜYLE, dava konusu ... plakalı ... şase numaralı, 09/05/... ilk tescil tarihli, ... marka, ... model aracın tüm takyidatlarından arındırılarak davalı ... İnş. San. ve Ticaret A.Ş.'ye iadesiyle birlikte AYIPSIZ MİSLİYLE DEĞİŞTİRİLMESİNE,
a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 26.684,48 TL harçtan peşin olarak yatırılan 6.671,13 TL harcın mahsubuyla bakiye 20.013,35 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
b-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 6.671,13 TL peşin harç toplamı 6.707,03 TL'nin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-Davacı tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı ve bilirkişi masrafından oluşan toplam 23.388,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 62.502,08 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 615,40 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE,
b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 830,00 TL posta masrafı ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.513,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...