BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın ve dosyanın tetkiki sonunda;
TALEP: davacı vekili özetle; davacı şirketin ... tarafından tek ortaklı olarak 25/11/2015 tarihinde kurulduğunu, bir süre ticari faaliyette bulunduğunu, ekonomik olarak ticari amacın gerçekleşmediğinin mümkün olmadığının anlaşılması üzerine 07/11/2017 tarihinde almış olduğu genel kurul kararıyla tasfiye sürecine girdiğini, kararın ilanı üzerine mevzuat gereği birer hafta arayla alacaklılara çağrı yapılmak üzere toplam 3 ilan daha yapıldığını, dilekçeleri ekinde sunduklarını, ilandaki adrese alacaklı olduğunu bildiren herhangi bir başvuru yapılmadığını, şirketin alacağını ve borcunun bulunmadığına ilişkin tasfiye kapanış bilançosunu da dilekçeleri ekinde sunduklarını, karar tarihinde yürürlükte olan mevzuat gereği üçüncü ilanın üzeriden 6 ay geçtikten sonra 04.09.2018 tarihinde terkin kararı alındığını, ancak şirkete ait karar defteri kaybolduğu için karar defterine işlenip noter onayı alınamadığını ve şirket kaydının ticaret sicilinden terkin ettirilemediğini, Ticaret Kanunu' defter zayi kararı alınabilmesi hususunu mücbir sebeplerle sınırlı tuttuğundan defter zayi kararı alıp yeni karar defteri çıkarttırılması da hukuken mümkün olmadığını, Terkin kararının üzerinden yaklaşık 7 yıl geçmesine rağmen karar defteri bulunmadığından davacı şirketin ticaret sicilinden terkini yapılamadığını ve bu durumun davacının mağduriyetine sebep olduğunu, bu nedenle ticaret sicilinden terkinine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirketin tasfiye sonu işlemlerinin tamamlandığının tespiti ile ticaret sicilinden terkin edilmesine, yargılama giderlerinin üzerimizde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: ticaret sicili yönetmeliğinin 35. Maddesi gereğince bu hükümde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmadığı ve aslında davacının bir tescil başvurusunun dahi bulunmadığını, davanın usulden reddi geektiğini, TTK 34. Maddesine göre dava konusu işlem ve taleple ilgili olarak davalı müdürlüğe yapılmış bir tescil başvurusu ve davalı müdürlük tarafından bir red kararı verilmediğini, davanın dava şartı yokluğundnan reddi gerektiğini, bir red kararından bahsedilebilmesi için, bir tescil başvurusunun bulunması gerektiğini; tescil başvurusunun da, gerekli evrakların, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün birimlerine ibraz edilerek Harçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu ve buna ilişkin ikincil mevzuat doğrultusunda harçlandırılması esastır. Nitekim, Türk Ticaret Kanunu m.27’de, “Harca tabi işlerde, tescil anının saptanmasında harç makbuzunun tarihi belirleyicidir.” denildiğini, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, müdürlüğün pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacıının TTK 34. Maddesi kapsamında hukuki yararının da bulunmadığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34. Maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, Limited şirketlerde tasfiye usulünün TTK 643. Maddesinde düzenlendiğini, şirket yetkileri ile ilgili olarak anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulandığını, TTK 536 ve 548. Maddelerinde düzenlenen mevzuat kapsamında davalının işlem yaptığını, mevzuata uygun biçimde tasfiyeyi tamamlayamayan şirketlerin sicilden terkininin ancak kesinleşen bir mahkeme kararı ile mümkün olduğunu, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 86. Maddesinin de şirketin tasfiyesinin tamamlanmasından sonra kayıt silme başvurusunda davalı müdürlüğe gerekli belgeleri düzenlediğini, davacının davaya konu şirkete ait karar defterinin kaybolduğundan bahisle tasfiye sonu kararının karar defterine işlenip noter onayı alınamadığının iddia edildiğini, kanun ve mevzuat dışında eksiksiz şekilde belgelerin müdürlüğe ibrazının zorunlu olduğunu, aksi halde TTK geçici 7. Maddes kapsamında dahi şirketleri terkin etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle şirketin mahkeme kararı bulunmaksızın veya limited şirketlerin tasfiye usulüne uygun işlemlerini tamamlamadan re'sen terk kapsamına alınarak, re'sen terk edilemeyeceğini, dava dilekçesine ve konusuna göre husumetin müvekkiline değil de terkini talep edilen şirkete karşı açılması gerektiğini, dava açılmasına sebep olmadıklarından, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacaklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava davacı ...nin ticaret sicil kaydının terkin edilmesi isteminden ibarettir.
Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 35. Maddesi:
"Tescil isteminin reddi veya işlemlerde eksiklik bulunması durumunda verilecek kararlar ve tebliği
MADDE 35- (1) Müdürlük tarafından, tescile ait bir istemde tamamlanması gerekli eksikler görüldüğü veya istemin kısmen veya tamamen reddi gerekli bulunduğu takdirde, istemin konusu ile reddedilme sebepleri gösterilmek suretiyle karar verilir ve dilekçeyi veren ilgiliye tebliğ edilir" şeklinde düzenlenmiştir.
Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden istenir. İstem üzerine silinme tescil ve ilan edilir.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller ve tüm dosya kapsamına binaen, somut olayda:
davacı ...nin ticaret sicil kaydının terkin edilmesi için davalı ......'ne dava açıldığı, ancak dosya kapsamında davacının sicil kaydının terkinine ilişkin davalı müdürlüğe bir başvuru yapıldığına ilişkin delil, başvuru evrakı bulunmadığı, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 35. Maddesi kapsamında davalı müdürlükçe bir red kararı da verilmediği, ticaret sicil müdürlüğü tarafından henüz işlem tesis edilmeden, iş bu davada olduğu gibi, ticaret sicil müdürlüğünün talebi reddedeceğinin düşünülmesinden hareketle, sicil memurluğuna hiç tescil başvurusu yapılmadan veya red kararı olmadan doğrudan doğruya mahkemeye başvurulmasının mümkün olmadığı, bir diğer ifadeyle mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurunca reddedilmiş bir istem dilekçesinin bulunması gerektiği ancak, davacı tarafça Türk Ticaret Kanunu'nun 34. Maddesi uyarınca dava şartının yerine getirilmediği, anlaşıldığından davanın HMK 114/2, 115/1. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 23.12.2021 tarihli, E. 2021/1661 K. 2021/1603 sayılı ilâmı)
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın HMK 114/2, 115/1. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Bakiye gider avansının karar kesin olduğundan istem halinde iadesine,
5-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair HMK 320/1 maddesi uyarınca tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/12/2025