ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili, davalı firmanın tohum vb. tarım ürünleri ticareti ile iştigal ettiğini, davacıların da ... köyünde çiftçilik yaptıklarını, davacıların ürettikleri buğday, mısır gibi tarım ürünlerini davalıya sattığını, karşılığında davalı firmadan anneleri adına tohum vb. tarım ürünleri satın aldığını, taraflar arasındaki bu ilişkinin 2004 yılından 2008 mart ayına kadar bu şekilde devam ettiğini, davacıların henüz mahsul zamanı gelmediği için bazen de veresiye şekilde davalı firmadan anneleri ... adına tohum aldıklarını, bu veresiye alımlardan önce davalı firmanın da davacı ve eşinden icra takibi dayanağı senedi aldıklarını, icra takibi dayanağı senet doldurulduğunda sadece imzaları alındığını, tüm kısımları boş bırakılarak verildiğini, yani senet metnindeki yazıların dahi davacılara ait olmadığını, icra takibi dayanağı senet metninde "nakden" kaydı mevcut olup ihdas nedeni olarak nakit ödeme gösterildiğini, bu nedenle davalıların müvekkillerinden alacaklı olduklarını senedin düzenleme nedenini açıklama ve ispat etme yükümlülükleri bulunduğunu, davalı firmanın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkillerinin davalı tarafa bu miktarda bir borçlarının olmadığının görüleceğini, müvekkillerinin davalıya mısır ve buğday sattığını bedellerinin de davalının beyanı ile annesinin hesabından düşüldüğünü, bu konuda müvekkillerinin elinde ne kadarlık mısır ve buğday verildiğine dair kantar fişlerinin bulunduğunu, müvekkillerinin Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası dayanağı bonodan borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibinin iptaline, davalı aleyhine %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkili şirketin tarım ürünleri ticareti ve üretimi ile uğraştığını, davacıların ise ağırlıklı olarak çiftçilik ile uğraştıklarını, müvekkilinin, davacılar ve davacılar gibi pek çok kişi ile iş yaptığını, çiftçilerin bazen ürün ile bazen de sattığı ürünün bedeli ile aldıkları avansları geri ödediklerini, davacıların da müvekkili şirkete gelerek avans talebinde bulunduklarını, aldıkları avansa karşılık davacıların müvekkili şirkete bono verdiklerini, aldıkları avansa karşılık olarak ödeme yapamamaları halinde özellikle davacı ... adına taşınmazların bulunduğu, bir kısım taşınmazlarının da ... Kasabası'nda bulunduğunu ve oldukça kıymetli olduğunu beyan ettiklerini, senede karşılık senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, davacıların borçlarını ödediklerine dair yazılı bir belge sunmadıklarını belirterek, davanın reddi ile kötü niyetli olarak borca itiraz etmiş olmaları nedeniyle %40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacılardan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ NİN 29/06/2021 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davacının dosyaya sunduğu müstahsil makbuzlarda davalının kaşe ve imzasının bulunduğu, makbuzların davalı defterlerine işlenmemiş olmasının tek başına delil niteliği bulunmadığı, makbuzlarda belirtilen miktarda davacılara ödeme yapıldığının davalı tarafça ispatlanması gerektiği, davalı tarafça bu makbuz bedellerinin ödendiği hususunda dosyaya delil ibraz edilmediği, davalı tarafça takibe konu senedin davacılara verilen avans sebebiyle düzenlendiğinin ve verdiği avanslara karşılık davacılardan ürün alındığı da belirtildiğinden, hükme esas alınan, SMMM bilirkişi ...'dan alınan ... havale tarihli ek bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, takibe konu senedin 98.047,35 TL'si yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş, bakiye miktar yönünden, ispat yükü kendisine düşen davacı borçlu olmadığına dair yazılı bir delil ibraz etmediği gibi yemin deliline de dayanmadığından, davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar taraflar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş iseler de; davacı borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı yararına, tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilmediğinden davalı yararına kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından bu talebin reddine" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAİREMİZİN 23/09/2024 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:"... Davacı tarafın istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti davası ile takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti davası birbirinden farklı davalar olup, her iki davanın hüküm ve sonuçları da birbirinden farklıdır. Dava dilekçesinde, davacının takibe konu senetten borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin iptali ile davalı aleyhine %40' dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebi karşısında, mahkemece öncelikle davacı tarafa senetten dolayı mı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, yoksa takipten dolayı mı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği açıklattırılarak, şayet eldeki dava, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine yönelik ise, bu durumda davacı tarafa takip çıkışı dikkate alınarak (13.000,00 TL tutarında borcu kabul ettiği de gözetilerek) eksik harcın tamamlattırılması gerekmektedir. Yine bu durumda, davacı tarafın, davanın istirdata döndüğü savunması da araştırılarak, bu sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemenin kabulüne göre ise de; davacı taraf, davada kabul edilen kısım yönünden, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmesine rağmen, davalı da senedin ne kadarının bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen hatalı gerekçe ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi de yerinde değildir. Yine mahkemenin kabulüne göre; davalının takibe konu senetten ötürü 21.952,65 TL alacağı bulunduğunun tespit edilmesine rağmen bu tutarın harca esas değer olan 120.000,00 TL üzerinden mahsubu ile değil, senet bedeli olan 135.000,00 TL tutardan mahsup edilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmaması da hatalıdır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede ise, takibe konu senet tanzim tarihinin 15/01/2007 olması, senedin vade tarihinin ise 15/01/2008 olması dikkate alındığında, senedin tanzim tarihinden sonra düzenlenen müstahsil makbuzu ve kantar fişlerinin dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken, bu hususa riayet etmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması da isabetli görülmemiştir. Sonuç olarak, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİ NİN 19/11/2025 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Takibe konu senet tanzim tarihinin 15/01/2007 olması, senedin vade tarihinin ise 15/01/2008 olması dikkate alındığında, senedin tanzim tarihinden sonra düzenlenen müstahsil makbuzu ve kantar fişlerinin dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğinden SMMM bilirkişi ...'dan ek rapor alınmış, 17/02/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Denizli İcra Dairesi ... Esas) sayılı dosyaya ilişkin, dosyaya sunulan kantar fişleri ve müstahsil makbuzları ile dava ve takip konusu senedin tanzim tarihi dikkate alındığında, davacının takibe konu senetten dolayı borcunun 37.156,47 TL olduğu şeklinde rapor ibraz etmiştir. Mahkememizce hükme elverişli olan bu rapor esas alınmış, buna göre; davacıların takibe konu senet nedeniyle davalıya 133.352,00 TL - 37.156,47 TL = 96.195,53 TL borçlu olmadıkları kanaatine varılmıştır. Yine davacı takibe konu senet nedeniyle 37.156,47 TL borçlu olduğundan, çekin vade tarihi olan 15/01/2008 ile takip tarihi 10/06/2009 tarihi arasında işlemiş 13.630,83 TL işlemiş faizden sorumlu olduğu, takibe konu edilen 46.274,41 TL işlemiş faiz - 13.630,83 TL (borçlu olduğu miktara göre sorumlu olduğu işlemiş faiz) = 32.643,58 TL işlemiş faizden sorumlu olmadığı bu miktar yönünden davanın kabulü ile borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır. Davacılar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur. Davalının senedin ne kadarının bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olması nedeniyle davacının 96.195,53 TL borçlu olmadığı anlaşıldığından, bu miktar yönünden takip başlatmakta davalı haksız ve kötü niyetli olduğundan 96.195,53 TL'nin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Davacı vekilince menfi tespit davası devam ederken borcun cebri icra tehdidi altında ödendiği beyan edildiğinden, Mahkememizce Denizli İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, Denizli İcra Müdürlüğü'nün 21/10/2024 havale tarihli müzekkere cevabında, müdürlüklerine ait ...(Kapatılan 4. İcra Müdürlüğü ...) Esas sayılı dosyası kapak hesabı yapılarak gönderilmiş, söz konusu icra dosyasında 67.181,50 TL'nin 02/04/2018 tarihinde alacaklı vekili Av. ...'e ödendiğinin bildirildiği ve ödeme belgesinin gönderildiği anlaşıldığından, davacının istirdata dönüşen davası yönünden davacının borçlu olmadığı halde davalıya cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı borçlu olduğu miktar ( 37.156,47 asıl alacak + 13.630,83 TL işlemiş faiz + 160,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti + 42,70 TL ihtiyati haciz gideri = 50.990,00 TL olup icra dosyasında ödenen 67.181,50 TL'den 50.990,00 TL düşüldüğünde 16.191,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacıların Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu senet nedeniyle davalıya 96.195,53 TL senet bedeli, 32.643,58 TL takip öncesi işlemiş faizden borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın istirdada dönüşmüş olması nedeniyle 16.191,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacıların borçlu olmadıkları tespit edilen senet miktarı 96.195,53 TL'nin %20'si oranında (19.239,10 TL) kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, katılma yoluyla davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Katılma yoluyla davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin yıllık ortalama tarım kapasitesinin tespiti ile müvekkillerine teslim edilen ürünün miktar ve değerine nazaran 135.000,00 TL'lik avans verilip verilemeyeceğinin tespiti gerekmesine rağmen bu tespitlerin yapılmadığını, geçimlerinin çoğunu basit tarım ve hayvancılık ile sağlayan bir çiftçinin geçimini zor şartlarda sağlarken 135.000,00 TL'lik gübre ve tohum alması ve bu senet tanzim tarihinin ise 2007 olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının müvekkillerine böyle bir meblağı vermediğinin sabit olduğunu, icraya konu senette “nakden” kaydı mevcut olup, bu da davalı yanın müvekkillerine nakit para verdiğini gösterdiğini, bu hususta her ne kadar tüzel kişi olması hasebiyle ödünç para verme işleriyle meşgul olmaya izni olmayan davalı tarafın işbu avans iddialarının da hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davalı taraf öncelikle tohum ve gübre verdiklerini iddia etmiş ise de çelişkili bir şekilde daha sonraki aşamalarda avans verdiklerini belirttiğini, bu hususun dahi müvekkillerinin böyle bir borcunun olmadığını ve bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispatladığını, ticari defterlerdeki avans hesabının işleyişinin tamamen ticari teamüllere aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından dosya kapsamına herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığını, davalı tarafından Denizli İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında müvekkiline ait taşınmazın alacağa mahsuben 71.000,00 TL bedelle satıldığını, müvekkilinin borçlu olması bir yana davalıdan alacaklı konumda olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklı müvekkilinin yatırdığı paraların, bilirkişi tarafından borçlunun ödemesi gibi borçtan düşüldüğünü, bu durumun borçlunun yapmadığı bir ödemeyi yapmış gibi gösterdiğini, icra dosyasında müvekkiline yapılmış olan herhangi bir ödemenin söz konusu olmadığını, davacıların icra dosyasına olan borcunun halen bakiye olarak devam ettiğini, müvekkili şirketin usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde yer almayan adi nitelikteki kantar fişlerinin kesin delil kabul edildiğini, kantar fişlerinin yalnızca ürünün ağırlığına ilişkin olduğunu, ürün teslimi yapıldığını göstermediğini, müvekkili tarafından davacıya avans verildiğinin ispatlandığını ancak davacı almış olduğu bu avanslar karşılığında düzenlenmiş olan senet bedelinin ödendiğini yazılı delil ile ispat edemediğini, davacı tarafın iddialarının kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca bir geçerliliğinin olmadığını ve bu sebeple davacının iddialarının dinlenmesinin mümkün olmadığını, zira bono bir kambiyo senedi olup, herhangi bir illete bağlı olmadığını, senet illetten mücerret olup, senet bedelini ödediğini davacının ispat etmesi gerektiğini ancak davacı tarafından senet bedelinin ödendiğine dair herhangi bir yazılı delil sunulamadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
İcra takibinin incelenmesinde, takibin dayanağının 15/01/2007 tanzim, 15/01/2008 vade tarihli 135.000 TL bedelli, davacıların keşideci, davalının lehdar olduğu bono olduğu, takibin 133.352 TL asıl alacak, 46.274,41 TL işlemiş faiz, 160 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 42,70 TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 179.829,11 TL üzerinden başlatıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacılar dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin tohum, tarım ürünleri vb. ticaret ile iştigal ettiğini, davacıların, davalıya mısır, buğday vb. tarım ürünlerini sattığını, bazen mahsul zamanı gelmeden davalıdan veresiye tohum aldıklarını, bu veresiye alımlardan önce söz konusu senedin davalıya verildiğini, 135.000 TL tutarında iş yapılmadığını, davalılara mısır ve buğday sattıklarını, borç bulunmadığını iddia etmiştir.
Davalı ise cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tarım ürünü ticareti ile uğraştığını, davacıların çiftçi olduğunu, müvekkilinin çiftçilere avans verdiğini, karşılığında bazen ürün, bazen ürün bedeli aldığını, davacılara da avans verdiğini savunmuştur.
Davacılar 01/12/2009 tarihli dilekçelerinde, davalıya aldıkları tohumlar nedeniyle 13.000 TL borçları bulunduğunu, harca esas değerin 120.000 TL olduğunu belirtmişlerdir.
Davalı vekili 12/07/2010 tarihli dilekçesinde, müvekkilinin davalıya verdiği avansları defterlerine işlediğini, verdiği avanslara karşılık davacılardan bono aldığını açıklamıştır.
Davacılar, yargılama sırasında davalı şirket hakkında tefecilikten suç duyurusunda bulunmuş olup, 03/04/2012 tarihli vergi inceleme tutanağında davalı şirket yetkilisi, davacıların 2005 yılından beri ürün karşılığı kendilerinden avans aldığını, malı teslim etmediğini ifade etmiştir.
Davalı şirket yetkilisinin, tefecilik suçundan yargılandığı Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından beraat aldığı, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile ceza zamanaşımı dolduğundan sanıklar hakkında düşme kararı verildiği kararın 01/06/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalı, 16/10/2020 tarihli dilekçesinde defterlerindeki avans kayıtlarını kabul etmiş, senedin de bu avanslar nedeniyle düzenlendiğini beyan etmiştir.
Davalının, taraflar arasındaki ilişkinin verilen avanslardan olduğunu kabul etmesi, yine karşılığının mal alımı, bazen para ile ödendiğini tüm aşamalarda kabul etmesi ve temel ilişkiyi açıklaması karşısında, ihtilafın temel ilişkinin çözümü ile sonlandırılabileceği anlaşılmıştır.
Bu nedenle taraflar arasındaki temel ilişki irdelenmiştir.
Davalının ticari defterlerinde, 2005 yılından 2007 tarihine kadar muhtelif tarihlerde 135.000 TL tutarında avans verdiği, karşılığında sadece 30/11/2007 tarihinde 1.648 TL tutarında, 20/09/2008 tarihinde 4.872,01 TL tutarında ürün aldığı 133.352 TL alacağı bulunduğu kayıtlıdır.
Ancak davacıların sunduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan müstahsil makbuzları ve davalıdan sadır kantar fişleri incelendiğinde davalının 21.952,65 TL alacağı kaldığı sabittir.
Davacı 30/10/2024 tarihli dilekçesinde, davasını senetten ve ferilerinden ötürü açılan menfi tespit davası olarak açıklamıştır.
Dolayısı ile davacının söz konusu senedin 135.000 TL - 21.952,65=113.047,35 TL'lik kısmından borçlu olmadığı sabit bulunmuştur. İlk derece mahkemesince ise aksi yönde karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Yine 30/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda takip tarihine kadar işleyecek faizin 8.065,35 TL olduğu tespit edildiğinden, takipte talep edilen 46.274,41 TL işlemiş faizden bu tutarın mahsubu ile 38.209,06 TL tutarındaki işlemiş faizden de davacının davalıya borçlu bulunmadığı anlaşılmıştır.
Netice itibari ile davacının takibe konu senedin 113.047,35 TL'sinden ve senedin 38.209,06 TL tutarlı işlemiş faizinden dolayı davalıya borçlu bulunmadığı sabittir.
Ayrıca ödeme belgelerinin davalıdan sadır olması karşısında, davalının takipte haksız ve kötüniyetli olduğu sabit bulunduğundan davacı lehine kötüniyet tazminatına da hükmedilmiştir.
Yine mahkemece istirdat hükmü kurulmuş ise de, Dairemiz'ce İcra Dosyası'na yazılan 10/03/2026 tarihli müzekkere cevabına göre, icra dosya alacaklısına bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından istirdada hükmedilebilecek bir tutar bulunmadığı da anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Davacılar vekili 135.000 TL tutarında avans alımı olmadığını savunmuş ise de, takibe dayanak belgenin niteliği karşısında ispat külfeti davacıda olup, davacı bu iddiasını kesin deliller ile ispatlayamadığından davacının bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıdaki sebeplerle kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2025 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KABULÜYLE; davacıların Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu senet nedeniyle davalıya, 113.047,35 TL'sinden ve senedin takip öncesi işlemiş faiz tutarı olan 38.209,06 TL'sinden dolayı davalıya borçlu olmadıklarının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Davacıların borçlu olmadıkları tespit edilen senet miktarı 113.047,35 TL'nin %20'si oranında (19.239,10 TL) kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara ÖDENMESİNE,
a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 10.332,32 TL harçtan peşin olarak yatırılan 1.620,00 TL peşin harç ile 800,00 TL tamamlama harcından mahsubuyla bakiye 7.912,32 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
b-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2026 tarih ve ... Esas - ... Karar, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
c-Davacılar tarafından yatırılan 15,60 TL başvurma harcı, 1.620,00 TL peşin harç ile 800,00 TL tamamlama harcı toplamı 2.435,60 TL'nin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
d-Davacılar tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı, bilirkişi masrafından oluşan toplam 6.635,00 TL yargılama giderinin, kabul ret oranına göre hesaplanan 6.015,65 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, bakiye masrafın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
e-Davalı tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı, bilirkişi masrafından oluşan toplam 300,00 TL yargılama giderinin, kabul ret oranına göre hesaplanan 28,00 TL'sinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye masrafın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
f-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
g-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 15.572,70 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
h-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Tarafların istinaf başvuruları kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde ilk derece mahkemesince taraflara İADESİNE,
b-Davacılar tarafından istinaf incelemesi için yapılan 4.004,00 TL (2.002,00 x 2) istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 760,00 TL posta masrafı, 75,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 4.839,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
c-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
e-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...