İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 2021 yılından bu yana ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasında 28.06.2021 tarihli 16.07.2021 tarihli, 01.12.2021 tarihli ve 11.04.2022 sözleşmeler bulunduğunu, davacının davacının satışı yapılması kararlaştırılan iplikleri davalıya teslim ettiğini, karşılığında kestiği faturaların davalı yanca ödenmediğini, davalının ayıp iddialarının dayanağı bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin kur farklı olduğunu, sözleşmeler ve faturalarda kararlaştırılan vadenin 90 gün olduğunu, kesin ve belirlenebilir vade olduğundan, davalı borçlunun, kesin ve belirlenebilir vadeye rağmen borçlarını ödemediğinden davalıya Beşiktaş ...9. Noterliğinin 30/07/2024 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini sonuç alınamadığını, bunun üzerine davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, davalının işbu takibe haksız olarak hem borca hem de yetkiye itiraz ettiğini, yapılan itirazın haksız olduğunu, davacı alacağının para alacağı olduğunu, götürülecek borçlardan olduğunu, müvekkilinin ikametgahının Bakırköy olması sebebiyle mahkemenin ve icra dairesinin yetkili olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; açılan davanın haksız olduğunu yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın dayanağı icra takibine yetki yönünden itiraz edildiğini, alacaklı olduğunu iddia eden şirket tarafından Bakırköy İcra Müdürlüklerinde icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin merkezinin ödeme emrinde yazılı olan adres olduğunu ve Bursa ili sınırları içerisinde yer aldını, itirazlarına konu ilamsız icra takibinde yetkili icra müdürlükleri ve bağıntılı davalarda yetkili mahkemelerin borçlu şirketin merkezi olan Bursa icra müdürlükleri ve mahkemelerinin olduğunu, bu nedenle yetki itirazlarının kabulü ile davanın yetki yönünden reddine ve talep halinde dosyanın Bursa Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesinine karar verilmesini talep ettiklerini,davalı tarafından davacı şirketten iplik alımlarının gerçekleştiğini, ticari ilişki konusu ipliklerin %65 oranında polyester %35 oranında yün karışımı olarak üretileceğinin, karışımın içerisinde yer alacak yünün davalı tarafından temin edileceğinin kararlaştırıldığını, davacıya gönderildiğini, ancak ayıplı mallar bulunduğunu, bunun davacıya mail yolu ile bildirildiğini,karşılıklı olarak toplantılar yapıldığını ve ayıplı numuneler gönderildiğini, davacı şirketin ürünlerdeki ayıplardan sorumlu olduğunu, davacı tarafın kur farkı talebi yerinde olmadığını, taraflar arasında kur farkı talep edileceğine dair herhangi bir anlaşma yada uygulama bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, eser sözleşmesine bağlı ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptalidir.Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile yöntemine uygun olarak yetki ilk itirazında bulunulmuş, yetkili mahkeme olarak Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi gösterilmiştir.HMK'nin 6/1 maddesi uyarınca, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.Ayrıca HMK'nin 10. maddesi uyarınca, sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.Tam dosya ve deliler birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, eser sözleşmesine dayalı ticari mal alım satım ilişkisi çerçevesinde alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflarca dosyaya ibraz olunan sipariş formlarına göre eser sözleşmesinin ifa yeri Bursa olup ayrıca buna ilaveten Davalı şirketin sicil kayıtlarına göre sicil adresi de Bursa ilidir. Usul ekonomisi ilkesi göz önüne alındığında da ayıp iddiası gereği ipliklerin incelenmesi gereken yer de Bursa ili olduğundan tam bu hususlar dikkate alınarak Mahkememizin yetkisizliğine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkemenin yetkisizliğine, yetkili ve görevli mahkemenin Bursa ATM olduğuna karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafça icra takibine ve yetkiye itiraz edilmesi nedeniyle arabuluculuk yoluna başvurulduğunu,Bakırköy Arabuluculuk Bürosu 2024/167642 sayılı arabuluculuk dosyası ile anlaşmama tutanağı imzalandığını, davalının arabuluculuk aşamasında yetkiye itiraz etmediğini, müvekkili ile davalı borçlu arasındaki cari çalışmaya, fatura ve irsaliyelere ve aradaki sözleşmelere bakıldığında, borcun para borcu olup götürülecek borçlardan olduğunu, davacı müvekkilinin ikametgahının da Bakırköy olması sebebiyle Bakırköy İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, İstanbul BAM 13. HD'nin 2020/223 Esas, 2022/605 Karar sayılı ve 2018/304 Esas, 2018/1236 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 19. HD'nin 2016/14197 Esas, 2018/45 Karar sayılı kararları uyarınca davalının akdi ilişkiyi inkar etmediğini, aksine ''….Müvekkil şirkete Ayıplı mal satışı gerçekleştirmiş ve ayrıca mutabakata uygun şekilde ürün teslimi gerçekleşmemiştir….'' beyanı ile aradaki akdi ilişkiyi ikrar ettiğini, bu sebeple yetki itirazının yerinde olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili ve görevli olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Dava, ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan ve faturaya bağlı alacağın tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf, davalı ile iplik alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu ileri sürmüş, davalı yanca sunulan cevap dilekçesinde, iplik alımı yapıldığı ve ticari ilişki bulunduğu kabul edilmiş ancak borcun bulunmadığı, ipliklerin ayıplı olduğu savunulmuştur. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davalı yanca da kabul edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece aradaki ilişki eser sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ise de, taraflar arasında iplik alımına ilikin ticari alım satım sözleşmesi bulunmakta olup eser sözleşmesi niteliğinde olduğu tespiti yerinde görülmemiştir. Buna göre alım satım sözlemesinde davacı satıcı, davalı alıcı konumundadır. Davacı, sipariş teyit formlarına istinaden satıp teslim ettiğini belirttiği iplik niteliğindeki satılanın bedelinden doğan fatura alacağının davalıdan tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile takip başlatılmıştır. Davalı vekilince süresinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilerek,... yetkili olduğu belirtilmiştir.İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması halinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir. Çünkü, itirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz halinde, yetkili icra dairesince ödeme emri tebliğ edilmiş olması, HMK'nın 114/2 maddesi anlamında özel dava koşuludur. Somut olayda, davalı cevap dilekçesinde ticari ilişkiyi reddetmeyip satılanın ayıplı olduğunu, borcun bulunmadığını savunmuştur.
Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup,Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir.Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme, öncelikle icra hukuk hâkiminin yerine geçerek, icra dairesinin yetkisini incelemeli ve kesin olarak sonuçlandırmalıdır.Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. İtirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir. Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usulüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir.İcra dairesinin yetkisi ise İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, İİK'nın 50/1. maddesinde, HMK'nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla tatbik olunacağı belirtilmiştir.Buna göre, HMK'nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, aynı Kanunun 10. maddesi hükmünde sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı, TBK'nın 89. maddesi hükmü uyarınca kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. TBK'nın 89. maddesi gereğince para borcu alacaklıya götürülerek ödenmesi gereken borçlardan olduğundan, HMK'nın 10. maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemeleri de yetkilidir. Somut olayda, davacı alacaklının yerleşim yerinin adresinin bulunduğu yer itibariyle Bakırköy İcra Daireleri yetkili olduğundan, davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine itirazı yerinde değildir. TBK'nın 89/1 ve HMK'nın 10. maddeleri uyarınca, davanın para alacağına ilişkin bulunması nedeniyle alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra dairesi de genel yetkili mahkeme yanında yetkili olduğu ve davacının yetkili yer icra dairesinde takip başlattığı anlaşıldığından mahkemece davanın usulden reddine ve mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu durumda, somut olayda davalının yerleşim yeri mahkemesi yanında alacaklının yerleşim yeri mahkeme ve icra daireleri de yetkili olup Bakırköy 8.İcra Müdürlüğü nezdinde takip başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından mahkemenin de uyuşmazlığın çözümünde yetkili olduğu olduğu anlaşılmıştır. Bu açıklamalara göre, icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkili olduğu, bu nedenle icra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın bir ara kararla reddedilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı şekilde mahkemenin yetkisizliği nedeniyle usulden ret kararı verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen yetkisizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığnıdan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu yetkisizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümde yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.