İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın tahkim şartı nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının MÖHUK 48. kapsamındaki teminattan muaf olduğunu, davacı şirketin merkezinin İngiltere olmakla birlikte Türkiye, Mersin ili, Yenişehir ilçesinde ikameti bulunduğunu, arz edilen tüm sebeplerden ötürü davacı şirketin MÖHUK madde 48. kapsamındaki teminattan muaf tutularak yargılamanın yürütülmesi gerektiğini, davalı ile davacı arasında bir miktar pamuk cinsi emtia satışı konusunda anlaşma sağlandığını, davalının ilgili anlaşma gereği kendisine hitaben düzenlenen proforma ve ticari faturalardaki tüm tutarları eksiksiz şekilde ödemiş olmasına rağmen, faturalarda miktarları belirtilen pamuk cinsi emtiaları davacıya teslim edilmediğini, davacıya hitaben ve söz konusu satışa istinaden, davalı şirketçe düzenlenen faturalar ile müvekkilinin ilgili faturalar çerçevesinde yapmış olduğu ... ödemelerine ilişkin kayıtları sunduklarını, davacının parasını ödemiş olduğu malların teslimi yahut yapmış olduğu ödemelerin iadesi hususunda iletişime geçtiğini, hiçbirisinde olumlu veya doyurucu bir yanıt alamadığını, en sonunda ... sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, icra takibi esasında öncesinde borçlunun itirazının süresinde olmadığı gerekçesiyle icra müdürlüğü tarafından kesinleştirildiğini, ancak davalı borçlu tarafından ilgili icra takip dosyası çerçevesinde kendilerine gönderilen tebligatın usulsüz olduğu iddiasıyla ikame ettikleri dava neticesinde İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından tebliğ tarihi değiştirildiğinden takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının İngiltere merkezli bir şirket olduğunu ve 14 Mart 2023 tarihinde de sicilden terkin olduğunu, taraf ehliyeti bulunmadığını,davalının TMK m. 51 gereğince yerleşim yerinin Singapur olup HMK uyarınca davayı İstanbul mahkemelerine bağlayan bir husus bulunmadığını, MÖHUK m. 40 uyarınca Türk mahkemelerine bağlayan bir durum da bulunmadığından davanın derhal mahkemenin milletlerarası yetkisizliği nedeniyle reddi gerektiğini, dava ikame edilirken kullanılan Mersin ... Noterliğinin 18 Nisan 2024 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinin verildiği tarihte şirketi temsile yetkili bir kişi tarafından verilmediğini, dolayısıyla vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olmasının dava şartı olduğunu ve davacı vekilinin davaya vekalet ehliyetinin mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, davacının taleplerinden bazılarının tahkime tabi olduğunu,HMK m. 413 gereğince şayet mahkeme önüne gelen bir uyuşmazlığa ilişkin olarak taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmakta ve taraflardan biri tarafından tahkim ilk itirazı öne sürüldüğü takdirde mahkemenin tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeceğini, davacının ödediğini iddia ettiği faturalardan USD 1.033.779,26 tutarındaki faturanın üstünde yazdığı üzere taraflar arasında (...'e aynı numaralı ana sözleşme uyarınca yapılacak teslimatlardan birine ilişkin ödemeyi Davacı'nın yapabilmesi adına) imzalanmış...nolu sözleşme olduğunu, işbu sözleşme üzerinde açık bir şekilde uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak tahkimin yer aldığını, böylelikle huzurdaki davaya konu edilmiş USD 1.033.779,26 tutarındaki ödeme için tahkim ilk itirazını öne sürdüklerini, davacının gerekli harcı eksik yatırdığını, davacının davayı açarken 2.386.977,34 TL tutarında yatırması gereken harcı yatırmadığını,taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı gibi davalının davacıya hiçbir borcu olmadığını davacını sözde borcu ne de taraflar arasındaki sözde hukuki ilişkiye ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını,18 Temmuz 2022 tarihli ve 22/S/02837 sayılı sözleşme ile davalının dava dışı ...18 Temmuz 2022 tarihinde yaklaşık 1500 metrik ton Brezilya ham pamuğunun ...'a satışı konusunda anlaştığını, sözleşmeye ilişkin sevkiyatların ise ...'un talimatı üzerine, Mersin limanında 6 parti halinde ... mah. ... Mersin'de mukim olduğu belirtilen dava dışı yabancı ... 'e ("...") yapıldığını, teslimatlara ilişkin olarak düzenlenmiş 6 adet faturanın da Jexim'e gönderildiğini, Jexim tarafından Kore menşeili bir banka üzerinden ödendiğini,13 Haziran 2022 tarihli ve 22/S/02259 sayılı sözleşmenin yine davalı ike ... arasında yaklaşık 1500 metrik ton Meksika ham pamuğunun ...'a satışı konusunda anlamaya ilişkin olduğunu, bu sözleşmeye ilişkin sevkiyatların yine Falcon'un talimatı üzerine Mersin limanında 6 parti halinde Jexim'e teslim edildiğini, 6 Ekim 2023 tarihinde ..., 13 Haziran 2022 tarihli sözleşmeye ilişkin ödemelerin (... tarafından yapılan %10'luk avans ödemesi hariç) "iş ortağımız" olarak tanımladığı davacı tarafından yapılacağını davalıya bildirdiğini, davacının 3.222.444,23 USD ödeme yaptığını,...'un n 26 Eylül 2023 tarihinde düzenlenen talimat ile de kendisine yapılmış olan teslimatlarda yaşanan kilo kayıplarına ilişkin iadelerin -bu tarih itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan- davacı'ya yapılmasını talep ettiğini, davalının da bunun üzerine 36.412,08 USD tutarındaki iadeyi -bu tarih itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan davacıya yaptığını, 11 Kasım 2022 tarihli ve 22/S/04296 sayılı sözleşme bulunduğunu, 11 Kasım 2022 tarihinde bu sefer davacı ile..., yaklaşık 3000 metrik ton Brezilya ham pamuğunun ...'e satılması konusunda anlaşma sağlandığını, bunun üzerine mutat olduğu gibi ... tarafından 11 Kasım 2022 tarihli sözleşme tahtında Jexim'e yapılacak ... kodlu teslimata ilişkin ödemenin yine davacı tarafından yapılacağının belirtildiğini, taraflar arasında içerisinde tahkim kaydı bulunan 22/S/04296/C nolu sözleşme imzalandığını, davacının yapmış olduğu USD 1.033.779,26 tutarındaki bu ödemenin de ...'e yapılan teslimata ilişkin ödeme olup davalının bu ödeme dolayısıyla davacıya herhangi bir teslimat veya sair borcu bulunmadığını, ancak bu ödemeye ilişkin ihtilafın tahkim şartı sebebiyle mahkemenin yetkisinde olmadığını, 25 Mart 2023 tarihinde ise Jexim ile davalının yaklaşık 500 metrik ton Avusturalya ham pamuğunun ...'e satışı konusunda anlaştığını, bu teslimata ilişkin yapılacak ödemeye ilişkin olarak da Jexi'in davalıya bir talimat göndererek davacını ödeme yapacağını bildirdiğini, davacının bu sebeple gerekli ödemeyi yaptığını, buna göre davacının iş ortakları ... ve... adlı dava dışı şirketler ile ham pamuk satış ilişkisi içerisine girdiğini, bu kapsamda tüm siparişlerine ilişkin teslimatların kendilerine yapıldığını, davacının davacının da sözleşme tarafları olan ... ve ... adlı şirketten gelen talimatlar neticesinde gerekli ödemeleri davaloya yaptığını,davacının davalıdan hiçbir teslim almadığı mal bulunmadığı gibi davalının ne ...'e ne ...'a ne de davacıya bir borcu olmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava 6098 sayılı TBK'nın 212/2. maddesinde göre ticari satım sözleşmesinde satıcının temerrüdü iddiasına dayalı tazminatın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK 67. Maddesine göre iptali talebidir.Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı şirketinde içerisinde bulunduğu borçlular aleyhine toplam 4.796.498,27 USD üzerinden takip başlattığı, borçluların itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf verdiği cevap dilekçesinde tahkim şartı olduğunu ileri sürdüğünden, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-(a) ve 116/1-(c) maddelerine göre bu hususun öncelikli ele alınması gerekmiştir.Davalının cevap dilekçesinde Ek-6'da sunduğu 22/S/04296/C'2 nolu sözleşme incelendiğinde başlığında "TAHKİM" şartı bulunduğu ve maddede "uyuşmazlıların ... kurallarına göre ve ...nezdindeki tahkimde çözüleceği kararlaştırılmıştır.Davacı aşamalarda verdiği dilekçelerde, bu sözleşmenin altındaki kaşe ve imzayı inkar etmemiştir. O halde taraflar arasında tahkime dair bir sözleşme olduğu kabulü ile davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın tahkim şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tahkimin uyuşmazlıkların çözümünde alternatif bir çözüm yolu olup tarafların karşılıklı kabulü ve iradesi ile hüküm doğuracağını, 4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer almakla beraber; Milletlerarası Tahkim Kanunda tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin hususlarda tarafların bir hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde, Türk hukukunun uygulama alanı bulacağının belirtildiğini, tarafların uygulanacak hukuku seçmemiş olmaları halinde veyahut tüm tarafların aynı şekilde irade göstermemeleri halinde tahkim anlaşmaları bakımından da Türk hukukunun uygulama alanı bulacağını,tahkim anlaşmasının; özellikle bir akidin tek taraflı olarak hazıralayak, diğer tarafla müzakere etmeden dayatıldığı durumlarda, genel işlem koşulları denetimine tabi olduğunu, tahkim sözleşmesinin veyahut ana sözleşmede geçen tahkim şartının esasen geçerli olup olmadığının, tarafların tahkim şartına yönelik iradelerinin geçerliliğine veya geçersizliğine göre belirlendiğin, ilk derece mahkemesince bu husus kolaylıkla şirket yetkililerinin huzurda dinlenmesi ile açıklık bulabilecekken bu doğrultuda yargılamanın seyri devam ettirilebilecekken mahkemece hukuka aykırı şekilde davanın reddi kararı verildiğini, kabul etmemekle birlikte mahkemenin kanaati dava dışı şirketler ile davalı şirket arasında imzalanmış olan ve fakat müvekkili şirketçe imzalanmamış kontratın müvekkili şirket açısından bağlayılıcılığı olduğu yönünde ise 6098 sayılı TBK m.20 gereğince davalı şirketçe tek taraflı düzenlenen kontratın genel işlem koşulu niteliği taşıdığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte işbu kontratın geçerli olacağı kabul edilse dahi TBK m.21 uyarınca genel işlem koşullarının müeyyidesi olarak yazılmamış sayılması gerektiğini, işbu kontrat yazılmamış sayılacağınını, tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddinin doğru olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Dava, satım konusu malların teslim edilmemesi sebebiyle ödenen bedelin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın tahkim şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacı arasında bir miktar pamuk cinsi emtia satışı konusunda anlaşma sağlandığını, davacının anlaşma gereği proforma ve ticari faturalardaki tüm tutarları ... yoluyla ödediğini, ancak pamuk cinsi emtiaların davacıya teslim edilmediğini, bu nedenle ödenen paranın iadesi gerektiğini ileri sürerek takip başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.Davalı vekili esasa cevap süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde; davacının taleplerinden bazılarının tahkime tabi olduğunu, bu sebeple ihtilafın ...kurallarına ve Tüzüğüne göre... nezdinde tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilince dava değerinin 4.796.498,27 USD = 156.279.506,63 TL gösterildiği, maktu harç yatırıldığı, nispi karar harcı yatırılmadığı, mahkemece, tensip zaptının 11 no'lu ara kararı ile icra takibi açılırken yatırılan icra harcının mahsubundan sonra 2.386.977,34 TL harcın davacı yanca yatırılmasının ihtar edildiği, ancak bu konuda davacı tarafa gönderilen bir tebligatın bulunmadığı görülmüştür.Harç yatırılmamasının sonuçları Harçlar Kanunu'nun 27. ve 32. maddelerinde düzenlenmektedir. Bu hükümlere göre yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmiyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır. Eksik nispi karar ve ilam harcının çıkartılan muhtıraya rağmen tamamlanmaması halinde HMK'nın 150. maddesi uyarınca, harç yatırılıncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, yasada belirtilen süre içerisinde eksik harcın tamamlanmaması durumunda da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu durumda, öncelikle harcın yatırılıp yatırılmadığının değerlendirilmesi zorunluluğu karşısında ve Harçlar Kanunu'ndaki düzenleme ile harcın tamamlanmaması durumunda müteakip işlemlerin yapılamayacağı göz önüne alınarak, harcın tamamlanması konusunda ara karar oluşturulması, sonra belirlenen sürede bu hususun yerine getirilmemesi durumunda HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, anılan maddedeki yasal sürenin dolmasından sonra da, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harcın yatırılması hâlinde yargılamaya devam edilip bir karar verilmesi gerekirken müteakip işlemlerin yapılması doğru olmamıştır.Bu durumda mahkemece; öncelikle davacının harç (nispi karar harcı) yatırmadığı dikkate alınarak Harçlar Kanununun 27. ve 32. maddesi uyarınca harcın yatırılması için davacıya süre verilmesi, yatırılması halinde davaya devam edilmesi, yatırılmaması halinde ise dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Davacı tarafa verilen sürede harcın tamamlanması hâlinde ise aşağıdaki şekilde bir inceleme ve araştırma yapılması gerekmetedir: Mahkemece, 22/S/04296/C'2 nolu sözleşmede "TAHKİM" şartı bulunduğu ve maddede uyuşmazlıların ... kurallarına göre ve ... nezdindeki tahkimde çözüleceğinin kararlaştırıldığı, davacının bu sözleşmenin altındaki kaşe ve imzayı inkar etmediği, uyuşmazlığın tahkime tabi olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunun 1.maddesinin 3.fıkrasına göre bu Kanun, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır. Dolayısıyla mahkemece bu yöndeki bir tahkim itirazının incelenmesi gerekir. Ancak tahkim sözleşmesinin geçerliliği tarafların seçtiği hukuka göre belirlenecek olup eğer seçtikleri bir hukuk yoksa bu MÖHUK 7.ve 24. maddelerine göre belirlenir.4686 sayılı Kanunun 4. maddesinde ise tahkim anlaşmasının geçerlilik şartları düzenlenmiştir.
Somu olayda davacı vekilince, dava dilekçesi ekinde sekiz adet davalı tarafından davacıya düzenlenmiş çeşitli proforma ve ticari faturalar ile ... ödeme belgeleri sunulmuş ve bu faturalar kapsamında yapılan ödemelerin iadesi talep edilmiştir. Bunlardan 22/S/04296/C34 sayılı ve 1.033.779,26 USD tutarlı proforma faturaya ilişkin olarak davalı vekilince 22/S/04296/C2 sayılı ve davacı ile davalı arasında imzalanmış bir adet sözleşmenin tercümesi sunulmuş olup mahkemece bu sebeple tahkim şartı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Her ne kadar mahkemece tahkim şartı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; davacının tahkim ilk itirazına karşı cevaba cevap dilekçesinde taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığının iddia edildiği, ayrıca 22/S/04296/C2 sayılı sözleşmede tarafların uygulanacak hukuk seçimi yapmadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece öncelikle, HMK'nın 31. maddesi uyarınca, tahkim anlaşmasına uygulanacak hukukun tespit edilmesi, buna göre taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşması bulup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken mahkemece bu hususlar araştırılmadan hüküm kurulması hatalı olmuştur. Öte yandan, davacının tahkim ilk itirazına karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını iddia ettiğine, bir diğer ifade ile davalının sunduğu bu sözleşmeyi kabul etmediğine göre dava konusu taleplere ilişkin tahkim şartının davacı için bağlayıcı olup olmadığının gerekirse davacı yetkilisi isticvap edilerek açıklığa kavuşturulması gerekirken bu hususta bir araştırma yapılmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur. Diğer yandan, davacı vekilince dava dilekçesi ekinde sekiz adet davalı tarafından davacıya düzenlenmiş çeşitli proforma ve ticari faturalar ile bbb ödeme belgeleri sunulmuş ve bu faturalar kapsamında yapılan ödemelerin iadesi talep edilmiştir. Bunlardan 22/S/04296/C34 sayılı ve 1.033.779,26 USD tutarlı proforma faturaya ilişkin olarak davalı vekilince 22/S/04296/C2 sayılı ve davacı ile davalı arasında imzalandığı iddia edilen bir adet sözleşmenin tercümesi sunulmuş olup mahkemece bu sebeple tahkim şartı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak sadece 22/S/04296/C34 sayılı ve 1.033.779,26 USD tutarlı proforma faturaya ilişkin olduğu anlaşılan ve davalı yanca sunulan 22/S/04296/C2 sayılı sözleşmenin davacı ile davalı arasında imzalandığı, bunun dışında davalı yanca sunulan sözleşmelerin davacı ile davalı arasında değil dava dışı ... ve ... şirketleri ile davalı arasında imzalanmış olduğu, bu durumda davacının 22/S/04296/C34 sayılı ve 1.033.779,26 USD tutarlı proforma fatura dışındaki faturalara dayalı talepleri için de 22/S/04296/C2 sayılı sözleşmedeki tahkim şartının geçerli olup olmadığı, bu talepler için tefrik kararı verilip verilmeyeceği hususlarının araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken tek bir proforma faturaya ilişkin sözleşmenin tüm diğer fatura konusu talepler için geçerli olduğu kabulüyle hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Bu açıklamalara göre, yukarıda yer verilen hususlarda gerekli inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.04.12.2025