Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ek kararda yazılı nedenlerle ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; dilekçenin ekinde sunulan müvekkili banka ile borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında borçlu ve kefillerin borçlarını ödemediğini, borçlarını ödememeleri üzerine İzmir ...Noterliğinin 12/08/2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, alacak açısından ihtiyati haciz şartlarının gerçekleştiğini, borçlular hakkında... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takibin bu aşamada kesinleşmediğini belirterek, borçlunun mal kaçırma ihtimali bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 03/09/2025 tarihli kararla; ihtiyati haciz koşulları oluştuğu kabul edilerek, talebin %15 teminat karşılığında kabulüne karar verilmiştir. İİK'nın 265.maddesi uyarınca, borçlu vekilince bu ihtiyati haciz kararına itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden itiraz eden borçlu vekili, itiraz dilekçesi ile; müvekkilinin adresinin Konak/ İzmir olduğunu, yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin mal kaçırma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili şirketin istihdam sağlayan bir şirket olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, ihtiyati hacze itirazın değerlendirdiği 09.10.2025 tarihli ek kararıyla; "...İİK'nın 265/1 maddesinde ihtiyati hacze itiraz düzenlenmiş olup, itiraz sebepleri mahkemenin yetkisine, teminata ve ihtiyati haczin sebebine ilişkin olarak sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerledirmede; ihtiyati haciz talep eden tarafından dosyaya sunulan Genel Kredi Sözleşmesi ve ekleri, İzmir ...Noterliğinin 12/08/2025 tarihli ve..yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ve tebliğine ilişkin belgeler, alacaklının borçludan ihtarnamede belirtilen miktar kadar alacaklı olabileceği hususunda kanaat verecek nitelikte delil mevcut olduğu, bu anlamda 2004 Sayılı İİK'nun 257 ve devamı maddelerinde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için öngörülen şartların oluştuğu, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde yetki şartının bulunduğu(m.45/1), bu yetki şartı ile, taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, itiraz eden ... Şirketinin kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığı, yetki sözleşmesinin hem müşteri hem kefil adına da geçerli olduğu, bu anlamda Mahkememizin ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olduğu..." gerekçesiyle, itirazın reddine karar vermiştir.Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İhtiyati hacze itiraz eden karşı taraf vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket aleyhine tesis edilen ihtiyati haciz kararına karşı yetki ve sebep itirazlarının reddedildiğini, ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğunu, genel kredi sözleşmesinin yetkili imza olmaksızın düzenlendiğini ve bu haklarını saklı tuttuklarını, genel kredi sözleşmesinde yer alan yetki şartının kefil sıfatıyla imzalayan müvekkili şirketi bağladığı belirtilerek yetki itirazının reddedildiğini, ancak temel iddialarının sözleşmenin şirket yetkilileri tarafından imzalanmamış olması olduğunu, imzasızlık iddiasının hukuki sıhhati temelden sarstığını, bankanın itirazla durdurulan icra takibinden sonra itirazın iptali davası açmak yerine derhal ihtiyati haciz talep etmesinin İİK düzenlemelerini yargı denetimini dolanmak amacıyla araçlaştırıldığını, sunulan belgelerin alacağın varlığı hakkında yeterli kanaat oluşturmaya elverişli olmasının zorunlu olduğunu, yaklaşık ispatın müvekkili tarafından sunulan sözleşmenin imzasızlığı iddiaları karşısında çürüdüğünün şüphesiz olduğunu, vadesi gelmemiş alacaklar için ihtiyati haciz istenebilmesi için yasada belirli şartların mevcut olması gerektiğini, mahkemenin yetki şartını geçerli kabul etmesinin genel kredi sözleşmesinin hukuken sıhhatli olduğu varsayıma dayandığını, alacaklı banka tarafından ilamsız icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali davası açarak borcun varlığını tam ispatlama yükümlülüğüne girmekten kaçınarak bankanın ihtiyati haciz yolunu seçmesinin borçlunun yasal itiraz hakkını işlevsiz kılma ve haksız baskı uygulama amacını taşıdığını iddia ederek, sahte imzalar muhtevası sözleşme kapsamında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Talep, İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca verilen ihtiyati haciz kararına karşı İİK 265. maddesi gereğince yapılan itirazın reddine dair ek kararın istinafına ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiş; itirazının reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Talep eden banka ile kredi müşterisi .. AŞ şirketi arasında bankanın ...Şubesi ile gerçekleştirilen 08.05.2025 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden genel kredi sözleşmesinde müştereken ve müteselsilen kefil olarak bulunan itiraz eden şirket... AŞ şirketi ile birlikte diğer kefiller ve kredi borçlusu şirkete ... Noterliğinde düzenlenen 12.08.2025 tarihli kat ihtarnamesinde kredi müşterisine kullandırılan sözleşmelerde diğerlerinin sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, kullandırılan krediler nedeniyle borçlu oldukları belirtilmek suretiyle toplam 55.386.666,67 TL nakdi alacağın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği ve ödemenin gerçekleştirilmemesi sonucunda banka tarafından 29.08.2025 tarihli dilekçe ile kredi borçlusu ve tüm kefiller hakkında 55.528.333,00 TL üzerinden ihtiyati haciz talep ettiği, genel kredi sözleşmesinin 45.maddesinde yetki sözleşmesi başlığı ile sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının belirtildiği, mahkemece talep üzerine 03.09.2025 tarihli D.İş sayılı kararı ile %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verdiği, itiraz eden şirket tarafından ihtiyati haciz şartlarına, mahkemenin yetkisine itiraz edildiği, mahkeme tarafından itirazın reddedildiği, alacaklı bankanın ise 15.08.2025 tarihinde İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesinin ...sayılı dosyasında ihtiyati haciz konusu yapılan alacak yönünden takip başlatılmış olduğu anlaşılmıştır.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.İİK'nın 265.maddesine göre, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edilebilecektir.İİK'nun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre; HMK'nın yetkiye ilişkin hükümleri, para ve teminat alacaklarına dayalı takiplerde kıyas yolu ile uygulanır. Konusu para ve teminat alacaklarına ilişkin davalarda yetki, genel yetki kuralına göre çözümlenir. HMK’nun 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.HMK’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir.Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Söz konusu düzenleme, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmasının aranmasıdır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Ancak TTK'nın "Teselsül karinesi" başlıklı 7. maddesine göre: İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar. Ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmü geçerli olur. İtiraz eden ticari bir krediye kefil olduğu için, belirtilen yasa hükmü gereği kefaleti de ticari bir kefalet sayılmak durumundadır.İİK'nun 258/1 maddesi uyarınca ihtiyati hacze yetkili mahkeme tarafından karar verilir.İhtiyati hacze konu genel kredi sözleşmesinde bulunan yetki koşulu HMK'nın 17 gereği yetki sözleşmesidir. İhtiyati haciz talebine konu genel kredi sözleşmesinin borçlusu şirket tacir olup, itiraz edende tacir ve genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilidir. Buradaki kefalet türü, müteselsil kefalettir. İtiraz eden kefil, genel kredi sözleşmesinden doğan borçtan tacir olan borçlu ile birlikte müteselsilen sorumludur. Genel kredi sözleşmesinde anlaşmazlık halinde İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Buna göre muteriz müteselsil kefil tacir olmasa dahi TTK'nın 7/2 hükmü gereği teselsül karinesi uyarınca genel kredi sözleşmesindeki yetki koşulu ile bağlıdır. Bu nedenlerle borçlu genel kredi sözleşmesindeki yetkiye dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.İtiraz eden borçlu şirketin genel kredi sözleşmesindeki imzaların sahteliğine yönelik iddiaları itirazın iptali davasına karşı savunma olarak veya menfi tespit davasında iddia olarak ileri sürülebilecek hususlar olduğundan ve İİK 265.madde kapsamında itiraz nedenleri arasında bulunmadığından itiraz eden şirketin buna dair istinaf nedenleri ve taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, borçlu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Borçlu tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına,

3-Borçlu tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.12.2025