Ticari Şirket (Ortaklık olmadığının tespiti)

Taraflar arasındaki ortaklık olmadığının tespiti istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sincan 1. Noterliği'nin 20.09.2021. Tarih ve 21700-21701 yevmiye numaralı "limited şirket pay devri sözleşmesi" uyarınca davacı müvekkillerin davalı şirket ile ortaklık ilişkisi kalmadığından, müvekkillerin şirket ortaklığından ayrıldığının ve şirket ortağı olmadığının ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine, davalı şirketin tek ortaklı bir şirket olduğunun, tek ortağın da ... olduğunun tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu pay devirlerin geçerli olması için müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, bu sebeple ortaklar genel kurulunca bir toplantı yapılmadığını ve bu konuyla ilgili herhangi bir karar alınmadığını, bu itibarla söz konusu pay devirlerinin geçerli olması için davacı tarafın müvekkili şirkete başvuruda bulunulması ve ortaklar genel kurulunca bu pay devrinine ilişkin onay alınması gerektiğini, davacı tarafı yukarıda bahsedilen usuli işlemleri tamamlamadan müvekkili şirkete doğrudan dava açmasının TTK m. 595 'i açıkça ihlal etmek olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; devrin genel kurul tarafından onaylandığına ilişkin alınmış bir karar olmadığı, davacı tarafça genel kurul yapılması için şirkete yapılmış bir başvuru bulunmadığı, bu başvurular yapılmadan hisse devri onayı mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar tarafından davalı şirkete ve yetkilisi ...'e pay devri için gerekli işlemlerin yapılması gerektiğinin Ankara 57.Noterliği'nin 05/04/2023 tarihli ihtarı ile bildirilmiş ise de muhattaplarca hiçbir işlem yapılmadığını, şirketin tek ortağı ve yöneticisinin ... olduğunu, taraflar arasında husumet bulunduğunu, çağrı ve toplantıyı yapacak, toplantı da devri onaylayacak tescil ve ilan ettirecek kişinin ... olup, ... tarafından bugüne kadar bu işlemlerin yapılmadığı açık olmasına rağmen mahkemece davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu,
Ayrıca ...'in şirketin temsil ve yetkilerinin mahkeme kararıyla kaldırıldığını, davanın önceki yetkilendirilmiş vekiller tarafından takip edildiğini, kayyım tarafından yeni bir vekil atanmadığını, yetkisiz vekillerin şirkete temsil etmesinin kabul edilemeyeceğini ve yetkisiz vekiller lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

davacıların davalı şirket ile ortaklık ilişkisinin kalmadığının tespiti ile şirketin tek ortaklı bir şirket olduğunun tescil ve ilanı istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında yer alan sicil kayıtları incelendiğinde; 148727 sicil numarasında kayıtlı ... Plastik Kalıp Hırdavat Temizlik ve Elektronik Sanayi Ltd. 'nin sicil dosyası incelendiğinde; şirketin 90.000 adet hissesi ..., 500 adet hissesi ..., 500 adet hissesi ... adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
Yine davacı tarafça dosyaya sunulan "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" başlıklı Sincan (1) Noterliğinin 20/09/2021 tarih, 21700 ve 21701 yevmiye numaralı sözleşmesi incelendiğinde; Davacıların davalı şirkette yer alan 500'er paylarını babaları diğer ortak ...'e devrettikleri görülmüştür.
Davacılar ile dava dışı ortak ... arasında akdedilen hisse devir sözleşmesi tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesi; "(1)Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2)Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ise esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. (3)Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. (4)Şirket sözleşmesi ile sermaye payının devri yasaklanabilir. (5)Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır. (6)Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. (7)Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır." hükmünü içermektedir.
Anılan hüküm uyarınca, pay devrinin geçerli olarak yapıldığının kabulü için noterde devire ilişkin işlem yapılması, devir işleminin şirkete bildirilmesi, ortaklar genel kurulu tarafından devire onay verilmesi ile devir şirket yönünden tamamlanmış olmakta, devir işlemi ticaret sicile tescil edilmekle de üçüncü kişiler yönünden aleni hale gelmektedir.
Davacılar vekilinin yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde dayandığı Ankara 57. Noterliği'nin 05/04/2023 tarih 9513 yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde ;
"1. Sayın ...,
Müvekkillerimiz,
... ve ...'in ... Plastık Kalıp
Hırdavat Temizlik Ve Elektronık San.Ltd. Şti,'ndeki tüm hisselerini Sincan 1. Noterliği'nin
20/09/2021 tarih ve 21700-21701 yevmiye numarah "limited şirket pay devri sözleşmesi" ile tarafınıza devretmişlerdir. Devir işlemini bugüne kadar ticaret sicil müdürlüğüne bildirmediginiz anlaşılmaktadır. Bu nedenle
pay devrini Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne derhal bildirmenizi ve devri sicil gazetesinde ilan ettirmeniz
gerektiğini, ihtaren bildiririz.

2. Sayın ... Plastık Kalıp
Hırdavat Temizlik ve Elektronık San.Ltd. Şti,
Malumunuz olduğu üzere mülkiyeti şirketinize ait olan "..." adresindeki taşınmazın tamamı, müvekkil Şirket tarafından 22/11/2022 başlangıç tarihli kira kontratı ile kirlanmıştır. Şirketinizin bu adresle hiçbir bağlantısı olmadığı ; " ... " adresinde faaliyet gösterdiği halde, Şirket adres değisikliğini Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirmemiş bulunmaktasınız.
Anılan adreste hiçbir bağlantınızın bulunmaması, kira kontratı uyarınca adreste bulunan nihai kullanma hakkının münhasıran müvekkil şirkette olması sebebiyle değişikliğin DERHAL Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilerek ilan edilmesi gerektiğini, aksi halde bu istemlerle aleyhinizde davalar açılacağını ve müvekkil şirketin bu sebeple uğrayacağı tüm zararlardan şirketinizin ve şahsınızın sorumlu olacağını ihtaren bildiririz." şeklinde davacı tarafça davalı şirket ile dava dışı ... aleyhine ihtarname keşide edildiği görülmüştür.
Davacı tarafça her ne kadar söz konusu ihtarnamenin varlığına rağmen ilk derece mahkemesince " genel kurul yapılması için bir başvuru olmadığı" gerekçesi ile davanın reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, söz konusu ihtarnamenin içeriğinden de anlaşıldığı üzere davalı şirket ve ortağı aleyhine keşide edilen ihtarnamenin devrin genel kurulda onaylanması talebini içermediği bu haliyle davacıların esas sermaye payı devrinin onayı için genel kurul kararı alınması talebinin şirkete iletmiş sayılamayacağı ve şirkete yapılmış bir başvuru bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davacının davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yine davacı tarafça her ne kadar yerel şirketin kayyım tayin edildiği ...'in şirketin yönetim ve temsil yetkilerinin mahkeme tarafından kaldırıldığı buna rağmen ... tarafından kayyım kararı öncesinde yetkilendirilmiş vekiller tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulup şirketin kayyım tarafından değil, eski yetkili vekiller tarafından temsil edildiği ve yetkisiz vekil lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de;
Dosya kapsamına davacı tarafça sunulan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/04/2024 tarih 2023/924 E. 2024/399 K. sayılı kararı incelendiğinde, dava dışı ... tarafından ... ve davalı şirket aleyhine şirkete kayyım tayini talepli açılan davada davalı şirketin organsız kalması sebebiyle şirkete Avukat ...'in kayyım atanmasına karar verildiği ancak ilgili kararın davalı tarafça istinafı üzerine Dairemizin 01/10/2025 tarih, 2024/992 E 2025/1030 K sayılı ilamı ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/04/2024 tarih 2023/924 E. 2024/399 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, dava dışı ...'in davasının aktif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle reddine Yargıtay yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği ve ilgili kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.
Hal böyle olunca, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/04/2024 tarih 2023/924 E. 2024/399 K. Sayılı kararının Dairemizce kaldırıldığı, davaya cevap ve dava karar tarihinde şirkete atalı bir kayyım bulunmadığı, davalı şirketin usulüne uygun tanzim edilmiş vekaletnameye istinaden vekille temsil edildiği, bu durumda mahkemece davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı taraftan alınması gerekli olan 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -