Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı şirketi arasında ".... Mah. 54/4 Sk. No: 22 giriş ve asma katlı iş yeri" ile ilgili işletme sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca söz konusu taşınmazın kuaför ve güzellik merkezi olarak işletilmesinin müvekkiline verildiğini, müvekkilinin, sözleşme uyarınca, aylık 20.000,00 TL davalı şirkete ödendiğini, müvekkilinin, davalı şirkete 20.000,00 TL güvence bedeli de ödediğini, müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı şirketi tarafından başlatılan söz konusu icra takibine konu alacakların kesinlikle hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davalı şirketin, Bakırköy ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 60.503,01 TL'lik icra takibi başlattığını, müvekkilinin süresi içerisinde borca tüm fer'ileriyle beraber itiraz ettiğini, davalı şirketin, müvekkilinin kendisine herhangi bir borcu olmadığını bildiğini, dava yoluna gitmediğini, müvekkiline Bakırköy ... İcra Dairesinin .... E. sayılı dosyası ile yeniden icra takibi başlatıldığını, bu sefer 928.932,97 TL'lik icra takibi başlattığını, davalı, takibi başlattıktan sonra ikinci takibinde hiçbir gerekçe belirtmeksizin sayı sayı belirterek takip başlattığını, müvekkilinin herhangi bir borcunun olmadığını, müvekkili ödeme emrini itiraz süresini sehven kaçırdığını, müvekkilinin mağdur olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkilinin arabasına ve evine haciz konulduğunu, bu sebeplerle müvekkilinin herhangi bir hak kaybı yaşamaması adına öncelikle teminatsız olarak sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise mahkemenizce takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir konulmasını, davalarının kabulü ile davalı şirket ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitini, Bakırköy ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan haksız icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptalini, müvekkilinin işbu dava sebebiyle uğramış olduğu zararlar sebebiyle asıl alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere, davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.

Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Taraflarınca başlatılan icra takiplerinin sebebinin, davacının aylık ödemesi gereken miktarı ödemediğini, davacının, ödeme emrindeki meblağın davalıya borçlu olduğunu, dolayısıyla, davacının borcu olmadığının iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, böyle bir iddiayı ispatlaması gerektiğini fakat davacının, borcunu ödediğini ispatlayamadığını, dolayısıyla, haksız davanın reddinin gerektiğini, kötü niyet tazminatina hükmedilebilmesi için, alacaklının başlattığı takibin; haksız ve kötüniyetli olması gerektiğini, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

Dava Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. Maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. Maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. Maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. Maddesi hükmünce de ; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. Maddesinde de önce 17. Maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. Maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. İkinci sınıf tacirler esnaf olarak kabul edilecektir. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Tarafların tacir kaydına esas olmak üzere bağlı oldukları vergi dairesine ve ticaret sicil müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabının incelenmesinde davacı adına gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı görülmüştür.
Fatih Vergi Dairesi yazı cevabının incelenmesinde davacının işletme hesabına göre defter tuttuğundan bahisle cevap veriliği görülmüştür.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı tarafın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı,davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve VUK 177 maddesindeki sınırları aşmadığı taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK m.4/1'de belirtilen mutfak ticari dava niteliğinde olmadığı ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur

1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,
Dair, tarafların yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/12/2025