DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN: ....
G.KARAR YAZIM TARİHİ: 04/12/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
İhtiyati haciz talep eden vekili ihtiyati haciz talepli değişik iş başvuru dilekçesinde özetle;
müvekkili şirket ile karşı taraf şirketin 12/07/2023
tarihinde “Geri Dönüştürülmüş Alüminyum Tedarik Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşme bakımından
karşı taraf .... Yatırım ve Tic. A.Ş. 'nin satıcı olarak Türkiye menşeili toplam 5550 MT geri dönüştürülmüş
alüminyum malzemesini aylık belirlenen miktarda teslim etmeyi, müvekkilinin ise mal bedelini Bloomberg Foreign Exchange Fixing Rate esas alınarak
hesaplanacak resmi kapanış fiyatına ek 40€/MT üzerinden ödeme yapmayı ve sözleşme
kapsamında aylık 200 MT ürün gönderimi için başlangıçta teminat olarak 400.000
€ tutarında depozito ödemeyi üstlendiğini, ödenen depozitonun davalı şirketin son
sevkiyatı karşılığında mahsup edileceğini, şayet mahsup miktarı ödenen depozitoyu
karşılamazsa eksik kalan miktarın karşı taraf şirket tarafından derhal ödeneceği konusunda
tarafların anlaştıklarını, müvekkili şirketin 19/07/2203 tarihinde karşı taraf şirketin bildirdiği hesaba 400.000 EUR depozito bedelini
gönderdiğini, ancak karşı taraf ... A.Ş., sözleşmeye aykırı davranışlarda bulunduğunu, sevkiyatların zamanında ve
taahhüt edilen miktarda yapılmadığını, müvekkili şirketin, 8 Nisan 2025 tarihli yasal mektupta
sevkiyatların yetersizliği ve bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini belirttiğini, bu kapsamda
400.000 EUR’nun talep edileceğini ve sözleşmenin sonlandırılacağına ilişkin ihtarda bulunduğunu, sevkiyatların yetersizliği haricinde davalı şirketin sözleşmedeki standartlara uygun olmayan
Malzemeler gönderildiğine ilişkin şüphelerinin bulunduğunu bu nedenle gönderilen sevkiyatların
analiz ettirilmekte olduğunu 4000 ton metalin halen daha gönderilmediğini bildirerek sözleşmeye
aykırılık konusunda davalı şirket bir kez daha uyarıldığını, 5 Ağustos 2025 tarihinde ise yine müvekkilinin analiz raporlarının geldiğini, gönderilen malların
sözleşmede anlaşılan nitelikte olmadığı ve bu gönderimin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini
belirttiğini, yaşanan sözleşmeye aykırılıklar neticesinde müvekkili ve ... yetkilileri 19 Ağustos 2025
tarihinde İstanbul Havalimanı’nda toplantı yaparak sözleşmenin sona erdirilmesi, müvekkilinin
400.000 EURO’luk depozitosunun iadesine ilişkin görüşmeler yapıldığını, yeni görüşme tarihi olarak
26 Ağustos 2025 tarihi belirlendiğini, ancak....’nun yetkilileri 25 Ağustos tarihinde toplantıya katılamayacaklarını ve talep edilen depozitonun iadesini “finansal durumlarından” ötürü ödemeyeceklerini e-posta yolu ile bildirdiğini belirterek, sözleşme ve dekont kapsamında açıkça ispatlanan ve karşı taraf şirket tarafından da kabul edilen
400.000 EUR alacak karşılığında, karşı taraf şirketin taşınır ve taşınmaz malları
ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına, banka hesapları ve kiralık kasa hesapları da dahil olmak
üzere taşınır taşınmaz tüm malvarlığı üzerine öncelikle teminatsız; aksi durumda ise asgari düzeyde
teminatlı olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesi 02/10/2025 tarihli değişik iş kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı ve deliller incelendiğinde; talep dilekçesi, eki sözleşmeler, ihtarlar ve tüm sunulan deliller itibari ile, taraflar arasında tanzim olunan sözleşme uyarınca "....Tarafından Yapılan Avans Ödemenin İadesi" başlıklı madde düzenlemesi gereği talebe konu 400.000 Euro tutarındaki avans ödemesinin sözleşme sona ermesi ile birlikte iadesinin gerekeceğinin karar altına alındığı, bu kapsamda sözleşmenin sona erdiği hususunun ve talep eden tarafça dilekçe içeriğinde ileri sürülen sözleşmeye aykırılıklar ile ilgili iddiaların yargılamayı gerektirmesi nedeni ile yaklaşık ispat sağlanmadığından İİK.'nun 257/2. maddesi koşullarının borçlu yönünden gerçekleştiğine dair delil ibraz edilmediğinden talepte bulunanın koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine..." gerekçesiyle 2004 Sayılı İİK'nun 257. vd. Maddeleri gereğince koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin gönderdiği muhtıra ile dayanak belgelerin orijinallerinin sunulması için
taraflarına 5 gün süre verdiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin çevirilerinin ıslak imzalı
hallerinin gönderildiğini, akdedilen sözleşmenin müvekkili şirket tarafından güvenli e-imza ile imzalandığı
için mahkeme makamına 30/09/2025 tarihinde USB ile sözleşmelerin PDF versiyonunun sunulduğunu aynı
zamanda beyan dilekçeleri ile sözleşmedeki imzanın nasıl doğrulanacağının tarif edildiğini, müvekkili şirketin tüm dünya tarafından kullanılan Adobe programı üzerinden sözleşmeyi imzaladığını, beyan dilekçelerindeki adımlar takip edildiğinde imzaların geçerliliğine ilişkin doğrulama kolayca yapılabildiğini, her ne kadar beyan dilekçeleri sunulmuş olsa da gerekçeli kararda da görüleceği üzere
sözleşmelerin hiçbir şekilde incelenmediğini, gönderdikleri USB hakkında en ufak bir değerlendirme
dahi yapılmadığını, mahkemenin vermiş olduğu kararın somut olayla ilgisi olmayan bağlamdan kopuk ve hukuken hatalı olduğunu, sözleşme içeriğinin yanlış değerlendirildiğini, akdedilen sözleşmenin 2.sayfasındaki “Avans Ödemesi /Depozito” kısmı ödenen depozitonun,
sözleşmenin başlangıcında ... A.Ş.’nin her ay 200 MT tedarik yapma şartına bağlı olarak
müvekkili tarafından yatırılan bir bedel olduğunun belirtildiğini, ek olarak bu depozitonun son
faturadan düşüleceği; yetmediği durumda ise ... A.Ş.’nin müvekkiline eksik kalan bedelin
ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, taraflarınca sunulan yine güvenli elektronik imza ile doğrulanabilecek yasal mektuplar
incelendiğinde devamlı olarak ... A.Ş.’ye eksik sipariş gönderimi ve siparişlerin taahhüt edilen
özelliklerde olmaması nedeniyle ihtarlarda bulunulduğunu ve sözleşmenin feshedileceği bildirildiğini, dilekçeleri ekinde sunulan e-posta görüntüsü ile karşı tarafın toplantılara katılmadığı ve
depozito ödeyemeyeceğini finansal durumlarının kötü olduğunu belirttiğinin görüldüğünü, bu mail
ile karşı tarafın depozitonun ödenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, ikrar edildiğinin açıkça görüldüğünü, ilk derece mahkemesinin sözleşme sonunda depozitonun iade edileceği değerlendirmesi yalnızca
sözleşmenin her iki tarafının karşılıklı olarak yükümlülüklerini yerine getirdiği bir süreçte haklı
görülebileceğini, kaldı ki maddenin ikinci kısmında açıkça “Alıcı, avans ödemesini son faturadan
düşecektir.” şeklinde bir hüküm bulunduğunu, ... A.Ş.'nin, müvekkiline yeterli miktarda ürün
göndermediği gibi gönderdiği ürünler hakkında müvekkilinin diğer müşterileri
müvekkiline şikâyette bulunduğunu, böyle bir durumda sözleşmenin bir kısmının dikkate
alınarak salt müvekkili aleyhine hatalı yorumlanmasının hukuken kabul edilebilecek bir şey olmadığını, yaklaşık ispatın sağlandığını, uyuşmazlığın yargılama gerektiği değerlendirmesinin ise ihtiyati haciz kurumunun işlevini ortadan
kaldırdığını, ilk derece mahkemesinin aradaki uyuşmazlığın yargılama gerektirdiği sebebiyle yaklaşık ispatın
sağlanamadığı yönünde bir gerekçe ortaya koyarak taleplerini reddettiğini, bu gerekçenin kendi
içerisinde dahi birbiriyle çeliştiğini, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin "alacağın
varlığı hakkında kanaat edinmiş olması" nın yeterli olduğunu, mahkemenin "alacağın varlığına kanaat edinmiş
olmasından" anlaşılması gerekenin, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat
edilmesi olmadığını, müvekkilinin gönderdiği depozitoya ilişkin ödeme dekontu sunulduğunu, borçlunun banka hesabı
ve IBAN bilgisinin verildiğini, gönderilen yasal mektupların e-imza doğrulaması yapılabilir nitelikte olduğunu, tüm bunların yanında .... A.Ş.’nin yetkilisinin toplantıyı son dakika iptal ettiğini, finansal durumlardan
dolayı depozitoyu iade edemeyeceğini söyleyerek depozitonun iade edilmesi gerektiğini ikrar
ettiğini, aylardır eksik ve hatalı gönderen ... A.Ş. sözleşmeyi dilediği gibi sonlandırabilirken
müvekkilinin 400.000 EURO değerindeki depozitosunu kötü niyetli olarak iade etmediğini, bu bakımdan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin ortada olduğunu, karşı tarafın görüşmelerden kaçınması ve finansal durumun kötüye gittiğini belirtmesinin İİK m.257/2 koşullarının meydana geldiğini
ispatladığını, ihtiyati haciz kararı sonrasında talep eden tarafça icra
prosedürleri yerine getirilmediği takdirde verilen kararın ortadan kalktığını, müvekkilinin sözleşme gereği Almanya’da tahkim yargılamasına başvuracağını, ancak bu süreçte ... A.Ş.’nin
mal kaçırma yönünde bir adım atmasını önleyerek başvuracağı yargılamanın efektif olarak
ilerlemesini güvence altına almak istediğini, karşı tarafın bir anonim şirket olduğunu, taraflarınca menkul, gayrimenkul malları, banka hesapları dahil
olmak üzere tüm malları genelinde bir ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, menfaat dengesi
gözetilerek karşı tarafın gayrimenkul malları üzerine ihtiyati haciz konulması dahi mümkünken
hukuki yanılgıya düşerek müvekkilinin menfaatinin yok sayılmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, ilk
derece mahkemesinin sözleşmeyi baz alarak depozitonun varlığı noktasında kabule ilişkin kısmı
değerlendirmesi mevcutken yasal mektupların ve karşı tarafın e-mailinin yaklaşık ispat açısından yok
sayılmasının hukuken hatalı olduğunu, sonuç olarak müvekkilinin 400.000 EURO teminat ödediği, bu teminatın aylık 200 MT mal gönderimi
karşılığında yapıldığı, son mal gönderiminden mahsup edileceği eksik kalan bedelin ...
A.Ş. tarafından ivedilikle tamamlanacağı hüküm altına alınarak sözleşmenin sınırlarının çizildiğini, yasal mektuplar ile ... A.Ş.’nin eksik ve hatalı sipariş göndererek sözleşmeye aykırılık
teşkil ettiği, müvekkili tarafından 400.000 EURO’nun iadesi istendiğinin görüldüğünü, toplantı bilgi notu ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini ve bu kapsamda 400.000 EURO’nun iadesi gerektiğinin belirtildiğini, E-posta ekran görüntüsü ile ... A.Ş.’nin görüşmelerden kaçınarak, iadenin
yapılamayacağına ilişkin profesyonelliğe uymayan tavrının görüldüğünü, bu kapsamda müvekkilinin alacağına ilişkin yaklaşık ispatın yerine getirildiğini, borçlunun
görüşmelerden kaçınmasının müvekkilinin alacağını tahsil etmesi noktasında tehlike doğurduğunu, tahkim klozu kapsamında müvekkilinin Almanya’da tahkim sürecini
başlatacağını, tahkim yargılamasının etki doğurabilmesi için şu aşamada ihtiyati haciz kararının şart olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca; HMK'nun 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." kuralı nazara alınmıştır.
Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Mahkemece ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi üzerine karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 6. maddesinde yer alan, “taraflardan birinin, tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi, tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez” hükmünü, aynı kanunun 1. Maddesinde yer alan, “bu Kanunun 5 ve 6 ncı madde hükümleri, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır” hükmü de dikkate alınarak, taraflar arasında akdedilmiş bulunan tahkim anlaşmasının varlığına rağmen Türk mahkemelerinin ihtiyati tedbir kararı verecek şekilde yorumlanması gerekmektedir. Zira, MTK’nın 6. maddesindeki bu hüküm, mahiyeti itibariyle ihtiyati tedbirin tahkim yargılamasının dışında kalan bir husus olduğunu ve tahkim anlaşmasının varlığının ihtiyati tedbir talep edilmesine engel teşkil etmeyeceğini ortaya koymaktadır.
Varılan bu sonuca göre, tahkim anlaşmasının varlığına rağmen yabancılık unsuru içeren bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Türk Mahkemelerinden ihtiyati tedbir istenebileceği gibi Türk mahkemelerinden verilen ihtiyati tedbire ilişkin kararlara yapılan itiraza da, tahkimde dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın, Türk Mahkemelerinde bakılabilecektir.(bkz. Yargıtay 6. HD.;: 12/10/2022 tarih, 2022/3529 E., 2022/4699 K. Sayılı kararı)
Bu kapsamda Dairemizin ihtiyati haciz isteminin reddi kararına bakmasına engel bulunmadığı değerlendirilerek esastan incelemeye geçilmiştir.
Taraflar arasında 12/07/2023
tarihinde “Geri Dönüştürülmüş Alüminyum Tedarik Sözleşmesi” imzalandığı, sözleşmenin Avans Ödemesi/Depozito: madde kenar başlığında;
"Alıcı, Satıcı'ya minimum 200MT/Ay tedarik için teminat olarak 400.000 € peşinatı önceden yatıracaktır.Satıcı, en geç bu Sözleşmenin imzalanmasını takip eden iki hafta içinde depozito faturasını yollayacaktır.Alıcı'nın avans ödemesini artırması durumunda, aylık minimum mevcut Malzeme Miktarı benzer şekilde artırılacaktır.
Alıcı, avans ödemesini son faturadan düşecektir.Bu mashup Alıcı'ya yapılan avans ödemesini karşılamaya yetmezse, Satıcı bu miktarı Alıcı'ya derhal ödemeyi kabul eder" düzenlemesi yer almaktadır.
İİK'nın 257.m. “(1)Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.(2)Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, 2- Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” hükmünü,
İİK 258.m. ise “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.” hükmünü haizdir.
Somut olayda; ihtiyati haciz talep eden tarafça iddiasının yaklaşık ispatına yönelik sözleşme, dekont sureti, mail yazışmaları gibi belgeler sunulmuş olmakla ve de ihtiyati haciz talep eden alıcının satıcıya bahsi geçen 400.000 € peşinatı yatırdığı hususunda da yaklaşık ispat gerçekleşmekle birlikte, ilk derece mahkemesi karar tarihi itibari ile sözleşmenin sona erdiği hususu ile ileri sürülen sözleşmeye aykırılıklar ile sözleşmede geçen "Alıcı, avans ödemesini son faturadan düşecektir.Bu mashup Alıcı'ya yapılan avans ödemesini karşılamaya yetmezse, Satıcı bu miktarı Alıcı'ya derhal ödemeyi kabul eder" hükümlerinin yerine gelip gelmediğinin ve dolayısıyla iadesi talep edilebilir miktarın da bu aşamada belirli olmadığı gibi, bu kapsamda yargılamayı gerektirdiği, ek 7 belirtili e-posta içeriğinin de bu sonucu değiştirmediği değerlendirilmekle bu aşamada talep eden tarafın iddiasının yaklaşık olarak ispatı koşulunun sağlanmaması nedenleriyle ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, neticeten ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş Esas ...D.İş Karar sayılı dosyasında verilen 02/10/2025 tarihli değişik iş kararına karşı ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.04/12/2025