İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit
Mahkememize açılan davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda;
TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın otomotiv sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ...Firması ile arasında bulunan ticari ilişki gereği müvekkili tarafından keşide edilen ... Şubesine ait 392.195,40 TL tutarlı, ... seri numaralı çekin müvekkili şirket tarafından ...'e gönderilmek üzere ... firmasına teslim edildiğini, ... yetkilisinin haber vermesi üzerine, taraflarına ulaşan kargo poşetlerinden çeklerin çıkmadığını, kargoların açılarak içindeki zarflardan çeklerin çalınmış olduğu ve kargo poşetlerinin beyaz bantla kapatıldığının öğrenildiğini, müvekkili şirkete ait çekler kargoda hırsızlanmak suretiyle kayıp edildiğini, müvekkilinin tek bu çeki değil dava dışı 2 adet çeki daha aynı tarihte ... firması yedinde iken taşıma sırasında çalındığını, müvekkilinin tüm araştırmalarına rağmen çeklerin bulunamadığını ve kötü niyetli kişiler tarafından hırsızlanarak ele geçirildiğinin anlaşıldığını, çeklerin çalındığının anlaşılması üzerine 06.01.2026 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde taraflarınca şikayette bulunulduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...numaralı dosyası üzerinden devam eden soruşturma kapsamında çalınan çeklere ilişkin ödeme yasağı konularak bankalara bildirimde bulunulduğunu, çekin arka yüzünde yer alan imzanın lehtara ait olmadığını, davalının, ... Şirketi ve ... arasında gerçek bir ticari ilişki bulunmamakta olduğunu, bu kişilerin çeki hukuka aykırı yollara ele geçirdiğini, davalı ... Şirketinin çeki takibe yetkili olmadığını, çek bedeli ile fatura arasında uyumsuzluk bulunmakta olduğunu, davalı tam faktöring firmasının iyi niyetli olmadığını, müvekkilinin, çek bedelini lehtara (...) ödemiş olup mükerrer yere başlatılan takipten dolayı borcu bulunmamakta olduğunu, çekte karşılıksızıdır işlemi yapılmadığından ve çek karşılıksız olmadığından müvekkilinin çek tazminatından sorumluluğu bulunmamakta olduğunu belirterek İİK 72/3 hükmü uyarınca icra veznesine giren ve/veya girecek olan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin davalılara, ... şubesine ait 392.195,40 TL tutarlı, ... seri numaralı 28.02.2026 tarihli çeke dair borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin ... 8. İcra müdürlüğünün ... e. sayılı takibe dair alacaklı tarafa borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin mezkur dosyalardan ve mezkur çekten borçlu olmadığının tespiti halinde çekin ve ... 8. İcra müdürlüğünün ...E. sayılı icra dosyasının iptaline karar verilmesini, yargılama sırasında çekin ödenmesi halinde istirdadı ile kötüniyetli davalılardan tahsiline, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak açılan icra takibi nedeniyle %20 den az olmamak üzere ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalarak davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekil ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Eldeki dava, menfi tespit davasıdır.
09/12/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5'inci maddesinden, sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre;
Madde 5/A-(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Yine 7155 sayılı kanunun 22. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3'ncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen "Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır." cümlesi ile arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur.
Yine 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Kanunun Dördüncü bölümünden sonra gelmek üzere; "Dava şartı olarak Arabuluculuk" başlığıyla eklenen Beşinci Bölüm ve maddeye göre;
"Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 18/A-(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. Maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. (İstanbul 13 BAM Hukuk Dairesi 15/12/2020 tarih, ... E.-... K. sayılı kararı, İstanbul 16 BAM Hukuk Dairesi 22/04/2024 tarih, ... E.-... K. sayılı kararı,)
İstanbul Bam 44.Hukuk Dairesinin... E., ... K. Sayılı ilamında "Her ne kadar davacı yanca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğu görülmüş ise de; kanunun salt arabuluculuğa başvuruyu yeterli görmeyip, sürecin de arabuluculuğa uygun şekilde tamamlanma şartını aradığı, tarafların anlaşıp anlaşamadığının henüz belirli olmadığı bir dönemde eldeki davanın açıldığı, açıklanan tüm bu nedenlerle Mahkemece davanın usûlden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile dava açılmadan salt arabulucuğa başvurmanın yeterli olmayıp sürecin arabulucuğa uygun şekilde tamamlanması gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dilekçesinde yer almadığı, davacı vekilinin, 10/03/2026 tarihli dilekçe ile arabuluculuk başvuru formunu sunduğu görülmüştür.
Davacı 09/03/2026 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapmış, aynı tarihde de iş bu davayı açmış, arabuluculuk son tutanağı ise henüz düzenlenmemiştir. Arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlenmeden ve tarafların anlaşıp anlaşamadığının belli olmadığı bir dönemde zorunlu arabuluculuk süreci tüketilmeden eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1-TTK'nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine,
2-Alınması gereken 732 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 7.622,41 TL harcın mahsubu ile artan 6.890,41 TL harcın ve 1.206 TL ihtiyati tedbir talep harcının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafın yatırdığı gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize gönderilecek veya sunulacak dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.10/03/2026