ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/294 Esas - 2025/793
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR NO: 2025/793
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI:....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI: ....
VEKİLİ: Av. ....
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, ....San. Tic. Ltd. Şti. İle .... Noterliği’nin 14.09.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı .... ile bilahare imzalanan .... Noterliği’nin 18.03.2013 tarih ve .... sayılı düzenleme şeklinde ek sözleşme yaparak .... parsel için kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmeye göre inşaatın .... Blok üzerinden yapılacak ve müvekkiline ....daire isabet edeceğini, sözleşmeye göre işin süresi imar plan tadilatı ve inşaat yapım ruhsatı için 10 ay, taşınmazları teslimi için 36 ay olmak üzere toplam 46 ay süreli sözleşme imzalandığını, yüklenici firma süresinde inşaat faaliyetine başlayamadığını, Bunun üzerine taraflarınca .... E. Sayılı dosyasından sözleşmenin feshi davası açıldığını, İlk derece ve Yargıtay aşamasında sözleşmenin feshine karar verilmiş ancak karar düzeltme aşamasında yüklenicinin haklı olduğuna ve davanın reddine karar verildiğini, davalının kusuru sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararların tazmini için her üç kalem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, kira bedelinden kaynaklı zararlar için 1.000 TL, daire kaybından kaynaklı zararlar için 1.000 TL ve haksız işgalden kaynaklı zararlar için 1.000 TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik toplam 3.000 TL nin taraflarına ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından idareye ait hattın taşınmazın altından geçtiğine dair bir hukuki şerh veya beyanın bulunmadığı, davacının arsayı hukuki ayıpla teslim ettiğinin iddia edildiği, anılan sebeple yüklenici firma ile davacı arasında sözleşmenin feshine dair yargılamanın meydana geldiğini, söz konusu davada deplase işlemi yapılmadan inşaata başlanılmasının mümkün olmadığına dair karar verilerek sözleşmenin feshi talebinin reddedildiğini, bunun üzerine yargılama devam ederken yeniden kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanarak ....daire yerine .... daire üzerinden anlaşma sağlandığını, idarenin makul sürede hattı deplase etmemiş olması sebebiyle ....dairenin de kira bedelinden mahrum kalındığı iddiasıyla mahrum kalınan parasal haklar yönünden maddi tazminat talep edildiğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinin içeriğinden 2013 yılının ortalarından bu yana taşınmazın altından idareye ait hattın geçtiğinin davacı tarafından bilindiği anlaşıldığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
-Sözleşme, belediye cevabi yazıları,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava davacıya ait taşınmazda bulunan davalıya ait su borularının deplase edilmemesi nedeniyle Hizmet kusuru meydana geldiğini, davacının uğramış olduğu zararın giderilmesi talebine ilişkindir.
Dava şartları 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca açılan davada davaya devam edilebilmesi için öncelikle mahkemeye ilişkin dava şartları bulunmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca; mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davayı usulden reddeder.
2560 sayılı.... Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Görev ve yetkiler" başlıklı 2. maddesinde; ...'nin görev ve yetkileri sayılmıştır. Buna göre;
"...'nin görev ve yetkileri şunlardır:
a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,
b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılmasıiçin abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,
c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularlave endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak,
d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak,
e) Her türlü taşınır ve taşınmaz malı satın almak, kiralamak, ekonomik değeri kalmamış araç ve gereçleri satmak, ...'nin hizmetleriyle ilgili tesisleri doğrudan doğruya yahut diğer kamu veya özel kuruluşlarla ortak olarak kurmak ve işletmek, bu maksatla kurulmuş veya kurulmakta olan tesislere iştirak etmek,
f) Kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanmahakları tesis etmek." şeklinde düzenlenmiştir.
Yine 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun "Para borcu ve teminat için takip" başlıklı 42. maddesinin üçüncü fıkrası ;"(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/8 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/8 md.) İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz." şeklinde düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/b maddesi ile; “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalar", idari davalar arasında sayılmıştır.
Benzer uyuşmazlıkla ilgili Uyuşmazlık Mahkemesinin 05.02.2024 tarih ve.... sayılı ilamında "Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır."
... 16.10.2018 tarihli ve..... sayılı kararında, özetle; "... tarafından yapılan yol ve kaldırım çalışmaları sırasında davacı özel hukuk tüzel kişisinin kablo tesislerine zarar verildiğinden bahisle açılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının 2004 sayılı Kanun'un 42. ve geçici 13. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmadığına ve bu uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine" hükmetmiştir.
Somut olayda davacı yan, konut inşası amacıyla yapılan temel kazısında davalı idareye ait ... ölçüsünde boru bulunması sebebiyle inşaatın uzaması sonucu kira bedelinden kaynaklı zararlar için 1.000 TL, daire kaybından kaynaklı zararlar için 1.000 TL ve haksız işgalden kaynaklı zararlar için 1.000 TL zarardan davalı idarenin sorumlu olduğunu,zararların tespiti ile tahsiline karar verilmesinin talep etmiştir.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz .... (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın haksız fiil nedeniyle tazminat davasına konu edilmesi hukuken mümkün değildir.
Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin 05.02.2024 tarih ve .... sayılı ilamı da bu yönde olup, davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmamasına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Bu karar nedeniyle alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 60,80 TL vekalet tasdik harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. ....'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/12/2025