İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik verilen hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı; Banka ile davalı arasında Ticari Kredi Çerçeve sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından kullanılan kredinin geri ödeme tarihi gelmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Ankara Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2023/66790 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı; davacı tarafından başlatılan icra takibinin mükerrer olmadığının tespiti sonrasında Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin 2023/66790 Esas sayılı icra dosyasına sunulan 21/10/2024 tarihli dilekçe ile itirazını geri alarak dosyasının kesinleştirilmesini talep ettiğini, icra dairesi tarafından talebinin kabulüne karar verilerek yargılama konusu icra dosyasının kesinleştirildiğini, davacı tarafından açılan davanın icra dosyası kesinleştikten sonra açıldığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunmuş davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; dava açıldıktan ancak ön inceleme duruşmasından önce borcun ödendiği, davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğunun anlaşıldığı, HMK 331 maddesi gereğince davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücret takdiri ile zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle; " Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davalı adli yardım talepli istinaf dilekçesinde özetle; davacı banka tarafından mükerrer takip yapıldığını sanarak işbu davaya dayanak takibe itiraz ettiğini, sonrasında takibin bir başka borçla ilgili olduğunu öğrenerek 21/10/2024 tarihli dilekçeyle itirazını geri çekerek takibin kesinleştirilmesi yönünden müdürlükten talepte bulunduğunu, eldeki davanın ise bir gün sonra 22/10/2024 tarihinde yani takip kesinleşmiş iken açıldığını, dava tarihinde kesinleşmiş bir takip varken elde ki davanın açılmasına gerek bulunmadığını, kararın aleyhine harç, gider ve vekalet ücreti içerip hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı tarafından istinaf dilekçesi ekinde sunulan belgeler kapsamından, yasal koşulların bulunduğu görülmekle davalının adli yardım talebi yerinde görülerek talebin kabulü gerekmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, ticari kredi çerçeve sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Somut olayda; davalı, davacı banka tarafından mükerrer takip yapıldığını sanarak işbu davaya dayanak takibe itiraz ettiğini, banka ile görüşmesi sonrasında takibin bir başka borçla ilgili olduğunu öğrenerek 21/10/2024 tarihli dilekçesiyle itirazını geri çekerek takibin kesinleştirilmesi için icra müdürlüğünden talepte bulunduğunu, eldeki davanın ise bir gün sonra 22/10/2024 tarihinde yani takip kesinleşmiş iken açıldığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürmektedir. Mahkemece, dava açıldıktan sonra borcun ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığından bahisle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik yazılı olduğu üzere karar verilmiş, dava açılmasına sebebiyet veren davalının ise yargılama harçları, giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekirse Hukuki yarar ise dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
Dosya kapsamında mevcut belgelere göre; davalı borçlunun, yasal süresinde açıldığı anlaşılan eldeki davanın dayanağı olan Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin 2023/66790 Esas sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrine yine yasal süresinde itiraz ederek takibi durdurduğu, ancak hemen akabinde Antalya Banka Alacakları İcra Dairesine ibraz ettiği 21/10/2024 tarihli dilekçesi kapsamında takibe itirazını geri çektiğini belirterek takibin kesinleştirilmesini talep ettiği, bu dilekçenin sağ üst köşesinde "..." sicil nosu ile imzası ve elle 21/10/2024 tarihinin yazılı olduğu, UYAP sisteminden Dairemizce yapılan incelemede, bu dilekçenin, belirtilen talimat icra müdürlüğünce aynı gün işlem tesisi için asıl icra dairesine üst yazı ile UYAP üzerinden gönderilmesinin sağlandığı ve takibin 21/10/2024 tarihinde asıl yer icra müdürlüğünce kesinleştirildiği, elde ki davanın ise bir gün sonra 22/10/2024 tarihinde açıldığı Tevzi Formu kapsamından açıkça anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının dava tarihi itibarıyla hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek borcun ödendiğinden bahisle yazılı şekilde ve davalının, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinden sorumluluğuna gidilerek hüküm kurulması isabetsiz olup açıkça usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının hukuki yarar dava şartı yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı tarafın adli yardım talebinin kabulü ile davalının Adli Yardımdan Yararlandırılmasına,

2-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nun 353/(1)b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,

3-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2025
tarih ve 2024/752 Esas 2025/116 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
B)1-Davanın, hukuki yarar dava şartı yönünden REDDİNE,

2-Alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin alınan 1.132,50 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 517,10 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
C)1-İstinafa başvuran davalının adli yardım talebi kabul edilmiş olmakla harç alınmasına yer olmadığına,

2-İstinafa başvuran davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 05/12/2025

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -