İHTİYATİ HACİZ

TALEP EDEN: ...

İSTİNAF EDEN

İhtiyati Haciz

İhtiyati haciz talep eden tarafından, karşı taraf aleyhine, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş Esas sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talep edilmesi üzerine ihtiyati hacze itirazla ilgili 17/12/2025 tarihinde tesis edilen ek karara karşı, karşı tarafın istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; taraflar arasında 16.06.2011 tarihli her ne kadar intifa hakkı sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ise de, taşınmazın emanet olarak devredildiğini ve geri iadesini ve vadesini düzenleyen bir yazılı inanç sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında Konya İli, Meram İlçesi, ... Mah ... ada, ... parselde bulunan 81,94 yüz ölçümlü taşınmazın davalıya emanet olarak devredildiğini, karşı tarafın 16.06.2025 tarihinden önce taşınmazı tekrar müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiğini, sözleşme ile birlikte müvekkiline 1,000,00 USD bedelli senet verdiğini, devir tarihi olarak en son tarihin 16/06/2025 olarak belirlendiğini, belirlenen kesin vadeden önce emanet olarak aldığı tapuyu devretmediği gibi, müvekkilinin tüm haklı taleplerine rağmen ifası kapsamında olan tapu devir borcunu yerine getirmediğini, karşı taraf borcunu yerine getirmediği gibi borcun kaynağı olan protokole bağlı bono aslını 13/11/2025 günü, borçlusu bulunduğu senet ve protokolle ilgili görüşmek üzere geldiğini, senet aslının gösterildiği esnada, ani bir hareketle senedi kapması üzerine senedi yırtıp, parçaladığını ve ağzında çiğneyerek yok etmek suretiyle gasp ettiğini, yapılan ihbar ve şikayet üzerine Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Esas sayılı dosyasından soruşturma başlatıldığını, sözleşmede açıkça, emanet olarak devir verilen tapunun geri verilmemesi ve sözleşmeye aykırı hareket edilmesi halinde 1.000.000 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını ve bono verildiğini, karşı tarafın sözleşmeye aykırı hareket etmek suretiyle tapuyu devir etmediği gibi, sözleşmenin hüküm ve sonuçlarının kurtulmak maksadı ile müessir fiil sonucu, protokolle bağlı senedi gasp ettiğini, parçaladığını, borcun vadesinin sözleşme ile kesin olarak belirlendiğini, müvekkilinin alacağı taraflar arasında imzalanan 16/06/2011 tarihli belge ile sabit olduğunu beyan ederek 1,000,000,00 USD alacağın 24/11/2025 tarihli Merkez Bankası Efektif Satış kuru olan 42,507 karşılığı 42,507,000,00 TL alacağın tahsili için borçlunun taşınır, taşınmaz mallarıyla, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince; "...Yukarıda yazılı bonoya ve 16/06/2011 tarihli intifa hakkı sözleşmesine bağlı borcun vadesinde ödenmediği gibi, alacağın rehinle de teminat altına alınmamış olduğu anlaşıldığından, işin aciliyetine binaen dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, İİK'nın 257 vd. maddeleri gereğince, alacaklının ileride ihtiyati hacizde haksız çıkması halinde, karşı taraf olan borçlu ile 3. kişilerin bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması ve alacağın % 15'i kadar teminatı yatırması kaydıyla, borçlunun gerek elindeki gerekse üçüncü kişilerdeki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının, yukarıda yazılı alacağa yetecek kadar kısımlarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.

Karşı taraf vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1998 yılından beri dava konusu yapılan belgede geçen taşınmazda sarraflık yaptığını, müvekkilinin faaliyete başladığı tarihten taşınmazı satın aldığı 17.06.2011 tarihine kadar kiracı konumunda olduğunu, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçtikten yaklaşık 1 sonra davacının taşınmazı satışa çıkardığını, davacının taşınmazı satın alması için müvekkiline teklifte bulunduğunu, müvekkilinin taşınmazı satın almaya karar verdiğini, taşınmazın satış bedelinin büyük bir bölümünü ödediğini, kalan borcu için de davacıya yaklaşık 600.000,00 TL tutarında bono düzenleyerek verdiğini ve taşınmazın mülkiyetini edindiğini, müvekkilinin, sözkonusu bonoları davacıya ödediğini, taraflar arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisi kalmadığını, başvurucu tarafın dayanak olarak sunduğu 16.06.2021 tarihli intifa hakkı sözleşmesi isimli belge ile bono suretindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, dava konusu taşınmazın, taraflar arasında intifa hakkına değil satım sözleşmesine konu edildiğini ve müvekkilinin de taşınmazı satın aldığını, davacının Konya ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında taşınmazı müvekkiline sattığını açıkça beyan ve ikrar ettiğini, taraflar arasındaki alacak-verecek ilişkisinin borcun tamamen ödenmesiyle tasfiye edildiğini, ayrıca bahsi geçen sözleşme nedeniyle başvurucu tarafça Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden tapu iptal ve tescil davası da açıldığını, bu durumda başvurucu tarafça sunulan şarta bağlı belgeye karşı hem tapu iptal ve tescil davası açılması hem de cezai şart olarak kararlaştırıldığı iddia edilen bonoda yer alan bedelin talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun düşmediğini ve ihtiyati haczin koşullarını sağlamamakta olduğunu beyan ederek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Somut olayda; İhtiyati hacze itiraz eden taraf, ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını, sunulan belgelerin ihtiyati haciz için yeterli olmadığını beyan ederek, ihtiyati hacze itiraz etmiş ise de;

İhtiyati haciz isteyen tarafın sunduğu bono ve 16/06/2011 tarihli intifa sözleşmesine bağlı borcun süresinde ödenmediği gibi rehinle de teminat altına alınmadığı, tedbire itiraz eden tarafın bono ve sözleşmedeki imzalara inkarının ve söz konusu sözleşmenin intifa sözleşmesi değil, satış sözleşmesi olduğu yönündeki itirazlarının da, yasada yazılı ihtiyati hacze itiraz sebepleri içerisinde yer almadığı ve ihtiyati hacze itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılarak, murafaa duruşmasında ihtiyati hacze itiraz reddedilmiştir.

Murafaa duruşmasındaki ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin kısa kararın gerekçesini oluşturmak üzere işbu gerekçeli karar hazırlanmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.

Karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1998 yılından beri dava konusu yapılan belgede geçen taşınmazda sarraflık yaptığını, müvekkilinin faaliyete başladığı tarihten taşınmazı satın aldığı 17.06.2011 tarihine kadar kiracı konumunda olduğunu, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçtikten yaklaşık 1 sonra davacının taşınmazı satışa çıkardığını, davacının taşınmazı satın alması için müvekkiline teklifte bulunduğunu, müvekkilinin taşınmazı satın almaya karar verdiğini, taşınmazın satış bedelinin büyük bir bölümünü ödediğini, kalan borcu için de davacıya yaklaşık 600.000,00 TL tutarında bono düzenleyerek verdiğini ve taşınmazın mülkiyetini edindiğini, müvekkilinin, sözkonusu bonoları davacıya ödediğini, taraflar arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisi kalmadığını, başvurucu tarafın dayanak olarak sunduğu 16.06.2021 tarihli intifa hakkı sözleşmesi isimli belge ile bono suretindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, dava konusu taşınmazın, taraflar arasında intifa hakkına değil satım sözleşmesine konu edildiğini ve müvekkilinin de taşınmazı satın aldığını, davacının Konya ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında taşınmazı müvekkiline sattığını açıkça beyan ve ikrar ettiğini, taraflar arasındaki alacak-verecek ilişkisinin borcun tamamen ödenmesiyle tasfiye edildiğini, ayrıca bahsi geçen sözleşme nedeniyle başvurucu tarafça Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden tapu iptal ve tescil davası da açıldığını, bu durumda başvurucu tarafça sunulan şarta bağlı belgeye karşı hem tapu iptal ve tescil davası açılması hem de cezai şart olarak kararlaştırıldığı iddia edilen bonoda yer alan bedelin talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun düşmediğini ve ihtiyati haczin koşullarını sağlamamakta olduğunu, taraflar arasında herhangi ticari bir ilişki bulunmadığını, sadece taşınmaz alım satımı gerçekleştiğini, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Talep, ihtiyati haciz kararına itiraz üzerine verilen itirazın reddi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde ''Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.'' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Yasa'nın 258/1 madde ve fıkrasında ise; "İhtiyati hacze 50nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.'' hükmü yer almaktadır.
İİK'nın 265. maddesinde “ Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz. '' hükümleri düzenlenmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; ihtiyati haciz talep eden tarafından sunulan belgeler dikkate alındığında ihtiyati haciz talebinin kabulü için İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve 258. maddelerinde belirtilen koşullarının oluştuğu, mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ihtiyati hacze itiraz eden karşı taraf tarafından ileri sürülen itirazların İcra ve İflas Kanunu’nun 265 inci maddesinde sınırlı olarak sayılan itiraz sebepleri arasında yer almadığı, bu itirazların menfi tespit davasının konusu olabileceği, somut olayda görevli mahkemenin de Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu bu nedenle mahkemece ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından karşı tarafın istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Karşı tarafın istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

4-İstinafa başvuran karşı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

6- Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/03/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.